" 11. VE ŞİMDİ, o [hakikati inkar ede]nlerden sana cevap vermelerini iste: onları yaratmak, Bizim yarattığımız bu [sayısız mucizelerden] daha mı zordur? Nitekim Biz onları [basit] bir balçıktan yarattık! " ( Sâffât - 11.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
İSLAM'DA KABZ VE BAST ( 14.5.2010 )

İSLAM'DA KABZ VE BAST

Bir tasavvuf terimi olarak kabz, bast kavramı ile birlikte kullanılır. Kabz ve bast, korku ve ümit (havf- reca) hallerinin üstünde, neşe ve endişe (üns ve heybet) hallerinin altında iki manevi haldir. Kabz halinde kul tutuk ve zihnen kısır bir haldedir. Aklına ve gönlüne bir şey gelmez…

Kabz ve bast ariflere mahsus bir haldir. Kabzın sebebi

İSLAM'DA MÜŞRİK (ORTAK KOŞMA) ( 10.5.2010 )

İSLAM'DA MÜŞRİK (ORTAK KOŞMA)

Bir şeyde ortak olmak anlamındaki şirk kökünden türeyen müşrik, sözlükte, ortak koşan, ortak yapan demektir. Istılahta ise; Allah’a, ilah, rab, ma’bud oluşunda, sıfat ve fiillerinde eşi ve ortağı bulunduğunu kabul eden kimseye denir. Başka bir deyişle müşrik, ulûhiyet özelliklerinden birini, bir başkasına veren kimsedir. Müşrik kâfirdir, ancak her k...

İSLAM'DA HAVF VE RECA (KORKU VE ÜMİT) ( 6.5.2010 )

İSLAM'DA HAVF VE RECA (KORKU VE ÜMİT)  

Havf: “korku, korkutmak”, reca ise “emel, ümit, yalvarmak, dilek” demektir. Sakin su, dalgalı deniz kadar güzel olamıyor. Rüzgârın esmesiyle sağa sola salınan dallar, sakin ağaçlardan daha hoş bir manzara sergiliyorlar. Rüzgârı göremiyoruz, eğer görebilseydik, onu da dalgalı deniz gibi seyredebilecektik. İşte...

İSLAM'DA HALVET ( 2.5.2010 )

İSLAM'DA HALVET

Tasavvuf ıstılahında, insanlardan uzaklaşarak, yalnızca bir yerde inzivaya çekilmesi ve bir süre içinde devamlı Hakkı zikretmesidir.

Tefekkürü olmayan uzletle, zikri ve tezkiyesi olmayan halvet insana faydalı olmaz. Tarikattan tarikata süreler değişir. 30 günden başlayıp 40 güne ve Mevlevi tarikatında olduğu gibi 1001 gündür.    

Halvetin faydaları

...
İSLAM'DA FENA VE BEKA ( 30.4.2010 )

İSLAM'DA FENA VE BEKA

Fenadan kastedilen mana, kişinin kötü sıfatlarından arınması; beka da, güzel vasıfların insanda bulunmasıdır. Bir kimsede kötü sıfatlar fani (yok) olursa, onda güzel hasletler belirmeye başlar Bunun akside düşünülebilir. Kötü sıfatların çoğaldığı bir insanda, güzel vasıflar kaybolur gider.

Bütün davranışlarımız kendi ihtiyarımızı...

İSLAM'DA VERA ( 26.4.2010 )

İSLAM'DA VERA

Ağızdan kalbe giren ve çıkanın Allah ve Resulü’nün arzu ettiği şeyler olmasına dikkat etmektir.

Helal yemek ve insanlara hizmet etmek, olarak da tarif edilmiştir.

Vera, mahsurları terk etmek, şüpheli görülen şeylerden kaçmak, her an nefis muhasebesinde bulunmaktır.

Sehl b. Abdullah, vera’ın kalpleri tasfiye, lisanı muhafaza, bütün işlerde malayaniyi terk...

İSLAM'DA SIDK (Doğruluk) ( 22.4.2010 )

İSLAM'DA SIDK (Doğruluk)

Doğru olmayı ve doğru kimselerle beraber bulunmayı emreden ayetlerin bir kısmı

1-Ey iman edenler! Allah’ın emirlerine karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun” (Tevbe 23)

2-“Onlara düşen itaat etmek, tatlı dil kullanmaktır. Fakat iş ciddileşip karar verilince, onlar Allah’a sadık kalsalardı, kendile...

MURAKEBE [NEFSİN HESABA ÇEKİLMESİ] ( 19.4.2010 )

MURAKEBE [NEFSİN HESABA ÇEKİLMESİ]

Kötülüklerden kalbini korumak için, kişinin nefsini kontrol altında bulundurmasıdır. Allah’ü Tealanın her şeye kadir olduğunu yakinen bilmek manasına da gelir. Gerçek murakabe, Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etme alışkanlığını elde etmeye çalışmaktır.  

Murakabe anında kişi bütün dikkatini teksif ederek, Allah’a te...

NEFİS HALLERİ ( 16.4.2010 )

NEFSİ EMMARE

Hiçbir işe yaramayan bir nefistir. Kâfirler, müşrikler, münafıklar ve fasıkların nefisleridir. Nefsi-emmarenin elinden kurtulmak için iman şarttır. İmansız ve inançsız insanların kulağına nasihat gitmez. Nefsi emmare sahibi olan kimseler de Küfür, Şirk, Gaflet, Cehalet, Günahlara dalmak, Kibir, Hırs, Cimrilik (Buhl), Haset, Kin, Şehvet gibi haller bulunur. Nefsi Emmare sahibi rüyası...

MAKÂM VE MAKAMAT HALLERİ ( 3.4.2010 )

MAKÂM VE MAKAMAT HALLERİ

Sözlükte “ayakların bastığı yer, oturulan yer, menzil, merhale, konak” anlamlarına gelen makam kelimesi tasavvufta, kulun tekrar etmek suretiyle kazandığı ve kendisinde özellik haline getirdiği edepler ve ahlâk veya kulun riyazet ve mücahede ile ulaştığı derece demektir. Haller, Allah vergisi (Vehbi) iken, makamlar kulun çalışması ile (kesbi)dir. Hal geçicidir, makam is...

Sayfalar : [1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16] [17] [18] [19] [20] [21] [22] [23] [24] [25] [26] [27] [28] [29] [30] [31] [32] [33] [34] [35] [36] [37] [38] [39] [40] [41] [42] [43] [44] [45] [46] [47] [48] [49] [50]