Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Kur'an Ne Diyor
" 110. Biz iyileri böyle ödüllendiririz, " ( Sâffât - 110.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
Me’âric
1-) Bir soran, inecek azabı sordu: (S.Ateş)- İstekte bulunan biri, (muhakkak) gerçekleşecek olan bir azabı istedi. (Mevdudi) – SORUP araştırmak isteyen biri, [öteki dünyada] başa gelecek azabı sorabilir,(M.Esed)-Birisi azabın kimin başına geleceğini sordu (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
2-) Kafirler için, ki onu savacak yoktur, (S.Ateş)- hakikati inkar edenlerin (başına). [Öyleyse, bil ki] hiçbir şey ona mani olamaz;(M.Esed)-İnkarcıların başına gelecektir. Onu uzaklaştıracak hiçbir kimse de olmayacaktır.( Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
3-) Yükselme derecelerinin sahibi Allah'tan.(S.Ateş)- (Bu azab) Yüce makamlar sahibi olan Allah'tandır.(Mevdudi)- [çünkü o,] Allah'tan [gelir,] katına yükselmenin birçok yolu olan (Allah'tan)(M.Esed)-Yücelikler sahibi Allah’tandır (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-O azap, yükseliş yollarının sahibi olan Allah’tan gelecektir.(M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
4-) Melekler ve Ruh, miktarı elli bin yıl süren bir gün içinde O'na çıkar. (S.Ateş)- Bütün melekler ve insana bahşedilmiş olan ilham O’na bir günde yükselir uzunluğu elli bin yıl gibi süren bir günde (M.Esed)- Melekler ve ruh (Cebrail) O'nun huzuruna bir günde çıkarlar ki onun miktarı elli bin yıldır. (Mevdudi)-O Allah’ki, mesafesi ellibin yıla eşit olan bir yolu, melekler ve ruhun, kendisine bir gün/ bir zaman evresi içinde yükselmesini sağlayandır. (M.Sağ)-Melekler ve ve Cebrail miktarı elli bin yıl olan bir günde O’na yükselirler.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)- Melekler ve Ruh, miktarı elli bin yıl olan bir gün içinde O’na yükselir [yeryüzünden çekilir].(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
5-) Şimdi sen güzelce sabret. (S.Ateş)- Şu halde, güzel bir sabır (göstererek) sabret. (Mevdudi)- Bu nedenle, [sen ey iman eden], bütün sıkıntılara sabırla katlan(M.Esed)- O halde sen, güzel bir sabır ile sabret.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
6-) Onlar onu uzak görüyor(lar). (S.Ateş)- bak, insanlar o [hesaba] uzak bir şey olarak bakıyorlar,(M.Esed)-Kuşkususz onlar azabı uzak görüyorlar.(Ö.Dumlu_H.Elmalı
7-) Biz ise onu yakın görüyoruz.(S.Ateş)- Biz ise, onu pek yakın görmekteyiz (Mevdudi)- ama Biz onu yakın görüyoruz! (M.Esed)-Oysa Biz onu yakın görüyoruz.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
8-) O gün gök, erimiş maden gibi olur.(S.Ateş)- Bu hesap göğün erimiş madene benzeyeceği Gün vuku bulacak. (M.Esed)- (O azab geleceği) O gün gök, erimiş gümüş gibi olur.(Mevdudi) O gün, gök erimiş maden gibi olacak.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-O gün gök erimiş bir maden gibi olur. (H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
9-) Dağlar, renkli yün gibi olur.(S.Ateş)- Ve dağların yün topakları gibi olacağı (M.Esed) - Dağlar da (etrafa uçuşmuş) rengarenk yün gibi olacak. (Mevdudi)-Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
10-) Dost dostun halini sormaz. (S.Ateş)-ve hiç kimsenin arkadaşını(n durumunu) sormayacağı,(M.Esed)- Ve bir sıcak dost bir sıcak dosta sormaz.(H.Yılmaz)-Hiçbir dost dostunun halini sormayacak (Ö.Dumlu-H.Elmalı)
11-) Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdine düştüğünden, başkasıyle ilgilenemez). Suçlu ister ki o günün azabından (kurtulmak için) fidye versin: Oğullarını, (S.Ateş)- Ama onların birbirlerinin gözü önünde olacakları gün Çünkü her suçlu, o gün çocuklarını feda ederek kendisini kurtarmak ister. (M.Esed)- Onlar birbirlerine gösterirler. Bir suçlu-günahkar, o günün azabını karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister; (Mevdudi)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
12-) Eşini ve kardeşini, (S.Ateş)- ve eşini ve kardeşini, (M.Esed)
13-) Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,(S.Ateş)- ve kendisini himaye etmiş bütün akrabalarını, (M.Esed)-kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini (H.Yılmaz)-Mensubu olduğu aşiretini.(Ö.Dumlu-H.Elmas)
14-) Ve yeryüzünde bulunanların hepsini (versin) de tek kendisini kurtarsın.(S.Ateş)- ve yeryüzünde yaşayan [başka] herkesi, onların tümünü; böylece yalnız kendini kurtarabilsin diye.(M.Esed)-ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye versin sonra da kendini kurtarabilsin ister.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
15-) Hayır! O (ateş), alevlenen bir ateştir.(S.Ateş)- Ama hayır! [Onu bekleyen] tek şey alev saçan bir ateştir,(M.Esed)-Hayır hayır cehennem alevli bir ateştir.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)
16-) Derileri kavurur, soyar.(S.Ateş)- derisini kavuran (bir ateş)!(M.Esed)-Kızaran derileri soyar.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)
17-) (Kendine) Çağırır; sırtını dönüp gideni,(S.Ateş)- O, [iyiye ve doğruya] sırtını dönenleri ve [hakikatten] uzaklaşanları kendine çeker,(M.Esed)-Sırtını döneni ve yüz çevirenleri çağırır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)
18-) (Mal) Toplayıp kasada yığanı! (S.Ateş)- Ve servet biriktirip, onu öteki insanların elinden alanları. (M.Esed)-toplayıp da kasada yığanı (H.Yılmaz)- (Durmaksızın mal ve servet) Toplayıp bir yerde (üstüste) yığmakta olanı.(Mevdudi)-Biriktirip depo edeni de (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
19-) Doğrusu insan hırslı (ve huysuz) yaratılmıştır.(S.Ateş)- Gerçek şu ki, insan tatminsiz bir tabiata sahiptir. (M.Esed)- Doğrusu insan hırslı ve endişeli bir yapıda yaratılmıştır. (M.Sağ)- Gerçek şu ki, insan, 'bencil ve haris' olarak yaratıldı.(Mevdudi)-Kuşkusuz insan tedirgin yaratılmıştır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Şüphesiz insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır;(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
20-) Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır,(S.Ateş)- [Kural olarak,] başına bir kötülük geldiği zaman sızlanmaya başlar,(M.Esed)-kendisine kötülük dokundu mu sızlanır.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
21-) Kendisine hayır dokundu mu yardım etmez (sıkı sıkı tutar).(S.Ateş)- Bir iyilik ile karşılaşınca da onu bencilce sahiplenip başka insanlardan uzak tutar. (M.Esed)-Kendisine hayır dokundu mu da engelleyicidir [küçük bir yardımı bile engeller] (H.Yılmaz)-Zenginleşince de cimrileşir.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
22-) Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.(S.Ateş)- Ancak namaz kılanlar hariç; (Mevdudi)- Ancak namazda bilinçli olarak Allah'a yönelenler böyle değildir,(M.Esed)- Ancak “müsallîn [destekçiler]” bunun dışındadır.(H.Yılmaz)-Ancak musalliler/Allaha ve buyruklarına içten bağlı olanlar, öyle değil.(M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
23-) Onlar ki: Namazlarını sürekli kılarlar (aksatmazlar). (S.Ateş)- Ki onlar, namazlarında süreklidirler.(Mevdudi)- [ve] namazlarında devamlı ve kararlı olanlar;(M.Esed)-Onlar [Destekçiler] ki salâtlarını [desteklerini] sürdürenlerdir.(H.Yılmaz)-Böyle olanlar salatlarında/Allaha ve buyruklarına bağlılıkta devamlıdırlar.(M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
24-) Onların mallarında belli bir hisse vardır: (S.Ateş)- Ve onların mallarında belirli bir hak vardır.(Mevdudi)- ve şunlar: malları üzerinde (başkasının) hak sahibi olduğunu kabul edenler,(M.Esed)-Onların mallarında belirlenmiş bir hak vardır.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
25-) Saile ve mahruma (isteyene ve utancından dolayı istemeyip mahrum kalana).(S.Ateş)- [yardım] isteyenlerin ve [hayatın güzel şeylerinden] yoksun bulunanların;(M.Esed)- isteyen ve mahrumlar [istemekten utanan yoksullar] için belli bir hak olan kimselerdir.(H.Yılmaz)-Kendisinden yardım isteyenler ve yoksullar için(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
26-) Ceza gününü tasdik ederler, (S.Ateş)- Onlar, din gününü de tasdik etmektedirler. (Mevdudi)- ve Hesap Günü'nü[n geleceğini] tasdik edenler;(M.Esed)-Ve onlar ceza gününü tasdik ederler.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
27-) Rablerinin azabından korkarlar. (S.Ateş)- Onlar, Rablerinin azabına karşı (daimi) bir korku duymaktadırlar.(Mevdudi)- ve Rablerinin azabına karşı korku ve saygı içinde bulunanlar,(M.Esed)-ve onlar Rablerinin azabından korkanlardır.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
28-) Çünkü Rablerinin azabına güven olmaz.(S.Ateş)- zaten Rabbinin azabına karşı hiç kimse kendini [tam] bir güven içinde hissedemez; (M.Esed)-Şüphesiz Rablerinin azabından emin olunmaz.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
29-) Irzlarını korurlar. (S.Ateş)- Ve onlar, ırzlarını (ferç) korurlar(Mevdudi)- Ve iffetlerine karşı duyarlı olanlar,(M.Esed)-Onlar yasal olmayan cinsel ilişkiden sakınırlar(M.Sağ)-Ve onlar, ırzlarını koruyanlardır.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
30-) Yalnız eşlerine, ya da ellerinin altında bulunan(cariyelerin)e karşı (korumazlar. Bundan ötürü de) onlar kınanmazlar.(S.Ateş)- Eşleri yani, nikah yoluyla meşru şekilde sahip oldukları dışında isteklerini frenleyenler, çünkü ancak o zaman hiçbir kınamaya uğramazlar. (M.Esed)- Ancak eşlerine ve sözleşmelerinin sahip oldukları hariçtir. Çünkü onlara yaklaştıklarında kınanmazlar.(H.Yılmaz)-Ancak yasal eşler veya iltica edip, durumunu yasallaştırmış olanlar hariç.Onlarla ilişkileri kınanmaz.(M.Sağ)-Ancak eşleri ve cariyeleri hariç. Çünkü onlar bundan dolayı kınanmazlar.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
31-) Ve onlar, ırzlarını koruyanlardır Ama kim bundan ötesini ararsa, onlar (sınırı) aşanlardır. (S.Ateş)- Fakat bunun ötesini arayanlar, artık onlar sınırı çiğneyenlerdir.(Mevdudi)- ama o [sınır]ın ötesine geçmek isteyenler, gerçek haddi aşanlardır; (M.Esed)-Artık ötesini isteyenler; işte onlar haddi aşanların ta kendileridir.(H.Yılmaz)
32-) Emanetlerini ve ahidlerini gözetirler (S.Ateş)- (Bir de) Onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde (harfiyyen) riayet edenlerdir.(Mevdudi)- emanetlere ve ahidlerine riayet edenler; (M.Esed)-Ve onlar, emanetlerine ve ahitlerine riayet ederler. (H.Yılmaz)-Onlar, güvenilir kişilerdir, sözlerine bağlıdırlar.(M.Sağ)-Onlar emanetleri sahiplerine verir, sözlerini tutarlar.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
33-) Şahidliklerini yaparlar.(S.Ateş)- Şahidliklerinde de dosdoğru davrananlardır.(Mevdudi)- ve şahitlik yaptıkları zaman kararlı duranlar;(M.Esed)-Ve onlar, şahitliklerini yerine getirirler.(H.Yılmaz)-Onlar tanıklıklarını dosdoğru yerine getirirler.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
34-) Namazlarını korurlar.(S.Ateş)- Namazlarını (titizlikle) koruyanlardır.(Mevdudi)- ve namazlarını [bütün dünyevî endişelerden] uzak tutanlar. (M.Esed)-Ve onlar, salâtları [destekleri] üzerine korumacıdırlar.(H.Yılmaz)-Namazlarına özen gösterirler.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Ve salatlarında/işlerini yaparken Allaha ve buyruklarına olan bağlılıklarını korurlar.(M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
35-) İşte onlar cennetlerde ağırlanırlar.(S.Ateş)- İşte bunlardır [cennet] bahçeler[in]de ağırlanacak olanlar! (M.Esed)- İşte bunlar, cennetlerde ağırlanırlar.(H.Yılmaz)-İşte böyle olanlar cennetlerde ağırlanacaklar.(M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
36-) Nankörlere ne oluyur ki sana doğru koşuyorlar? (S.Ateş)- Şimdi küfretmekte olanlara ne oluyor ki, boyunlarını sana uzatıp koşuyorlar.(Mevdudi)- . O HALDE bu hakikati inkara şartlanmış olanlara ne oluyor ki senin önünde şaşkın vaziyette oraya buraya koşturuyorlar,(M.Esed)-Ey Muhammed! Ortak koşucu inkarcılara ne oluyor da, senin sağından solundan gruplar halinde gelerek, yanındakilerin kafalarını karıştırıyorlar.(M.Sağ)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
37-) Sağdan, soldan, ayrı ayrı gruplar halinde (gelip etrafını sarıyorlar)? (S.Ateş)- sağdan ve soldan kalabalıklar halinde [sana gelerek]?(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
38-) Onlardan her biri, ni'met cennetine sokulacağını mı umuyor? (S.Ateş)- Onlardan her biri, nimetlerle donatılmış cennete gireceğini mi umuyor (tamah ediyor)? (Mevdudi)- Onların her biri [bu şekilde] bir esenlik bahçesine gireceğini mi sanıyor? (M.Esed)-Onlardan her biri, bir nimet cennetine girdirileceğini mi umuyor? (H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
39-) Hayır! Öyle şey yok! Biz onları bildikleri şeyden yarattık. (S.Ateş)- Hayır, doğrusu biz onları bildikleri şeyden yarattık.(Mevdudi)- Asla! Çünkü, Biz onları [çok iyi] bildikleri bir şeyden yarattık! (M.Esed)-Hayır… Hayır… Biz, onları bildikleri şeyden yarattık.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
40-) Hayır… Hayır… Biz, onları bildikleri şeyden yarattık.. Yoo, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter: (S.Ateş)- Artık, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim; biz gerçekten güç yetirenleriz; (Mevdudi)- Evet! Bütün gündoğumu ve günbatımı noktalarının Rabbini [Bizim varlığımıza] tanıklık etmeye çağırırım: şüphesiz Biz muktediriz, (M.Esed)-Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, Bizim kesinlikle gücümüz yeter.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
41-) Onları, kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirmeğe. Bizim önümüze geçilmez (bize engel olunamaz). (S.Ateş)- Onların yerine kendilerinden daha hayırlılarını getirip-değiştirmeğe. Üstelik bizim önümüze geçilemez. (Mevdudi)-Onların yerine kendilerinden daha iyilerini getirmeğe Bizim önümüze geçilmez.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)- onları kendilerinden daha hayırlı [bir toplum] ile değiştirmeye: çünkü Bizi [istediğimizi yapmaktan] alıkoyan hiçbir şey yoktur.(M.Esed)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
42-) Bırak onları kendilerine va'dedilen günlerine kavuşuncaya kadar dalsın, oynasınlar. (S.Ateş)- O halde, bırak onları, kendilerine vaad edilen [Hesap] Günü ile karşılaşıncaya kadar boş konuşmalarla oyalansınlar ve [kelimelerle] oynayıp dursunlar; (M.Esed)-Sen onları hemen bırak da, vaat edilen günlerine kavuşuncaya dek boşa uğraşsınlar ve oynaya dursunlar.(H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
43-) O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkarlar. Onlar dikilen(putlara yahut hedef)lere doğru koşar gibi (koşarlar). (S.Ateş)- Ki o gün bir hedefe doğru yarışıyorlarmış gibi mezarlarından aceleyle fırlarlar. (M.Esed)- Kabirlerinden koşarcasına çıkacakları gün, sanki onlar dikili birşeye yönelmişler gibidirler.(Mevdudi)- O gün onlar, kabirlerinden fırlaya fırlaya çıkarlar. Sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi.(H.Yılmaz)-O gün, onlar dikili putlarına koştukları gibi, mezarlarından fırlayarak çıkarlar.(M.Sağ)-O gün sanki bir hedefe doğru koşuyorlarmış gibi kabirlerinden hızla çıkarlar. (Ö.Dumlu-H.Elmalı)-- Açıklama ( Gizle / Göster)
44-) Gözleri düşük, yüzlerini alçaklık bürümüş bir durumda. İşte onlara va'dedilen gün, bugündür. (S.Ateş)- gözleri düşmüş, zillete dûçâr bir vaziyette: işte onlara defalarca haber verilen Gün.(M.Esed)-Gözleri önlerine eğik, kendilerini zillet kaplamış bir halde. İşte uyarıldıkları gün bu gündür.(Ö.Dumlu-H.Elmalı)-Ama bu sefer gözleri dönmüş, kendilerini utanç sarmış olarak. İşte bu, o alaycı inkarcılara söz verilmiş olan gerçektir/gündür. (M.Sağ)- Gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş bir halde. İşte bu, onların tehdit edilegeldikleri gündür! (H.Yılmaz)-- Açıklama ( Gizle / Göster)