Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Kur'an Ne Diyor
" 27. Ve sonra onların ardından öteki elçilerimizi gönderdik; ve [zaman içinde] arkalarından kendisine İncil verdiğimiz Meryem oğlu İsa'yı gönderdik; o'na [sadık bir şekilde] uyanların kalplerine şefkat ve merhamet yerleştirdik. Ruhbanca riyazete gelince, Biz onlara bunu emretmedik: Allah'ın rızasını kazanmak arzusuyla onu kendileri uydurdu. Ama sonra ona, [her zaman,] gerektiği gibi uymadılar: böylece Biz, [gerçekten] iman etmiş olanlara karşılığını verdik, ama onların çoğu yoldan çıkmışlardı. " ( Hadîd - 27.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
Mülk
1-) Mülk (mutlak hükümranlık ve yönetim), elinde bulunan yüce Allah, kutludur. O\nun herşeye gücü yeter.(S.Ateş)-Mülk [Hükümranlık], elinde bulunan o zat [Allah], ne cömerttir! Ve O, her şeye güç yetirendir.(H.Yılmaz)-HÜKÜMRANLIĞIN sahibi olan Allah kutludur, yücedir; O her dilediğini yapmaya kâdirdir: (M.Esed)-En yüce ve mübarek olan O'dur ki kâinatın saltanatı elindedir. O her şeye kadirdir.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
2-) O, hanginizin daha güzel iş yapacağınızı denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstündür, bağışlayandır. (S.Ateş)-O, hanginizin amelce daha iyi-güzel olduğunu sınamak için ölümü ve hayatı yarattı. O, Azîz’dir, Gafûr’dur.(H.Yılmaz)-O, hem ölümü, hem de hayatı yaratmıştır ki sizi sınamaya tâbi tutsun [ve böylece] davranış yönünden hanginiz daha iyidir [onu göstersin] ve yalnız O[nun] kudret sahibi ve çok bağışlayıcı [olduğuna sizi inandırsın].(M.Esed)-O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginiz daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı. O, üstün ve güçlü olandır, çok bağışlayandır.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
3-) O, yedi göğü, birbiri üzerinde tabaka, tabaka yarattı, Rahman\ın yaratmasında bir aykırılık, uygunsuzluk görmezsin. Gözü(nü) döndür de bak, bir bozukluk görüyor musun?(S.Ateş)-O, yedi göğü, birbiri üzerine uyumlu olarak yaratandır. Rahmân'ın yaratmasında bir çatlaklık- uygunsuzluk görmezsin. (H.Yılmaz)-Yedi göğü birbiriyle tam bir uyum içinde yaratan O, [ne yüce]dir: Rahmân'ın yaratışında hiçbir aksaklık göremezsin. Gözünü bir kez daha [ona] çevir: Hiç kusur görüyor musun? (M.Esed)-O, biri diğeriyle 'tam bir uyum (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır.6Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiç bir çelişki ve uygunsuzluk (tefavüt) göremezsin.7 İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
4-) Sonra gözü(nü) iki kez daha döndür (bak). Göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) umudu keserek hor ve bitkin bir halde sana döner.(S.Ateş)-Haydi gözünü döndür, bir bozukluk görüyor musun? Sonra gözünü iki kere daha döndür. Gözün, aciz olarak ve çok bitkin olduğu halde sana dönecektir. (H.Yılmaz)-Evet, gözünü tekrar tekrar [ona] çevir: [her seferinde] bakışın, şaşkın ve bezgin bir şekilde önüne geri dönecektir... (M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
5-) Andolsun biz, en yakın göğü lambalarla donattık ve onları, şeytanlar için taşlamalar yaptık. Ve o(şeyta)nlara da çılgın ateş azabını hazırladık.(S.Ateş)-Bu yakın göğü kandiller gibi yıldızlarla süsledik. Onları şeytanları kovan ateş topu kaynakları yaptık. Şeytanlar içinde alevli ateş azabı hazırladık.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Ve ant olsun ki Biz, en yakın göğü kandillerle süsledik ve onları, şeytanlar için Rücum [taşlama, palavra, kovma] yaptık. Ve onlar için alevli ateş azabını hazırladık.(H.Yılmaz)-Biz, yeryüzüne en yakın olan gökleri ışıklarla süsledik ve onları [insanlar arasında bulunan] şeytan-ruhluların boş ve anlamsız spekülasyonlarına konu yaptık: ve onlar için yakıcı alevden bir azap hazırladık; (M.Esed)-Andolsun, biz en yakın olan göğü (dünya göğünü) kandillerle süsleyip-donattık ve bunları, şeytanlar için taşlama-birimleri (rücûm) kıldık. Onlar için çılgınca yanan ateşin azabını hazırladık. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
6-) Rablerine nankörlük edenler için cehennem azabı vardır. Ne kötü gidilecek sonuçtur o! (S.Ateş)-Rablerini inkâr edenler için de cehennem azabı vardır. Ve o, ne kötü dönüş yeridir! (H.Yılmaz)-çünkü, [bu şekilde] Rablerine karşı isyankar davranan herkesi cehennem azabı beklemektedir: orası, ne kötü bir varış yeridir! (M.Esed)-Rablerine (karşı) küfretmekte olanlar için cehennem azabı vardır. Ne kötü dönüş yeridir.(Mevdudi) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
7-) Oraya atıldıkları zaman onun öfkeli homurtusunu işitirler, kaynıyor:(S.Ateş)-Oraya atıldıklarında, o kaynarken, onun korkunç sesini işitirler.(H.Yılmaz)-Onlar, [cehennem]e atıldıklarında, onun kaynarken çıkardığı sesi duyacaklar, (M.Esed)-İçine atılıp-bırakıldıkları zaman, o kaynayıp-feveran ederken onun korkunç homurtusunu işitirler.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
8-) Neredeyse öfkeden çatlayacak. Her topluluk onun içine atıldıkça onun bekçileri, onlara: "Size bir uyarıcı gelmedi mi?" diye sordu(lar).(S.Ateş)-O, az daha öfkeden çatlayacak. Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara sorar: “Size bir uyarıcı gelmedi mi?” (H.Yılmaz)-neredeyse öfke ile patlarcasına (çıkardığı sesi); [ve] her grup [günahkarın] oraya her atılışında, bekçiler onlara soracak: “Size hiç uyarıcı gelmemiş miydi?” (M.Esed)-Öfkesinin-şiddetinden neredeyse patlayıp parçalanacak. Her bir grup içine atıldığında, bekçileri onlara sorar: "Size bir uyarıcı-korkutucu gelmedi mi?"(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
9-) Dediler: "Evet, bize uyarıcı geldi ama biz yalanladık ve: \Allah hiçbirşey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz' dedik." (S.Ateş)-Onlar derler ki: “Evet, bize uyarıcı geldi de biz yalanladık ve ‘Allah hiçbir şey indirmedi, siz ancak büyük bir sapıklık içindesiniz’ dedik. (H.Yılmaz)-Onlar: “Evet” diyecekler, “aslında bize bir uyarıcı gelmişti, ama biz o'nu(n söylediklerini) yalanladık ve o'na: ‘Allah [vahiy yoluyla] hiçbir şey indirmiş değildir! Siz [kendinizi uyarıcı olarak görenler] büyük bir yanılgı içindesiniz!’ dedik”. (M.Esed)-Onlar: "Evet" derler. "Bize gerçekten bir uyarıcı-korkutucu geldi. Fakat biz yalanladık ve: -Allah hiç bir şey indirmedi, siz yalnızca büyük bir şaşkınlık (ve sapıklık) içindesiniz, dedik."(Mevdudi)
10-) Ve dediler ki: "Eğer söz dinleseydik, yahut düşünseydik, şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık!" (S.Ateş)-Ve onlar derler ki: “Eğer biz dinlemiş olsaydık yahut akletmiş olsaydık şu çılgın ateşin ashabı içinde olmazdık.(H.Yılmaz)-Ve onlar, “Eğer biz” diye ekleyecekler, “[bu uyarıları] dinlemiş olsaydık veya [en azından] kendi aklımızı kullansaydık, [şimdi] yakıcı ateşe müstehak olanlar arasında bulunmazdık!” (M.Esed)-Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
11-) Günahlarını itiraf ettiler. O çılgın ateş halkına (Allah\ın acımasından) uzak olup ezilmek yaraşır! (S.Ateş)-Böylece günahlarını itiraf ettiler. Artık, uzaklık, çılgın ateş ashabı içindir.(H.Yılmaz)-Onlar böylece günahlarının farkına varacaklar: ama [o zaman] bütün güzellikler bu yakıcı ateşe mahkum olanlardan uzak bulunacak(M.Esed)-Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Allah'ın rahmetinden) uzaklık olsun. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
12-) Fakat gizlide Rablerine saygılı olanlara gelince, onlar için bağış(lama) ve büyük mükafat vardır.(S.Ateş)-Şüphesiz ki gaybde Rablerine haşyet duyanlar; bağışlanma ve büyük bir ödül onlar içindir.(H.Yılmaz)-[Buna karşılık,] kendi kavrayışlarının ötesinde olsa da Allah'tan korku ve ürperti duyanlar için bağışlanma ve büyük bir ödül vardır. (M.Esed)-Gerçek şu ki, Rablerinden gayb ile (O'nu görmedikleri halde) içleri titreyerek-korkanlara gelince; onlar için bir mağfiret (bağışlanma) ve büyük bir ecir vardır.(Mevdudi) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
13-) Sözünüzü ister gizleyin, ister onu açığa vurun (farketmez) çünkü O, göğüslerin özünü bilir.(S.Ateş)-Ve sözünüzü ister gizleyin, ister onu açığa vurun; şüphesiz ki, O [Allah], göğüslerin özünü en iyi bilendir. (H.Yılmaz)-[BİLİN Kİ ey insanlar,] inançlarınızı ister gizleyin ister açığa vurun, O kalpler[iniz]de olan her şeyi bilir.(M.Esed)-Sözünüzü ister gizleyin, ister onu açığa vurun. Şüphesiz O, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Mevdudi) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
14-) Yaratan bilmez mi? O latiftir (bilgisi herşeyin içine geçen, herşeyi) haber alandır.(S.Ateş)-Yaratan bilmez mi/ O, yarattığını bilmez mi? Ve O [Yaratan], Latîf’dir, Habîr’dir.(H.Yılmaz)-[Her şeyi] yaratan O, nasıl olur da [her şeyi] bilmez? Evet, yalnız O, [hikmetinde] erişilmez bir derinlik sahibidir, her şeyden haberdar olandır! (M.Esed)-O, yarattığını bilmez mi? O, Latif'tir; Habîr'dir. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
15-) O size yeri boyun eğer yaptı. Haydi onun omuzlarında yürüyün ve Allah\ın rızkından yeyin. (Sonunda) Dönüş O'nadır (size verdiği ni'metlere karşı şükredip etmediğinizi sizden soracak, sizi hesaba çekecektir).(S.Ateş)-O [Allah], size yeryüzünü boyun eğer kılandır. Haydiyin onun omuzlarında [dağlarında, tepelerinde] yürüyün ve O’nun [Allah'ın] rızkından yiyin. Ve diriliş, ancak O'nadır. (H.Yılmaz)-Öyleyse onun her tarafını dolaşın ve Allah'ı. O, yeryüzünü yaşanması kolay bir yer yapmıştır: n verdiği rızıktan pay almaya çalışın: ama [hiçbir an aklınızdan çıkarmayın ki] yine O'na döneceksiniz. (M.Esed)-Sizin için, yeryüzüne boyun eğdiren O'dur. Şu halde onun omuzlarında yürüyün ve O'nun rızkından yiyin. Sonunda gidiş O'nadır.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
16-) Gökte olanın, sizi yere batırmayacağından emin misiniz? O zaman yer, birden sallanmağa başlar (ve siz yerin dibine geçersiniz).(S.Ateş)-Gökte olan Kişinin sizi yere batırmasından güvende misiniz? Bir de bakarsın ki çalkalanıvermiştir.(H.Yılmaz)-O Gökteki'nin, yeryüzünün bir gün gelip sarsılmaya başladığında sizi yutmasına izin vermeyeceğine emin olabilir misiniz? (M.Esed)-Gökte olanın sizi yere geçirmeyeceğinden emin misiniz? Bir bakmışsınız ki, o (yeryüzü) sallanıp-çalkalanmaktadır. (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
17-) Yoksa siz, gökte olanın, üzerine taş yağdıran (bir fırtına) göndermeyeceğinden emin misiniz? (O zaman) tehdidimin nasıl olduğunu bileceksiniz.(S.Ateş)-Ya da siz, gökte olan Kişinin üzerinize taş yağdıran bir kasırga göndermeyeceğinden güvende misiniz? Artık uyarımın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz. (H.Yılmaz)-Yahut, O Gökteki'nin, Benim uyarımın ne kadar [doğru] olduğunu size gösterecek olan ölümcül bir kasırgayı üstünüze salmayacağından emin olabilir misiniz? (M.Esed)-Yoksa gökte olanın üzerinize 'taş yağdıran (fırtınalı) bir rüzgâr göndermeyeceğinden emin misiniz? Siz o takdirde benim uyarmam nasılmış bilip-öğreneceksiniz.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
18-) Andolsun, onlardan öncekiler de yalanladılar. Ama benim (onların yaptıklarını) inkarım nasıl oldu?(S.Ateş)-Ve ant olsun, onlardan öncekiler de yalanladılar. Peki, Beni inkâr ediş nasıl oldu? (H.Yılmaz)-Doğrusu, daha önce yaşamış olanlar[ın birçoğu] da [Benim uyarılarımı] yalanlamıştı: ve Benim [onları] yok sayıp dışlamam ne korkunçtu! (M.Esed)-Andolsun, kendilerinden öncekiler de yalanladı. Fakat beni inkâr (etmelerine karşılık verdiğim azab) nasılmış?(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
19-) Üstlerinde (kanatlarını) açıp yumarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları (havada) Rahman\dan başkası tutmuyor. Doğrusu O, herşeyi görmektedir.(S.Ateş)-Ve onlar, üstlerindeki sıra sıra sıralanmış ve dürülmüş uçan şeylere göz atmıyorlar mı? Onları Rahmân'dan başkası tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi en iyi görendir.(H.Yılmaz)-Onlar, üstlerinde kanat çırparak uçan kuşlara hiç bakmazlar mı? Onları havada tutan yalnızca Rahmân'dır: Gerçek şu ki O, her şeyi gözetiminde bulundurur. (M.Esed)-Onlar, üstlerinde dizi dizi kanat açıp kapayarak uçan kuşları görmüyorlar mı? Onları Rahman (olan Allah')tan başkası (boşlukta) tutmuyor. Şüphesiz O, her şeyi hakkıyla görendir.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
20-) Yahut Rahman\dan başka size yardım ed(ip sizi O'nun azabından kurtar)acak askeriniz kimdir? Kafirler derin bir gaflet ve aldanma içindedirler.(S.Ateş)-Rahmân’ın astlarından şu size yardım edecek askerleriniz kimlerdir? Kâfirler, sadece bir aldanış içerisindedirler.(H.Yılmaz)-Rahmân'dan başka size kalkan olabilecek ve sizi [tehlikelere karşı] koruyabilecek kimse var mı? Bu hakikati inkar edenler, büyük bir yanılgı içindeler! (M.Esed)-Rahmana karşı size yardım edecek olan kimmiş? Şu sizin ordunuz mu? Kâfirler yalnızca bir gurur (kesin bir aldanış) içindedirler.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
21-) Yahut Allah, rızkını tutacak olursa size rızık verecek kimdir? Doğrusu onlar, azgınlık ve nefret içinde direnmektedirler.(S.Ateş)-Veya eğer O [Allah], rızkını kesiverse, size rızık verecek o kimse kimdir? Aslında onlar azgınlık ve nefrette direnip durmaktadırlar.(H.Yılmaz)-Yahut Allah geçim imkanlarınızı [elinizden] alacak olursa size rızık sağlayacak kimse var mı? Hayır, ama onlar, [bu hakikati inkar edenler, Allah'ın mesajlarını] küçümsemekte ve [O'ndan] körükörüne inatla kaçmaktalar! (M.Esed)-Allah verdiği rızkı keserse, size rızık verecek kim vardır? Doğrusu onlar, azgınlık ve nefret içersinde inatla direnmektedirler.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)
22-) Şimdi, yüzüstü kapanarak yürüyen mi doğru gider, yoksa yolda düzgün yürüyen mi?(S.Ateş)-Şimdi yüz üstü kapanarak yürüyen mi daha doğru gider, yoksa dosdoğru yolda dümdüz yürüyen mi? (H.Yılmaz)-Peki öyleyse, gözünü yere dikerek giden, hedefe, doğru yolda dümdüz yürüyenden daha iyi mi ulaşır? (M.Esed )-Şu halde yüzükoyun sürünerek yürüyen mi daha çok hidayete erer, yoksa dosdoğru yol üzerinde dümdüz yürümekte olan mı? Mevdudi) -- Açıklama ( Gizle / Göster)
23-) De ki: "Sizi yaratan, size işitme (duyusu), gözler ve gönüller veren O\dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz? (S.Ateş)-De ki: “O, sizi inşa eden [yaratan], size kulak, gözler ve gönüller kılandır. Ne az şükrediyorsunuz [karşılık ödüyorsunuz]?” (H.Yılmaz)-DE Kİ: “O, sizi hayata getiren, size kulaklar, gözler ve kalpler bağışlayandır: [yine de] ne kadar az şükrediyorsunuz!” (M.Esed)-De ki: "Sizi inşa edip-yaratan, size kulak, gözler ve gönüller veren O'dur. Ne kadar az şükrediyorsunuz?"(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
24-) De ki: "Sizi yerde üreten O\dur ve toplanıp O'na götürüleceksiniz." (S.Ateş)-De ki: “O, sizi yeryüzünde dağıtıp yayandır ve siz O'na toplanıp götürüleceksiniz.” (H.Yılmaz)-De ki: “Sizi yeryüzünde yaratıp çoğaltan O'dur; ve [yeniden dirildiğinizde] O'nun huzurunda toplanacaksınız”. (M.Esed)-De ki: "Sizi yeryüzünde üretip-türeten O'dur. Siz O'na toplanıp götürüleceksiniz." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
25-) Doğru (söylüyor) iseniz bu tehdid(ettiğiniz azab) ne zaman gelecek? diyorlar.(S.Ateş)-Bir de onlar: “Eğer doğru kimselerden iseniz bu söz verilen [tehdit] ne zaman?” diyorlar. (H.Yılmaz)-Ama onlar [yalnızca şunu] soruyorlar: “Bu vaad ne zaman gerçekleşecek? [Buna cevap verin, ey inananlar,] eğer doğru sözlü insanlar iseniz!” (M.Esed)-Derler ki: "Eğer siz doğru sözlüler iseniz, şu tehdit (ettiğiniz azab) ne zamanmış?"(Mevdudi)- Onlar "eğer doğruyu söylüyorsanız, bu uyardığınız toplanma ne zaman?! derler(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
26-) De ki: (Ona ait) Bilgi, Allah\ın yanındadır. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.(S.Ateş)-De ki: “Kesinlikle bilgi [onun bilgisi], Allah’ın yanındadır. Ben ise yalnızca apaçık bir uyarıcıyım.” (H.Yılmaz)-Onlara de ki [ey Peygamber]: “Onun bilgisi yalnız Allah katındadır; ben ise sadece bir uyarıcıyım”. (M.Esed)-De ki: "(Bununla ilgili) Bilgi ancak Allah'ın katındadır. Ben ancak apaçık olan bir uyarıcı-korkutucuyum." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
27-) Onu yakın görünce inkar edenlerin yüzleri kötüleşti. Ve: "İşte çağırıp durduğunuz şey budur!" dendi. (S.Ateş)-Artık onlar, onu yakınlaşmış görünce, inkâr edenlerin yüzleri kötüleşti. Ve: "İşte bu, çağırıp durduğunuz şeydir!" dendi. (H.Yılmaz)-Ama sonunda, bu [gerçekleşme]nin yakın olduğunu gördükleri zaman, hakikati inkar edenlerin yüzleri acı ile buruşacak ve onlara: “İşte [o kadar küçümseyerek] çağırıp durduğunuz şey budur!” denilecek. (M.Esed)-Nihayet onu pek yakında gördüklerinde, o küfretmekte olanların37 yüzleri kötüleşip-karardı. Ve: "İşte bu, sizin (gerçekleşmeyecek diye) öne sürüp durduğunuz şeydir" denildi.(Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
28-) De ki: "Baksanıza, eğer Allah beni ve benimle beraber olanları öldürse de yahut bize acısa da (fark etmez,) kafirleri acı azabdan kim kurtarabilir?" (S.Ateş)-De ki: "Gördünüz mü? Eğer Allah beni ve benimle beraber olanları helak etse yahut bize merhamet etse, peki, bu kâfirleri acıklı bir azaptan kim koruyacak? (H.Yılmaz)-DE Kİ [ey Peygamber]: “Ne sanıyorsunuz? Allah isterse beni ve bana tâbi olanları yok eder, isterse bize şefkatiyle rahmet eder. Peki, [siz] hakikat inkarcılarını [öteki dünyada] şiddetli azaptan koruyabilecek kimse var mı?” (M.Esed)-De ki: "Haber verir misiniz; eğer Allah, beni ve benimle birlikte olanları yıkıma uğratır ya da bizi esirgerse, (peki) bu durumda kâfirleri acıklı bir azabtan kurtaracak olan kimdir?" (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
29-) De ki: "O, çok merhametlidir. O\na inanmış, O'na dayanmışızdır. Yakında kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu bileceksiniz." (S.Ateş)-De ki: Bizim Rabbimiz Rahmandır Allah'a güvendik. Yakında kimin apaçık bir sapıkık içersinde olduğunu öğreneceksiniz? (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-De ki: “O, Rahman’dır. Biz, O’na inandık ve sadece O’na tevekkül ettik. Artık kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında bileceksiniz.” (H.Yılmaz)-De ki: “O, Rahmân'dır: biz O'na iman ettik, ve O'na güvendik; kimin açık bir sapıklıkta olduğunu zamanı geldiğinde anlayacaksınız.” (M.Esed)-De ki: "O (Allah) Rahman olan (bizi esirgeyip koruyan)dır; biz O'na iman ettik ve O'na tevekkül ettik. Artık siz kimin açıkça bir şaşkınlık (ve sapıklık) içinde olduğunu pek yakında bilip-öğreneceksiniz." (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
30-) De ki: "Baksanıza, eğer suyunuz çekilse, size kim bir akar su getirebilir?" (S.Ateş)-De ki: “Gördünüz mü? Eğer suyunuz yerin dibine geçiriliverse, size kim bir pınar suyu getirebilir?” (H.Yılmaz)-[Hakikati inkar edenlere] de ki: “Ne sanıyorsunuz? Âniden bütün suyunuz toprağın altında yok olup gitseydi [Allah'tan başka] kim size temiz kaynaklardan [yeni] su verebilirdi?” (M.Esed)-De ki: "Haber verin; eğer suyunuz yerin dibine göçüverecek olursa, bu durumda kim size bir akar su kaynağı getirebilir? (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)