Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Kur'an Ne Diyor
" 6. ALLAH\TAN başkasını koruyucu edinenlere gelince; Allah onları görüp gözetlemektedir ve sen onların yaptıklarından sorumlu değilsin. " ( Şûrâ - 6.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
Tâ-Hâ
1-) Ta, Ha. (S.Ateş)- ط tâ (9), ه - hâ (5), (H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
2-) Biz bu Kur\an'ı sana güçlük çekesin diye indirmedik.(S.Ateş)-Biz Kur'ân'ı sana sıkıntıya düşesin/sıkıntı veresin [eşkıyalık edesin] diye indirmeyip (H.Yılmaz)-Bu Kur’an'ı sana, seni bedbaht etmek için indirmedik,(M.Esed)-Ey Muhammed! Biz bu Kur'anı, sana sıkıntı çekesin, huzursuz olasın ya da sıkıntı veresin diye göndermedik. (M.Sağ) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
3-) Ancak (Allah\tan) korkanlara bir öğüt (olarak indirdik).(S.Ateş)-Bu Kur'an, Allah'a saygı duyanlara bir öğüt olsun diye. (M.Sağ)-ancak haşyet duyan kimse için bir öğüt olmak üzere; (H.Yılmaz)-Yalnızca, [Allah'tan] korkan herkese bir öğüt, bir uyarı olsun diye (indirdik): (M.Esed)-'İçi titreyerek korku duyanlara' ancak öğütle-hatırlatma (olsun diye indirdik). (Mevdudi) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
4-) (O) yeri ve yüce gökleri yaratan tarafından azar azar indirilmiştir.(S.Ateş)-yeryüzünü ve yüce gökleri yaratandan bir indirilişle indirdik.(H.Yılmaz)-Yeri ve yüce gökleri yaratan Allah katından indirilen bir vahiydir bu. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
5-) Rahman Arş\a istiva etmiş(kurulmuş)tur.(S.Ateş)Esirgeyen ve bağışlayan Allah, her şeyin yönetimini ve egemenliğini elinde bulundurur.(M.Sağ)-Rahmen herşeyi hakimiyeti altına almıştır. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-O sınırsız rahmet Sahibi ki, mutlak kudret ve hükümranlık tahtına kurulmuştur.(M.Esed)-Rahman (olan Allah) arşa istiva etmiştir. (Mevdudi)-Rahmân, Arş üzerine istivâ etmiştir [egemenlik kurmuştur]. (H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
6-) Göklerde, yerde, ikisinin arasında ve toprağın altında bulunanlar hep O\nundur (ne kadar kapalı olursa olsun, O'ndan hiçbir şey gizli kalmaz).(S.Ateş)-Göklerde, yerde, her ikisinin arasında ve hatta toprağın altında ne varsa, hepsi Allah'ın yönetimi ve egemenliği altındadır. (M.Sağ)-Göklerde olan şeyler, yeryüzünde olan şeyler, bu ikisinin arasında olan şeyler ve nemli toprağın altında bulunan şeyler yalnızca O'nundur [Rahmân'ındır]. (H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
7-) Sözü açık söylesen de (gizli söylesen de) muhakkak O, gizliyi de ondan daha gizlisini de bilir.(S.Ateş)-Sen sesini yükseltirsen; O [Rahmân] şüphesiz gizliyi ve gizlinin gizlisini bilir.(H.Yılmaz)-Sözü (ister gizle ister) açığa vur, O [insanın] gizli [düşüncelerini de] bilir, gizlinin gizlisi (duygularını) da(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
8-) Allah ki, O\ndan başka tanrı yoktur. En güzel isimler O'nundur.(S.Ateş)-Allah, kendisinden başka hiçbir ilâh olmayandır. En güzel isimler sadece O'nundur.(H.Yılmaz)-Allah ki, kendisinden başka tanrı olmayan O'dur. En güzel, en yüce nitelikler O'nundur! (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
9-) Musa\nın haberi sana geldi mi?(S.Ateş)-Ulaştı mı sana Mûsâ'nın haberi?(H.Yılmaz)-MUSA'NIN başından geçen olaylardan haberin var mı? (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
10-) Hani (o) bir ateş görmüştü de ailesine: (S.Ateş)-Hani Musa, ailesi ile birlikte giderken, bir ışık görmüştü de ailesine, "Siz burada bekleyin, ben bir ışık gördüm. Belki size ondan bir ateş koru getiririm de ısınırsınız. Yahut en azından ışığın yanında biri varsa, ondan bir bilgi alırım," demişti. (M.Sağ)-Hani o bir ateş görmüştü de ailesine-yakınlarına, “Kesinlikle ben bir ateş gördüm. Ondan size bir kor parçası getirmem yahut ateş üzerinde bir kılavuz bulmam için siz bekleyin!” demişti.(H.Yılmaz)-Hani, o [uzakta] bir ateş görmüş ve ailesine: “Siz burada bekleyin; ben bir ateş gördüm” demişti, “belki size oradan bir tutam kor getiririm; yahut orada ateşin yanında bir yol gösterici bulurum”. (M.Esed)-Hani bir ateş görmüştü de, ailesine şöyle demişti: "Durun, şüphesiz ben bir ateş gördüm; umulur ki size ondan bir kor getiririm ya da ateşin yanında bir yol-gösterici bulurum."(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
11-) (Musa), o(ateşin yanı)na gelince kendisine "Ey Musa!" diye seslenildi.(S.Ateş)-Fakat ateşe yaklaşınca bir ses ona “Ey Musa!” diye seslendi,(M.Esed)
12-) Ben, (evet) ben senin Rabbinim! Pabuçlarını çıkar. Çünkü sen, kutsal vadide, Tuva\dasın.(S.Ateş)-“Benim, Ben! Senin Rabbin! Öyleyse artık pabuçlarını çıkar! Ve bil ki, sen iki kez kutlu kılınmış vadidesin. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
13-) Ben seni seçtim, şimdi vahyolunanı dinle.(S.Ateş)-Ben seni [kendime elçi olarak] seçtim; öyleyse artık [sana] vahyolunanı dinle! (M.Esed)
14-) Muhakkak ben, (evet) ben Allah\ım, benden başka tanrı yoktur.(Yalnız) bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl.(S.Ateş)- Ben, evet Ben, bir tek Allah'ım; Benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et ve salatı ikame et/ Benden başka ilah olmadığını anımsatman için, sürekli çabala, mücadele et."(M.Sağ)-“Gerçek şu ki, Allah Benim; Benden başka tanrı yok; o halde, [yalnız] Bana kulluk et; ve Beni anmak için salâtta devamlılık ve duyarlık göster! (M.Esed)-."Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Ben'den başka ilah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl." (Mevdudi) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
15-) (Kıyamet) Sa\at(i) mutlaka gelecektir. Herkesin, peşinde koştuğu işlerle cezalanması için, neredeyse onu gizleyeceğim.(S.Ateş)-Şüphesiz ki o Sâ‘at [kıyâmet] gelecektir. Onu Ben herkes emeğinin karşılığını alsın diye neredeyse gizleyeceğim.(H.Yılmaz)-“Çünkü, zamanını gizli tutmuş olsam da, herkese, [hayattayken] peşinden koştuğu şeylere göre hak ettiği karşılık verilebilsin diye, Son Saat mutlaka gelecektir. (M.Esed)-Kıyamet saati kesinlikle gelecektir. Her canlı kendi çabasının karşılığını görsün diye Ben onu çok gizli tutuyorum. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
16-) Ona inanmayıp keyfine uyan kimse, seni on(a inanmak)dan alıkoymasın, sonra helak olursun!(S.Ateş)-O nedenle ona [kıyâmete] inanmayan ve kendi hevasına uyan kimse seni, ondan [kıyâmete iman etmekten] alıkoymasın; sonra helâk olursun”a kulak ver.(H.Yılmaz)-Bunun içindir ki, onun geleceğine inanmayıp sadece kendi arzularının, tutkularının peşine düşen kimse seni bu [gerçeğe inanmak]tan alıkoymasın; yoksa, kendine yazık etmiş olursun! (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
17-) Sağ elindeki nedir ey Musa? (S.Ateş)- Allah: "Ey Musa! Şu sağ elindeki nedir? (M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
18-) (Musa) dedi: "O, asa\mdır. Ona dayanıyorum ve onunla davarıma yaprak silkeliyorum ve onda benim daha birçok ihtiyaçlarım var (onunla birçok ihtiyacımı gideririm)." (S.Ateş)-O [Mûsâ], “O, benim asamdır, ona dayanırım, onunla koyunlarıma yaprak silkelerim ve onda benim için başka yararlar da var” dedi.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
19-) (Allah) buyurdu; "(Yere) at onu ey Musa!"(S.Ateş)
20-) (Musa) attı, bir de ne görsün o, koşan kocaman bir yılan!(S.Ateş) Musa değneğini yere atınca, değnek hareketli bir yılana dönüşüverdi. (M.sağ)-Bunun üzerine, [Musa], onu yere attı; bir de ne görsün! hızla akan bir yılan oluvermişti o! (M.Esed)-O da onu hemen bıraktı/yerleşik hayata geçti, bir de ne görürsün! O [sağ elindeki], koşan bir candır.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
21-) (Allah): "Al onu, dedi, korkma biz onu yine ilk durumuna sokacağız."(S.Ateş)-O [Allah], “Sana en büyük âyetlerimizden göstermemiz için tut onu, korkma! Biz onu ilk durumuna çevireceğiz. (H.Yılmaz)-“Onu tut” dedi, “ve korkma! Biz onu hemen eski haline döndüreceğiz. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
22-) Elini böğrüne sok; bir hastalık olmadan, ayrı bir mu\cize olarak bembeyaz bir durumda çıksın.(S.Ateş)-Diğer bir âyet olmak üzere de gücünü kanadına ekle, çirkinlik olmadan hiç kusursuz,(H.Yılmaz)-“Şimdi de elini koynuna sok: herhangi bir uğursuzluğun değil, [Bizim rahmetimizin] başka bir işareti olarak bembeyaz [ışıldayarak] çıkacaktır; (M.Esed)-."Elini de koltuğuna sok, bir hastalık olmadan, başka bir mucize (ayet) olarak bembeyaz bir durumda çıksın." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
23-) Ki sana en büyük mu\cizelerimizden bazılarını göstermiş olalım.(S.Ateş)-mükemmelce çıkacaksın” dedi.(H.Yılmaz)-ki böylece sana büyük mucizelerimizden bir kısmını göstermiş olalım.(M.Esed)-"Böylece sana, Allah olduğumu gösteren en büyük kanıtlarımdan bazılarını göstermiş olalım.(M.Sağ)
24-) İmdi sen Fir\avn'e git: çünkü o azdı.(S.Ateş)- "Firavuna git ona "Allah'tan başka ilah olmadığını" anlat. Çünkü Fravun, kendisini ilah zannederek, çok aşırı derecede azdı." (M.Sağ)-Firavun'a git, şüphesiz o azdı” dedi.(H.Yılmaz)-[Ve şimdi artık] o Firavun'a git; çünkü o, gerçekten her türlü ölçüyü çiğneyip geçti.” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
25-) (Musa) dedi ki: "Rabbim, benim göğsümü aç (risalet görevini yüklenebilmesi için yüreğimi genişlet)"(S.Ateş)- Musa: "Rabbim! İçimi rahatlat." (M.Sağ)-[Musa:] “Ey Rabbim!” dedi, “İçimi [Senin aydınlığınla] genişlet; (M.Esed)-O [Mûsâ], “Rabbim! Seni çok arındırmamız ve Seni çok çok anmamız için göğsümü aç,(H.Yılmaz)-Musa şöyle dedi: "Ey Rabbim, göğsümü ferahlat" (Ö.Dumlu-H.Elmalı)
26-) Bana işimi kolaylaştır.(S.Ateş)-görevimi bana kolaylaştır; (M.Esed)
27-) Dilimin düğümünü çöz.(S.Ateş)-Dilimdeki peltekliği/kekemeliği gider. (M.Sağ)-Dilimden de düğümü çöz ki sözümü iyi anlasınlar.(H.Yılmaz)-dilimdeki düğümü çöz (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
28-) Ki sözümü anlasınlar.(S.Ateş)-ki söyleyeceklerimi tam olarak anlayabilsinler.(M.Esed)
29-) Bana ailemden bir vezir ver:(S.Ateş)-Bana ailemden bir yardımcı ver(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-ve bana yakınlarımın arasından yükümü paylaşacak bir yardımcı tayin et: (M.Esed)
30-) Kardeşim Harun\u.(S.Ateş)-Kardeşim Harun'u (mesela); (M.Esed)
31-) Onunla arkamı kuvvetlendir.(S.Ateş)-Onunla bana destek ver.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Beni, kardeşim Harun ile destekleyip güçlendir. (M.sağ)-. o'nunla benim gücümü pekiştir (M.Esed)
32-) Onu da işime ortak yap,(S.Ateş)-Onu görevimde ortak et.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-ve görevimden o'na da pay ver (M.Esed)
33-) Ki seni çok tesbih edelim,(S.Ateş)-Seni çok övmemiz için.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-ki, [birlikte] Senin yüceler yücesi adını (insanların katında) daha yükseklere çıkaralım, (M.Esed)
34-) Ve seni çok analım,(S.Ateş)-ve Seni sürekli analım! (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
35-) Şüphesiz sen, bizi görmektesin.(S.Ateş)-Şüphe yok ki Sen bizi görüp duruyorsun” dedi.(H.Yılmaz)-Sen bizi devamlı görüp gözetmektesin."(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Muhakkak ki, Sen bizi bütün varlığımızla görmektesin!” (M.Esed)
36-) (Allah) buyurdu: "Ey Musa, istediğin sana verildi."(S.Ateş)-O [Allah] dedi: “Ey Mûsâ! İstediğin sana verildi.”(H.Yılmaz)-[Allah:] “İşte istediğin her şey sana verildi, ey Musa!” dedi. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
37-) Zaten biz sana bir kez daha lutufta bulunmuştuk.(S.Ateş)-Biz sana başka bir defa daha nimet verip lütufta bulunmuştuk.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-“Zaten sana geçmişte bir kere daha lütufda bulunmuştuk;(M.Esed)-."Andolsun, biz sana bir defa daha lütufta bulunmuştuk. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
38-) (Sen doğduğun zaman,) Annene vahyedileni vahyetmiştik:(S.Ateş)-“Hani bir vakit vahyolunan şeyleri annene vahyetmiştik (H.Yılmaz)-hani, annene vahyî buyruğu şöyle esinlemiştik: (M.Esed)-Vahyedilmesi gereken şeyi annene şöyle vahyetmiştik.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Sen doğunca, Firavun'un yeni doğan tüm tüm erkek çocuklarını öldürmek için aldığı kararından endişelenen annene, şu bilgiyi vahyetmiştik.(M.sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
39-) Onu sandığa koy, suya at; su onu sahile bıraksın; onu benim de düşmanım onun da düşmanı olan biri alacaktır. (S.Ateş)-Onu [Musa’yı] sandık içine koy da bol suya; nehre bırak, sonra da bol su; nehir onu sahile atsın. Onu Bana düşman olan ve ona düşman olan birisi alsın.’(H.Yılmaz)-‘o'nu bir sandığa koy ve sandığı ırmağa bırak; ırmak o'nu kıyıya çıkaracaktır; Bana düşman olan biri ve o'na ilerde düşman olacak olan biri o'nu oradan alıp evlat edinecektir.’ Ve [böylece daha o çağda] Kendi katımdan kutlu bir sevgiyle seni kuşattım ki, gözümün önünde yetişip olgunlaşasın. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
40-) Kızkardeşin ona bakacak birini size göstereyim mi? diyordu. Böylece seni annene geri verdik ki gözü aydın olsun, üzülmesin. Sen bir de adam öldürmüştün. O zaman da seni tasadan kurtarmış ve seni iyice denemiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kaldın. Sonra belirlediğimiz bir vakitte bize geldin ey Musa!(S.Ateş)-Kız kardeşin [Firavun ailesine] gidip de onlara: ‘Ona bakabilecek birini size göstereyim mi?’ dediği zaman [bunun böyle olmasını Biz takdir etmiştik]. Ve böylece seni yeniden annene kavuşturduk ki onun yüzü gülsün ve [artık] üzülmesin. Ve [büyüyüp belli bir yaşa vardığın zaman] birini öldürmüştün: Fakat Biz seni (bu yüzden içine gömüldüğün) tasadan kurtarmış ve seni çeşitli sınamalardan geçirmiştik. (Bu olaydan) sonra yıllarca Medyen halkı arasında yaşadın; ve sonunda, [Benim] takdir(im)e uyarak işte [buraya] geldin ey Musa: (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
41-) Seni kendim için yetiştirdim.(S.Ateş)-çünkü, Ben seni Kendime (elçi olarak) seçmiştim. (M.Esed)-İşte seni, kendime elçi yapmak için böyle eğitip hazırladım.(M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
42-) Sen ve kardeşin, ayetlerimi götürün, beni anmakta gevşeklik etmeyin.(S.Ateş)-Sen ve kardeşin, mucizelerimle gidin, mesajımı tebliğde gevşeklik göstermeyin.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-[Şimdi] sen ve kardeşin, artık Benim mesajlarımla yola çıkın ve sakın Beni anmakta üşengeç davranmayın: (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
43-) Fir\avn'e gidin, çünkü o azdı.(S.Ateş)-İkiniz birlikte doğruca Firavun'a gidin; çünkü o gerçekten her türlü ölçüyü aşmış bulunuyor! (M.Esed)
44-) Ona yumuşak söz söyleyin, belki öğüt alır veya korkar.(S.Ateş)-Firavuna yumuşak bir dil kullanın; olur ki öğüt alır veya saygı duyar."(M.sağ)-Ama onunla yumuşak bir dille konuşun ki, o zaman belki aklını başına toplar, yahut [böylece, en azından kendisine] gözdağı verilmiş olur.” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
45-) Dediler ki: "Rabbimiz, onun bize taşkınlık etmesinden, yahut iyice azmasından korkuyoruz."(S.Ateş)-O ikisi [Mûsâ ile Harun], “Rabbimiz! Onun bizim aleyhimize aşırı gitmesinden veya azgınlığından korkarız” dediler.(H.Yılmaz)-[Musa ile Harun:] “Ey Rabbimiz!” dediler, “onun bize düşmanca davranmasından yahut azgınlık[ta devam] etmesinden korkarız”. (M.Esed)-Dediler ki: "Rabbimiz, biz gerçekten, onun bize karşı 'taşkın bir tutum takınmasından' ya da 'azgın-davranmasından' korkmaktayız." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
46-) Korkmayın, dedi, ben sizinle beraberim, işitir ve görürüm.(S.Ateş)-O [Allah], "Korkmayınız, şüphesiz Ben ikinizle beraberim, işitirim ve görürüm.(H.Yılmaz)-[Allah:] “Korkmayın!” diye cevap verdi, “Şüphesiz [Ben her şeyi] işiterek ve görerek, sizin yanınızda olacağım. (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
47-) Haydi, varın ona, deyin ki: Biz senin Rabbinin elçileriyiz; İsrail oğullarını bizimle gönder, onlara azab etme. Biz Rabbinden sana bir ayet getirdik. Esenlik, hidayete uyanlaradır.(S.Ateş)-Hadi Fravuna gidin ve Biz ikimiz, senin Rabbinin elçileriyiz. İsrail oğullarına yaptığın işkenceye son ver ve onları bizimle gönder. Biz sana, Rabbinden bir kanıtla gelidk. Dosdoğru yolu izleyenlere selam olsun.(M.Sağ)-"Şüphesiz biz Rabbinin iki elçisiyiz. Artık İsrâîloğullarını bizimle gönder ve onlara azap etme, kesinlikle biz sana Rabbinden bir Âyet ile geldik. Selâm kılavuza uyanlaradır.(H.Yılmaz)-Öyleyse artık ona gidin ve deyin ki: ‘Biz ikimiz senin Rabbinin elçileriyiz; bunun için, İsrailoğulları'nın bizimle gelmesine izin ver ve onlara [artık] sıkıntı çektirme. Biz sana Rabbinden bir mesajla geldik; ve [bil ki O'nun bahşedeceği] nihaî kurtuluş ve esenlik [yalnızca, O'nun gösterdiği] yolu izleyen kimselerin o-lacaktır: (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
48-) Bize, yalanlayıp yüz çevirenin, azaba uğrayacağı vahyolundu.(S.Ateş)-Şüphesiz biz; kesinlikle bize, kesinlikle azabın yalanlayana ve sırt çevirene olduğu vahy edildi" deyiniz.(H.Yılmaz)-Çünkü, bakın, [öte dünyada] azabın, hakkı yalanlayıp [ona] sırt çevirenlerin başına çökeceği bize vahyedildi!’” (M.Esed)-."Gerçekten bize vahyolundu ki: Doğrusu azab, yalanlayan ve yüz çevirenlerin üstünedir." (Mevdudi)
49-) (Fir\avn): "Rabbiniz kimdir ey Musa?" dedi.(S.Ateş)-O [Firavun], "Öyleyse sizin Rabbiniz kimdir ey Mûsâ?" dedi.(H.Yılmaz)-[Fakat Allah'ın mesajı kendisine iletilince, Firavun:] “Ey Musa, sizin Rabbiniz de kimmiş?” dedi. (M.Esed)-.(Ona gidip aynı şeyleri tekrarladıklarında, Firavun onlara) Dedi ki: "Sizin Rabbiniz kim ey Musa?" Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
50-) (Musa): "Rabbimiz, her şeye yaratılışını (varlığını ve biçimini) verip sonra onu doğru yola ileten (yaratılış gayesine uygun yola yönelten)dir." dedi.(S.Ateş)-O [Mûsâ], "Bizim Rabbimiz her şeye hilkatini veren, sonra yol gösterendir" dedi. (H.Yılmaz)-[Musa:] “Bizim Rabbimiz, [var olan] her şeye gerçek özünü ve biçimini veren ve sonra da her şeyi [kendi doğasının gerektirdiği] yola yönelten varlıktır” diye cevap verdi. (M.Esed)-Musa “Bizim Rabbimiz, her şeye yaratılışını veren, sonra ona doğru yolu gösterendir” dedi. (B.Bayraklı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
51-) (Fir\avn): "Peki ya ilk nesillerin hali ne olacak?" dedi.(S.Ateş)-O [Firavun], "Öyleyse ilk asırların durumu nedir?" dedi. (M.Esed)-.(Firavun) Dedi ki: "İlk çağlardaki kuşakların durumu nedir öyleyse?" (Mevdudi) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
52-) Dedi ki: "Onların bilgisi Rabbimin yanında bir Kitaptadır. Rabbim şaşmaz ve unutmaz." (S.Ateş)-O [Mûsâ], "Onların bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Rabbim yanlış yapmaz ve unutmaz/terk etmez.(H.Yılmaz)-[Musa:] “Onlar hakkındaki bilgi yalnızca Rabbimin katında, (O'nun, toplumları bağlı kıldığı) yasalar örgüsünde [yazılı]dır; benim Rabbim asla yanılmaz ve asla unutmaz.” (M.Esed)-Dedi ki: "Bunun bilgisi Rabbimin katında bir kitaptadır. Benim Rabbim şaşırmaz ve unutmaz." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
53-) O ki, yeri size beşik yaptı ve onda sizin için yollar açtı, gökten bir su indirdi. Onunla her çeşit bitkiden çiftler çıkardık.(S.Ateş)-O, yeryüzünü size beşik yaptı sizin için orada yolar açtı, gökten yağmur yağdırdı, onunla değişik bitkilerden çiftler yarattı.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-SİZİN İÇİN yeryüzünü bir beşik yapan, [hayatınızı kolaylaştırmak için] onun üzerinde yollar açan, gökten su indiren ve onunla (topraktan) türlü türlü bitki çıkaran O'dur; (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
54-) Yeyin, hayvanlarınızı otlatın. Şüphesiz bunda, akıl sahipleri için ibretler vardır.(S.Ateş)-(bu,) hem sizin [o toprağın ürünleriyle] beslenmeniz, hem de hayvanlarınızı otlatmanız (içindir). Şüphesiz, bütün bunlarda akıl sahipleri için çıkarılacak dersler vardır.(M.Esed)
55-) Sizi topraktan yarattık, yine oraya döndürürüz ve sizi bir kez daha ondan çıkarırız.(S.Ateş)-Biz sizi ondan [yeryüzünden] yarattık, sizi ona döndüreceğiz ve sizi bir kere daha ondan çıkaracağız.-(H.Yılmaz)-(şöyle ki:) sizi yerden yarattık; yine ona döndürecek ve sonra ondan tekrar diriltip çıkaracağız. (M.Esed)-Sizi ondan yarattık, sizi ona geri vereceğiz ve sizi bir kere daha ondan çıkaracağız. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
56-) Andolsun biz o(Fir\av)n'a ayetlerimizin hepsini gösterdik, yine de yalanladı ve dayattı.(S.Ateş)-GERÇEK ŞU Kİ, Biz Firavun'u mesajlarımızın hepsinden haberdar kıldık; ama o bunları yalan saydı ve kabule yanaşmadı.(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
57-) Ve: "Sen bizi büyünle yurdumuzdan çıkarasın diye mi geldin ey Musa?" dedi.(S.Ateş)-O [Firavun], “Ey Mûsâ! Sen sihrinle bizi arzımızdan çıkarmak için mi geldin bize? (H.Yılmaz)-[Firavun:] “Ey Musa!” dedi, “Sen sihrinle bizi yurdumuzdan çıkarmaya mı geldin? (M.Esed)-Firavun; "Ey Musa! Sen büyü yaparak, tacımıza tahtımıza el koyup, bizi yurdumuzdan çıkarmak için mi geldin?" (M.sağ)-Dedi ki: "Ey Musa, sen bizi sihrinle yurdumuzdan sürüp-çıkarmaya mı gelmiş bulunuyorsun?" (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
58-) Biz de mutlaka sana o(se)nin (büyün) gibi bir büyü getireceğiz. Sen şimdi seninle bizim aramızda bir buluşma zamanı ve yeri tayin et; ne senin, ne de bizim caymayacağımız uygun bir yer olsun.(S.Ateş)-Madem öyle, biz de sana mutlaka bunun gibi bir sihirle karşılık vereceğiz! O halde şimdi, aramızda, uygun bir yerde -katılmaktan bizim de, senin de caymayacağımız- bir buluşma günü tayin et!” (M.Esed)
59-) (Musa): "Buluşma zamanınız, Süs (bayram) günü ve insanaların toplanacağı kuşluk vakti olsun" dedi.(S.Ateş)-O [Mûsâ], “Sizinle buluşma zamanı, tören, şenlik günü ve insanların toplanacağı kuşluk vaktidir” dedi.(H.Yılmaz)-Musa: “Bayram günü olsun, buluşma gününüz; ve (o gün) kuşluk vaktinde ahali toplansın” diye cevap verdi. (M.Esed)-.(Musa) Dedi ki: "Buluşma-zamanımız, (ülkenin ulusal) bayram günü ve insanların toplanacağı kuşluk vakti (olsun)." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
60-) Fir\avn, dönüp gitti, hilesini (büyücüleri ve onların aletlerini) topladı, sonra (belirtilen yere) geldi.(S.Ateş)-Bunun üzerine, Firavun hazırlıklarına başladı. Ülkenin üst düzey uzman sihirbazlarını ayarladı ve sonra, o gün buluşma yerine getirdi.(M.sağ)-Bunun üzerine Firavun sırt çevirdi de düzenlerini-planlarını topladı sonra geldi.(H.Yılmaz)-Bunun üzerine Firavun [danışmanlarıyla görüşmek üzere] çekildi, kuracağı düzeni kurup tasarladı ve günü gelince [buluşma yerinde] boy gösterdi. (M.Esed)-Böylelikle Firavun, arkasını dönüp gitti, hileli düzenini (yürütecek büyücüleri) bir araya getirdi, sonra geldi. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
61-) Musa onlara: "Yazık size, dedi, Allah\a yalan uydurmayın, sonra (O), bir azab ile kökünüzü keser, doğrusu iftira eden perişan olmuştur!"(S.Ateş)-O [Mûsâ] onlara dedi ki: “Yazıklar olsun size! Allah'a yalan uydurmayın. Sonra bir azap ile kökünüzü keser. Gerçekten, uyduran zarar etmiştir.”(H.Yılmaz)-Musa onlara: “Yazıklar olsun size!” dedi, “Allah'a karşı (böyle) yalan uydurmayın; yoksa O müthiş bir azapla sizin kökünüzü kazır; zaten [böyle] bir yalan uyduran kimse baştan kaybetmiş demektir!” (M.Esed)-Musa onlara dedi ki: "Size yazıklar olsun, Allah'a karşı yalan düzüp-uydurmayın, sonra bir azab ile kökünüzü kurutur. Yalan düzüp-uyduran gerçekten yok olup gitmiştir." (Mevdudi)-Musa gelen sihirbazlara; "Size yazıklar olsun! Firavunun kışkırtmasıyla, Allah'a karşı iftira uydurmayın. Sonra, Allah sizi bir felaket ile perişan eder. Kuşkusuz iftira edenler kaybedecektir." dedi.(M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
62-) (Fir\avn'ın topladığı büyücüler), işlerini kendi aralarında tartıştılar ve gizli konuştular.(S.Ateş)-Bunun üzerine sihirbazlar aralarında işlerini tartıştılar.(H.Yılmaz)-[Firavun ve adamları] yapacakları şey konusunda aralarında tartıştılar, fakat konuşmalarını gizli tuttular; (M.Esed)- Bunun üzerine, kendi aralarında durumlarını tartışmaya başladılar ve gizli konuşmalara geçtiler. (Mevdudi)-Büyücüler yapacakları işleri kendi aralarında tartıştılar ve birbirleriyle gizlice konuştular.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
63-) Dediler ki: "Bunlar iki büyücü, başka bir şey değil. Büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin örnek yolunuzu, (üstün dininizi) gidermek istiyorlar." (S.Ateş)-“Bu ikisi muhakkak sihirbazdır; sihirleriyle sizi arzınızdan çıkarmak ve de en iyi örnek yolumuzu yok etmek istiyorlar.(H.Yılmaz- Ve seyircilere hitaben "Ey halk! Bu iki büyücü, Musa ve harun, büyüleriyle sizi yurdunuzdan çıkarmak ve sizin dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar. (M.Sağ)-şöyle diyorlardı [birbirlerine]: “Bu iki sihirbaz sihir yoluyla sizi ülkenizden çıkarmak ve geleneksel yaşama tarzınızı ortadan kaldırmak istiyorlar. (M.Esed) -Dediler ki: "Bunlar her halde iki sihirbazdır, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp-çıkarmak ve örnek olarak tutturduğunuz yolunuzu (dininizi) yok etmek istemektedirler." (Mevdudi)-Onlar şöyle dediler: "Musa ve kardeşi kesinlikle büyücüdürler. Büyüleri ile sizi yurdunuzdan çıkarmak, sizin ideal yönetiminizi ortadan kaldırmak istiyorlar. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
64-) Onun için siz hilenizi toplayın, sonra sıra halinde gelin. Bugün üstün gelen başarmıştır.(S.Ateş)-Onun için bütün tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra sıra sıra hâlinde gelin. Bugün üstün gelen muhakkak felâh bulmuştur” şeklindeki fısıldaşmalarını gizli tuttular.(H.Yılmaz)-Bunun içindir ki, [ey Mısırlı sihirbazlar] düzenleyeceğiniz oyuna iyi karar verin ve tek bir güç olarak boy gösterin; çünkü, bugün üstün gelen gerçekten başarmış olacaktır!” (M.Esed)-."Bundan ötürü, tuzaklarınızı bir araya getirin, sonra gruplar halinde gelin; bugün üstünlük sağlayan, gerçekten kurtuluşu bulmuştur." (Mevdudi)-Haydi, bunlara karşı birleşin ve tek yumruk halinde bizi destekleyin. Güçlerinizi birleştirip birleşik bir cephe oluşturun. Çünkü bugün üstün gelen başarmış olacaktır" diye, halkı tahrik edici bir konuşma yaptılar.(M.sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
65-) (Büyücüler önce Musa\nın işe başlamasını istediler) Dediler ki: "Ey Musa, ya sen at, yahut önce atan biz olalım." (S.Ateş)-Onlar [sihirbazlar], “Ey Mûsâ! Ya sen ortaya koyacaksın veyahut ilk ortaya koyan kişiler biz olalım” dediler.(H.Yılmaz)-[Büyücüler] Musa'ya: “Ey Musa!” dediler, “[önce] sen mi atacaksın [asânı], yoksa ilk atan biz mi olalım?” (M.Esed)-."Ey Musa" dediler."Ya sen (asanı) at veya önce atanlar bizler olalım." (Mevdudi)
66-) (Musa): "Hayır siz atın!" dedi. (Attılar. Musa) bir de ne görsün: Büyülerinden ötürü onların ipleri ve sopaları gerçekten koşuyor gibi görünüyor.(S.Ateş)-O [Mûsâ], “Bilakis, siz ortaya koyun” dedi. Bir de ne görürsün! Onların çer-çöpleri; eften-püften bilgileri; tezleri, yaptıkları sihirden; hünerli gösterimden ötürü gözünde büyüttü. Bu yüzden Mûsâ, içinde bir korku hissetti.(H.Yılmaz)-Musa: "Hayır siz başlayın!" dedi. Bunun üzerine sihirbazlar, ellerindeki ipleri ve değnekleri yere atınca, ipleri ve değnekleri Musa'ya sanki hareket ediyorlarmış gibi göründü.(M.Sağ)-[Musa:] “Hayır, [önce] siz atın!” karşılığını verdi. Ve derken onların ipleri ve asâları, yaptıkları sihir marifetiyle, o'na hızla akıyorlarmış gibi göründü; (M.Esed)-Dedi ki: "Hayır, sizler atın." Sonra hemen (ne görsün), sihirlerinden dolayı, onların ipleri ve asaları kendisine gerçekten koşuyormuş gibi göründü. (Mevdudi)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
67-) Bu yüzden Musa, içinde bir korku duydu.(S.Ateş)-öyle ki, bu yüzden Musa'nın içinde bir korku belirdi(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
68-) (Biz kendisine): "Korkma, dedik, üstün gelecek sensin, sen!"(S.Ateş)-Biz, “Korkma, şüphesiz sen; en üstün olan sensin(H.Yılmaz)-[Fakat o'na:] “Korkma!” dedik, “Sonunda üstün gelecek olan sensin! (M.Esed)
69-) Sağ elindekini at! Onların yaptıklarını yutsun. Çünkü onların yaptıkları, bir büyücünün hilesidir. Büyücü de nereye varsa iflah olmaz!(S.Ateş)-Sen sahibi olduğun birikimi ortaya koy; o, onların yapıp ürettiklerini yutacak. Şüphesiz onların yaptıkları ancak bir sihirbaz tuzağıdır. Sihirbaz ise, her nereye giderse gitsin iflâh olmaz” dedik.(H.Yılmaz)-[Şimdi] sağ elindeki [asâyı] at, bu [senin attığın] onların düzenlediği her şeyi yutacaktır: [çünkü] onların bütün yaptığı sihirden ibaret; ve zaten sihirbaz, hangi amacı güderse gütsün, asla başarıya ulaşamaz!” (M.Esed)-."Sağ elindekini atıver, onların yaptıklarını yutacaktır; çünkü onların yaptıkları yalnızca bir büyücü hilesidir. Büyücü ise nereye varsa kurtulamaz." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
70-) Bunun üzerine büyücüler secdeye kapandılar: "Harun\un ve Musa'nın Rabbine inandık!" dediler.(S.Ateş)-Sonunda bütün sihirbazlar, “Mûsâ ile Hârûn'un Rabbine iman ettik” demek sûretiyle boyunlarını uzatıp teslim olmuş olarak bırakıldılar.(H.Yılmaz)-[Ve sonuç Musa'ya bildirdiğimiz gibi oldu, ] bunun üzerine büyücüler saygıyla hemen yere kapandılar; ve “Biz artık Musa ile Harun'un Rabbine inanıyoruz!” diye çığrıştılar. (M.Esed)- Bunun üzerine büyücüler, secdeye kapandılar: "Harun'un ve Musa'nın Rabbine iman ettik" dediler. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
71-) (Fir\avn): "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? O, size büyü öğreten büyüğünüzdür. Öyleyse ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz keseceğim ve sizi hurma dallarına asacağım, hangimizin azabı daha çetin ve sürekli imiş bileceksiniz!" dedi.(S.Ateş)-.(Firavun) Dedi ki: "Ben size izin vermeden önce O'na inandınız, öyle mi? Kuşkusuz o, size büyüyü öğreten büyüğünüzdür. O halde ben de sizin ellerinizi ve ayaklarınızı çapraz olarak keseceğim ve sizi hurma dallarında sallandırıcağım. Siz de elbette, hangimizin azabı daha şiddetliymiş ve daha sürekliymiş öğrenmiş olacaksınız." (Mevdudi)-[Firavun:] “Ben size izin vermeden mi o'na inandınız?” dedi, “Mutlaka size sihirbazlığı öğreten ustanız o olmalı! Ama bu ihanetinizden ötürü, hiç şüpheniz olmasın, çoğunuzun ellerini ayaklarını kesivereceğim; ve yine hiç şüpheniz olmasın ki, pek çoğunuzu da hurma kütüğüne asacağım ki, böylece hangimizin azapta daha zorlu ve daha sürekli olduğunu iyice anlayasınız!” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
72-) Dediler ki: "Biz, seni, bize gelen açık delillere ve bizi yaratana tercih edemeyiz. Yapacağını yap, sen ancak bu dünya hayatında istediğini yapabilirsin." (S.Ateş)-Büyücüler: "Biz, bize gelen deliller karşısında seni bizi yaratana asla tercih etmeyeceğiz. Yapacağını yap. Senin hükmün ancak bu dünya hayatında geçerlidir.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Berikiler: “Bize gelen hakkın apaçık belirtilerini ve bizi yaratan varlığı bırakıp asla seni tercih edecek değiliz! Artık (hakkımızda) nasıl bir yargıda bulunacaksan bulun: sen ancak bu dünya hayatında [geçerli] yargılarda bulunabilirsin! (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
73-) Biz Rabbimize inandık ki (O) bizim günahlarımızı ve senin bizi yapmaya zorladığın büyüyü bağışlasın. (Elbette) Allah daha hayırlı ve (O\nun mükafatı ve cezası) daha süreklidir.(S.Ateş)-Şüphesiz biz, hatalarımıza ve bizi sihirden zorladığın şeye karşı, bizi bağışlasın diye, Rabbimize iman ettik. Ve Allah daha hayırlı ve daha kalıcıdır" dediler.(H.Yılmaz)-Bize gelince, açıkçası biz, hatalarımızı ve bize sihir alanında zorla yaptırdığın şeyleri bağışlaması umuduyla Rabbimize inandık: çünkü Allah [umut bağlananların] en hayırlısı ve en kalıcısıdır”(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
74-) Kim Rabbine suçlu olarak gelirse onun için cehennem vardır; orada ne ölür ne de yaşar.(S.Ateş)-G."Gerçek şu ki, kim Rabbine suçlu-günahkâr olarak gelirse, hiç şüphe yok, onun için cehennem vardır. Onun içinde ise, ne ölebilir, ne de dirilebilir."(Mevdudi)erçek şu ki her kim O'na [Rabbine] suçlu olarak varırsa, şüphesiz ki ona cehennem vardır. Orada ölmez ve dirilmez.(H.Yılmaz)-KİM Kİ [Hesap Günü] Rabbinin huzuruna günahkarca davranışlar üzere çıkarsa, bilsin ki, onu cehennem beklemektedir: orada ne ölür, ne de hayata kavuşur. (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
75-) Kim de iyi işler yapmış bir mü\min olarak O'na gelirse, işte onlar için de yüksek dereceler vardır:(S.Ateş)-Oysa, [Rabbinin huzuruna] dürüst ve erdemli davranışlar ile mümin olarak çıkan kimseye gelince, [öte dünyada] en yüksek makamlar işte böylelerinin olacaktır: (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
76-) Altlarından ırmaklar akan Adn cennetleri. Orada sürekli olarak kalırlar. İşte arınanların mükafatı budur!(S.Ateş)-içlerinde sonsuza kadar yaşayacakları, vadilerinde derelerin, ırmakların çağıldadığı âsûde hasbahçeler!.. İşte budur, kendini arındıranları bekleyen karşılık.(M.Esed) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
77-) Andolsun biz Musa\ya: "Kullarımı geceleyin (Mısır'dan çıkarıp) yürüt; (asanla suya) vur, denizde onlar için kuru bir yol (aç). (Fir'avn'ın sana) yetişme(sin)den korkma, (boğulmaktan) endişe etme." diye vahyetmiştik.(S.Ateş)-Ve andolsun, Mûsâ'ya, “Yetişilmekten korkmayarak ve haşyet duymadan kullarımı geceleyin yürüt de kendileri için bol suda; nehirde kuru bir yol aç!” diye vahyettik.(H.Yılmaz)-VE GERÇEK ŞU Kİ, [zamanı gelince ] Musa'ya: “Kullarımla beraber geceleyin yola çık ve onlara denizin ortasında kupkuru (güvenli) bir yol tutuver; arkanızdan yetişirler diye korkup kaygılanma” diye vahyettik.(M.Esed)-Andolsun, biz Musa'ya vahyetmiştik: "Kullarımı geceleyin yürüyüşe geçir, onlara denizde kuru bir yol aç, (size) yetişilmekten korkmadan ve endişeye kapılmadan." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
78-) Fir\avn, askerleriyle onların ardına düştü, denizden onları örten örttü (deniz onları örtüp boğdu).(S.Ateş)-Firavun ordularıyla hemen onları takip etti de bol sudan; nehirden kendilerini kaplayan şey kaplayıverdi.(H.Yılmaz)-(Musa İsrailoğulları'yla beraber yola koyulunca) Firavun, ordularıyla onların peşine düştü, ama sonunda onları içine alıp boğması mukadder olan deniz onları yutuverdi.(M.Esed)-Firavun ise, ordularıyla peşlerine düştü; sulardan onları kaplayıveren kaplayıverdi. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
79-) Fir\avn toplumunu saptırdı, doğru yola iletmedi.(S.Ateş)-Firavun, halkını tek olan Allah'a inanmaktan alıkoydu ve dosdoğru yoldan saptırdı. (M.Sağ)-Firavun, kendi kavmini şaşırtıp-saptırdı ve onları doğruya yöneltmedi. (Mevdudi)-. Çünkü Firavun halkını saptırmış ve [onlara] doğru yolu göstermemişti.(M.Esed)
80-) Ey İsrail oğulları, biz sizi düşmanınızdan kurtardık ve Tur\un sağ yanında, (Musa ile konuşmayı) size va'dettik; üzerinize kudret helvasıyle bıldırcın indirdik.(S.Ateş)-Ey İsrâîloğulları! Sizleri düşmanınızdan kurtardık ve dağın sağ yanında size söz verdik/dağın sağ yanını size buluşma yeri olarak belirledik. Üzerinize de kudret helvası ve bıldırcın/bal indirdik.(H.Yılmaz)-Ey İsrailoğulları! [Böylece] sizi düşmanınızın elinden kurtardık ve [sonra] Sina Dağı'nın sağ yamacında sizinle bir andlaşma yaptık; ve size kudret helvası ve bıldırcın indirdik; (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
81-) Size verdiğimiz rızkın temizlerinden yeyin, ama bu hususta taşkınlık etmeyin; sonra gazabım üzerinize iner, kimin üstüne gazabım inerse o, düşmüş(mahvolmuş)tur.(S.Ateş)-[ve şöyle dedik:] “Size rızık olarak verdiğimiz temiz ve hoş şeylerden yiyin ama bunda ölçüyü aşmayın; yoksa, gazabıma uğrarsınız; Benim gazabıma uğrayan kimse, bilin ki, gerçekten kendini bütünüyle yıkıma sürükleyen kimsedir!” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
82-) Ve Ben, tevbe eden, inanan ve yararlı iş yapan, sonra da yola gelen kimseye karşı çok bağışlayıcıyımdır.(S.Ateş)-Ve şüphe yok ki Ben, tövbe eden, iman edip sâlihi işleyen, sonra da hakk yolu bulan kimse için çok bağışlayıcıyım.-(H.Yılmaz)-Bununla birlikte, yine unutmayın ki, pişman olup doğru yola dönen, imana erişip dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan ve bundan sonra da doğru yolda yürüyen kimse için gerçek bağışlayıcı Benim. (M.Esed)-Gerçekten ben, tevbe eden, inanan, salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi şüphesiz bağışlayıcıyım. (Mevdudi)-Ama Ben tevbe eden, inanan, iyi ve güzel işler üreten ve sürekli doğruyu arayanlar için bağışlayıcıyım. (M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
83-) Seni kavminden çabucak ayrıl(ıp gel)meğe sevk eden nedir? (Niçin onları hemen bırakıp geldin) ey Musa? (dedik).(S.Ateş)-[VE ALLAH Musa'ya: ] “Kavmini geride yalnız bırakacak kadar seni tez canlı kılan nedir, ey Musa?” dedi.(M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
84-) Dedi: "Onlar benim arkamdan geliyorlar, ya Rabbi razı olman için sana çabuk geldim."(S.Ateş)-[Musa:] “Ben Seni hoşnut etmek için, ey Rabbim, Sana varmakta tezlik gösterirken, onlar benim izimde yürüyorlar” dedi. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
85-) (Allah): "Ama biz senden sonra kavmini sınadık. Samiri onları saptırdı" dedi.(S.Ateş)-O [Allah], "Şüphesiz işte, Biz senden sonra kavmini fitnelendirdik. Sâmirî de onları saptırdı" dedi.(H.Yılmaz)-[Allah:] “Öyleyse bil ki” dedi, “senin yokluğunda Biz kavmini sınadık; ve Sâmirî onları yoldan çıkardı.” (M.Esed)-Dedi ki: "Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp-saptırdı." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
86-) Bunun üzerine Musa, çok kızgın ve üzüntülü bir halde kavmine döndü: "Ey Kavmim, dedi, Rabbiniz size güzel bir va\idde bulunmamış mıydı? Süre mi size uzun geldi (zamanla verdiğiniz sözü unuttunuz mu)? Yoksa Rabbinizden bir gazabın üstünüze inmesini mi istediniz ki, bana verdiğiniz sözden caydınız (beni izlemediniz)?"(S.Ateş)-Bunun üzerine Musa öfke ve üzüntüyle dolu olarak kavminin yanına döndü [Ve onlara:] “Ey kavmim!” diye çıkıştı, “Rabbiniz size güzel bir söz vermemiş miydi? Peki, bu söz[ün gerçekleşmesi] size çok mu uzak göründü? Yoksa, Rabbinizin gazabına uğramanıza mı karar verildi ki bana verdiğiniz sözden böyle döndünüz?”(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
87-) Dediler ki: "Kendi malımızla senin sözünden çıkmadık", fakat o milletin (yani Mısırlıların) süs(eşyas)ından bize yükler yükletilmişti. Onları (ateşe) attık. Aynı şekilde Samiri de attı." (S.Ateş)-“Sana verdiğimiz sözden biz kendi isteğimizle dönmedik; fakat [Mısır] halkı[nın kirli] zinet yükleriyle yüklüydük; ve bu yüzden onları [ateşe] attık; aynı şekilde Sâmirî de [kendininkini] attı.” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
88-) Onlara, böğürmesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkardı. Dediler ki, "Bu sizin de tanrınız, Musa\nın da tanrısıdır, fakat o unuttu".(S.Ateş)-Sâmirî onlara bir buzağı; böğürmesi [çekiciliği] olan bir ceset çıkardı da onlar [İsrâîloğulları], "İşte bu sizin ilâhınızdır ve de Mûsâ'nın ilâhıdır. Ama o [Mûsâ], onu terk ediverdi" dediler. -(H.Yılmaz)-Fakat sonra, [onların Musa'ya anlattıklarına göre, Sâmirî] onlara [erimiş altından], böğüren bir buzağı heykeli yapıp çıkardı; ve bunun üzerine onlar da [birbirlerine:] “İşte sizin tanrınız da, Musa'nın tanrısı da budur; ne var ki, o [geçmişini] unuttu!” dediler. (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
89-) Onlar görmüyorlar mı ki o (buzağı) kendilerine bir söz söyleyemez; bir zarar, ve yarar veremez?(S.Ateş)-Peki, görmüyorlar mıydı ki, [bu heykel] onlara cevap veremez; onlara ne zarar verebilir, ne de bir yarar sağlayabilir? (M.Esed)
90-) Önceden Harun, kendilerine: "Ey kavmim, andolsun siz bununla sınandınız. Rabbiniz, o çok esirgeyendir. Bana uyun, buyruğuma ita\at edin!" demişti.(S.Ateş)-Oysa, [Musa daha dönmeden] önce Harun, onlara: “Ey kavmim!” demişti, “Bu [put]la çok kötü bir biçimde ayartılmaktasınız; çünkü, unutmayın, sizin Rabbiniz O sınırsız rahmet Sahibidir! Öyleyse, bana uyun ve emrime itaat edin!” (M.Esed)-Ve andolsun ki Hârûn daha önce onlara: "Ey kavmim! Şüphesiz siz bununla fitnelendiniz. [imtihana çekildiniz] Ve şüphesiz sizin Rabbiniz Rahmân'dır. Gelin bana uyun ve emrime itaat edin!" demişti.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
91-) Dediler: "Musa bize dönünceye kadar buna tapmaktan vazgeçmeyeceğiz!"(S.Ateş)-Onlar [Hârûn'un kavmi], "Mûsâ bize dönüp gelinceye kadar, biz ona tapmaktan asla vazgeçmeyeceğiz dediler(H.Yılmaz)-[Ama] onlar: “Asla” dediler, “Musa bize dönünceye kadar o'na tapınmaktan vazgeçmeyeceğiz!” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
92-) (Musa) "Ey Harun, oların saptıklarını gördüğün zaman sana ne engel oldu (da önlemedin)? dedi.(S.Ateş)-[Ve Musa döndüğünde:] “Ey Harun!” dedi, “Bunların yoldan çıktığını gördüğün halde, seni tutan neydi? (M.Esed)
93-) Neden bana uymadın, buyruğuma karşı mı geldin? (Ve kardeşinin sakalından tutup çekmeğe başladı.) (S.Ateş)-[Neydi, onları terk edip] beni izlemekten [seni alıkoyan]? Yoksa, [bile bile] benim emrime karşı mı geldin?” (M.Esed)-"Neden söylediklerimi yapmadın? Yoksa, söylediklerime sen de mi inanmıyorsun? (M.Sağ)-."Niye bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın?" (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
94-) (Harun, kardeşini yumuşatabilmek için): "Ey anamın oğlu, dedi, sakalımı, başımı tutma. Ben senin \İsrail oğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü tutmadın' diyeceğinden korktum (da onun için idare yoluna gittim)." (S.Ateş)-O [Hârûn], "Ey anamın oğlu! Sakalımı ve başımı tutma. Şüphesiz ben senin 'İsrâîloğulları arasında ayrılık çıkardın ve benim sözüme bakmadın' demenden korktum" dedi.(H.Yılmaz)-[Harun:] “Ey anamın oğlu!” dedi, “Saçımdan sakalımdan tutma! Gerçek şu ki, ben senin, ‘Bak işte, İsrailoğulları'nın arasına ayrılık soktun; sözüme riayet etmedin!’ demenden korktum”. (M.Esed)-Dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma. Ben, senin: -İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
95-) (Musa, Samiri\ye döndü): "Ey Samiri, ya senin amacın nedir?" dedi.(S.Ateş)-[Musa:] “Peki, ya senin amacın neydi, ey Sâmirî?” dedi. (M.Esed)-Bu defa Musa; "Ey Samiri! Sen ne yapmaya çalışıyorsun, zorun ne? diye ona çıkıştı. (M.Sağ)
96-) (Samiri): "Ben dedi, onların görmediklerini gördüm. Elçinin eserinden bir avuç aldım da attım; nefsim bana böyle (yapmayı) hoş gösterdi."(S.Ateş)-Samiri: "Halkın düşünemediği bazı şeyleri ben düşündüm. Senin/elçinin anlattıklarının bazılarını doğru bulmadım; ben de kendi düşünceme göredoğru olanı yaptım. Bu da bana hoş geldi" deyince (M.Sağ)-Samiri; "Onları görmediklerini gördüm. Elçinin izinden bir avuç toprak aldım. Onu ateşteki süs eşyalarının üzerine attım Nefsim böyle yapmamı hoş gösterdi" dedi. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-“Ben onların göremediği bir şeyi gördüm; ve bu yüzden, Elçi'nin öğretilerinden bir tutam aldım ve onu fırlatıp attım; içimde bir şey böyle [yapmaya] itti beni.” (M.Esed)-Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp onu atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi."(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
97-) (Musa): "Git, dedi. Artık hayat boyunca sen: \Bana dokunmayın!' diyeceksin (toplumdan refüze edilip yalnız başına kalacaksın), sana va'dedilen bir ceza var ki ondan asla şaşırılmayacaksın (mutlaka o cezanı tam zamanında bulacaksın). Şimdi durup taptığın tanrına bak. Biz onu yakacağız, sonra onu ufalayıp denize savuracağız."(S.Ateş)-[Musa:] “Git artık” dedi (ona), “ama şunu bil ki, bundan böyle hayat boyunca ‘Bana dokunmayın!’ demekten ibaret olacaktır senin payına düşen! [Öte dünyada ise] hiç kuşkusuz, kaçıp kurtulamayacağın bir yazgı beklemektedir seni! Şimdi bak, kendini her şeyinle adayarak tapındığın şu düzmece tanrına: onu nasıl yakacağız ve sonra toza toprağa çevirip nasıl denize savuracağız! (M.Esed)-(Musa): "Git, dedi. Artık hayat boyunca sen: 'Bana dokunmayın!' diyeceksin (toplumdan refüze edilip yalnız başına kalacaksın), sana va'dedilen bir ceza var ki ondan asla şaşırılmayacaksın (mutlaka o cezanı tam zamanında bulacaksın). Şimdi durup taptığın tanrına bak. Biz onu yakacağız, sonra onu ufalayıp denize savuracağız." (S.Ateş) ."Sizin ilahınız yalnızca Allah'tır ki, O'nun dışında ilah yoktur. O, ilim bakımından her şeyi kuşatmıştır." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
98-) Tanrınız ancak kendisinden başka tanrı olmayan Allah\tır. O'nun bilgisi her şeyi kuşatmıştır.(S.Ateş)-Sizin ilâhınız ancak kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah'tır. Şüphesiz ki O ilim yönünden her şeyi kuşatmıştır.-(H.Yımaz)-(Size gelince, ey İsrailoğulları!) Sizin biricik tanrınız, kendisinden başka tanrı olmayan Allah'tır; sınırsız bilgisiyle her şeyi kuşatan O'dur!” (M.Esed)-Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü böylece aktarıyoruz. Gerçekten, sana katımızdan bir zikir verdik. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
99-) Böylece sana geçmişlerin haberlerinden bir miktar anlatıyoruz. Gerçekten sana katımızdan bir Zikir (geçmiş olaylardan bir anı) verdik.(S.Ateş)-Biz, sana geçmiş olan şeylerin önemli haberlerinden bir kısmını böylece anlatıyoruz. Şüphe yok ki, sana katımızdan bir zikir verdik.(H.Yılmaz)-İŞTE sana geçmişte olup bitenlerin mahiyetinden de böyle (bir üslup içinde) bahsediyoruz; çünkü katımızdan hatırlatıcı bir öğreti bahşettik sana.(M.Esed)-Sana geçmişlerin haberlerinden bir bölümünü böylece aktarıyoruz. Gerçekten, sana katımızdan bir zikir verdik. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
100-) Kim ondan yüz çevirirse o, kıyamet günü (ağır) bir günah yüklenecekdir.(S.Ateş)-Kim bu Kur'andan yüz çevirirse, kuşkusuz Diriliş gününde ağır bir günah yükü taşıyacaktır.(M.Sağ)-Ondan yüz çeviren herkes, hiç şüphe edilmesin ki, Kıyamet Günü'nde sırtında [ağır] bir yük taşıyacaktır; (M.Esed)
101-) Sürekli olarak o yükün altında kalacaklardır. Kıyamet gününde bu, onlar için ne kötü bir yüktür!(S.Ateş)-ebediyyen bu yük altında kalacaktır böyleleri; (bir bilseler,) onlar için Kıyamet Günü'nde ne kötü bir yük olacak bu! (M.Esed)-O (yükün altı)nda ebedi olarak kalıcıdırlar. Bu, kıyamet günü onlar için ne kötü bir yüktür. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
102-) O gün Sur\a üflenir ve o gün suçluları, gömgök (kör bir durumda) süreriz.(S.Ateş)-Sur'a üfürüldüğünde, Biz suçluları o gün, korkudan yüzleri morarmış, gözleri yerinden fırlamış bir vaziyette toplarız. (M.Sağ)-. O Gün ki, sûra üflenir; o Gün ki, suçlu olanları, gözleri [korku ve şaşkınlıktan] donuklaşmış olarak bir araya toplayacağız; (M.Esed)-Sur'a üfürüleceği gün, biz suçlu-günahkârları o gün, (yüzleri kara, gözleri) gömgök (kaskatı ve kör) olarak toplayacağız. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
103-) Kendi aralarında gizli gizli, "(dünyada) On günden fazla kalmadınız" derler.(S.Ateş)-Suçlular kendi aralarında "Herhalde dünyada ancak ongün falan kaldık "diye, fısıltı halinde konuşacaklara.(M.Sağ)-. birbirleriyle fısıldaşarak: “[Dünyada] on [günden] fazla kalmadınız (değil mi)?” diye soracaklar. (M.Esed)-."(Dünyada) Yalnızca on (gün) kaldınız" diye kendi aralarında fısıldaşacaklar. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
104-) Onların dedikleri(kalış süresi)ni biz daha iyi biliriz. En akıllıları ise: "Siz yalnız bir gün kaldınız," der.(S.Ateş)-İçlerinden en kavrayışlısı: “[Orada] sadece bir tek gün kaldınız!” dediği zaman onların birbirlerine (şaşkınlıktan) neler diyeceklerini de, şüphesiz en iyi Biz biliriz. (M.Esed)-Onların sözünü ettiklerini biz daha iyi biliyoruz. Tutulan yol bakımından onların daha üst olanları ise: "Siz yalnızca bir gün kaldınız" derler. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
105-) Sana dağlardan soruyorlar. De ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak!(S.Ateş)-Kıyamet günü sana dağların ne olacağını sorarlarsa, de ki: Rabbin onları kökünden koparıp savuracaktır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-VE SANA [Kıyamet Günü'nde] dağları[n ne olacağını] soracaklar. O zaman (onlara) de ki: “Rabbim onları toza toprağa çevirip savuracak, (M.Esed)
106-) Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.(S.Ateş)-Yeryüzünü dümdüz edecektir.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-yeri dümdüz ve çıplak bir hale getirecek,(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
107-) Orada ne bir eğrilik, ne de bir tümsek görmeyeceksin.(S.Ateş)-Yok olmuş dağların yerinde ne en ufak bir eğrilik, ne de en ufak bir tümsek göreceksin.(M.Sağ)-Orada bir çukur ve bir tümsek görmeyeceksin.(H.Yılmaz)-[öyle ki] orada ne kıvrım ne de tümsek göreceksin”. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
108-) O gün hiç pürüzü olmayan çağrıcıya uyarlar; (ondan sapma imkanı yoktur). Rahman\ın huzurunda sesler kısılır, fısıltıdan başka bir şey işitemezsin.(S.Ateş)-O gün, hiçbir eğriliği olmayan o davetçiye uyarlar ve Rahman için sesler kısılmıştır. Artık sadece bir fısıltı duyacaksın.(H.Yılmaz)-O Gün herkes, kendisinden kaçıp kurtulmak kabil olmayan bir davetçinin peşinden gider; ve tüm sesler o sınırsız rahmet Sahibi'nin huzurunda saygıyla kısılır; öyle ki yalnızca cansız-baygın bir uğultu işitirsin. (M.Esed)-O gün herkes hiçbir tarafa sapmadan o davetçiye uyarlar.. Sesler Rahmanın huzurunda kesilir. Artık bir fısıltıdan başka hiçbir şey işitmezsiniz.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
109-) O gün Rahman\ın izin verip sözünden hoşlandığı kimseden başkasının şefa'ati fayda vermez.(S.Ateş)-O gün, Rahman’ın kendisine izin verdiği ve sözce hoşnut olduğu kimseler hariç şefaat fayda vermez.(H.Yılmaz)-O Gün, hakkında sınırsız rahmet Sahibi'nin izin verdiği, sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasına kayırmanın, arka çıkmanın bir yararı olmayacaktır.(M.Esed)-O gün, Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
110-) O, onların önlerindekini ve arkalarındakini (geçmişlerini ve geleceklerini) bilir; onlar ise bilgice O\nu kavrayamazlar.(S.Ateş)-Hiç kimse, Allah'ıjn bizzat kendisini bilgisiyle kavrayamaz. Fakat Allah, herkesin geçmişini ve geleceğini, ayrıntısına kadar bilir.(M.sağ)-Allah, onların (yardım görmeyenlerin) önlerindeki ve arkalarındaki şeyleri bilir. Onlar ise O’nu bilgice kuşatamazlar. (H.Yılmaz)-[Çünkü] O, insanların gözleri önünde olanı da, onlardan saklı tutulanı da bütünüyle bilmektedir, ama onlar O'nu bilgice asla kuşatamazlar.(M.Esed)-O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O'nu kavrayıp kuşatmazlar. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
111-) Bütün yüzler, o diri ve yöneticiye boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen perişan olmuştur.(S.Ateş)-O gün, tüm insanlar/yüzler, hiç ölmeyen, sonsuz yönetici Allah'a çevrilmiştir. Yemin olsun! O gün günah yükü taşıyanlar perişan olacaklardır. (M.Sağ)-Ve yüzler (kişiler), Hayy (Diri) ve Kayyum (bütün yarattıklarını gözetip duran Allah) için baş eğmiştir. Bir zulüm taşıyan kimseler gerçekten zarara uğramıştır.(H.Yılmaz)-Ve var olan her şeyin kaynağı-dayanağı olan O kendine yeterli ebedî-diri varlık önünde [o Gün] yüzler saygı ve hicapla eğilir; ve zulmün yüküyle yüklü olanın soluğu kesilir, gücü tükenir. (M.Esed)-Bütün yüzler sürekli diri olan ve yaratıklarını daima koruyup gözeten Allah'ın huzurunda boyun eğeceklerdir. Haksızlık yapanlar büyük kayba uğrayacaklardır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
112-) Kim inanarak iyi olan işlerden yaparsa artık o, ne zulümden, ne de hakkının çiğnenmesinden korkar.(S.Ateş)-Buna karşılık, inanıp da dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan kimseye gelince: böyle birinin, haksızlığa uğramaktan ya da [hak ettiği karşılıktan] yoksun bırakılmaktan korkmasına hiçbir sebep yoktur.(M.Esed)-Ve her kim mümin olarak salihattan işlerse, artık o, bir haksızlıktan ve hakkının yenileceğinden korkmaz.(H.Yılmaz) -Kim de bir mü'min olarak, salih olan amellerde bulunursa, artık o, ne zulümden korksun, ne de hakkının eksik tutulmasından. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
113-) Biz sana onu böyle Arapça bir Kur\an olarak indirdik ve onda tehditleri türlü biçimlere çevirip açıkladık ki korunsunlar. Yahut (Kur'an,) onlara bir hatırlama yaptırsın.(S.Ateş)-Ey Muhammed! Halkının dili Arapça olduğu için, Biz bu Kur'anı sana Arapça olarak indirdik ve Kur'anda, tehditleri, uyarıları tekrar tekrar anlattık ki, belki Araplar/ insanlar sakınırlar da, Kur'an onlar için bir uyarı olur diye.(M.Sağ)-Ve işte böylece Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Onda tehditlerden tekrar tekrar açıklama yaptık. Belki takva sahibi olurlar yahut onlara yeni bir öğüt oluşturur.(H.Yılmaz)-İŞTE BÖYLECE bu [vahyî mesajı] Biz sana Arap diliyle (ifade edilmiş) bir hitabe olarak indirdik; ve onda her türden uyarıyı apaçık dile getirdik ki, insanlar Bize karşı sorumluluk bilinci taşısınlar; yahut bu (kitap) onlarda yepyeni bir bilinç uyanıklığı meydana getirsin. (M.Esed)-Böylece biz onu, Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup-sakınırlar ya da onlar için düşünme (yeteneğini) oluşturur. (Mevdudi)-Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Onda uyarıları ayrıntılı olarak açıkladık ki, belki saygılı olurlar, yahut onlara bir hatırlatma yapar. (B.Bayraklı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
114-) Gerçek hükümdar olan Allah, yücedir. Sana vahyedilmesi henüz tamamlanmadan Kur\an'ı acele okumağa kalkma; (S.Ateş)-İşte hakk olan, biricik hükümdar olan Allah ne yücedir! Onun vahyi sana tamamlanmadan evvel, okumayı acele etme ve “Rabbim, bana bilgiyi artır!” de.(H.Yılmaz)-Gerçek yönetici olan Allah yüceler yücesidir, Ey Muhammed! Sana vahy tamamlanmadan önce, Kur'anı anlamak için acele etme ve Rabbim bilgimi artır diye dua et.(M.Sağ)-Öyleyse, [bil ki] Allah, var olan her şeyin ötesindeki yüceler yücesidir; mutlak ve nihaî egemenlik sahibi, mutlak ve nihaî Gerçek'tir; dolayısıyla, Kur’an'ın vahyi sana bütünüyle ulaştırılmadan önce onun hakkında (görüş bildirmekte) tezlik gösterme; fakat [daima] “Ey Rabbim, benim ilmimi artır!” de. (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
115-) Andolsun biz, önceden Adem\e (o ağaçtan yememesini) emretmiştik, unuttu. Biz onda bir azim (ve sebat) bulmadık.(S.Ateş)-Ve ant olsun Biz bundan önce Âdem’e ahit verdik (ondan söz aldık) de o aklından çıkardı (yapmadı) ve Biz onda bir azim (kararlılık) bulmadık.(H.Yılmaz)-VE GERÇEK ŞU Kİ, biz Âdem'e önceden buyruğumuzu ulaştırmıştık; ne var ki o bunu unuttu; o'nu, yaratılışındaki amaçta azimli ve gayretli bulmadık. (M.Esed)-Yemin olsun! Biz Adem’i ilk yarattığıdığımızda, şeytanın kendisine ve eşine düşman olduğunu bildirip sözleşmiştik. Ama, Adem bunu unuttu ve şeytanın kandırmasına karşı bir direnç ve kararlılık gösteremedi. (M.sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
116-) Meleklere: "Adem\e secede edin," demiştik, secde ettiler, yalnız İblis diretti.(S.Ateş)-[Şöyle ki:] Biz meleklere, “Âdem'in önünde yere kapanın!” dediğimiz zaman, İblis'in dışında, onların hepsi yere kapandı; (İblis bunu yapmaya) yanaşmadı; (M.Esed)-Bizim meleklere ademe saygınızı sunun dediğimizi, İblis hariç hepsinin ona saygılarını sunduklarını hatırla.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
117-) Dedik ki: "Ey Adem, bu, senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın, sizi cennetten çıkarmasın, sonra yorulursun."(S.Ateş)-Sonra da Biz; “Ey Âdem! Şüphesiz bu (İblis) sana ve eşine düşmandır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, sonra bedbaht olursun, kesinlikle senin acıkmaman ve çıplak kalmaman oradadır (cennettedir). Ve sen orada susamazsın ve güneşin sıcağında kalmazsın.” dedik. (H.Yılmaz)-ve bunun üzerine Âdem'e: “Ey Âdem!” dedik, “Gerçek şu ki, bu senin ve eşinin düşmanıdır; öyleyse, dikkat edin, sizi (bu) hasbahçeden çıkarıp da seni bedbaht kılmasın. (M.Esed)-Bunun üzerine dedik ki: "Ey Adem, bu (iblis) gerçekten sana da, eşine de düşmandır; sakın sizi cennetten sürüp çıkarmasın, sonra mutsuz olursun." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
118-) Şimdi burada acıkmayacaksın, çıplak kalmayacaksını.(S.Ateş)-(O hasbahçe ki,) orada acıkmaman ve kendini çıplak hissetmemen sağlanmıştır;(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
119-) Ve sen susamayacaksın, kuşluk vakti güneşi(nin ısısı)ndan etkilenmeyeceksin.(S.Ateş)-keza, orada susamaman ve güneşin sıcaklığından etkilenmemen de sağlanmıştır”. (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
120-) Nihayet şeytan ona fısıldayıp: "Ey Adem, sana ebedilik ağacını ve yok olmayacak bir hükümranlığı göstereyim mi? dedi.(S.Ateş)-Sonunda şeytan ona vesvese verdi. Dedi ki: “Ey Âdem! Sana sonsuzluğun ağacı ve eskimez / çökmez mülk / saltanat için rehberlik edeyim mi?(H.Yılmaz)-Ne var ki, Şeytan o'na sinsice fısıldayarak: “Ey Âdem!” dedi, “Sana sonsuzluk ağacını ve (dolayısıyla) hiç çökmeyecek bir hükümranlığı(n yolunu) göstereyim mi?” (M.Esed)-Sonunda şeytan ona vesvese verdi; dedi ki: "Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?" (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
121-) O ağaçtan yediler. Böylece kendilerine kötü yerleri göründü (üreme organları ortaya çıktı). Üstlerini cennet yaprağıyle örtmeğe başladılar. Adem Rabbinin buyruğuna karşı geldi de şaşırdı.(S.Ateş)-Ve böylece her ikisi de o ağac[ın meyvesin]den yediler; bunun üzerine çıplaklıklarının farkına vardılar ve bahçeden topladıkları yapraklarla üzerlerini örtmeye çalıştılar. Ve [böylece] Âdem Rabbine karşı geldi ve dolayısıyla ciddî bir hataya düşmüş oldu. (M.Esed)-Bunun üzerine ikisi de o ağaçtan yediler. Hemen çirkinlikleri kendilerine açılıp görünüverdi. Ve aleyhlerine cennet yaprağından örtüp yamamaya başladılar. Âdem Rabbine asi oldu da şaşırdı / azdı.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
122-) Sonra Rabbi onu seçti, tevbesini kabul etti, doğru yola iletti.(S.Ateş)-Sonra Rabbi, onu seçti de tövbesini kabul buyurdu ve ona doğru yolu gösterdi.(H.Yılmaz)-Ama sonra Rabbi [yine de] o'nu [Rahmetiyle] seçip ayırdı; o'nun tevbesini kabul etti ve o'na doğru yolu gösterdi; (M.Esed)-Sonra Rabbi onu seçti, tevbesini kabul etti ve doğru yola iletti. (Mevdudi) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
123-) Dedi ki: "Hepiniz oradan inin, birbirinize düşmansınız. İmdi benden size bir hidayet geldiği zaman kim benim hidayetime uyarsa o, sapmaz ve sıkıntıya düşmez."(S.Ateş)-O (Allah), (o ikisine); “Birbirinize düşman olmak üzere hepiniz oradan alçalın. Artık Benden size bir kılavuz geldiği zaman, kim Benim kılavuzuma uyarsa işte o, sapıklığa düşmez ve mutsuz olmaz.” dedi. (H.Yılmaz)-[yani onlara şöyle] dedi: “Birbirinize düşman olarak hepiniz topluca inin bu [safiyet/arınmışlık] makamından! Bununla birlikte, muhakkak ki, size Benden doğru-yol bilgisi gelecektir: kim ki Benim doğru-yol öğretimi izlerse yoldan sapmayacak ve bedbaht olmayacaktır. (M.Esed)-Şeytan ve siz, birbirinize düşmanlar olarak, hepiniz çıkın oradan. Size benden bir yol gösterici geldiğinde, kim benim yoluma uyarsa o sapmaz ve perişan olmaz. (M.sağ)
124-) Ama kim beni anmaktan yüz çevirirse, onun için de dar bir geçim var. Kıyamet günü onu kör olarak (yüce Divana) süreriz.(S.Ateş)-Kim Benim zikrimden (Benim anılmamdan / Benim öğüdümden) yüz çevirirse hiç şüphesiz onun için zor, sıkıcı bir geçim / yaşam vardır. Kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz.(H.Yılmaz)-Ama kim ki Beni anmaktan yüz çevirirse, bilsin ki, onun dar bir hayat alanı olacaktır; ve Kıyamet Günü onu kör olarak kaldıracağız”. (M.Esed)-."Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
125-) Rabbim der, niçin beni kör sürdün, oysa ben görür idim? (S.Ateş)-O der ki: “Rabbim ben gören biri olduğum hâlde beni neden kör olarak haşrettin?”(H.Yılmaz)-[Böyle biri, Kıyamet Günü'nde:] “Rabbim, ben gören biriyken beni niçin kör olarak kaldırdın?” diye soracak. (M.Esed)
126-) (Allah) buyurur ki: "Nasıl sana ayetlerimiz geldiği zaman, sen onları unuttuysan, bugün de sen öyle unutulursun!"(S.Ateş)-Allah: "Öyleydin, ancak ayetlerimiz sana geldi de sen onları görmezlikten geldin. Böylece sen de bugün unutuldun" der.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-[Allah da ona:] “Şunun için,” diye cevap verecek, “sana mesajlarımız gelmişti de sen onları gözardı etmiştin; ve bugün de aynen öyle gözardı edileceksin!” (M.Esed)-.(Allah da) Der ki: "İşte böyle, sana ayetlerimiz gelmişti, fakat sen onları unuttun, bugün de sen işte böyle unutulmaktasın." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
127-) İşte israf eden ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları böyle cezalandırırız. Elbette ahiretin azabı daha çetin ve daha süreklidir.(S.Ateş)-Ve işte Biz, sınırları aşanları ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları böyle cezalandırırız. Ve ahiretin azabı kesinlikle daha şiddetli ve daha süreklidir.(H.Yılmaz)-Çünkü, kendi elindekileri boşa harcayan ve Rabbinin mesajlarına inanmayan kimseleri Biz işte böyle cezalandıracağız; ve [böylelerinin] ahirette [çekeceği] azap, gerçekten de, (azapların) en zorlusu olacaktır! (M.Esed)-İşte biz ölçüsüzce davrananları ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları böyle cezalandırırız; ahiretin azabı ise gerçekten daha şiddetli ve daha süreklidir. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
128-) (Bugün) meskenlerinde dolaştıkları, kendilerinden önce yaşamış nice nesilleri yok edişimiz onları hala yola getirmedi mi? Elbette bunda akıl sahipleri için ibretler vardır.(S.Ateş)-PEKİ, bu [hakkı inkar eden] kimseler, yurtlarında gezip dolaştıkları kendilerinden önce gelip geçmiş kuşaklardan nicesini helak ettiğimizi görerek bundan kendileri için bir ders çıkarmadılar mı? Oysa, bu olguda, akıl sahipleri için mutlaka çıkarılacak dersler vardır! (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
129-) Eğer Rabbin tarafından söylenmiş bir söz ve belirtilmiş bir süre olmasaydı. (bunların da hemen helak edilmeleri) gerekli olurdu.(S.Ateş)-Ve eğer Rabbinden bir Söz ve adı konmuş bir ecel olmasaydı, kesinlikle kaçınılmaz olurdu. (H.Yılmaz)-Eğer Rabbinin verilmiş bir sözü ve önceden belirlediği bir süre olmasaydı, onların da yok oluş cezası dünyada kaçınılmaz olurdu.(M.Sağ)-Rabbinin [her günahkara tevbe için tanınan] belirli süre konusunda önceden verilmiş bir kararı olmasaydı, [günah işleyenlerin derhal cezalandırılması] kaçınılmaz olurdu. (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
130-) Onların dediklerine sabret, güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbini överek tesbih et; gece sa\atlerinden bir kısmında ve gündüzün taraflarında da tesbih et ki memnun olasın! (S.Ateş)-Artık onların söylediklerine sabret, Güneş’in doğuşundan önce de batışından önce de Rabbini tesbih et. Gecenin bazı saatleriyle gündüzün iki ucunda da tespih et ki, hoşnutluğa erebilesin.(H.Yılmaz)-Bunun içindir ki, [hakkı inkar eden]ler ne derlerse desinler, sabret; ve güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin sınırsız kudret ve yüceliğini övgüyle an; ve gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün belli vakitlerinde yine Rabbinin kudret ve yüceliğini an ki hoşnutluğa, esenliğe erişesin.(M.Esed)- Sen ortak koşucuların sözlerine karşı dirençli ve dayanıklı ol. Güneşin doğumundan ve batımından önce, Rabbini yücelterek an. Gecenin bazı saatlerinde ve günün her iki ucunda da Rabbini yücelt ki, ortak koşucuların can sıkıcı sözlerine karşı rahatlayabilesin. (M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
131-) Onlardan bazı zümrelere kendilerini denemek için verdiğimiz dünya hayatının süsüne gözlerini dikme. Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.(S.Ateş)-Ve kendilerini fitnelemek için basit hayatın çiçeği olarak, onlardan kimi çiftleri kendileriyle yararlandırdığımız şeylere (mal, mülk, evlât ve saltanata) sakın gözlerini dikme (rağbetle bakma). Ve Rabbinin rızkı daha iyi ve daha süreklidir.(H.Yılmaz)-Ve sakın, pek çoklarına, (sadece) onları sınamak için, avunsunlar diye verdiğimiz dünya hayatına mahsus şu ya da bu parlaklığa, görkeme gözünü dikme; çünkü Rabbinin [sana] sağladığı rızık, daha hayırlı ve daha kalıcıdır.(M.Esed)- Onlardan bazı gruplara, kendilerini onunla denemek için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme. Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
132-) Ailene namazı emret, kendin de namaz kılmaya dayan. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz besliyoruz. Sonuç takva(sahipleri)nindir.(S.Ateş)-Ve ehline salâtı emret, kendin de ona sabırla devam et. Biz senden bir rızk istemiyoruz. Seni Biz rızklandırıyoruz. Akıbet takva içindir.(H.Yılmaz)-Yakınlarına da salâtı emret ve sen de bunda devamlı, sebatlı ol. [Fakat unutma ki] Biz senden [Bizim için] rızık sağlamanı istemiyoruz; (tersine,) senin rızkını veren Biziz. Ve gelecek, Allah'a karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimselerin (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
133-) Dediler ki: "Rabbinden bize bir ayet (mu\cize) getirmeli değil mi?" Onlara, önceki Kitap'larda bulunan kanıt gelmedi mi?(S.Ateş)-YİNE DE [hakka karşı kör olanlar]: “[Muhammed] Rabbinden bize bir mucize getirseydi ya!” deyip duruyorlar. [Fakat] zaten onlara, eski yazılı belgelerde bulunması gereken konularda [bu ilahî mesajın doğruluğunu gösteren] açık bir delil gelme-di mi? (M.Esed)-Dediler ki: "Rabbinden bize bir mucize getirse ya" Onlara önceki kitapların açıklaması olan Kur'an gelmedi mi? (Ö.Dumlu-H.Elmaı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
134-) Şayet onları, ondan önce bir azab ile helak etseydik: "Rabbimiz, bize bir elçi gönderseydin de böyle alçak ve rezil olmadan önce senin ayetlerine uysaydık!" derlerdi.(S.Ateş)-Ve eğer Biz, onları bundan önce bir azap ile helâk etseydik, muhakkak; “Ey Rabbimiz! Bize bir peygamber gönderseydin de, alçak ve rezil olmadan önce Senin ayetlerine uysaydık” diyeceklerdi.(H.Yılmaz)-Çünkü, eğer bu [ilahî mesajı vahyetmeden] önce onları (cezalandırıcı) bir azapla helak etseydik, [Hesap Günü'nde]: “Ey Rabbimiz, keşke bize bir elçi gönderseydin de [ahirette böyle] alçalıp gözden düşeceğimize Senin mesajlarına uysaydık!” demekte gerçekten de [haklı olurlardı]. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
135-) De ki: "Herkes gözetlemektedir. Gözetleyin, düzgün yolun sahipleri kimdir, doğru yolda olan kimdir, bileceksiniz!"(S.Ateş)-De ki: “Herkes beklemektedir. Siz de bekleyiniz. Şüphesiz düz yolun sahiplerinin kimler olduğunu ve kimlerin doğru yolu bulduğunu yakında bileceksiniz. (H.Yılmaz)-De ki: “Herkes [geleceğin kendilerine getireceği şeyi] ümitle beklemektedir; öyleyse siz de bekleyin, bakalım; çünkü kimlerin düz yolu seçtiğini ve kimlerin doğru yolu bulduğunu yakında göreceksiniz!” (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)