" 142. Bakın, bu ikiyüzlüler, Allah\ı kandırmaya çalışıyorlar; halbuki Allah onların [kendi kendilerini] kandırmalarını sağlıyor. Onlar namaz için kalktıklarında, gönülsüzce, sadece insanlar görüp takdir etsinler diye kalkarlar; Allah'ı da nadiren anarlar; " ( Nisâ - 142.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
GAYBET VE HUZUR (TASAVVUF) ( 25.5.2010 )

GAYBET VE HUZUR (TASAVVUF)

Gaybet lügatte kaybolma, huzur ise hazır olan manalarına gelir. Tasavvuf ıstılahında gaybet, insanın kalbinde meydana gelen sevap veya günahla ilgili manalarla meşgul olurken, insanların hallerinden habersiz olmasıdır. Yani kalbin ahval ile (kendisi ve başkalarıyla-masiva) olan ilgisinin kesilmesidir.

Sevap veya günahı hatırlamak suretiyle kalb de meydana gelen tesir, ...

İSLAM'DA TEVEKKÜL ( 22.5.2010 )

İSLAM'DA TEVEKKÜL

Lügatte, vekil kılma, başkasına havale etme. Allah’a güvenme, gücünün yetmediği yerde Allah’dan bekleme anlamına gelir.

“Ey Rabbimiz! Ancak Sana tevekkül ettik, Sana ibadete koyulduk ve dönüş yalnız sanadır” (Mümtehine 4)

“Ve müminler ancak Allah’a tevekkül etmelidir.” (İbrahim 11)

HEYBET VE ÜNS ( 17.5.2010 )

HEYBET VE ÜNS

Heybet ve üns; kabz ve bastın üstünde iki haldir. Nitekim kabz havfın üstünde bir mertebe, bast da recanın üstünde bir derecedir. Heybet, kabzdan daha yüksek, üns ise bastan daha mükemmel bir haldir. Heybetin hakkı gaybettir.

GAYBET

Sözlükte “Bir şeyin başka bir şey içinde kaybolması, kişinin kendini kay...

İSLAM'DA KABZ VE BAST ( 14.5.2010 )

İSLAM'DA KABZ VE BAST

Bir tasavvuf terimi olarak kabz, bast kavramı ile birlikte kullanılır. Kabz ve bast, korku ve ümit (havf- reca) hallerinin üstünde, neşe ve endişe (üns ve heybet) hallerinin altında iki manevi haldir. Kabz halinde kul tutuk ve zihnen kısır bir haldedir. Aklına ve gönlüne bir şey gelmez…

Kabz ve bast ariflere mahsus bir haldir. Kabzın sebebi

İSLAM'DA MÜŞRİK (ORTAK KOŞMA) ( 10.5.2010 )

İSLAM'DA MÜŞRİK (ORTAK KOŞMA)

Bir şeyde ortak olmak anlamındaki şirk kökünden türeyen müşrik, sözlükte, ortak koşan, ortak yapan demektir. Istılahta ise; Allah’a, ilah, rab, ma’bud oluşunda, sıfat ve fiillerinde eşi ve ortağı bulunduğunu kabul eden kimseye denir. Başka bir deyişle müşrik, ulûhiyet özelliklerinden birini, bir başkasına veren kimsedir. Müşrik kâfirdir, ancak her k...

İSLAM'DA HAVF VE RECA (KORKU VE ÜMİT) ( 6.5.2010 )

İSLAM'DA HAVF VE RECA (KORKU VE ÜMİT)  

Havf: “korku, korkutmak”, reca ise “emel, ümit, yalvarmak, dilek” demektir. Sakin su, dalgalı deniz kadar güzel olamıyor. Rüzgârın esmesiyle sağa sola salınan dallar, sakin ağaçlardan daha hoş bir manzara sergiliyorlar. Rüzgârı göremiyoruz, eğer görebilseydik, onu da dalgalı deniz gibi seyredebilecektik. İşte...

İSLAM'DA HALVET ( 2.5.2010 )

İSLAM'DA HALVET

Tasavvuf ıstılahında, insanlardan uzaklaşarak, yalnızca bir yerde inzivaya çekilmesi ve bir süre içinde devamlı Hakkı zikretmesidir.

Tefekkürü olmayan uzletle, zikri ve tezkiyesi olmayan halvet insana faydalı olmaz. Tarikattan tarikata süreler değişir. 30 günden başlayıp 40 güne ve Mevlevi tarikatında olduğu gibi 1001 gündür.    

Halvetin faydaları

...
İSLAM'DA FENA VE BEKA ( 30.4.2010 )

İSLAM'DA FENA VE BEKA

Fenadan kastedilen mana, kişinin kötü sıfatlarından arınması; beka da, güzel vasıfların insanda bulunmasıdır. Bir kimsede kötü sıfatlar fani (yok) olursa, onda güzel hasletler belirmeye başlar Bunun akside düşünülebilir. Kötü sıfatların çoğaldığı bir insanda, güzel vasıflar kaybolur gider.

Bütün davranışlarımız kendi ihtiyarımızı...

İSLAM'DA VERA ( 26.4.2010 )

İSLAM'DA VERA

Ağızdan kalbe giren ve çıkanın Allah ve Resulü’nün arzu ettiği şeyler olmasına dikkat etmektir.

Helal yemek ve insanlara hizmet etmek, olarak da tarif edilmiştir.

Vera, mahsurları terk etmek, şüpheli görülen şeylerden kaçmak, her an nefis muhasebesinde bulunmaktır.

Sehl b. Abdullah, vera’ın kalpleri tasfiye, lisanı muhafaza, bütün işlerde malayaniyi terk...

İSLAM'DA SIDK (Doğruluk) ( 22.4.2010 )

İSLAM'DA SIDK (Doğruluk)

Doğru olmayı ve doğru kimselerle beraber bulunmayı emreden ayetlerin bir kısmı

1-Ey iman edenler! Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun” (Tevbe 23)

2-“Onlara düşen itaat etmek, tatlı dil kullanmaktır. Fakat iş ciddileşip karar verilince, onlar Allah’a sadık kalsalardı, kendile...

Sayfalar : [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48]