Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Kur'an Ne Diyor
" 16. Ama bir toplumu yok etmeyi irade ettiğimiz zaman o toplumun refaha gömülmüş seçkinlerine son uyarı(ları)mızı iletiriz; ve [eğer] onlar günahkarca yaşamaya devam ederler[se], cezalandırıcı yargı artık o toplum için kaçınılmaz olur; ve Biz de onu darmadağın ederiz. " ( İsrâ - 16.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
Meryem
1-) Kaf ha ya \ayn sad.(S.Ateş)-كKaf /, هHa /, ىYa /, عAyn /, صSad /. (H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
2-) Bu, Rabbinin, kulu Zekeriyya\ya rahmetini anıştır.(S.Ateş)-KULU ZEKERİYA'ya Rabbinin bahşettiği rahmeti dile getiren bir anma(dır), bu(M.Esed)-Allah'ın kulu ve elçisi Zekeriya'ya, Rabbinin yaptığı iyiliğin öyküsüdür.(M.sağ)-Bu Rabbinin kulu Zekariya'ya acımasını anlatmasıdır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-.(Bu,) Rabbinin kulu Zekeriya'ya rahmetini (anlatmasıdır) zikridir. (Mevdudi)-(Bu) Rabbinin, kulu Zekeriyya’ya olan rahmetini anmasıdır. [Rabbinin, kulu Zekeriyya’ya olan rahmetini hatırlat!] (H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
3-) O, Rabbine gizli bir seslenişle yalvarmıştı:(S.Ateş)-Zekeriyya, gizli ve içten bir istekle, Rabbine şöyle yakarmıştı (M.Sağ)-Zekeriyya Rabbine gizlice yalvardığı vakit.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Hani o, tâ içinden Rabbine seslenerek (M.Esed)-Bir zamanlar o, Rabbine gizli olarak seslenmişti.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
4-) Rabbim, demişti, ben, bende kemik gevşedi; baş, ihtiyarlk aleviyle tutuştu. Rabbim, sana du\a ile hiçbir zaman bahtsız olmadım (her du'a ettikçe kabul buyurdun, beni istediğimden mahrum etmedin).(S.Ateş)-şöyle demişti: “Ey Rabbim! Doğrusu, artık kemiklerim gevşedi, saçlarım ağardı. Ama şimdiye kadar, ey Rabbim, Sana yönelttiğim duada cevapsız bırakıldığım hiç olmadı(M.Esed)-Şöyle demişti: "Ey Rabbim, kuşkusuz kemiklerim zayıfladı, saçlarım iyice ağardı. Ey Rabbim, Sana yalvarmamdan dolayı hiçbir zaman mutsuz olmadım.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
5-) Doğrusu ben arkamdan, yerime geçecek yakınlar(ımın iyi hareket etmeycekler)inden korktum; karım da kısır. (Ne olur) katından bana yerime geçecek bir veli lutfet.(S.Ateş)"Ben, benden sonra yerime geçecek yakınlarımdan dolayı endişeliyim. Hanımımda kısırdır. Katından bana yerime geçecek bir mirascı ver.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Ve gerçekten ben, arkamdan, mevalimden [yakınlarımdan, amcaoğullarımdan] endişedeyim. Karım da kısırdır. Onun için katından bana, bana da mirasçı olacak, Yakub ailesine de miras olacak bir veliy [yakın, yardımcı] bağışla! (H.Yılmaz)-Ve gerçek şu ki, ben göçüp gittikten sonra yakınlarım[ın yapacakların]dan kaygı duyuyorum; çünkü karım baştan beri kısırdı. Öyleyse, bana katından, benim yerimi alacak bir yardımcı bahşet (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
6-) Ki, (o), bana ve Ya\kub oğullarına mirasçı olsun. Rabbim, onu beğendiğin bir insan yap.(S.Ateş)-ki bana ve Yakub'un Evi'ne mirasçı olsun; ve Sen ey Rabbim, o'nu hoşnut olacağın (bir ahlak)la donat!” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
7-) (Allah buyurdu): Ey Zekeriyya, biz sana bir oğul müjdeleriz, adı Yahya\dır. Daha önce ona hiç kimseyi adaş yapmadık (ondan önce kimseye bu adı vermedik.)(S.Ateş)-[Bunun üzerine melekler o'na seslendiler: ] “Ey Zekeriya, ismi Yahya olan bir oğul müjdeliyoruz sana. [Ve Allah şöyle buyuruyor:] ‘Daha önce hiç kimseye bu ismi vermemiştik’”. (M.Esed)-“Ey Zekeriyya! Şüphesiz Biz sana bir delikanlıyı – onun ismi Yahya’dır- müjdeliyoruz. Bundan önce ona hiçbir adaş kılmadık.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
8-) (Zekeriyya): "Rabbim, dedi benim nasıl oğlum olur? Karım da kısırdır. Ben ise ihtiyarlığın son sınırına vardım."(S.Ateş)-O [Zekeriyya]: “Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken benim nasıl bir delikanlım olabilir?” dedi.(H.Yılmaz)-[Zekeriya:] “Ey Rabbim!” dedi, “Karım kısır olduğu halde ve ben de yaşlanarak bütünüyle güçsüz bir duruma düşmüşken, benim nasıl oğlum olabilir ki?” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
9-) Dedi: "Öyledir, ama Rabbin: \O bana kolaydır, daha önce sen de hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım' dedi."(S.Ateş)-Allah; "Evet öyledir! Ama o şey benim için çok kolaydır. Nitekim daha önce sen hiç yokken seni de yaratmıştım," buyurdu.(M.sağ)-O [Allah] dedi ki: “Öyledir! Rabbin buyurdu ki, o Bana kolaydır. Bundan önce de Ben seni, sen hiçbir şey değilken yarattım.”(H.Yılmaz) -[Melek:] “Orası öyle, [ama],” dedi, “Rabbin diyor ki: ‘Bu Benim için kolaydır, tıpkı daha önce seni yoktan var ettiğim gibi’”. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
10-) Rabbim, dedi, (öyle ise) bana bir işaret ver. "Senin işaretin, sapasağlam olduğun halde tam üç gece (ve gündüz) insanlarla konuşamamandır." dedi.(S.Ateş)-Zekeriyya: "Ey Rabbim, bana bir işaret ver" dedi. Allah:"işaretin sapasağlam olduğun halde üç gece insanlarla konuşamamandır" buyurdu.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-O [Zekeriyya]; “Rabbim! Bana bir ayet [alâmet] ver!” dedi. O [Allah]; “Senin alâmetin, sapasağlam olduğun hâlde, üç gece insanlarla konuşmamandır” buyurdu.(H.Yılmaz)-[Zekeriya:] “Rabbim, öyleyse, bana bir işaret tayin et!” diye niyaz etti. [Melek:] “Senin işaretin, tam (üç gün) üç gece insanlarla konuşmaman olacak” dedi. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
11-) (Zekeriyya), ma\bedden kavminin karşısına çıkıp onlara: "Sabah akşam (Rabbinizi) tesbih edin!" diye işaret etti.(S.Ateş)-Zekeriyya, Mihraptan/dua yerinden halkının arasına çıktı. Onlara, "Allah'ı sürekli yüceltin" diye işaretlerle anlattı.(M.Sağ)-O [Zekeriyya], bunun üzerine mihraptan kavminin / halkının karşısına çıkıp onlara, sabah akşam [daima, her zaman] tesbih etmelerini vahyetti [işaret etti]. (H.Yılmaz)-Bunun üzerine [Zekeriya] mâbedden kavminin karşısına çıktı ve onlara “Sabah akşam [Rabbinizin] sınırsız kudret ve yüceliğini anın!” diye işaret etti. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
12-) Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut (Onun emirlerini uygula). (dedik) ve ona çocuk iken hikmet verdik.(S.Ateş)-Allah: "Ey Yahya! Kitab'a kuvvetle sarıl!" dedi. Biz ona kitabı anlama kabiliyeti verdik. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-[Ve çocuk doğup büyüdüğünde o'na:] “Ey Yahyâ! İlahî mesaja sımsıkı sarıl!” [diye öğüt verdi]. Çünkü o daha küçük bir oğlanken Biz o'na doğru ve kuşatıcı düşünme yeteneği vermiştik, (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
13-) Katımızdan bir rahmet (bir acıma duygusu) ve temizlik de (verdik; o günahlardan) korunan oldu.(S.Ateş)-ve katımızdan bir ruh inceliği ve arınmışlık... Öyle ki, Bize karşı o [her zaman] bilinç ve duyarlık içinde idi; (M.Esed)-Katımızdan ona bir sevgi-duyarlılığı ve temizlik (de verdik) O, çok takva sahibi biriydi. (Mevdudi)-Katımızdan bir rahmet, sevgi belirtisi ve arınma vesilesi olarak verdik. O sakınan birisiydi. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)- Ona kalp yumuşaklığı ve temizliği verdik. O, çok sakınan birisiydi. (B.Bayraklı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
14-) Ana babasına iyilik ediciydi, baş kaldıran bir zorba değildi.(S.Ateş)-Anne ve babasına karşı saygılıydı. Büyüklenen ve isyan eden birisi değildi. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Ve anne babasına çok iyi davranandı. Ve o bir zorba ve bir isyankâr olmadı.(H.Yılmaz)-ve ana-babasına karşı saygı ve gözetme tavrı içinde; asla zorba ya da dik başlı biri değildi.(M.Esed)
15-) Doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak kaldırılacağı gün ona selam olsun!(S.Ateş)-Bunun içindir ki, doğduğu gün de, öldüğü gün de, [Allah'ın] selâmı o'nun üzerindeydi; ve diri olarak kaldırılacağı gün de [yine o'nun] üzerine olacaktır.(M.Esed)-Ona selam olsun; doğduğu gün, öleceği gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağı gün de. (Mevdudi)- Ve doğurulduğu gün ve öleceği gün ve yeniden diri olarak kaldırılacağı gün ona selâm olsun!(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
16-) Kitapta Meryem\i de an. Bir zaman o ailesinden ayrılıp doğu yönünde bir yere çekilmişti.(S.Ateş)-Kitapta Meryemi de an. Hani o, ailesinden ayrılmış tek başına doğu tarafında bir yere çekilmişti. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Kitap’ta Meryem’i de an! Hani o, ehlinden [ailesinden, yakınlarından] ayrılarak doğu tarafında bir yere çekilmişti.(H.Yılmaz)-VE BU İLAHÎ mesajda Meryem'i de an. Hani, o ailesinden ayrılıp doğu yönünde bir yere çekilmişti;(M.Esed) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
17-) Onlarla kendisi arasına bir perde çekmişti. Biz de ruhumuzu (Cebrail\i) ona gönderdik. (O) ona düzgün bir insan şeklinde göründü.(S.Ateş)-İnsanlardan/ yakınlarından gizlenmek için saklanmıştı. Böylece Meryem yapayalnız kalmışken, Biz ona, ruhumuzu/ vahyimizi göndermiştik. Vahyi getiren elçi melek Meryem'e centilmen bir insan olarak görünmüştü. (M.Sağ)-Sonra ehliyle kendisi arasına bir perde edinmişti de Biz ona ruhumuzu gönderdik, sonra o [ruhu getiren elçi], ona [Meryem’e] mükemmel bir beşeri örnek verdi.(H.Yılmaz)-kendini onlardan uzak tutuyordu; bu durumdayken kendisine vahiy meleğimizi gönderdik; [bu melek] ona eli yüzü düzgün bir beşer kılığında göründü. (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
18-) (Meryem) dedi ki: "Ben senden, çok esirgeyen(Allah)\a sığınırım. Eğer (Allah'tan) korkuyorsan (bana dokunma)."(S.Ateş)-O [Meryem]; “Ben senden Rahman’a sığınırım. Eğer sen takiyy [takva sahibi birisi / Takiyy] isen...” dedi.(H.Yılmaz)-(Meryem onu görünce:) “Senden, O kuşatıcı rahmet ve esirgeme Sahibi'ne sığınırım!” dedi, “Eğer O'na karşı sorumluluk bilinci taşıyorsan [bana yaklaşma]!” (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
19-) (Ruh): "Ben, dedi, sadece Rabbinin elçisiyim. Sana tertemiz bir erkek çocuğu hediye edeyim diye (geldim)."(S.Ateş)-Cebrail; "Telaşlanma! Ben, Rabbi'nin bir elçi meleğiyim. Sana tertemiz bir erkek çocuğu bağışlandığını haber vermek için görevlendirildim," dedi.(M.sağ)-O [Elçi, Zekeriyya]: “Ben sadece, sana tertemiz bir delikanlı bağışlamam/ bağışlamak için, Rabbinin elçisiyim” dedi.(H.Yılmaz)-[Melek:] “Ben yalnızca Rabbinin bir elçisiyim” dedi, “[O Rab ki:] sana tertemiz bir oğul armağan edeceğim [diyor].” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
20-) Benim nasıl oğlum olur, dedi, bana bir insan dokunmadı ve ben bir kahpe de değilim.(S.Ateş)-Meryem: "Benim nasıl çocuğum olabilir. Bana hiçbir insan dokunmadı. Ben kötü yollu bir kadın değilim" dedi.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-[Meryem:] “Bana daha hiçbir erkek dokunmamışken, nasıl bir oğlum olabilir? Üstelik ben iffetsiz bir kadın da değilim” dedi. (M.Esed)-O [Meryem]: “Benim nasıl delikanlım olabilir? Bana hiçbir beşer dokunmamıştır. Ben bir bağiy [iffetsiz biri] de değilim” dedi.(H.Yılmaz) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
21-) (Ruh): "Öyledir, dedi, Rabbin: \O bana kolaydır. Onu insanlara bir mu'cize ve bizden bir rahmet kılmak için (bunu yapacağız)' dedi" ve iş olup bitti.(S.Ateş)-O [Elçi]: “Öyledir! Rabbin buyurdu ki: Bu [babasız çocuk vermek], Bana pek kolaydır. Hem Biz onu nezdimizden insanlara bir mucize ve rahmet kılacağız.” Ve o gerçekleştirilmiş bir iş oldu.(H.Yılmaz)-[Melek:] “Bu doğru” dedi, “[Ancak] Rabbin diyor ki: ‘Bu Benim için kolay; ve [böyle olduğu için de, senin bir oğlun olacak] ve Biz o'nu insanlar için katımızdan bir sembol ve aydınlatıcı bir bağış kılacağız!’” Ve bu [Allah tarafından] önceden hükme bağlanmış bir şeydi: (M.Esed)-."İşte böyle" dedi. "Rabbin, dedi ki: -Bu benim için kolaydır. Onu insanlara bir ayet ve bizden bir rahmet kılmak için (bu çocuk olacaktır)." Ve iş de olup bitmişti. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
22-) (Meryem), ona gebe kaldı. Onunla uzak bir yere çekildi.(S.Ateş)-Sonunda o [Meryem], ona [delikanlıya] gebe kaldı. Sonra da onunla uzak bir yere çekildi.(H.Yılmaz)-bunun için de, [Meryem] o'na gebe kaldı ve o'nunla birlikte uzak bir yere çekildi.(M.Esed)-Böylelikle ona gebe kaldı, sonra onunla ıssız bir yere çekildi. (Mevdudi) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
23-) Doğum sancısı onu, bir hurma dalı(nın altı)na getirdi. "Keşke dedi, bundan önce ölseydim, unutulup gitseydim!"(S.Ateş)-Sonra doğum sancısı onu bir hurma dalına tutunup dayanmaya zorladı. “Keşke bundan önce ölseydim ve büsbütün unutulan biri olsaydım” dedi. (H.Yılmaz)-Ve doğum sancısı onu bir hurma ağacının gövdesine sürükledi[ği zaman]: “Keşke bu durum başıma gelmeden önce ölseydim de unutulup giden biri olsaydım!” diye yakındı. (M.Esed)-Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: "Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
24-) Altından (Ruh) ona şöyle seslendi: "Üzülme Rabbin alt tarafında bir su arkı var etti."(S.Ateş)-Bunun üzerine, hurma ağacının alt yanından [bir ses] ona şöyle seslendi: “Üzülme! Rabbin senin alt yanında ufak bir dere akıttı; (M.Esed)-Sonra ona aşağısından / aşağısındaki kişi seslendi: “Sakın üzülme, Rabbin alt tarafında bir su arkı akıttı.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
25-) Hurma dalını sana doğru silkele, üzerine olmuş, taze hurma dökülsün.(S.Ateş)-Hurma dalını kendine doğru silkele, üzerine olgunlaşmış taze hurmalar düşsün.(H.Yılmaz)-Şimdi hurmanın gövdesini kendine doğru silkele, taze hurma dökülsün.(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
26-) Ye, iç, gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen: Ben Rahman için (susma) oruc(u) adadım, bugün hiçbir insanla konuşmayacağım.(S.Ateş)-Sonra ye, iç, gözün aydın olsun. Sonra eğer beşerden birini görürsen ‘Ben Rahman’a bir oruç adadım, onun için bugün hiçbir kimseyle konuşmayacağım’ de.” (H.Yılmaz)-Sonra da ye, iç: gözün aydın olsun! Ve eğer insanlardan birini görürsen ona de ki: “Ben O sınırsız rahmet Sahibi için, (bir süre) konuşmaktan kaçınmaya ahdettim; bu yüzden bugün insanlardan kimseyle konuşmayacağım”(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
27-) (Meryem) onu taşıyarak kavmine getirdi: "Ey Meryem, dediler, sen tuhaf bir iş yaptın."(S.Ateş)-Sonra o [Meryem] onu [çocuğunu] yüklenerek kavmine getirdi. Onlar [kavmi] dediler ki: “Ey Meryem! Doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın.(H.Yılmaz)-Ve bir süre sonra, çocuğuyla beraber, kavmine döndü. “Ey Meryem!” dediler, “Sen, gerçekten, tuhaf bir iş yaptın! (M.Esed)-Meryem doğurduğu çocuğu alıp ailesine getirdi. Halk, "Ey Meryem! Yemin olsun bu yaptığın çok iğrenç bir şeydir!"(M.sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
28-) Ey Harun\un kızkardeşi, baban kötü bir adam değildi, annen de fahişe değildi (sen ne yaptın böyle)?(S.Ateş)-Ey Meryem! Doğrusu sen görülmemiş bir şey yaptın. Ey Harun`un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kişi değildi, annen de bağiy [iffetsiz] bir kadın değildi.”(H.Yılmaz)-Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir adam değildi; ne de annen iffetsiz bir kadındı!” (M.Esed)-."Ey Harun'un kız kardeşi, senin baban kötü bir kişi değildi ve annen de azgın-utanmaz (bir kadın) değildi." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
29-) (Meryem), çocuğu gösterdi. Dediler ki: "Beşikteki çocukla nasıl konuşuruz?"(S.Ateş)-Bunun üzerine o [Meryem], ona [çocuğa] işaret etti. Onlar “Biz; yüksek mevkide olan kişiler sabiye nasıl konuşuruz/ Yüksek mevkide olan kişiler sabiye nasıl konuşur?” dediler. (H.Yılmaz)-Bunun üzerine [Meryem] çocuğa işaret etti. “Daha beşikteki bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz ki!” diye çıkıştılar.(M.Esed)-Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?" (Mevdudi) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
30-) (Çocuk): "Ben Allah\ın kuluyum, dedi,(O) bana Kitabı verdi, beni peygamber yaptı."(S.Ateş)-[Fakat çocuk:] “Bakın,” dedi, “Allah'ın kuluyum ben. O bana ilahî mesaj bahşetti ve beni peygamber yaptı, (M.Esed)-Bu arada, beşikteki yeni doğmuş bebek şöyle dedi: "Ben Allah'ın bir kuluyum. Allah bana kitap verdi ve beni bir peygamber kıldı." (M.sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
31-) Beni bulunduğum her yerde yararlı kıldı. Sağ olduğum sürece bana namaz kılmayı, zekat vermeyi emretti!(S.Ateş)-ve nerede bulunursam bulunayım beni kutlu ve erdemli kıldı; yaşadığım sürece bana salâtı, arınmak için vermeyi emretti; (M.Esed)-Nerede bulunursam bulunayım beni kutlu kıldı. Yaşadığım sürece bana, salatı/kendisi adına mücadele etmemi ve arınmamı önerdi. (M.Sağ)
32-) (Beni) anneme iyilik eder (kıldı), beni baş kaldıran bir zorba yapmadı.(S.Ateş)-"Anneme karşı saygılı olmamı sağladı ve beni, ona karşı baş kaldıran asi bir evlat yapmadı."(M.Sağ)-ve anamı saygıyla gözetmemi; ve beni merhametten yoksun bir zorba kılmadı.(M.Esed) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
33-) Doğduğum gün de, öleceğim gün de ve diri olarak kaldırılacağım gün de bana esenlik verilmiştir.(S.Ateş)-“Bunun içindir ki, doğduğum gün selâm benim üzerimdeydi; öleceğim gün ve hayata [yeniden] döndürüleceğim gün [yine benim üzerimde o-lacaktır]!” (M.Esed)-."Selam üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de." (Mevdudi)- "Doğduğum gün, öldüğüm gün ve yeniden diriltileceğim gün, bana selam olsun." (M.sağ) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
34-) İşte Meryem oğlu Îsa. Şüphe edip ayrılığa düştükleri şey, "gerçek söz"e göre budur.(S.Ateş)-MERYEM OĞLU İsa hakkında, üzerinde öylesine derin bir anlaşmazlığa düştükleri doğru açıklama işte budur.(M.Esed)-Ey Muhammed! Meryem oğlu İsa olayının içyüzü budur. İşte, İsa hakkında kuşkuya ve çelişkiye düştükleri şeyin gerçeği böyledir. (M.sağ) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
35-) Çocuk edinmek, Allah\a yakışmaz. O'nun şanı yücedir. Bir işi yapmak istedi mi ona sadece "ol" der, (o da) olur.(S.Ateş)-Allah için çocuk edinmek diye bir şey yoktur. O, bundan münezzehtir. O, bir şeye hükmederse, ona sadece "Ol" der, o da oluverir.(H.Yılmaz)-Bir oğul edinmek Allah'a asla yakıştırılamaz; sınırsız yüceliğiyle O böyle bir şeyin üstünde, ötesindedir! O bir şeyin olmasına hükmettiği zaman, ona yalnızca “Ol!” der -ve o (şey hemen) oluverir! (M.Esed)-Allah'ın çocuk edinmesi olacak şey değil. O yücedir. Bir işin olmasına karar verirse, ancak ona: "Ol" der, o da hemen oluverir. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
36-) Şüphesiz, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir, O\na kulluk edin. İşte doğru yol budur.(S.Ateş)-Biz, bebek İsa'yı, annesi Meryem hakkında kötü düşünenlerin gözleri önünde: "Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir; O'na kulluk ediniz. İşte dosdoğru yol budur, diye konuşturmuştuk. (M.Sağ)-Ve [İsa'nın her zaman söylediği gerçek şudur:] “Şüphesiz, benim Rabbim de, sizin Rabbiniz de Allah'tır; öyleyse [yalnızca] O'na kulluk edin: dosdoğru yol [yalnızca] budur!” (M.Esed)-Gerçek şu ki, Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. Öyleyse O'na kulluk edin. Dosdoğru yol budur. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
37-) Kendi aralarından hizipler, ayrılığa düştüler. Artık büyük bir günü görmekten ötürü vay kafirlerin haline!(S.Ateş)-Sonra da kendi aralarından çıkan hizipler ihtilâfa düştüler. İşte o büyük günün meşhedinden [tanıklığından, duruşmasından] o kâfirlerin vay hâline! (H.Yılmaz)-Hal böyleyken [Kitâb-ı Mukaddes'e bağlı olduklarını iddia eden] hizipler yine de aralarında [İsa'nın doğası hakkında] çekişip duruyorlar! Öyleyse, o büyük Gün bütün açıklığıyla gelip çattığı zaman vay hallerine hakkı inkar edenlerin! (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
38-) Bize geldikleri gün ne güzel işitir, ne güzel görürler. Ama o zalimler, bugün apaçık sapıklık içindedirler!(S.Ateş)-Onlar, Bizim huzurumuza gelecekleri gün, başlarına neler gelecek bir bilseler. Ama, İsa hakkında gerçekleri saklayanlar, bu gün, tam bir yanılgı içindedirler. (M.Sağ)-Bizim karşımıza çıkacakları o Gün, [gerçeği] nasıl da apaçık işitecek ve görecekler! Ne var ki, bu zalimler o gün artık aşikar bir biçimde bir kere yoldan çıkmış bulunacaklar: (M.Esed)-Bize gelecekelri gün, ne güzel işitecekler ve ne güzel görecekler! Fakat, haksızlık yapanlar o gün apaçık bir şaşkınlık içindedirler. (B.Bayraklı)
39-) Onları şu hasret gününe karşı uyar ki, o zaman kendileri gaflet içinde inanmamakta ısrar ederlerken iş bitirilmiş olur (yaptıklarına pişman olup hasret çeker dururlar, ama iş işten geçmiştir artık).(S.Ateş)-bunun içindir ki, her şeyin hükme bağlanmış olacağı o onmaz pişmanlıklar Günü['nün gelip çatması konusunda] onları uyar, çünkü onlar hâlâ umursamazlık gösteriyor ve [o Gün'ün geleceğine] inanmıyorlar. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
40-) Dünyaya ve üzerinde bulunanlara biz varis oluruz biz, ve bize döndürülürler.(S.AteŞ)-Kuşkusuz yer ve üzerindekilerin hepsi yok olacak, sadece Allah kalacaktır ve her şey O'na dönecektir. (M.Sağ)-Şüphesiz Biz yeryüzüne ve onun üzerindeki kimselere vâris olacağız. Ve onlar yalnızca Bize döndürüleceklerdir.(H.Yılmaz)-Oysa, [o Gün er geç gelip çatacak ve] yeryüzü ve onun üzerinde yaşayanlar geçip gittikten sonra yalnızca Biz kalacağız; ve [o zaman] onların hepsi Bize dönecekler.(M.Esed)- -- Açıklama ( Gizle / Göster)
41-) Kitapta İbrahim\i de an; gerçekten o, çok doğru bir peygamberdi.(S.Ateş)-Kitap’ta İbrahim’i de an / hatırlat. Şüphesiz ki o, sıddık [özü, sözü doğru] biri idi, peygamberdi.(H.Yılmaz)-BU KİTAPTA bir de İbrahim'i an. Gerçek şu ki, o özü sözü doğru biriydi, (yani) bir nebiydi.(M.Esed)- Kitap'ta İbrahim'i de zikret. Gerçekten o, doğruyu-söyleyen bir peygamberdi. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
42-) Babasına demişti ki: "Babacığım, işitmeyen görmeyen ve sana hiçbir yararı olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"(S.Ateş)-Hani o babasına “Ey babacığım!” demişti, “Ne işiten, ne gören ve ne de sana bir yarar sağlayabilen şeylere niçin tapınıyorsun?” (M.Esed)-Bir defasında babasına, "Babacığım, işitmeyen, görmeyen ve sana bir yararı şeylere niye tapıyorsun? demişti.(M.sağ)-Babasına demişti ki: "Ey babacığım, işitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayıp senden hiçbir kötülüğü de savmayan şeylere niçin kulluk ediyorsun" (Ö.Dumlu-H.Elmalı)
43-) Babacığım, bana sana, gelmeyen bir bilgi geldi; bana uy, seni düzgün bir yola ileteyim.(S.Ateş)-“Ey babacığım, gerçek şu ki, senin hiç haberdar olmadığın bir bilgi ışığı ulaştı bana; öyleyse bana uy ki seni dosdoğru bir yola çıkarayım. (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
44-) Babacığım, şeytana tapma, çünkü şeytan, Rahman\a isyan etmiştir.(S.Ateş)-Babacığım! Şeytana kulluk etme. Şüphesiz şeytan Rahman’a asi oldu.(H.Yılmaz)-“Ey babacığım! Gel, Şeytan'a kulluk etme; çünkü Şeytan O sınırsız rahmet Sahibi'ne baş kaldıran biridir! (M.Esed)-."Babacığım, şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman (olan Allah)a başkaldırandır." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
45-) Babacığım, ben sana Rahman\dan bir azabın dokunmasından korkuyorum. O zaman, şeytanın dostu olursun.(S.Ateş)-Babacığım! Şüphesiz ben, sana Rahman’dan bir azap dokunur da şeytan için bir veliy [yardımcı] olursun diye korkuyorum” demişti. (H.Yılmaz)-Ey babacığım, ben senin başına O sınırsız rahmet Sahibi'nin katından bir azabın çökmesinden korkuyorum; (öyle bir azap ki,) başına geldiği zaman Şeytan'ın dostu ol[duğunu hemen anlar]sın.” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
46-) (Babası): "Ey İbrahim, dedi, sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer (onlara dil uzatmaktan) vazgeçmezsen, andolsun seni taşlarım. Uzun süre benden ayrıl, git!"(S.Ateş)-O [Babası]: “Ey İbrahim! Sen benim ilâhlarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, ant olsun seni recm ederim [taşlayarak öldürürüm]. Haydi, uzun bir müddet bana uzak ol! [defol!]” dedi.(H.Yılmaz) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
47-) (İbrahim): "Selam sana, (esenlik içinde kal), dedi, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Çünkü O, bana çok lutufkardır."(S.Ateş)-O [İbrahim]: “Selâm sana olsun, senin için Rabbimden mağfiret dileyeceğim. Şüphesiz O, bana çok lütufkârdır.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
48-) Sizden de, Allah\tan başka yalvardıklarınızdan da ayrılıyor ve yalnız Rabbime yalvarıyorum. Umarım ki Rabbime yalvarmakla bahtsız olmam (istediklerimden mahrum bırakılmam).(S.Ateş)-Ve ben, sizden ve Allah’ın astlarından kulluk ettiğiniz şeylerden çekilip ayrılıyorum. Ve Rabbime dua edeceğim. Rabbime yalvarışımda bedbaht olmayacağımı umuyorum” dedi.(H.Yılmaz)-Sizden ve sizin Allah'tan başka yalvarıp yakardığınız şeylerden uzak duracak ve [yalnızca] Rabbime yakaracağım: Böylece umulur ki, yakarışım Rabbim tarafından cevapsız bırakılmayacaktır.” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
49-) İşte onlardan ve onların Allah\tan başka taptıklarından ayrılınca biz ona İshak'ı ve (İshak'ın oğlu) Ya'kub'u armağan ettik ve hepsini de peygamber yaptık.(S.Ateş)-Ve böylece, onlardan ve onların Allah'ı bırakıp tapındıkları şeylerden uzaklaşınca, o'na İshâk'ı ve Yakub'u bahşettik ve bunların her ikisini de nebî yaptık; (M.Esed)
50-) Onlara rahmetimizden (mal ve çocuk) lutfettik ve onlar için yüce bir doğruluk dili verdik.(S.Ateş)-ve o'nları rahmetimizle ödüllendirdik. Ve o'nlara doğru olanı [başkalarına] ulaştırmaları için üstün bir anlatım gücü bahşettik (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
51-) Kitapta Musa\yı da an, çünkü o, içi temiz (bir insan)dı ve elçi bir peygamberdi.(S.Ateş)-Ve Kitap’ta Musa’yı da an / hatırlat. Şüphesiz o arıtılarak saflaştırılmış idi.(H.Yılmaz)-VE BU KİTAPTA Musa'yı da an. Doğrusu, o da seçilmiş biriydi. [Allah'ın] haberci elçilerindendi.(M.Esed)-Kitap'ta Musa'yı da zikret. Çünkü o, ihlasa erdirilmiş ve gönderilmiş (Resul) bir peygamberdi. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
52-) Ona Tur\un sağ tarafından seslendik ve onu, özel konuşmak için (kendimize) yaklaştırdık.(S.Ateş)-Biz ona en uğurlu Tur’un [dağın] yan tarafından seslendik ve onu hususî bir konuşmada bulunmak üzere yaklaştırdık.(H.Yılmaz)-Hani o'na Sina Dağı'nın sağ yamacından seslenmiş ve o'nu gizemsel bir konuşma için [kendimize] yaklaştırmıştık; (M.Esed)-Ona, Tur'un sağ yanından seslendik ve onu (kendisiyle) gizlice söyleşmek için yakınlaştırdık. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
53-) Ona, acıdığımızdan dolayı kardeşi Harun\u da peygamber olarak armağan ettik.(S.Ateş)-Ve rahmetimizden ona, kardeşi Harun’u bir peygamber olarak ihsan eyledik. (H.Yılmaz)-ve o'na bahşettiğimiz rahmetin bir devamı olarak, kardeşi Harun'u da [o'nunla beraber] haberci kılmıştık.(M.Esed)
54-) Kitapta İsma\il'i de an. Çünkü o sözünde duran, elçi bir peygamberdi.(S.Ateş)-Ve Kitap’ta İsmail’i an / hatırlat. Şüphesiz o, vaadine sadık idi, bir elçiydi, bir peygamberdi.(H.Yılmaz)-VE BU KİTAPTA İsmail'i de an. Doğrusu, o da her zaman sözünde duran biriydi; bir elçi, bir nebiydi. (M.Esed)-Ey Muhammed! Kitap'tan İsmailin öyküsünü de öğren. Gerçekten İsmail sözünün eri biriydi. Aynı zamanda peygamber olan bir elçiydi.(M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
55-) Halkına namaz kılmayı, zekat vermeyi emrederdi. Rabbi yanında beğenilmişti.(S.Ateş)-İsmail yakınlarına, salatı/Allah'a içtenlikle bağlanmalarını öğütlerdi. O Rabbi tarafından beğenilmiş birisiydi. (M.Sağ)-Ve o ehline [ailesine, çevresine] namazı / sosyal desteği ve zekâtı emrederdi. Ve o Rabbinin katında hoşnutluğa ermişti.(H.Yılmaz)-Ve halkına salâtı ve zekâtı emrederdi; ve o da Rabbinin katında hoşnutluk kazanmıştı. (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
56-) Kitapta İdris\i de an: Çünkü o, çok doğru bir peygamberdi.(S.Ateş)-Ve Kitap’ta İdris`i an / hatırlat. Şüphesiz o, çok sadık biriydi, bir peygamberdi.(H.Yılmaz)-VE BU KİTAPTA İdris'i de an. O da özü sözü doğru olan biriydi; bir nebiydi.(M.Esed)-Kitap'ta İdris'i de zikret.Çünkü o, doğru olan bir peygamberdi. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
57-) Onu yüce bir yere yükseltmiştik.(S.Ateş)-Biz İdrisi yüce bir makamla onurlandırdık.(M.Sağ)-Biz onu yüksek bir makama çıkardık. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Ve Biz onu yüce bir mekâna yükselttik.(H.Yılmaz) -Ve Biz o'nu da yüce bir konuma yükseltmiştik(M.Esed)-Biz onu yüce bir mekân (makam)a yükseltmiştik. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
58-) İşte bunlar; Allah\ın ni'met verdiği peygamberlerden, Adem, neslinden, Nuh ile beraber gemide taşıdıklarımızın neslinden, İbrahim ve İsrail (Ya'kub) neslinden, yol gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerdendir. Onlara Rahman'ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı.(S.Ateş)-İşte bunlar, Âdem’in soyundan, Nuh ile beraber taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail`in soyundan, hidayete erdirdiğimiz ve seçtiğimiz peygamberlerden Allah’ın kendilerine nimetler verdiği kimselerdir. Onlar kendilerine Rahman’ın ayetleri okunduğu zaman ağlayarak ve secde ederek [teslimiyet göstererek] yere kapanırlardı. (H.Yılmaz)-İŞTE BUNLAR Allah'ın kutlu, onurlandırıcı bağışlarda bulunduğu nebîlerden bazıları -Âdem'in soyundan, Nûh'la birlikte [o gemide] taşıdığımız kimselerin soyundan, İbrahim ve İsmail'in soyundan gelen ve [hepsi de] doğru yolu gösterdiğimiz ve seçtiğimiz kimselerden bazıları: Ne zaman kendilerine O sınırsız rahmet Sahibi'nin mesajları okunsa ağlayarak [O'nun huzurunda] yere kapanan kimseler (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
59-) Onlardan sonra yerlerine öyle bir nesil geldi ki, namazı zayi ettiler, şehvetlerine uydular. Onlar kötülük bulacaklardır.(S.Ateş)-Sonra onların ardından half [kötü bir nesil] geldi ki, namazı / sosyal desteği kaybettiler [hayatlarından çıkarıp attılar]. Ve şehvetlerine uydular. Bundan dolayı tövbe eden ve iman eden ve salihi işleyenler hariç onlar azgınlıklarının cezasıyla karşılaşacaklardır.(H.Yılmaz)-Onların ardından, salâtı boş veren ve yalnızca kendi şehvetlerinin, dünyevî tutkularının peşine düşen bir kuşak geldi; ve böyle yaptıkları için de, yakında tam bir düş kırıklığıyla karşılaşacaklar(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
60-) Ancak tevbe eden, inanan ve iyi işler yapanlar, cennete girecekler ve hiç haksızlığa uğratılmayacaklardır.(S.Ateş)-Ancak, pişman olup Allah'a yönelen, inanıp dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyanlar bunun dışındadır; zaten hiçbir haksızlığa uğratılmadan cennete girecek olanlar da işte böyleleridir; (M.Esed)-Ancak tevbe edip, inanıp yararlı iş yapanlar hariç. Bunlar cennete girecekler ve hiçbir haksızlığa uğramayacaklardır. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
61-) Rahman\ın kullarına gıyaben va'dettiği Adn cennetleri(ne gireceklerdir). Şüphesiz O'nun va'di yerine gelecektir.(S.Ateş)-. sınırsız bağış Sahibi'nin, kullarına, her türlü beşerî algı ve tasavvurun ötesinde söz verdiği o âsûde hasbahçeler [onların olacaktır]; O'nun sözü elbette yerini bulacaktır! (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
62-) Orada boş söz değil, yalnız selam işitirler. Orada sabah akşam rızıkları da hazırdır.(S.Ateş)-Onlar orada boş bir söz işitmezler. Ancak “Selâm” işitirler. Orada onlar için sabah akşam [her zaman] rızkları da vardır.(H.Yılmaz)-Orada onlar asla boş ve yararsız bir söz işitmeyecekler; iç huzuru ve esenlik dileğinden başka hiçbir söz! Ve orada sabah akşam azıklandırılacaklar; (M.Esed)-Onda selamın dışında 'boşa harcanmış bir söz' işitmezler. Sabah akşam, onların rızıkları orda (bulunmakta)dır. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
63-) İşte kullarımızdan, korunanlara vereceğimiz cennet budur.(S.Ateş)-İşte bu, kullarımızdan takva sahibi olanlara miras olarak vereceğimiz cennettir.(H.Yılmaz)-Bize karşı sorumluluk bilinci içinde olan kullarımıza bırakacağımız cennet işte budur.(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
64-) Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında olan herşey O\na aittir. Rabbin, asla unutkan değildir.(S.Ateş)-Biz yalnızca Rabbinin emri ile ineriz. Önümüzdeki ve ardımızdaki [bütün geçmiş ve gelecek şeyler] ve bunların arasındakiler yalnızca O’nundur. Ve senin Rabbin unutmuş değildir.(H.Yılmaz)-VE [MELEKLER]: “Biz ancak Rabbinin buyruğuyla ineriz” derler, “gözümüzün önünde olan, bizden gizli tutulan ve bu ikisi arasında bulunan her şey O'na aittir. Ve Rabbin asla [hiçbir şeyi] unutmaz.(M.Esed)- Biz (elçiler,) ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, ardımızda ve bunlar arasında olan her şey O'nundur. Senin Rabbin kesinlikle unutkan değildir. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
65-) (O), göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunan şeylerin Rabbidir. O\na kulluk et ve O'na kullukta sabret. Hiç O'nun adıyla anılan birini biliyor musun?(S.Ateş)-O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. Öyleyse, O’na ibadet et ve O’na ibadet etmekte sabırlı ol. Hiç sen O’nun ismiyle isimlenen birini bilir misin?(H.Yılmaz)-Göklerin ve yerin Rabbi(dir O), ve bunların arasında var olan her şeyin! Öyleyse, yalnızca O'na kulluk et ve O'na kullukta devamlı ve sebatlı ol! Hiç, ismi O'nunla birlikte anılmaya değer bir başkasını tanıyor musun?” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
66-) İnsan: "Ben öldükten sonra mı diri olarak çıkarılacağım?" diyor.(S.Ateş)-Ve o insan “Ben öldüğüm zaman, ileride gerçekten diri olarak çıkarılacak mıyım?” diyor.(H.Yılmaz)-BÜTÜN BUNLARA RAĞMEN, insan [yine de] kalkıp: “Ne yani,” der, “Ben öldükten sonra, yeniden hayata mı döndürüleceğim?” (M.Esed)-İnsan:" Ben öldükten sonra sahiden tekrar diri olarak çıkartılacak mıyım " der. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)
67-) İnsan önceden hiçbir şey değilken kendisini nasıl yarattığımızı düşünmüyor mu?(S.Ateş)-O insan daha önceden hiç bir şey değilken onu yarattığımızı hatırlamaz mı? (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Ve o insan, daha önce o hiçbir şey değilken gerçekten Bizim kendisini yarattığımızı düşünmez mi? (H.Yılmaz)-Peki, insan aklına getirmiyor mu ki, Biz onu daha önce yoktan var etmiştik? (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
68-) Rabbine andolsun ki, onları ve şeytanları mutlaka toplayacağız, sonra onları diz çökmüş vaziyette cehennemin çevresinde bulunduracağız.(S.Ateş)-Bunun için Rabbine ant olsun ki; Biz onları ve şeytanları mutlaka haşredeceğiz. Sonra onları dizleri üzerine çökmüş hâlde cehennemin dış kenarında [mahşer alanında] mutlaka hazır bulunduracağız.(H.Yılmaz)-Rabbine yemin olsun! Ortak koşucuları ve saptırıcıları kıyamet gününde toplayacağız. Sonra onları diz çökmüş bir vaziyette, cehennemin çevresinde hazır bulundurucağız. (M.Sağ)-Öyleyse, Rabbine andolsun ki, Biz onları [Hesap Günü'nde, kendilerini hayattayken yönlendiren] şeytanî güçlerle bir araya toplayacak ve sonra cehennemin çevresinde diz üstü bekleteceğiz; (M.Esed)-Andolsun Rabbine, biz onları da, şeytanları da mutlaka haşredeceğiz, sonra onları cehennemin çevresinde diz üstü çökmüş olarak hazır bulunduracağız. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
69-) Sonra her milletten Rahman\a en çok karşı geleni ayıracağız.(S.Ateş)-Sonra her gruptan, Rahman’Sonra, her bir gruptan Rahman (olan Allah)a karşı azgınlık göstermek bakımından en şiddetli olanını ayıracağız.(Mevdudi)a karşı kafa tutmada daha şiddetli davrananlar hangi kimlerse, onları mutlaka ayıracağız.(H.Yılmaz)-Ve sonra her [günahkar] topluluktan O sınırsız rahmet Sahibi'ne kibir ve dik başlılıkta ileri gidenleri ayırıp öne çıkaracağız; (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
70-) Sonra, elbette biz, kimlerin oraya girmeğe uygun olduğunu daha iyi biliriz.(S.Ateş)-Sonra elbette ki Biz, oraya atılmaya kimlerin daha lâyık olduğunu daha iyi biliriz.(H.Yılmaz)-çünkü cehennem ateşini en çok kimin hak ettiğini, şüphesiz en iyi Biz biliriz M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
71-) İçinizden oraya gitmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin üzerine aldığı kesin borçtur.(S.Ateş)-Sizden herkes cehennemi görecektir. Bu, Rabbinin kesin bir hükmüdür. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Ve Rabbinin üzerine almış olduğu kesinleşmiş bir hüküm olarak, içinizden oraya [cehennemin dış kenarına, mahşer alanına] uğramayacak hiç kimse yoktur.(H.Yılmaz)-Ve sizin her biriniz onu görebilecek bir noktaya varacaksınız: Bu, Rabbin katında yerine getirilmesi gerekli bir hükümdür. (M.Esed)-Sizden ona girmeyecek hiç kimse yoktur. Bu, Rabbinin kesin olarak üzerine aldığı bir karardır. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
72-) Sonra korunanları kurtarırız ve zalimleri öyle diz üstü çökmüş olarak bırakırız.(S.Ateş)-Sonra Biz, takva sahibi olmuşları kurtarırız. Zalimleri de orada [cehennemin dış kenarında, mahşer alanında] dizleri üzerine çökmüş hâlde bırakırız.(H.Yılmaz)-Bir kere daha (hatırlatalım ki): Biz, Bize karşı sorumluluk bilinci taşıyanları [cehennemden] kurtaracağız; ama zalimleri onun içinde diz üstü bırakacağız.(M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
73-) Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, inkar edenler, inananlar için "İki topluluktan hangisinin makamı daha hayırlı, meclisi (mevkii) daha güzeldir?" derler.(S.Ateş)-Ve ayetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman, o inkâr etmiş olan kişiler, iman etmiş olan kişilere; “Bu iki zümreden [mümin ve kâfirlerden] hangisi makam mevki bakımından daha iyi, düşüp kalktığı kimseler [örgütler] bakımından daha güzeldir?” dediler. (H.Yılmaz)-HAL BÖYLEYKEN, ne zaman ayetlerimiz bütün açıklığıyla kendilerine ulaştırılsa, hakkı inkara şartlanmış olan kimseler imana erişenlere: “(Bu) iki insan topluluğundan konum olarak hangisi daha üstün ve güçlü, topluluk olarak hangisi dahi iyi/daha seçkindir?” diye sorup dururlar. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
74-) Onlardan önce nice nesiller helak ettik ki onlar eşyaca ve gösterişce daha güzeldi.(S.Ateş)-Hâlbuki Biz, onlardan önce, mal ve gösterişçe daha güzel nice kuşakları [asırlar halkını] helâk ettik.(H.Yılmaz)-. Oysa, Biz onlardan önce gelip geçen nice kuşakları helak ettik; öyle ki, onlar dünyevî güç ve dış görünüş olarak berikilerden daha üstündüler! (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
75-) De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman ona süre versin (ne çıkar). Nihayet va\dedildiklerini gazabı veya (Duruşma) sa'ati(ni) gördükleri zaman, kimin yerce daha kötü ve adamca daha zayıf olduğunu bileceklerdir.(S.Ateş)-De ki: “Kim ki sapıklık içinde yaşıyorsa, sınırsız rahmet Sahibi onun ömrünü, yaşama imkanını çekip u-zatabilir!” [Ve bırak ne söyleyeceklerse söylesinler, ] tâ ki, önceden uyarıldıkları [bu dünyadaki] azabı, ya da Son Saat[in gelip çatmasını] görünceye kadar: Çünkü o zaman [bu iki insan topluluğundan] varılacak yer olarak hangisinin daha kötü, destek ve dayanak olarak hangisinin daha zayıf olduğunu anlayacaklar. (M.Esed)-De ki: "Kim sapıklık içerisinde ise, Rahman ona uzun bir süre tanır. Sonunda onlar uyarıldıkları azabı veya kıyamet saatini görünce, o zaman kimlerin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
76-) Allah, yola gelenlerin hidayetini artırır. Kalıcı olan yararlı işler, Rabbinin yanında hem mükafat bakımından daha iyidir, hem varılacak yer bakımından daha iyidir!(S.Ateş)-Ve Allah, hidayete erenlere kılavuzunu artırır. Ve kalıcı olan salihat, Rabbinin katında sevap bakımından daha hayırlıdır, sonuç bakımından da daha iyidir.”(H.Yılmaz)-Allah doğru yolu seçenleri daha derin bir doğru yol bilinci ile destekler; ve kalıcı mahsullere dönüşen dürüst ve erdemli davranışlar Rabbinin katında karşılık olarak [dünyevî kazançlardan] daha değerli ve sonuçları itibariyle daha verimlidir. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
77-) Ayetlerimizi inkar edip: "Bana mal ve evlad verilecek" diyen adamı gördün mü?(S.Ateş)-Ayetlerimizi inkar edip: "Bana yine mal ve çocuk verilecektir" diyeni gördün mü? (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Mesajlarımızı inkara şartlanmış olan ve “Şüphesiz, bana mal mülk ve evlat verilecektir” diyen kimseyi hiç düşündün mü?” (M.Esed) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
78-) Gaybe mi çık(ıp bak)tı, yoksa Rahman\ın huzurunda bir söz mü aldı (Allah ile bir andlaşma mı yaptı)?(S.Ateş)-O [inkârcı kişi], gayba muttali oldu ya da Rahman katında bir söz mü aldı? (H.Yılmaz)- O bilinmeyen (ahireti) mi biliyor, yoksa Rahman katından bir söz mü almıştır? (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Yoksa o beşerî algı ve tasavvurların ulaşamayacağı bir görüş alanına mı erişti; yahut sınırsız rahmet Sahibi'yle bir sözleşme mi yaptı? (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
79-) Hayır (yanılıyor), biz onun dediğini yazacağız ve onun için azabı uzattıkça uzatacağız.(S.Ateş)-Hayır... Hayır... [Onun zannettiği gibi değil...] Biz onun söylediği şeyleri yazarız ve onun için, azaptan uzattıkça uzatırız.(H.Yılmaz)-Asla! Biz onun (bu) söylediğini kaydedeceğiz ve onun [ahirette çekeceği] azabın süresini uzatacağız; (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
80-) O dediği(malı ve evladı)na biz varis olacağız (nesi varsa hepsi bize kalacak) ve o, bize tek başına gelecek (yanında ne malı, ne de evladı olmayacak).(S.Ateş)-Ve o söylediği şeylere Biz mirasçı olacağız ve o, Bize tek başına gelecektir.(H.Yılmaz)-ve onun (bu) söylediğini geri bırakacağız; çünkü o [Hesap Günü'nde] tek başına huzurumuza çıkacaktır. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
81-) Kendilerine destek olsunlar diye Allah\tan başka tanrılar edindiler.(S.Ateş)-Kendilerine bir üstünlük sağlasın diye Allah'tan başka tanrılar edindiler.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)Ortak koşucular, kendilerine destek olsunlar diye Allah'ın yanında ilahlar edindiler. (M.Sağ)-Ve onlar, kendileri için bir izzet [güç, şan, şeref] olsun diye, Allah’ın astlarından ilâhlar edindiler.(H.Yılmaz)-Çünkü böyleleri, kendilerine güç ve statü [kaynağı] olurlar diye, Allah'tan başka varlıkları tanrılar edinirler(M.Esed)-Kendilerine güç (izzet) sağlasınlar diye, Allah'tan başka ilahlar edindiler. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
82-) Hayır, (yarın o taptıkları tanrılar), bunların tapmalarını inkar edecekler ve bunlara zıd olacaklardır.(S.Ateş)-Öyle değil, o tanrıları kendilerinin ibadetlerini reddedecekler ve onların karşısında yer yer alacaklardır. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Hayır... Hayır... [Onların zannettikleri gibi değil...] Onlar [edindikleri ilâhlar] onların ibadetlerini inkâr edecekler ve aleyhlerine dönüp karşı olacaklardır. (H.Yılmaz)-Fakat hayır! Bu [tapınma nesneleri Hesap Günü'nde] kendilerine yöneltilen tapınmaları tanımayacaklar ve tapınanların karşısında yer alacaklar! (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
83-) Görmedin mi biz kafirlere şeytanları gönderdik, onları oynatıp duruyorlar.(S.Ateş)-Görmedin mi? Şüphesiz Biz şeytanları o kâfirler üzerine gönderdik. Onları kışkırttıkça kışkırtıyorlar.(H.Yılmaz)-Hakkı İnkar edenlerin üzerine, onları güçlü dürtülerle [günah işlemeye] kışkırtsınlar diye her türden şeytanî güçleri saldığımızı bilmiyor musun? (M.Esed)-Bizim, şeytanları kafirlerin üzerine saldığımızı ve onları kışkırttıkça kışkırttıklarını görmedin mi? (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
84-) Onlar hakkında acele etme, biz onlar(ın günlerini ve nefeslerini doldurmaları) için saydıkça sayıyoruz.(S.Ateş)-Öyleyse onların aleyhinde acele etme. Şüphesiz Biz onlar için saydıkça sayıyoruz.(H.Yılmaz)-Onlara azabın gelmesinde acele etme. Biz onların hesabını sıkı bir şekilde tutuyoruz. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Öyleyse, onların üzerine [Allah'ın azabını çağırmakta] tezlik gösterme; çünkü Biz onların günlerini aksatmadan sayıyoruz zaten.(M.Esed)- -- Açıklama ( Gizle / Göster)
85-) Korunanları, binek üzerinde ikram ile Rahman\a götürdüğümüz gün,(S.Ateş)-O gün, takva sahiplerini, Rahman’a binekli heyetler hâlinde toplayacağız. (H.Yılmaz)-Allah'tan yana sorumluluk bilinci taşıyanları, onurlu konuklar olarak O sınırsız rahmet Sahibi'nin huzurunda topladığımız Gün, (M.Esed)-O gün sakınanları Rahmanın huzurunda heyetler halinde toplarız. (Ö.Dumlu-H.Elmalı) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
86-) Suçluları da yaya ve susuz olarak cehenneme sürdüğümüz (gün),(S.Ateş)-Suçluları da susamış olarak cehenneme süreceğiz.(H.Yılmaz)-Suçluları bağırları yanık olarak cehenneme sevk ederiz. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-ve günaha gömülüp gitmiş olanları, suvarmaya götürülen susuz bir sürü gibi cehenneme sürüklediğimiz (Gün); (M.Esed)-
87-) Yalnız Rahman\ın huzurunda söz almış olanlardan başkaları şefa'at edemezler.(S.Ateş)-Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın yanında, söz almış olanlardan başkası şefaat edemeyecektir.(M.Sağ)-Onlar, Rahman’ın katında bir ahd almış olan kimse hariç, şefaate sahip olamayacaklardır.(H.Yılmaz)-[bu Günde, hayattayken] O sınırsız rahmet Sahibi'yle bir bağ, bir bağlantı içine girmiş olmadıkça kimse şefaatten pay alamayacaktır.(M.Esed)- Rahmanın katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olamayacaklardır. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
88-) Rahman çocuk edindi dediler.(S.Ateş)-Ve onlar “Rahman, çocuk edindi” dediler.(H.Yılmaz)-Hal böyleyken, yine de bazıları “O sınırsız rahmet Sahibi Kendine bir oğul edinmiştir!” diyorlar. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
89-) Andolsun ki, "Siz pek kötü bir cür\ette bulundunuz!"(S.Ateş)-Ant olsun ki, siz çok çirkin bir şey söylediniz.(H.Yılmaz)-[Bunu söylemekle] siz gerçekten çok çirkin bir iddia ortaya atmış oldunuz.(M.Esed)
90-) Neredeyse o(sözün dehşeti)nden gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp dağılacaktır!.(S.Ateş)-Az kalsın, bundan; Rahman`a çocuk isnat ettiler diye gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılacaktı.(H.Yılmaz)-Öyle ki bu iddianın dehşetinden neredeyse gök paramparça olacak, yer yarılacak ve dağlar yıkılıp gidecekti! (M.Esed)-Nerede ise bu sözden dolayı gökler parçalanacak yer yarılacak ve dağlar yerinden kopup göçecekti (Ö.Dumlu-H.Elmalı)
91-) Rahman için çocuk iddia ettiklerinden ötürü.(S.Ateş)-Hâlbuki Rahman için çocuk edinmek yaraşmaz.(H.Yılmaz)-(Demek,) O sınırsız rahmet Sahibi'ne bir oğul yakıştırıyorlar (öyle mi?) (M.Esed)
92-) Çocuk edinmek Rahman\a yakışmaz.(S.Ateş)-Hâlbuki Rahman için çocuk edinmek yaraşmaz.(H.Yılmaz)-Hem de, sınırsız rahmet Sahibi'nin bir oğul edinmesi akıl almaz bir şey olduğu halde! (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
93-) Göklerde ve yerde bulunan herkes Rahman\a kul olarak gelecektir.(S.Ateş)-Göklerde ve yerde bulunan tüm herkes Rahman’a, yalnızca kul olarak gelecektir.(H.Yılmaz)-Oysa, göklerde ve yerde var olan her şey sınırsız rahmet Sahibi'nin huzuruna ancak ve ancak birer kul olarak çıkmaktadırlar; (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
94-) O, onların hepsini kuşatmış ve onları bir bir saymıştır.(S.Ateş)-Rahmanın ilmi onların tamamını kuşatmış ve onları tek tek saymıştır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Ant olsun ki O [Rahman] onların hepsini kuşatmıştır ve kendilerini bir bir saymıştır.(H.Yılmaz)-doğrusu, O bunların hepsini bilgisiyle kuşatmış, teker teker saymıştır; (M.Esed)
95-) Onların hepsi, kıyamet günü O\na tek başına gelecektir.(S.Ateş)-Hepsi de kıyamet günü O’na [Rahman’a] tek başlarına gelirler. (H.Yılmaz)-ve onların her biri Kıyamet Günü'nde O'nun huzuruna tek başına çıkacaktır.(M.Esed)-"Allah çocuk edindi" diyenlerin hepsi, diriliş günü Allah'ın huzuruna tek başına gelecektir.(M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
96-) İnanıp faydalı işler yapanlar için Rahman, (gönüllerde) bir sevgi yaratacak(onları herkese sevdirecek)tir.(S.Ateş)-Şüphesiz şu iman eden ve salihatı işleyenler; Rahman onlar için sevgi kılacaktır [var edecektir].(H.Yılmaz)-SINIRSIZ rahmet Sahibi, imana erişip dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyanları sevgiyle kuşatacaktır; (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
97-) Biz o(Kur\a)n'ı senin diline kolaylaştırdık ki, onunla korunanları müjdeleyesin ve inatçı bir kavmi onunla uyarasın.(S.Ateş)-Ey Muhammed! Biz bu Kur'anı, Allah'a ortak koşmaktan sakınanları müjdelemen ve ortak koşucu Arapları/insanları uyarman için, senin dilinde kolaylaştırdık.(M.Sağ)-İşte şüphesiz Biz onu [Kur’an’ı], kendisiyle takva sahiplerini müjdeleyesin, inat eden kavmi de uyarasın diye senin lisanın üzere kolaylaştırdık.(H.Yılmaz)-işte yalnızca bu amaçla, bu [ilahî mesajı, ey Peygamber,] senin dilinde kolaylaştırdık ki Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseleri onunla müjdeleyip, [boş bir] inatla direnip duranları onunla uyarasın; (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
98-) Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Şimdi onlardan hiçbirini duyuyor musun, yahut onların gizli bir sesini işitiyor musun?(S.Ateş)-Ve Biz onlardan önce nice nesilleri helâk ettik. Onlardan herhangi bir kimse hissediyor musun? Yahut onlara ait hafif bir ses duyuyor musun?(H.Yılmaz)-çünkü, onlardan önce gelip geçen nice kuşakları yok ettik; [şimdi] onlardan herhangi birinin varlığını hissediyor ya da, alçak sesle de olsa hiç onlardan söz edildiğini duyuyor musun? (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)