Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Kur'an Ne Diyor
" 19. Nitekim, ne gören ile görmeyen bir olur; " ( Fâtır - 19.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
Sâffât
1-) Andolsun o sıra sıra dizilenlere,(S.Ateş)-O saflar halinde dizilenlere/ dizenlere,(H.Yılmaz)-DÜŞÜN sıra sıra dizilmiş bu [mesajlar]ı,(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
2-) Bağırıp sürenlere,(S.Ateş)-Sınırları koruyanlara (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-ve bir vazgeçme çağrısı ile [kötülüklerden] alıkoymasını, (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
3-) Zikir okuyanlara,(S.Ateş)-sonra da [haykırıp sürükleyince de] öğüt okuyanlara kasem olsun ki [bunlar; o saflar halinde dizilenler kanıttır ki],(H.Yılmaz)-Kuran okuyanlara (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-ve [bütün dünyaya] bir öğüt ve uyarıda bulunmasını: (M.Esed)
4-) Ki Tanrınız, birdir.(S.Ateş)-And olsun ki sizin tanrınız tek bir tanrıdır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Şüphe yok ki sizin İlahınız Tek'tir, (M.Esed)
5-) Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbi, doğuların da Rabbidir.(S.Ateş)-O, göklerin, yerin ve aralarındakilerin Rabbidir. Doğuların da Rabbidir. (H.Yılmaz)-göklerin ve yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi; bütün gündoğumu noktalarının Rabbi! (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
6-) Biz en yakın göğü bir zinetle, yıldızlarla süsledik.(S.Ateş)-Gerçekten Biz en alt semayı ziynetlerle, yıldızlarla süsledik.(H.Yılmaz)-Biz yeryüzüne en yakın gökleri yıldızların güzelliğiyle süsledik, (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
7-) Ve (onu) ita\at dışına çıkan her türlü şeytandan koruduk.(S.Ateş)-Ve onu her asi saptırıcıdan koruduk.(M.Sağ)-Her türlü inatçı ve isyankar şeytandan koruduk(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-ve onları her türlü bozguncu, şeytanî güce karşı emin kıldık, (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
8-) O (şeyta)nlar mele-i A\layı (yüce melekler topluluğunu) dinleyemezler; her yandan kendilerine (ışınlar) atılır.(S.Ateş)-[ki] onlar, [o bilinmeyeni bilmek isteyenler,] yüce sakinler topluluğuna kulak veremesinler ve her taraftan kovulup sürülsünler,(M.Esed)-Onlar melekler alemini asla dinleyemezler. Her taraftan kendilerine ateş edilir.(Ö.Dumlu-H.Elmalı) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
9-) Kovulurlar. Onlar için sürekli bir azab vardır.(S.Ateş)-[rahmetten] yoksun kalsınlar ve [öteki dünyada] kendilerini bekleyen ebedî azaba dûçâr olsunlar; (M.Esed)-Kovmak için Onlar için sürekli bir azap vardır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)
10-) Yalnız (yüce topluluktan) bir söz kapan olursa, onu da delici bir şihab (ışın)izler.(S.Ateş)-Hele, yüce düzeni bozmaya çalışan olursa da, hemen korkunç bir ışık enerjisi onu delik deşik eder.(M.Sağ)-ama eğer birisi [bu bilgiden] bir kırıntı koparmayı başarırsa, [bundan dolayı] yakıcı bir alevin pençesine düşsün(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
11-) Şimdi onlara sor: Yaratılış bakımından kendileri mi daha çetin, yoksa bizim yarattıklarımız mı? Biz kendilerini yapışkan bir çamurdan yarattık.(S.Ateş)-Şimdi onlara sor: “Yaradılışça kendileri mi daha çetin, yoksa Bizim yarattığımız kimseler mi?” Şüphesiz Biz onları cıvık- yapışkan bir çamurdan yarattık. (H.Yılmaz)-Onlara sor: Onları yaratmak mı dahaz zordur, yoksa bütün kainatı yaratmamız mı ? Çünkü Biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-VE ŞİMDİ, o [hakikati inkar ede]nlerden sana cevap vermelerini iste: onları yaratmak, Bizim yarattığımız bu [sayısız mucizelerden] daha mı zordur? Nitekim Biz onları [basit] bir balçıktan yarattık! (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
12-) Hayır sen (bu muhteşem kudrete) hayran kaldın; onlarsa (seninle) alay ediyorlar.(S.Ateş)-Ey Peygamber! Sen Allahı gücüne ve kudretine hayranlık duyarken, ortak koşucular alay ediyorlar.(M.Sağ)-Aslında sen hayret ettin, onlar ise eğleniyorlar.(H.Yılmaz)-Hayır, sen hayranlık ve şaşkınlık duyarken onlar [yalnızca] alay ederler;M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
13-) Kendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar.(S.Ateş)-Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt kabul etmiyorlar. (H.Yılmaz)-ve [hakikat] kendilerine hatırlatıldığında onu kavramaya yanaşmazlar; (M.Esed)
14-) Bir mu\cize görseler, alay ediyorlar.(S.Ateş)-Ve bir ayet gördükleri zaman eğlenceye alıyorlar.(H.Yılmaz)-ve bir [ilahî] mesajla muhatab olduklarında onu küçümserler (M.Esed)
15-) Bu apaçık bir büyüden başka bir şey değildir. diyorlar.(S.Ateş)-Ve onlar: “Bu apaçık büyüden başka bir şey değildir.(H.Yılmaz)-ve “Bu, bir [beşerin] büyülü sözlerinden başka bir şey değildir!” derler, (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
16-) Yani biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi diriltilecek mişiz?(S.Ateş)-Öldüğümüz ve toprak, kemik olduğumuz zaman mı, gerçekten mi biz tekrar dirilecekmişiz? (H.Yılmaz)-. “Ne? Ölüp toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra sahiden yeniden dirilecek miyiz? (M.Esed)
17-) Evvelki atalarımız da mı?(S.Ateş)-Önceki atalarımız da mı?” diyorlar. (H.Yılmaz)-Yani eski atalarımız da mı?” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
18-) De ki: "Evet siz aşağılanarak (diriltileceksiniz)!"(S.Ateş)-De ki: “Evet, siz de çok aşağılanmış olarak...” (H.Yılmaz)-De ki: “Elbette, hem de en perişan ve zavallı şekilde!” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
19-) O (iş) sadece korkunç bir sesten ibarettir: Hemen onlar (diriltilmiş olarak) bakıyorlardır.(S.Ateş)-Artık o zorlu bir haykırıştan ibarettir. Bir de bakmışsın ki onlar karşıda duruverirler. (H.Yılmaz)-Çünkü o [alay ettikleri yeniden dirilme,] bir itham çığlığı şeklinde [âniden onların tepesinde patlayacak.] İşte o zaman [hakikati] anlamaya başlayacaklar.(M.Esed)-Diriltilme, sadece bir sesledir. Hemen kalkıp bakakalırlar.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-O diriliş anı, sadece müthiş bir tek komut sesidir. O zaman inkarcılar mezarlarından kalkarlar, şaşkın bir halde bakınırlar. (M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
20-) Vah bize, bu ceza günüdür! dediler.(S.Ateş)-Ve “Eyvah bizlere! İşte bu, Din Günü’dür” derler.(H.Yılmaz)-ve “Eyvah!” diyecekler, “İşte Hesap Günü bugündür!” (M.Esed)
21-) Bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm günüdür!(S.Ateş)--“İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz Ayırma Günü’dür!” - (H.Yılmaz)-[Ve onlara şöyle denilecek:] “Bu, yalanlamış olduğunuz [gündür, şaşmaz hakikat ile sahte ve yalan arasında ] Ayrım Günüdür!” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
22-) (Yüce Allah meleklerine emreder): "Toplayın o zalimleri, onların eşlerini ve taptıklarını."(S.Ateş)-Zalimleri, taraftarlarını ve taptıklarını birlikte toplayın.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Toplayın o zulmedenleri, eşlerini ve Allah’ın astlarından tapmış oldukları şeyleri. (H.Yılmaz)-[Ve Allah şöyle buyuracaktır:] “Toplayın bütün o zalimleri, kendileri gibi olanlarla ve bütün o Allah'tan başka taptıkları [ile] birlikte; (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
23-) Allah\tan başka taptıklarını. Onları cehennemin yoluna götürün!(S.Ateş)-Sonra da onları cahimin [cehennemin] yoluna kılavuzlayın!” (H.Yılmaz)-ve hepsini yakıcı ateşin yoluna sürün, (M.Esed)-Allahı bırakarak taptıklarını. Onları doğruca cehennemin yoluna koyun.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
24-) Durdurun onları, çünkü onlar sorguya çekileceklerdir.(S.Ateş)-Onları orada bekletin. Çünkü sorgulanacaklarıdır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Ve durdurun onları; şüphesiz onlar sorguya çekilecekler:(H.Yılmaz)-ve onları [orada] tutun!” [O zaman] böylelerine sorulacak: (M.Esed)
25-) Size ne oldu ki birbirinize yardım etmiyorsunuz?(S.Ateş)-“Ne oldu sizlere de yardımlaşmıyorsunuz?” (H.Yılmaz)-“Size ne oldu ki [şimdi] birbirinize yardım etmiyorsunuz?” (M.Esed)
26-) (Başları öne eğik, utançtan yüzleri kızarmış. Cevap verecek durumda değillerdir). Hayır, onlar o gün teslim olmuşlardır.(S.Ateş)-Aksine, bugün onlar teslim olmuşlardır. (H.Yılmaz)-Hayır, onlar o Gün isteyerek [Allah'a] teslim olacaklar; (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
27-) Birbirlerine döndüler, soruyorlar.(S.Ateş)-Dönüp birbirlerini sorgulayacaklardır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Ve onların bazısı bazısına, dönmüş [yüz yüze gelmiş] soruşuyorlar [birbirlerini sorumlu tutuyorlar]. (H.Yılmaz)-fakat [çok geç kaldıklarından] birbirlerine dönüp bakacaklar ve birbirlerinden [geçmiş günahlarının yükünü hafifletmelerini] isteyecekler.(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
28-) (Uyanlar, uydukları adamlara) Dediler ki: "Siz bize sağdan gelir(güvendiğimiz yandan bize sokulup vesvese verir)diniz."(S.Ateş)-Uyanlar peşinden gittikleri, "Siz bize doğruları ve haktan yana olduğunuzu söyleyerek yaklaşıyordunuz, derler.(M.Sağ)-Onlar: “Şüphesiz siz bize Yeminden [sağ elden, hak yoldan/ iyi konumdan/ güçten kuvvetten] gelir dururdunuz” derler.(H.Yılmaz)-[Onların] bir kısmı: “Bakın” diyecek, “Siz bize [ayartma niyetiyle] sağdan yaklaşırdınız!” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
29-) (Ötekiler de): "Hayır, dediler, zaten siz kendiniz inanan insanlar değildiniz."(S.Ateş)-Uydukları kimse de onlara: "Aslında siz doğru dürüst inanmış kimseler değildiniz" (M.Sağ)-Diğerleri derler ki: “Bilakis, siz müminler olmamıştınız. (H.Yılmaz)-Ötekiler, “Hayır” diyecekler, “aslında siz kendiniz imandan zerre kadar nasip almamıştınız! (M.Esed)-Onlarda şöyle cevap verirler: Hayır siz zaten inanmamıştınız. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)
30-) Bizim sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu. Siz kendiniz azgın bir toplum idiniz.(S.Ateş)-Bizim size bir baskımız olmadı. Zaten siz isyankar bir toplumdunuz.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Bizim size karşı bir gücümüz de yoktu. Bilakissiz azmış bir kavimdiniz.(H.Yılmaz)-Üstelik sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu: bilakis, siz küstahça bir kibire kapılmıştınız! (M.Esed)
31-) Artık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız!(S.Ateş)-Onun için üzerimize Rabbimizin Söz’ü hak oldu. Şüphesiz biz tadıcılarız. (H.Yılmaz)-Fakat şimdi Rabbimizin sözü bizim [de] aleyhimize çıktı: biz [günahlarımızın acı meyvesini] mutlaka tadacağız.(M.Esed)
32-) Sizi azdırdık, çünkü biz kendimiz azmıştık(siz de bize uyunca azmış oldunuz).(S.Ateş)-Biz sizin yoldan çıkmanızı istedik. Çünkü biz yoldan çıkmış azgınlardık.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Sonra biz, sizi kışkırttık. Çünkü biz kışkırtıcılar idik.” (H.Yılmaz)-O halde, sizi derin bir sapıklığa ittiğ[imiz eğer doğruysa], o zaman biz de vahim bir sapıklığa düşmüşüzdür!” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
33-) O gün onlar azab (çekme)de ortaktırlar.(S.Ateş)-Böylece o gün, uyan ve uyulanlar azapta birşirler.(M.Sağ)-Şu halde şüphesiz onlar, o gün azapta ortaktırlar. (H.Yılmaz)-O Gün onların hepsi ortak azaplarını paylaşacaklar.(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
34-) İşte biz, suçlulara böyle yaparız.(S.Ateş)-İşte Biz suçluları böyle itiraf ettiririz.(M.Sağ)-Biz suçlulara işte böyle yapacağız.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Şüphesiz Biz, günahkârlara böyle yaparız. (H.Yılmaz)-Günaha batmış olanlara işte böyle davranacağız: (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
35-) Çünkü onlara: "Allah\tan başka tanrı yoktur!" dendiği zaman büyüklük taslarlardı.(S.Ateş)-Şüphesiz onlar, kendilerine: “Allah`tan başka ilâh diye bir şey yoktur” denildiği zaman büyüklük taslıyorlar (H.Yılmaz)-çünkü bakın, ne zaman onlara “Allah'tan başka ilah yoktur!” denilse küstahça böbürlenirlerdi (M.Esed)
36-) Cinlenmiş bir şair için biz tanrılarımızı mı terk edeceğiz? derlerdi.(S.Ateş)-ve “Şüphesiz biz, mecnun bir şair için ilâhlarımızı bırakır mıyız?” diyorlar. (H.Yılmaz)-ve “Mecnun bir şairin sözüyle biz ilahlarımızı mı terk edeceğiz?” derlerdi.((M.Esed) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
37-) Hayır, o (ne şairdi, ne mecnun. O) gerçeği getirmiş ve elçileri de doğrulamıştı.(S.Ateş)-Bilakis o, hak ile geldi ve bütün peygamberleri tasdik etti. (H.Yılmaz)-Hayır, asla! [Sizin deli şair dediğiniz] o kişi hakikati getirmiştir; ve o, [Allah'ın önceki] elçilerinin [bildirdikleri] hakikati tasdik etmektedir. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
38-) Siz acı azabı tadacaksınız!(S.Ateş)-Şüphesiz siz, o acı azabı tadacaksınız (H.Yılmaz)-Bakın siz, [öteki dünyada] acıklı azabı tadacaksınız, (M.Esed)
39-) Sadece yaptığınız (işler)le cezalanıyorsunuz!(S.Ateş)-ve sadece yaptığınız amellerinizle cezalandırılacaksınız. (H.Yılmaz)-ama yapmış olduğunuzdan başka bir şeyle cezalandırılmayacaksınız. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
40-) Ancak Allah\ın halis kulları bu cezanın dışındadır.(S.Ateş)-Allah`ın arıtılmış kulları müstesnadır.(H.Yılmaz)-Ancak Allah'ın halis kullarına böyle davranılmayacak: (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
41-) Onlar için bilinen bir rızık vardır.(S.Ateş)-İşte onlar [Allah’ın arıtılmış kulları], kendileri için belli bir rızık; meyveler olanlardır.(H.Yılmaz)-[öteki dünyada] onlar için, yabancısı olmadıkları bir rızık hazırlanacaktır (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
42-) (Türlü türlü) Meyvalar.Ve onlar ağırlanırlar.(S.Ateş)-[yeryüzündeki hayatlarının] ürünü olarak; ve onlar ağırlanacaklardır .(M.Esed)-Çeşitli-meyveler. Onlar ikram görenlerdir.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
43-) Ni\met cennetlerinde.(S.Ateş)
44-) Tahtlar üzerinde, karşılıklı otururlar.(S.Ateş)-mutluluk tahtları üzerinde birbirlerine [sevgi ile] bakışarak.(M.Esed) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
45-) Önlerinde akan kaynaktan (doldurulmuş) kadehler dolaştırılır.(S.Ateş)-Aralarında dupduru pınarlardan [içecekle doldurulmuş] bir kâse dolaştırılacak, (M.Esed)-Kaynaktan (doldurulmuş) kadehlerle çevrelerine dolaşılır.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
46-) Berrak, içenlere lezzet veren bir içki.(S.Ateş)-berrak ve içenlere tat veren [bir içecek]; (M.Esed)-Bembeyaz, içenlere lezzet (veren bir içki).(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
47-) Onda ne sersemletme var, ne onunla sarhoş olurlar.(S.Ateş)-Onda endişe edilecek hiç bir şey yoktur ve sarhoşta olmayacaklardır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-çarpmayan ve sarhoşluk vermeyen. (M.Esed)-Onda ne bir gaile vardır, ne de kendilerinden geçip, akılları çelinir.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
48-) Yanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır.(S.Ateş)-Yanlarında da gözlerini kendilerine dikmiş iri gözlüler vardır.(H.Yılmaz)-Ve yanlarında yumuşak bakışlı, güzel gözlü eşler olacak, (M.Esed)-Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
49-) Saklı yumurta gibi bembeyaz eşler.(S.Ateş)-Korunmuş yumurta gibidir onlar.(H.Yılmaz)-gizlenmiş [deve kuşu] yumurtaları gibi [kusursuz] eşler.(M.Esed)- Sanki onlar, saklı bir yumurta gibi (çarpıcı ve pürüzsüz). (Mevdudi)-Günyüzü görmemiş bembeyaz eşleri.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
50-) Bunlar birbirine dönmüş soruyorlar:(S.Ateş)-Sonra da bazısı bazısına dönüp birbirlerine sorarlar.(H.Yılmaz)-Hepsi dönüp [geçmiş hayatları hakkında] birbirlerine sorular soracaklar.(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
51-) Onlardan bir sözcü: "Benim, dedi, bir arkadaşım vardı."(S.Ateş)-İçlerinden biri şöyle diyecek: “Bakın, benim [yeryüzünde] bir arkadaşım vardı, (M.Esed)
52-) Derdi ki: \Sen doğrulayanlardan mısın?(S.Ateş)-[bana] derdi ki, ‘Ne? Sen onun doğru olduğuna gerçekten inananlardan mısın, (M.Esed)-"Der ki: -Sen de gerçekten (dirilişi) doğrulayanlardan mısın?"(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
53-) Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız?\ (S.Ateş)-ölüp toz ve kemik yığını haline geldikten sonra yargılanacağımıza!’” (M.Esed)
54-) (Sonra yanındakilere): "Bakar mısınız?" dedi.(S.Ateş)-Hiç gördünüz mü onu? (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-[Ve] ekleyecek: “Bakmak [ve onu görmek] ister misiniz?” (M.Esed)
55-) Baktı onu cehennemin ortasında gördü.(S.Ateş)-Derken kendisi muttali oldu da onu cahimin [cehennemin] ta ortasında gördü.(H.Yılmaz)-Bunun üzerine dönüp bakar ve o [arkadaşı]nı yanan ateşin ortasında görür; (M.Esed)
56-) Tallahi, dedi, sen az daha beni de alçaltacaktın.(S.Ateş)-Dedi ki: “Allah`a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin. (H.Yılmaz)-ve “Aman Allahım!” der, “[Ey eski arkadaşım], neredeyse [beni de] mahvedecektin! (M.Esed)-
57-) Rabbimin ni\meti olmasaydı, şimdi ben de (oraya) getirilenlerden olurdum.(S.Ateş)-Rabbimin nimeti olmasaydı, kesinlikle ben de bu hazır bulundurulanlardan olacaktım. (H.Yılmaz)-Eğer Rabbimin lütfu olmasaydı ben de [şimdi] [azaba] uğratılanlar arasında olurdum! (M.Esed)-"Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azab yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım."(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
58-) Biz bir daha ölmeyecek miyiz der.(S.Ateş)-Ve yanındakilere heyacanla, "Peki, ilk ölümümüz hariç, biz bir daha ölmeyecek miyiz?(M.Sağ)-Peki, nasılmış bak! Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz?(H.Yılmaz)-Ama sonra, [ey cennetteki arkadaşlarım,] biz gerçekten [bir daha] ölmeyeceğiz, (M.Esed)
59-) Yalnız ilk ölümümüz, başka ölüm yok ve biz azaba da uğratılmayacağız ha?!8S.Ateş)-önceki ölümümüz dışında ve [bir daha] azaba uğratılmayacağız, değil mi? (M.Esed)-Birinci ölümün dışında Biz Azap da görmeyeceğiz. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-önceki ölümümüz dışında ve [bir daha] azaba uğratılmayacağız, değil mi? (M.Esed)-"Yalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)? Ve biz azaba uğratılacak olanlar da değil miymişiz; (öyle mi)?"(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
60-) Gerçekten büyük başarı ve mutluluk budur!(S.Ateş)-İşte asıl büyük mutluluk ve kurtuluş budur.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-İşte bu; bu, gerçekten müthiş bir mazhariyettir!” (M.Esed)-Şüphesiz işte bu, büyük kurtuluşun ta kendisidir.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
61-) Çalışanlar bunun için çalışsınlar.(S.Ateş)-Artık, çalışanlar, sadece bunun [büyük kurtuluşun] gibisi için çalışsınlar. (H.Yılmaz)-. [Allah yolunda] çalışanlar, demek ki böyle bir şey için çalışırlar! (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
62-) (Nasıl) Ağırlanmak için bu mu hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?(S.Ateş)-İkram olarak bu mu daha hayırlı yahut zakkum ağacı mı? (H.Yılmaz)-Böyle [bir cennet] mi daha iyi bir ağırlanmadır, yoksa [cehennemin] ölümcül meyve ağacı mı? (M.Esed)-Nasıl, böyle bir konaklanma mı daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
63-) Biz onu zalimler için bir fitne (sınav) yaptık.(S.Ateş)-Şüphesiz Biz onu zalimler için bir fitne kıldık. (H.Yılmaz)-Gerçek şu ki, biz o (ağac)ı zalimler için bir sınama aracı yaptık,(M.Esed)-Doğrusu biz, onu kâfirler için bir fitne (bir imtihan konusu) kıldık. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
64-) O, cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır.(S.Ateş)-Şüphesiz o [zakkum ağacı], cehennemin dibinde çıkan bir ağaçtır. (H.Yılmaz)-zira o, [cehennemin] yakıcı ateşinin ortasında büyüyen bir ağaçtır, (M.Esed)
65-) Tomurcukları, şeytanların başları gibidir.(S.Ateş)-Meyveleri şeytan başları gibidir.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Tomurcukları şeytanların [boynuzlu yılanların] başları gibidir. (H.Yılmaz)-meyvesi şeytanların kellesi gibi [tiksindirici]dir; (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
66-) Onlar ondan yiyecekler ve karınlarını onunla dolduracaklardır.(S.Ateş)-İşte, kesinlikle onlar, ondan yiyecekler de karınlarını bundan dolduracaklardır.(H.Yılmaz)-ve [zalim]ler ondan yemeye ve karınlarını onunla doldurmaya mahkumdurlar. (M.Esed)
67-) Sonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır.(S.Ateş)-Sonra şüphesiz onlar için, bunun üzerine kaynar su karışımı bir içecek vardır.(H.Yılmaz)-Bunun da üzerinde, onlar korkunç bir ümitsizlik (cezası)na çarpılacaklardır! (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
68-) Sonra dönecekleri yer, elbette cehennemdir.(S.Ateş)-Sonra da şüphesiz dönecekleri yer, kesinlikle Cahim’dir [cehennemdir]. (H.Yılmaz)-Ve bir kez daha (söyleyelim): yakıcı ateş onların nihaî durağı olacaktır; (M.Esed)-Sonra onların dönecekleri yer, elbette (yine) çılgınca yanan ateştir.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
69-) Çünkü onlar babalarını sapık kimseler buldular.(S.Ateş)- Onlar orada sapkın babalarını da bulacaklardır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Şüphesiz onlar, atalarını sapık kimseler olarak buldular. (H.Yılmaz)-çünkü onlar atalarını eğri bir yol üzerinde buldular, (M.Esed)
70-) Kendileri de onların izlerinde koşturuyorlar.(S.Ateş)-Şimdi de kendileri onların izleri üzerinde koşturuyorlar. (H.Yılmaz)-ve [şimdi] atalarının izinden gitmeye can atıyorlar! (M.Esed)-Kendileri de onların izleri üzerinde koşturup-duruyorlardı.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
71-) Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.(S.Ateş)-Ve ant olsun ki, onlardan öncekilerin çoğu sapıktı.(H.Yılmaz)-Onlardan önce gelip geçmiş eski toplumların çoğu yollarını şaşırmıştı, (M.Esed)
72-) Biz onların içine de uyarıcılar göndermiştik.(S.Ateş)-Ve ant olsun Biz onların içlerinde uyarıcılar de gönderdik.(H.Yılmaz)-halbuki kendilerine uyarıcılar göndermiştik: (M.Esed)
73-) Bak, o uyarılanların sonu nice oldu.(S.Ateş)-Bak şu uyarılmış olanların haline! (M.Esed)
74-) Ancak Allah\ın halis kulları o azabın dışında kaldılar.(S.Ateş)-ALLAH'IN halis kulları hariç, [insanların çoğu sapkınlığa mütemayildir.] (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
75-) Andolsun Nuh bize yalvarmıştı da ne güzel kabul buyurmuştuk!(S.Ateş)- Ve ant olsun ki Nuh Bize seslenip dua etmişti. –İşte Biz ne güzel cevap verenleriz!-(H.Yılmaz)-Nûh [işte bu sebeple] Bize yalvarmıştı ve Bizim cevabımız ne güzeldi: (M.Esed)-Andolsun, Nuh bize (dua edip) seslenmişti de, ne güzel icabet etmiştik.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
76-) Onu ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtarmıştık.(S.Ateş)-Biz de onu ve ehlini [ailesini, yakınlarını, inananlarını] o büyük sıkıntıdan kurtardık.(H.Yılmaz)-çünkü o'nu ve ailesini o korkunç felaketten kurtardık,(M.Esed)-Onu ve ailesini, o büyük üzüntüden kurtarmıştık.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
77-) Yalnız onun zürriyetini kalıcılar yaptık (onlardan başka hepsini helak ettik).(S.Ateş)-Ve onun neslini bâki kalanların ta kendisi kıldık.(H.Yılmaz)-soyunu [yeryüzünde] kalıcı yaptık; (M.Esed)-Ve onun soyunu, (dünyada) onları da baki kıldık.(Mevdudi)-Sadece onun soyunu geri bırakmıştık.(B.Bayraklı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
78-) Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık:(S.Ateş)-Ve Biz sonradan gelenler içinde onun hakkında … bıraktık.(H.Yılmaz)-ve böylece o'nun sonraki kuşaklar arasında yaşayıp anılmasını sağladık: (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
79-) Alemler içinde Nuh\a selam olsun (bütün insanlar onu esenlikle anarlar).(S.Ateş)--Âlemler içinde Nuh’a selam olsun! (H.Yılmaz)-“Bütün âlemlerde Nûh'a selâm olsun!” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
80-) İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.(S.Ateş)-Şüphesiz Biz iyilik yapanları işte böyle karşılıklandırırız. (H.Yılmaz)-İşte Biz güzel işler yapanları böyle ödüllendiririz; (M.Esed)
81-) Çünkü o bizim, inanan kullarımızdandı.(S.Ateş)-Şüphesiz o [Nuh], Bizim mümin kullarımızdandı.(H.Yılmaz)-çünkü o, Bizim gerçekten inanmış kullarımızdandı; (M.Esed)
82-) Sonra ötekilerini suda boğduk.(S.Ateş)-Sonra diğerlerini suda boğduk. (H.Yılmaz)-[böylece o'nu ve kendisini izleyenleri kurtardık,] ve sonra ötekileri suda boğduk.(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
83-) İbrahim de onun kolundan idi.(S.Ateş)-Hiç kuşkusuz İbrahim de onun [Nuh’un] grubundandı. (H.Yılmaz)-DOĞRUSU İbrahim de o'nun yolundan gidenlerdendi, (M.Esed)-Şüphesiz İbrahim de Nuhun milletinden idi. (B.Bayraklı)
84-) Zira Rabbine tertemiz bir kalb getirmişti.(S.Ateş)-Hani o Rabbine selim bir kalple gelmişti.(H.Yılmaz)-Rabbine tertemiz bir kalp ile yönelmişti, (M.Esed)-Hani o, Rabbine arınmış (selim) bir kalb ile gelmişti.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
85-) Babasına ve kavmine: "Neye tapıyorsunuz?" demişti.(S.Ateş)-babasına ve halkına şöyle seslenmişti: “Siz neye tapıyorsunuz? (M.Esed)-ani babasına ve kavmine demişti ki: "Sizler neye tapıyorsunuz?" (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
86-) Allah\tan başka uydurma tanrılar mı istiyorsunuz?(S.Ateş)-Bir yalan[a] -Allah'tan başka güçler[e]- [boyun eğmek] mi istiyorsunuz? (M.Esed)
87-) Alemlerin Rabbi hakkında zannınız nedir (ki O\na böyle ortaklar koştunuz)?(S.Ateş)-Peki, âlemlerin Rabbi hakkında kanaatiniz nedir?’ demişti.(H.Yılmaz)-Öyleyse âlemlerin Rabbi hakkındaki görüşünüz nedir?” (M.Esed)-"Âlemlerin Rabbi hakkındaki zannınız nedir?"(Mevdudi) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
88-) Yıldızlara bir göz attı:(S.Ateş)-Sonra yıldızlara gözünü dikti, (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
89-) Ben hastayım, dedi.(S.Ateş)-Sonra da ‘Şüphesiz ben hastayım [sancılıyım; fikir sancısı çekiyorum]’ dedi.(H.Yılmaz)-ve “Ben kesinlikle [gönlümden] rahatsızım!” dedi, (M.Esed)- "Ben, doğrusu hastayım" dedi. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
90-) Bunun üzerine arkalarını dönüp ondan kaçtılar.(S.Ateş)-Bunun üzerine onlar [babası ve kavmi], ondan [İbrahim’den ] arkalarını dönerek geri durdular [onunla ilişkiyi kestiler].(H.Yılmaz)-bunun üzerine onlar ona arkalarını döndüler ve uzaklaşıp gittiler. (M.Esed)-Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
91-) O da gizlice onların tanrılarına sokuldu: "Yemez misini?" dedi.(S.Ateş)-Sonra da o, onların ilahlarına sokulup: ‘Yemez misiniz/ nasiplenmez misiniz? (H.Yılmaz)-O da onların tanrılarına gizlice yaklaştı ve “Ne o! [Önünüze konulmuş nimetlerden] yemiyor musunuz? (M.Esed)-Bunun üzerine onların ilahlarına sokulup: "Yemek yemiyor musunuz?"dedi.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
92-) Neyiniz var ki konuşmuyorsunuz? (S.Ateş)-Neyiniz var ki, konuşmuyorsunuz?” dedi.(H.Yılmaz)
93-) Ve gizlice üzerlerine yürüyüp sağ eliyle onlara kuvvetli bir darbe indirdi.(S.Ateş)-Hemen sağ eliyle/yemini nedeniyle bir vuruşla sokuldu. (H.Yılmaz)-Sonra üzerlerine yürüyüp onlara sağ eliyle vurdu.(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
94-) (Puta, tapanlar, döndüklerinde putlarını kırılmış görünce) Hemen koşarak ona gittiler.(S.Ateş)-Bir süre sonra, onlar [İbrahim’in halkı] koşarak İbrahim’le yüz yüze geldiler.(H.Yılmaz)-Bunun üzerine diğerleri koşarak o'na doğru geldiler [ve yaptığından dolayı o'nu suçladılar]. (M.Esed)-Çok geçmeden (halkı) birbirine girmiş durumda kendisine yönelip geldiler.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
95-) (Elinizle) Yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? dedi.(S.Ateş)-O [İbrahim]: ‘Elinizle yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? (H.Yılmaz)-O, “Siz” dedi, “kendi ellerinizle yonttuklarınıza mı tapıyorsunuz? (M.Esed)
96-) Oysa sizi de, yaptığınız(bu şeyler)i de Allah yaratmıştır.(S.Ateş)-Oysaki sizi ve yaptığınız şeyleri Allah yaratmıştır’ dedi.(H.Yılmaz)-Oysa sizi de, sizin yonttuklarınızı da yaratan Allah'tır!” (M.Esed)
97-) Onun için bir bina yapın da onu (o binada) ateşe atın dediler.(S.Ateş)-Onlar: “Şunun için bir bina yapın da bunu cahimin [çılgınca yanan ateşin] içine atın!” dediler.(H.Yılmaz)-Onlar, “Bir odun yığını hazırlayın ve o'nu yanan ateşin içine atın!” diye bağırdılar. (M.Esed)
98-) Ona bir tuzak kurmak istediler, biz de (onların tuzaklarını boşa çıkardık), onları alçak düşürdük.(S.Ateş)-Onlar, ona [İbrahim’e] tuzak kurmak istediler de Biz onları aşağılıklar kılıverdik.(H.Yılmaz)-Ona kötülük yapmak istediler, ama Biz [onların planlarını bozduk ve böylece] onları küçük düşürdük.(M.Esed)-Böylelikle ona bir tuzak hazırlamak istediler. Oysa biz, onları alçaltılmışlar kıldık.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
99-) (İbrahim) Dedi ki: "Ben Rabbime gideceğim, O, beni doğru yola iletecek."(S.Ateş)-Ve o [İbrahim]: ‘Kuşkunuz ben Rabbime gideceğim, O, bana yol gösterecek: (H.Yılmaz)-[İbrahim,] “Ben” dedi, “[bu toprakları terk edeceğim ve] Rabbim beni ne tarafa sevk ederse oraya gideceğim!” (M.Esed)-(İbrahim) Dedi ki "Şüphesiz ben, Rabbime gidiciyim; O, beni hidayete eriştirecektir." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
100-) Rabbim, bana iyilerden (bir çocuk) lutfet! (S.Ateş)-Rabbim! Bana salihlerden birini lütfet!’ demişti.(H.Yılmaz)-[Ve şöyle yalvardı:] “Ey Rabbim! Bana dürüst ve erdemli [olacak bir erkek çocuk] bağışla!” (M.Esed)-"Rabbim, bana salihlerden (olan bir çocuk) armağan et." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
101-) Ona halim bir erkek çocuk müjdeledik.(S.Ateş)-Bunun üzerine Biz, İbrahim’e yumuşak huylu bir delikanlıyı müjdeledik.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
102-) (Çocuk) Onun yanında koşma çağına erişince (İbrahim ona): "Yavrum, dedi, ben uykuda görüyorum ki ben seni kesiyorum; (düşün) bak, ne dersin?" (Çocuk): "Babacığım, sana emredileni yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." dedi.(S.Ateş)-Sonra ne zaman ki o [müjdelenen çocuk] onunla birlikte koşacak duruma/onunla birlikte iş tutacak çağa geldi, o zaman o [İbrahim]: “Oğulcuğum! Şüphesiz ben, uykumda; şüphesiz kendimi seni boğazlıyor [helak; perişan, mağdur ediyor] görüyorum. Bak bakalım sen ne görürsün [sen ne düşünürsün]?” dedi. O (Oğlu): “Babacığım! Sen emrolunacağın şeyleri yap. İnşaallah beni [sen yokken başıma gelecek tüm sıkıntılara, mağduriyetlere] sabredenlerden bulacaksın” dedi.(H.Yılmaz)-Ve [bir gün, çocuk, babasının] tutum ve davranışlarını anlayıp paylaşacak olgunluğa eriştiğinde babası şöyle dedi: “Ey yavrucuğum! Rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm: bir düşün, ne dersin?” [İsmail]: “Ey babacığım” dedi, “sana emredilen neyse onu yap: İnşallah beni sıkıntıya göğüs gerenler arasında bulacaksın!” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
103-) İkisi de böylece (Allah\ın emrine) teslim olup (İbrahim, kurban etmek için) çocuğu alnı üzerine yıkınca,(S.Ateş)-Fakat ikisi Allah'ın emri [olarak gördükleri]ne kendilerini teslim edince ve [İbrahim] onu yüzüstü yatırınca, (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
104-) Biz ona: "İbrahim!" diye ünledik(S.Ateş)-Biz ona: "Ey İbrahim" diye seslendik.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
105-) Sen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız!(S.Ateş)-ve Biz ona: “Ey İbrahim! Sen o rüyayı kesinlikle onayladın” diye seslendik. ... - Şüphesiz Biz, muhsinleri [iyilik- güzellik üretenleri] işte onun gibi karşılıklandırırız/ödüllendiririz.-(H.Yılmaz)-sen şimdiden o rüya[nın amacı]nı yerine getirmiş oldun!” İşte iyilik yapanları Biz böyle ödüllendiririz: (M.Esed)-"Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Hiç şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
106-) Gerçekten bu, apaçık bir sınav idi.(S.Ateş)-Şüphesiz bu [oğulu yüzüstü bırakma işi], kesinlikle, apaçık bir beladır. (H.Yılmaz)-. çünkü bu, gerçekten apaçık bir sınama idi. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
107-) Ve fidye olarak ona büyük bir kurbanlık verdik.(S.Ateş)-Ve Biz ona [İbrahim’e], bu boğazlayacağı [[helak; perişan, mağdur edeceği] çok büyük şey karşılığında/sebebiyle bedel [bahşiş] verdik.(H.Yılmaz)-. Ve fidye olarak o'na büyük bir kurban verdik, (M.Esed)--- Açıklama ( Gizle / Göster)
108-) Sonra gelenler arasında ona (iyi bir ün) bıraktık.(S.Ateş)-Ve sonra gelenler içinde onun üstüne bıraktık.(H.Yılmaz)-böylece o'nun sonraki kuşaklar tarafından şöyle hatırlanmasını sağladık: (M.Esed)
109-) (İleride gelecek nesiller): "İbrahim\e selam olsun!" (diyeceklerdi.) (S.Ateş)-Selam olsun İbrahim’e!(H.Yılmaz)
110-) İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.(S.Ateş)-İşte Biz iyilik- güzellik üretenleri onun gibi ödüllendiririz.(H.Yılmaz)
111-) Çünkü o bizim mü\min kullarımızdandı.(S.Ateş)-Şüphesiz o, Bizim inanan kullarımızdandır. (H.Yılmaz)
112-) Biz ona İshak\ı, iyilerden bir peygamber olarak müjdeledik.(S.Ateş)-Ve Biz ona salihlerden bir peygamber olarak İshak’ı müjdeledik.(H.Yılmaz)
113-) Kendisine de, İshak\a da bereketler verdik. Onların neslinden (gelenler arasında) iyi hareket eden de var, açıkça kendisine zulmeden de.(S.Ateş)-Ona [İbrahim’e] ve İshak’a bereketler verdik. Her ikisinin neslinden de iyilik-güzellik üreten ile açıkça kendi nefsine zulmeden vardır. (H.Yılmaz)-o'nu ve İshâk'ı kutsadık: ama onların soyundan iyi işler yapan da çıkacak, kendisine açıkça zulmeden de (M.Esed)-Ona da, İshak'a da bereketler verdik. İkisinin soyundan, ihsanda bulunan (muhsin olan) da var, açıkça kendi nefsine zulmetmekte olan da.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
114-) Andolsun Musa\ya ve Harun'a da lutuflarda bulunduk.(S.Ateş)-Ve ant olsun ki, Biz Musa ile Harun`a da nimetler verdik.(H.Yılmaz)-BİZ, Musaya ve Harun'a da lütufta bulunduk; (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
115-) Onları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık.(S.Ateş)-Ve o ikisini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. (H.Yılmaz)-o'nları ve kavimlerini büyük bir [kölelik] felaket[in]den kurtardık, (M.Esed)
116-) Onlara yardım ettik de üstün gelenler kendileri oldular.(S.Ateş)-Ve Biz onlara yardım ettik de onlar galip gelenlerin ta kendileri oldular.(H.Yılmaz)-Ve Biz onlara yardım ettik de onlar galip gelenlerin ta kendileri oldular.(M.Esed)
117-) Onlara açık ifadeli Kitabı verdik.(S.Ateş)-Ve Biz, kendilerine o apaçık gösteren Kitab’ı verdik.(H.Yılmaz)-Onlara [doğru ile eğriyi] ayırd eden ilahî kelâmı verdik, (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
118-) Ve onları doğru yola ilettik.(S.Ateş)-Ve kendilerini dosdoğru yola kılavuzladık. (H.Yılmaz)-ve onları doğru yola ilettik, (M.Esed)
119-) Ve sonra gelenler arasında onlara (iyi bir ün) bıraktık.(S.Ateş)-Ve sonrakiler içinde o ikisine bıraktık. (H.Yılmaz)-ve sonraki kuşaklar arasında yaşayıp anılmalarını sağladık: (M.Esed)
120-) (Hep): "Musa\ya ve Harun'a selam olsun!" (diyeceklerdi).(S.Ateş)-Nesiller boyunca Musaya ve Haruna selam olsun (M.Sağ)
121-) İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.(S.Ateş)-Şüphesiz Biz Muhsinleri [iyilik-güzellik sergileyenleri] böyle mükâfatlandırırız. (H.Yılmaz)
122-) Çünkü ikisi de bizim inanan kullarımızdandı.(S.Ateş)-Şüphesiz o ikisi, Bizim mümin kullarımızdandır. (H.Yılmaz)-çünkü o'nların ikisi de gerçekten inanmış kullarımızdandı. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
123-) İlyas da elçilerdendi.(S.Ateş)-Şüphesiz İlyas da kesinlikle gönderilenlerdendir [elçilerdendir]. (H.Yılmaz)-KUŞKUSUZ, İlyas [da] elçilerimizden biriydi (M.Esed)-Gerçekten İlyas da, gönderilmiş (peygamber)lerdendi.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
124-) Kavmine demişti ki: "(Allah\ın azabından) Korunmaz mısınız?"(S.Ateş)-Hani o, kavmine: “Siz takvalı davranmaz mısınız? (H.Yılmaz)-ve kavmine şöyle seslenmişti: “Allah'a karşı sorumluluğunuzu idrak etmez misiniz? (M.Esed)
125-) Ba\l'e yalvarıyorsunuz da, bırakıyor musunuz, yaratıcıların en güzelini?(S.Ateş)-Yaratanların en güzeli, sizin Rabbiniz ve daha önceki atalarınızın Rabbi Allah`ı bırakıp da Baal’e mi yalvarıyorsunuz?" (H.Yılmaz)-"Siz Ba'l'e tapıp da yaratıcıların en güzeli (olan Allah'ı) mı bırakıyorsunuz?"(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
126-) Sizin Rabbiniz ve önceki atalarınızın Rabbi olan Allah\ı?(S.Ateş)-Allah'ı, sizin ve evvelki atalarınızın Rabbini?” (M.Esed)
127-) Onu yalanladılar, bundan dolayı onlar (azaba) getirileceklerdir.(S.Ateş)- onlar, onu yalanlamışlardı. Bu yüzden onlar kesinlikle hazır bulundurulacaklardır. (H.Yılmaz)-Onu yalanladılar, Onlar bu yüzden sonunda cehenneme atılacaklardır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Fakat onlar (İlyas'ı) yalanladılar: bu nedenle [Hesap Günü] kesinlikle yargılanacaklardır, (M.Esed)
128-) Yalnız Allah\ın halis kulları azab dışındadırlar.(S.Ateş)-Ancak Allah`ın arıtılmış kulları müstesna.(H.Yılmaz)-yalnız Allah'ın halis kulları hariç; (M.Esed)
129-) Biz, sonra gelenler arasında ona (İlyas\a da iyi bir ün) bıraktık:(S.Ateş)-ve o'nun sonraki nesiller arasında yaşayıp anılmasını sağladık: (M.Esed)-Sonra gelenler arasında ona (hayırlı ve şerefli bir isim) bıraktık.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
130-) İlyas\a selam olsun.(S.Ateş)--Selam olsun İlyâsîn`e!-(H.Yılmaz)-“İlyas'a ve o'nun yolundan gidenlere selâm olsun!” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
131-) İşte biz güzel davrananları böyle mükafatlandırırız.(S.Ateş)-Şüphesiz Biz, Muhsinleri [iyilik-güzellik üretenleri] böyle mükâfatlandırırız.(H.Yılmaz)-İyileri işte böyle ödüllendiririz, (M.Esed)
132-) Çünkü o bizim mü\min kullarımızdandı.(S.Ateş)-Şüphesiz o, Bizim mümin kullarımızdandır.(H.Yılmaz)- çünkü o, gerçekten inanmış kullarımızdan biriydi! (M.Esed)-
133-) Lut da gönderilen elçilerdendi.(S.Ateş)-Şüphesiz Lût da gönderilenlerdendir [elçilerdendir]. (H.Yılmaz)
134-) Onu ve ailesini kurtardık.(S.Ateş)-[dolayısıyla, o'nun günahkar ülkesini cezalandırırken] kendisini ve aile efradını kurtardık, (M.Esed)
135-) Yalnız (azabda) kalacaklar arasında bulunan acuze bir kadın hariç.(S.Ateş)-geride kalanlar arasında bulunan yaşlı bir kadın dışında; (M.Esed)-Geride bırakılanlar arasında bir yaşlı-kadın dışında.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
136-) Sonra ötekileri kırdık (geçirdik).(S.Ateş)-ve sonra diğerlerini tamamen yok ettik: (M.Esed)
137-) Siz onların yanlarından geçip gidiyorsunuz; sabahleyin,(S.Ateş)-siz [bugüne kadar] onların yurtlarından gelip geçmektesiniz her sabah (M.Esed)-Siz onların üstünden muhakkak geçip gidiyorsunuz; sabah vakti. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
138-) Ve geceleyin. Düşünmüyor musunuz?(S.Ateş)-ve her akşam. O halde (bakıp da) aklınızı kullanmıyor musunuz? (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
139-) Yunus da gönderilen elçilerdendi.(S.Ateş)-Elbette Yunus da gönderilenlerdendir [elçilerdendir].(H.Yılmaz)-ŞÜPHESİZ, Yunus da elçilerimizden biriydi, (M.Esed)-Hiç şüphesiz Yunus da, gönderilmiş (peygamber)lerdendi.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
140-) Dolu gemiye kaçmıştı.(S.Ateş)- Görevini terk edip, yüklü bir gemiyle kaçmak istemişti.(M.Sağ)-kaçak bir köle gibi, yüklü bir gemiye (binip) kaçmıştı.(M.Esed)-Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
141-) (Yükü fazla oluğundan gemi taşıyamamış, yolculardan birini denize atmak gerekmişti. Birini atmak üzere gemidekilerle) Kur\a çekti. (Yunus) Yenilenlerden oldu. (Kur'a kendisine isabet etti).(S.Ateş)-Sonra o, ok çekişti, sonra da kanıtı iptal edilenlerden [tezi çürütülenlerden] oldu.(H.Yılmaz)-Ve sonra kur‘a çekilmiş, o, (kur‘ada) kaybedenlerden olmuştu;(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
142-) (Yunus, Rabbinden izinsiz olarak kavminden ayrıldığı için) Kendi kendisini kınarken (denize attılar) balık onu yuttu.(S.Ateş)-Sonra onu Hut [açgözlülük- bunalım] yutmuştu. O ise kınayıcıydı [pişman olmuştu].(H.Yılmaz)-[sonra o'nu denize atmışlar ve] denizde büyük balık tarafından yutulmuştu, çünkü kınananlardan biriydi. (M.Esed)-Derken onu balık yutmuştu, oysa kendisi (kendini) kınanmış (sayanlardan)dı.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
143-) Eğer tesbih edenlerden olmasaydı,(S.Ateş)-Sonra eğer, şüphesiz o, Allah`ı tesbih edenlerden olmasaydı, (H.Yılmaz)-Eğer o, [en derin bunalım anlarında bile] Allah'ın sınırsız şanını yüceltenlerden olmasaydı, (M.Esed)-Eğer (Allah'ı çokça) tesbih edenler olmasaydı.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
144-) (İnsanların) Yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı.(S.Ateş)-kesinlikle diriltilecekleri güne kadar onun [hut’un] karnında [karanlıklarda, bunalımda] kalacaktı. (H.Yılmaz)-herkesin yeniden dirileceği güne kadar o (balığı)n karnında kalmış olacaktı: (M.Esed)-Onun karnında (insanların) dirilip-kaldırılacakları güne kadar kalakalmıştı.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
145-) (Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık.(S.Ateş)-Sonra Biz, o hasta iken;[fikir sancısı çekerken] onu sahile attık.(H.Yılmaz)-ama biz o'nu manevî çöküntü/iç huzursuzluğu içinde ıssız bir kıyıya çıkarttık, (M.Esed)-Sonunda o hasta bir durumdayken onu çıplak bir yere (sahile) attık.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
146-) Ve üzerine (gölge yapması için) Bir asma kabak ağacı bitirdik.(S.Ateş)-Onun üzerine geniş yapraklılardan bir ağaç bitirdik.(H.Yılmaz)-ve o'nun üzerinde [çorak toprakta] yetişen bir bodur fidan yeşerttik.(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
147-) Ve onu yüz bin insana, ya da daha fazla olanlara elçi gönderdik.(S.Ateş)-Ve onu, yüz bin hatta daha çok kişiye elçi olarak gönderdik.(H.Yılmaz)-Ve o'nu [bir kez daha kendi halkına,] yüzbin veya daha fazla [kişi]ye gönderdik: (M.Esed)-Onu yüzbin olan veya (sayısı) daha da artan (bir topluluk)a (peygamber olarak) gönderdik.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
148-) İnandılar, biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.(S.Ateş)-Sonunda inandılar, bunun üzerine Biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.(H.Yılmaz)-onlar, [bu defa o'na] inandılar; bunun üzerine Biz, verilen süre zarfında onlara mutlu bir hayat yaşattık.(M.Esed)-Sonunda ona iman ettiler, biz de onları bir süreye kadar yararlandırdık.(Mevdudi) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
149-) Şimdi onlara sor: Rabbine kızlar, onlara da oğlanlar mı?(S.Ateş)-Şimdi sor onlara: Kız çocuklar Rabbinin, oğlan çocuklar onların mı? (H.Yılmaz)-ŞİMDİ onlardan sana cevap vermelerini iste: senin Rabbinin kızları var da onların [yalnız] erkek çocukları mı var? (M.Esed)-Şimdi sen onlara sor: Kızlar senin Rabbinin, erkek çocuklar onların mı? (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
150-) Yoksa biz melekleri, onların gözleri önünde dişi mi yarattık (ki meleklerin dişi olduğunu söylüyorlar)?(S.Ateş)-Yoksa Biz melekleri dişi yaratmışız, onlar da şahitler miymiş? (H.Yılmaz)-Yoksa melekleri dişi yarattık da o [meleklere ilahlık isnad ede]nler bunu gördüler mi? (M.Esed)
151-) İyi bilin, onlar iftiraları yüzünden diyorlar ki:(S.Ateş)-Gözünüzü açın! Onlar, şüphesiz uydurdukları iftiralarından dolayı:(H.Yılmaz)-Bazı insanlar tamamen sahte ve yalan[a olan temayüllerin]den dolayı, (M.Esed)
152-) Allah doğurdu. Onlar elbette yalancıdırlar.(S.Ateş)-“Kesinlikle Allah doğurdu” diyorlar. Ve hiç şüphesiz onlar, kesinlikle yalancıdırlar.(H.Yılmaz)-“Allah [bir erkek çocuk] doğurdu” diyorlar; onlar elbette yalan söylüyorlar; (M.Esed)
153-) (Allah) Kızları seçip oğlanlara tercih mi etmiş?(S.Ateş)-O [Allah], kızları oğullara tercih mi etmiş? (H.Yılmaz)-“O, kızları oğlanlara tercih etmiştir!” [sözleri de yalandır.] (M.Esed)
154-) Size ne oldu, nasıl hüküm veriyorsunuz?(S.Ateş)-Ne oluyor size, ne biçim karar veriyorsunuz? (M.Esed)
155-) Hiç mi düşünmüyorsunuz? (S.Ateş)
156-) Yoksa sizin, (meleklerin, Allah\ın kızları oldukları hakkında) açık bir deliliniz mi var?(S.Ateş)-Yoksa sizin için açık bir güç mü/ kanıt mı var?(H.Yılmaz)-Yoksa [iddialarınızı doğrulayacak] açık bir deliliniz mi var? (M.Esed)
157-) Eğer doğru iseniz Kitabınızı getirin.(S.Ateş)-O halde, eğer doğru kimseler iseniz getirin kitabınızı. (H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
158-) Allah ile cinler arasında bir nesep, (bir soy bağlantısı) uydurdular. Oysa cinler de kendilerinin (yüce divana) getirileceklerini bilmişlerdir.(S.Ateş)-Ve onlar, O’nun [Allah] ile cinler arasında bir nesep [hısımlık bağı] kıldılar. Oysa ant olsun cinler kendilerinin mutlaka hazır edilenler [mahşerde toplananlar] olduklarını bilirler.(H.Yılmaz)-Bazıları da Allah ile bütün görünmez varlık türleri arasında bir yakınlık uydurdular; oysa bu görünmez varlıklar [da] pekala bilir ki, onlar, [bu şekilde Allah'a isnadda bulunanlar,] mutlaka [Hesap Günü O'nun huzurunda] yargılanacaklardır.(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
159-) Haşa Allah, onların taktıkları sıfatlardan (münezzehtir), yücedir.(S.Ateş)-159 - Allah, onların nitelediği şeylerden münezzehtir. (H.Yılmaz)-[çünkü] Allah, insanların geliştirdiği her türlü tasavvurun üstünde, sonsuz yüceliktedir. (M.Esed)
160-) Fakat Allah\ın temiz kulları hariç (onlar azaba sokulmayacaklardır).(S.Ateş)-Allaha ortak koşmadan inanan has kullarda, onların uydurduklarından uzaktır.(M.Sağ)-Ancak Allah`ın arıtılmış kulları müstesna [onlar, Allah`ı böyle şirk ile nitelemezler]. (H.Yılmaz)-Allah'ın halis kulları ise böyle [davranmazlar]: (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
161-) (Ey inkarcılar) Ne siz, ne de taptıklarınız,(S.Ateş)-Sizler ve taptıklarınız da huzura çıkarılacaksınız.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-çünkü ne siz [Allah'a iftirada bulunan]lar, ne de sizin taptıklarınız.(M.Esed)
162-) Kandırıp Allah\ın yolundan çıkaramazsınız;(S.Ateş)-. hiç biriniz, kimseyi kendi heves ve ayartmalarınıza boyun eğdiremezsiniz, (M.Esed)-Allaha karşı kimseyi baştan çıkaramazsınız.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)
163-) Cehenneme girecek olandan başkasını.(S.Ateş)-O’na [Allah`a] karşı fitneye sürükleyemezsiniz [ateşe atamazsınız].(H.Yılmaz)-[kendi ayaklarıyla] yakıcı ateşe koşanlar hariç! (M.Esed)-Ancak kendisi çılgınca yanan ateşe girecek olan başka (onu sürüklersiniz).(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
164-) Bizden herkesin belli bir makamı vardır.(S.Ateş)-Melekler: "Herbirimizin belli bir görev yeri vardır.(M.Sağ)-Ve "Bizden her birimizin mutlaka belli bir makamı vardır. (H.Yılmaz)-[Bütün tabiat güçleri Allah'a hamdeder ve şöyle derler: ] “İçimizden hiç kimse yoktur ki [Allah tarafından] kendisi için tayin edilmiş bir yere sahip olmasın; (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
165-) Biziz, o saf saf dizilenler, biz.(S.Ateş)-Ve biz kesinlikle saf saf dizilenlerin/dizenlerin ta kendisiyiz.(H.Yılmaz)-. biz de [ibadetlerimizde O'nun önünde] saf tutarız; (M.Esed)
166-) Biziz, o tesbih edenler, biz.(S.Ateş)-Ve biz sürekli Allahı anıp, yüceltenleriz derler.(M.Sağ)-Biz, tesbih edenlerin [Allah’ı noksanlıklardan arındıranların] de ta kendisiyiz” derler. (H.Yılmaz)-ve şüphesiz biz de O'nun sınırsız şanını yüceltiriz!” (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
167-) Gerçi o(ortakkoşa)nlar şöyle diyorlardı:(S.Ateş)-Müşrikler kesinlikle şöyle diyorlardı.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-GERÇEK ŞU Kİ, o [hakikati inkar ede]nler her zaman şöyle derler: (M.Esed)
168-) Eğer yanımızda öncekiler(e gelen Kitap\lar)dan bir uyarı olsaydı.(S.Ateş)-“Şüphesiz eğer yanımızda öncekilerden bir öğüt/kitap olsaydı, (H.Yılmaz)-“Eğer atalarımızdan [bu yönde] bir gelenek devralmış olsaydık, (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
169-) Elbette biz, Allah\ın halis kulları olurduk!(S.Ateş)-elbette biz de Allah’ın arıtılmış kulları olurduk.” (H.Yılmaz)-kesinlikle Allah'ın halis kulları olurduk!” (M.Esed)-"Gerçekten bizler de, Allah'ın muhlis kullarından olurduk."(Mevdudi)
170-) Ama o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir.(S.Ateş)-Şimdi de onu inkâr ettiler. Artık yakında bileceklerdir. (H.Yılmaz)-Ama [işte bu ilahî kelâm önlerine konulduğu halde,] onu kabul etmeye yanaşmıyorlar! Ama zamanla [reddettikleri şeyin ne olduğunu] öğreneceklerdir: (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
171-) Gönderilen elçi kullarımıza şu sözümüz geçmişti:(S.Ateş)-Ve ant olsun ki, gönderilen kullarımız [elçilerimiz] hakkında bizim sözümüz geçmiştir:(H.Yılmaz)-çünkü uzun zaman önce kullarımız olan elçilere söz verdik: (M.Esed)
172-) Mutlaka zafere ulaştırılanlar kendileri olacaktır.(S.Ateş)-“Şüphesiz onlar, kesinlikle galip olanların ta kendisidir. (H.Yılmaz)-kendilerine mutlaka yardım edilecektir .(M.Esed)-Hiç tartışmasız onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
173-) Ve galip gelenler, mutlaka bizim ordumuz olacaktır!(S.Ateş)-Şüphesiz Bizim ordularımız kesinlikle galip gelenlerin ta kendisidir.” (H.Yılmaz)-ve [sonunda] galip gelecek olan mutlaka Bizim ordumuz olacaktır. (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
174-) Bir süreye kadar onlardan dön (onların sözlerine aldırış etme).(S.Ateş)-Artık sen, bir süreye kadar onlardan yüz çevir.(H.Yılmaz)-Bu sebeple, o [hakikati inkar ede]nlerden bir süre uzak dur (M.Esed)
175-) Onları gözetle. Yakında (başlarına neler geleceğini) göreceklerdir.(S.Ateş)-Ve onları gözetle. Onlar da yakında göreceklerdir. (H.Yılmaz)-ve onları[n kim olduklarını] gör; onlar [da] zaman içinde [şimdi görmediklerini] göreceklerdir.(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
176-) Bizim azabımızı mı acele istiyorlar?(S.Ateş)-Ya şimdi onlar, Bizim azabımızı çabuk gelsin mi istiyorlar? (H.Yılmaz)-. Onlar azabımızın çabuklaştırılmasını acaba [gerçekten] istiyorlar mı? (M.Esed)-Ortak koşucular azabımıza mı meydan okuyorlar? M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
177-) Fakat o azab yurtlarına indiği zaman uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!(S.Ateş)-Fakat o [azabımız], onların sahasına indiği zaman da uyarılanların sabahı ne kötüdür!(H.Yılmaz)-Eğer öyleyse, o [azap] bir kez başlarına geldiğinde, uyarılmış olanların uyanması kötü olacaktır! (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
178-) Bir süreye kadar onları kendi hallerine bırak.(S.Ateş)-Sen bir süreye kadar onlara aldırış etme.(M.Sağ)-Yine sen, bir zamana kadar onlardan yüz çevir ve onları gözetle!(H.Yılmaz)-Bu sebeple onlardan bir süre uzak dur, (M.Esed)
179-) Ve (bekle de) gör, onlar da göreceklerdir.(S.Ateş)-Bekle. Çünkü onlar bekleyeceklerdir.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-. ve [onların ne olduklarını] gör; zamanla onlar [da şimdi görmediklerini] göreceklerdir. (M.Esed)-Ve seyret; onlar da (azabı) yakında göreceklerdir.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
180-) Kudret ve şeref sahibi Rabbin, onların nitelendirmelerinden yücedir.(S.Ateş)-Üstünlük ve onurun sahibi olan Rabbin, onların nitelendirmelerinden çok yücedir.(M.sağ)-Her şeye gücü yeten Rabbin onların her türlü nitelendirmelerinden beridir.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-İzzetin [güç, kuvvet, yenilmezlik, şan ve şerefin] Rabbi olan senin Rabbin, onların nitelediği şeylerden münezzehtir. (H.Yılmaz)-KUDRET ve izzet sahibi Rabbin, insanların her türlü tasavvurunun üstünde [bir yüceliğe sahip]tir. (M.Esed)
181-) Selam, gönderilen elçilere,(S.Ateş)-Ve selam gönderilenleredir [elçileredir]!(H.Yılmaz)-O'nun bütün elçilerine selâm olsun! (M.Esed)
182-) Hamd, alemlerin Rabbi Allah\a!(S.Ateş)-Hamd de âlemlerin Rabbi Allah’adır.(H.Yılmaz)-Ve hamd, bütün âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur! (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)