" 105. Siz ey imana ermiş olanlar! Siz [yalnız] kendinizden sorumlusunuz: Sapkınlığa düşenler, eğer doğru yolda iseniz, size hiçbir zarar veremezler. Hepinizin dönüşü Allah\a olacaktır: Ve o zaman Allah, size [hayatta] yapmış olduğunuz her şeyi bildirecektir. " ( Mâide - 105.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
KULLUK İÇİN GAYRETLİ OLMAK ( 15.7.2010 )

KULLUK İÇİN GAYRETLİ OLMAK

-Âlimler derler ki, yedi şey var ki, yedi iyilik hazinesi sayılır.

1- İbadette ihlâs

“Hâlbuki onlara, dini yalnız Allah’a has kılarak (ihlâs ile) ve hanifler olarak kulluk etmeleri, namaz kılmaları, zekât vermeleri emrolunmuştu. Sağlam dinde budur” Beyine-5

 2- Ana ve babaya iyilik

“&Oum...

FİTNE – MÜNAFIK – FASIK - NİFAK ( 12.7.2010 )

FİTNE – MÜNAFIK – FASIK - NİFAK

FİTNE

Sözlükte “denemek, imtihan etmek, yakınmak, bir şeyden çok hoşlanmak, görüş ayrılığı, kargaşa, delilik, dalalet, sapıtmak, şaşırtmak, aldatmak, şiddet, işkence, öldürmek, bela, musibet, kötülük, mihnet” anlamlarına gelir. Çoğulu fitnedir.

Bu kelime Türk diline de girmiş ve azdırma, baştan &...

İSLAMDA RİYA ( 8.7.2010 )

İSLAM’DA RİYA

Özü sözü bir olmamak. İnandığı gibi hareket etmeyiş. İki yüzlülük etmek. Gösteriş için yapılan hareket. Dini bir kavram olarak, sırf Allah rızası için yapılması gereken ibadetleri ve güzel davranışları kendini beğendirmek ve insanlara göstermek amacıyla yapmak demektir. Riya, yapılan ibadet ve güzel amellerin sevabını ortadan kaldırır. Riyanın iki sebebi vardır: İmandaki zayıflık,...

HÜMEZE VE LÜMEZE ( 4.7.2010 )

HÜMEZE VE LÜMEZE

1. Vay haline her Hümeze ve lümeze’nin,
(Yani insanları arkadan çekiştiren, küçük düşüren, kaş göz hareketleriyle eğlenenlerin!)
2.Böylesi mal yığar ve onu sayar durur.
(Bu ayetten anlaşılıyor ki, o kişinin alaycı tavrı, servet sahibi olmasından ileri gelmektedir. Mal yığma, bir de onu tek tek sayıp öğünme her ikisi de mala perestiş etme ve fakat bu malı ken...

KANAAT ( 30.6.2010 )

KANAAT

Verilen razı olmak anlamına gelen kanaat, dini bir kavram olarak kişinin elinde bulunanla yetinmesi, dünya nimetlerinden kısmetine düşene razı olmak demektir. Aç gözlü olmayıp, hırs göstermemek. Kısmetinden fazlasına göz dikmemek. Helal ile yetinip haramı istememek. Az şeyi de olsa kısmetine razı olmak. Kuran’da insanlar dünya hayatının süs ve cazibesine aldanarak ahreti unutmamaları için uyarılmış, d&...

ŞERİAT, TARİKAT, HAKİKAT, MARİFET ( 27.6.2010 )

ŞERİAT

Allah’ın emri; ayet, hadis, icma-i ümmet ve kıyas-ı fukuha esaslarına dayanan din kaideleridir. Şeriat insan hayatını tanzim eden dini değerlerdir ve bu değerlerin vazı’ı(emir ve yasaklar) ve kaynağı Allah Teâlâ’dır.

”Her birinize bir şeriat ve bir yol verdik” Maide-48 Şeriat din yolunu, Allahın değişmeyen kanunu takip etmektir.

 “Allah’ın öteden beri s...

İSLAM'DA YAKİN ( 23.6.2010 )

İSLAM'DA YAKİN

Kesin ve şüphesiz bilgi demektir. Yakin, ilmin sıfatı olup kesinliğe ulaşmış, kendisinde hiç şüphe bulunmayan, vakıaya uygun ilim anlamına gelir. Akıl ve naklin, nazar ve haberin ifade ettiği, gerçeği yansıtan, içinde yalan bulunmayan, kesin olan bilgiye İlmel yakin denir. Mesela ayet ve sahih hadislerde ahret ahvali ile ilgili verilen bilgiler ilmel yakın bilgileridir. İnsan dünya da...

UZLET ( 20.6.2010 )

UZLET

Sözlükte”ayrılmak, bir köşeye çekilmek” anlamına gelen uzlet, tasavvufta, günaha girmemek ve daha çok ibadet etmek gayesiyle toplumdan ayrılıp ıssız ve kimsesiz yerlere çekilmek, tek başına yaşamak demektir. Buna Halvet, inziva,  adı da verilir. Esasen uzlet, kötü ahlaktan ayrılmak içindir. Vatani değil, sıfatları değiştirmektir. Kur’anda uzleti anlatan ayetlerden b...

FAKR (FAKİR) ( 18.6.2010 )

FAKR (FAKİR) 

Sözlükte “kırmak, delmek, kazmak” anlamına gelen fakr kelimesi, tasavvuf terimi olarak kişinin zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabileceği imkânının bulunmaması veya kendisinin her an Allah’a muhtaç olduğunu bilmesi demektir. Kuran’da yer alan fakirlikle ilgili kelimeler maddi veya manevi ihtiyaç anlamında kullanılmaktadır. Manevi anlamda zengin olan yalnız Allah’tır ve bütün i...

İSLAM'DA ZÜHT ( 15.6.2010 )

İSLAM'DA ZÜHT

Sözlükte “ilgisiz davranmak, yüz çevirmek, rağbet etmemek” anlamına gelen züht, tasavvufta, ahrete yönelmek, dünyaya doludizgin dalmamak; elde mevcut bulunsa bile gönülde mal ve mülk sevgisine yer vermemektir.

Züht, dünyayı tamamen terk edip çalışmayı bırakmak, dünya lezzetlerine sırt çevirip, kuru ekmek yiyerek, aba giymek değil, le...

Sayfalar : [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46]