" 9. Yoksa onlar, kudret ve lütuf sahibi olan Rabbinin rahmet hazinelerine sahip [olduklarını mı zanneder]ler? " ( Sâd - 9.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
İSLAM'DA VERA ( 26.4.2010 )

İSLAM'DA VERA

Ağızdan kalbe giren ve çıkanın Allah ve Resulü’nün arzu ettiği şeyler olmasına dikkat etmektir.

Helal yemek ve insanlara hizmet etmek, olarak da tarif edilmiştir.

Vera, mahsurları terk etmek, şüpheli görülen şeylerden kaçmak, her an nefis muhasebesinde bulunmaktır.

Sehl b. Abdullah, vera’ın kalpleri tasfiye, lisanı muhafaza, bütün işlerde malayaniyi terk...

İSLAM'DA SIDK (Doğruluk) ( 22.4.2010 )

İSLAM'DA SIDK (Doğruluk)

Doğru olmayı ve doğru kimselerle beraber bulunmayı emreden ayetlerin bir kısmı

1-Ey iman edenler! Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun” (Tevbe 23)

2-“Onlara düşen itaat etmek, tatlı dil kullanmaktır. Fakat iş ciddileşip karar verilince, onlar Allah’a sadık kalsalardı, kendile...

MURAKEBE [NEFSİN HESABA ÇEKİLMESİ] ( 19.4.2010 )

MURAKEBE [NEFSİN HESABA ÇEKİLMESİ]

Kötülüklerden kalbini korumak için, kişinin nefsini kontrol altında bulundurmasıdır. Allah’ü Tealanın her şeye kadir olduğunu yakinen bilmek manasına da gelir. Gerçek murakabe, Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etme alışkanlığını elde etmeye çalışmaktır.  

Murakabe anında kişi bütün dikkatini teksif ederek, Allah’a te...

NEFİS HALLERİ ( 16.4.2010 )

NEFSİ EMMARE

Hiçbir işe yaramayan bir nefistir. Kâfirler, müşrikler, münafıklar ve fasıkların nefisleridir. Nefsi-emmarenin elinden kurtulmak için iman şarttır. İmansız ve inançsız insanların kulağına nasihat gitmez. Nefsi emmare sahibi olan kimseler de Küfür, Şirk, Gaflet, Cehalet, Günahlara dalmak, Kibir, Hırs, Cimrilik (Buhl), Haset, Kin, Şehvet gibi haller bulunur. Nefsi Emmare sahibi rüyası...

MAKÂM VE MAKAMAT HALLERİ ( 3.4.2010 )

MAKÂM VE MAKAMAT HALLERİ

Sözlükte “ayakların bastığı yer, oturulan yer, menzil, merhale, konak” anlamlarına gelen makam kelimesi tasavvufta, kulun tekrar etmek suretiyle kazandığı ve kendisinde özellik haline getirdiği edepler ve ahlâk veya kulun riyazet ve mücahede ile ulaştığı derece demektir. Haller, Allah vergisi (Vehbi) iken, makamlar kulun çalışması ile (kesbi)dir. Hal geçicidir, makam is...

SAMED-ULUHİYET-PUT ( 29.3.2010 )

SAMED

Müşrikler her bir ihtiyaç için faklı derecede Samed’ler düşünür. Tam manasıyla samad’iyet Ahad olan Allah cc. mahsustur.

Bir şeye yönelmek, azmetmek, birine güvenmek, adaletle hükmetmek, mutedil ve doğru olmak anlamındaki “s-m-d” kökünden gelen samed, bir toplumun önde geleni, en şerefli ve şanı en yüce olanı, iş ve ihtiyaç konusun...

FERGAP-DİN ( 26.3.2010 )

FERGAP

Her ne umarsan um Allah’tan um. Sadece nimete ve esere bağlı kalma, nimetten, nimeti vereni gör. Bir işten maksat ne ise hüküm ona göre verilir Sızlanan mümin ahiret sevabını kaybeder. “ve ila rabbike fergap” (İnşirah suresi) ''Rabbinden başkasına rağbet etme'' ne umacaksan O’ndan um

DİN

“d-y-n” kökünden türeyen bir isimdir. Sözlükte ceza/m&uum...

İLAH ( 21.3.2010 )

İLAH

İbadet etmek anlamındaki “e-l-h” kökünden türeyen ilah ma’bud demektir. Hak veya batıl her mabuda ilah denir. Nefsin ilahlaştırılması, yardımını umarak ilah edinme, zarar görme korkusu ile ilah edinme, fayda ümit ederek ilah edinme vb. Tapmak, boyun eğmek ve itaat etmek ve tabi olmak anlamlarına gelir. Onu için yapamayacağın şey yok, yani Allah’a rağmen, işte o ne ise ilah kabul edilmiştir. Allah&rsq...

ALEMLERİN RABBİ ( 16.3.2010 )

RAB:

A- Melik ve Malik

B- Kefil olan, Rızık veren, ihtiyaçları karşılayan, koruyucu

C- Hükümran, Kanun koyan, Yöneten ve düzenleyen

Rab sahip demektir. Araplar kölenin sahibine rab derler. Biz de efendi deriz. Allah’tan başkasına kulluk (ibadet) etmeyi reddedenler, Allah’tan başkasının kendi rab’leri ve efendileri olmasını da kabul etmezler.

Dikkat edilirse efendi kelime...

İBADET ( 12.3.2010 )

İBADET sözlükte taat anlamına gelir. Taat boyun eğmek demektir. Emre uymak ve izinden gitmek anlamın da kullanılır. Türkçede buna kulluk denir. Abd kul, yani köle anlamına gelir. İnsanlar, güçlerinin yettiğini kendilerine köle etmeğe, güç yetiremediklerine de köle olmağa meyillidirler. Krallar halkı, kendi köleleri gibi görmek istemişler, kayıtsız şartsız boyun eğdirmeğe çalışmışlardır. Kur&rsq...

Sayfalar : [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47]