(A’râf - 10.Ayet)

<< Geniş Meal

İhlâs

Allah bir tektir:

Ki sizin Tanrınız tektir. (Saffat 37 4)

"Ey hapishane arkadaşlarım, çeşitli rabler mi daha iyidir, yoksa Tek ve her şeye Egemen olan Allah mı?"

(Yusuf 12/39)

De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kim?" De ki: "Allah" De ki: "O'ndan başka, kendilerine dahi yarar ve zarar veremiyen kimseleri evliyalar mı edindiniz?" De ki: "Hiç körle gören bir olur mu yahut hiç karanlıkla ışık bir olur mu?" Yoksa Allah'ın yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da yaratmalarını birbiriyle mi karıştırdılar? De ki: "Allah her şeyin yaratıcısıdır, O Tektir, Egemendir." (Rad 13/16)

Yerin başka bir yer ile göklerin de başka göklerle değiştirildiği, herkesin Tek ve En yüce olan Allah'ın huzuruna getirildiği gün... (İbrahim 14/48)

De ki, "Ben sadece bir uyarıcıyım. Tek ve Egemen olan Allah'tan başka bir tanrı yoktur." (Sad 38/65)

Allah bir çocuk dileseydi, yarattıklarının arasından dilediğini seçerdi. O çok yücedir. O, Tek ve Egemen olan Allah'tır. (Zümer 39/4)

O gün onlar tümüyle açığa çıkarılacaklardır. Hiç bir şey onları Allah'tan gizleyemez. O gün yönetim kime aittir? Tek ve En Üstün olan Allah'a aittir.(Mümin 40/16)

Yakup can verirken tanık olsaydınız. O, çocuklarına: "Benden sonra kime kulluk edeceksiniz," diye sormuştu. Onlar da, "Senin Tanrın, ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın Tanrısı olan tek Tanrıya kulluk edeceğiz, biz O'na teslim olanlarız," demişlerdi. (Bakara 2/133)

Tanrınız bir tek Tanrı; O'ndan başka tanrı yoktur. Rahman'dır, Rahim'dir. (Bakara 2/163)

"Allah, üçün üçüncüsüdür," diyenler inkâr etmiştir. Oysa bir tek Tanrı'dan başka tanrı yok. Bu sözlerine son vermezlerse, inkârcılarına acıklı bir azap dokunacak. (Maide 5/73)

Sor: "Kimin tanıklığı büyüktür?" De ki: "Benimle sizin aranızda Allah tanıktır. Sizi ve ulaştığı herkesi uyarmak için bana bu Kuran verildi. Allah'tan başka tanrı olduğuna mı tanıklık ediyorsunuz?" "Ben böyle tanıklık etmem," de ve ardından şunu da söyle: "O bir tek tanrı, ben sizin ortak koştuğunuz şeyden uzağım." (Enam 6/19)

Din bilginlerini, din adamlarını ve Meryem oğlu Mesih'i Allah'tan ayrı rabler edindiler. Oysa yalnız tek Tanrı'ya kulluk etmekle emredilmişlerdi. O'ndan başka tanrı yoktur. O, eş koştukları kimselerden de çok Yücedir. (Tevbe 9/31)

Bu, insanlara bir bildiridir. Bu uyarıyı dinlesinler, O'nun yalnız tek Tanrı olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar. (İbrahim 14/52)

Tanrınız bir tek tanrıdır. Ahirete inanmayanların kalpleri inkârcıdır ve onlar büyüklük taslarlar.(Nahl 16/22)

De ki, "Ben sizin gibi bir insandan başka bir şey değilim. Tanrınızın bir tek Tanrı olduğu bana vahyedildi. Rabbiyle karşılaşmayı uman herkes erdemli işler yapsın ve Rabbine olan kulluğa hiç kimseyi ortak koşmasın." (Kehf 18/110)

Kendilerine çiftlik hayvanlarını rızık olarak vermesinden ötürü Allah'ın ismini anmaları için, her topluluğa ayrı bir ibadet biçimi belirledik. Tanrınız bir tek tanrıdır. Sadece O'na teslim olun. İtaat edenlere müjde ver.

(Hac 22/34)

De ki, "Sizin tanrınızın bir tek tanrı olduğu bana vahyediliyor. Artık teslim olacak mısınız?" (Enbiya 6/6)

De ki, "Ben, sadece sizin gibi bir insanım. Bana, sizin tanrınızın bir tek tanrı olduğu vahyediliyor. O'na yönelin, O'ndan bağışlanma dileyin. Vay ortak koşanlara!" (Fussilet 41/6)

İlah’ın en büyük özelliği bütün sıfatlarında tekliktir. Yaratma da, rızıklandırmada, bağışlamada, hesaba çekmede, cezalandırmada, mükâfatlandırmada ve kâinatın tamamını yönetmede gibi. Bu özelliklerden herhangi birini her neye versen onu ilah edersin. Müşrik olursun. Kanun yapma, kural koyma tamamen Allah’a aittir. Bir başkasını da o mertebede görürsen yine o kimseleri ilah edersin. Müşrik olursun.

(Herkes Allah’a muhtaçtır)”Genel

Allah, Öncesiz ve Sonrasız, Bütün Evrenin Asıl Sebebi.” M.Esed

 

SAMED KELİMESİ NE ANLAMA GELİR

 

 “(O), Allahdır, samed dir (zeval bulmayan bir baakıydir, herkesin ve her şeyin doğrudan doğruya muhtaç olduğu ve kastettiği yegâne varlıktır, ulular ulusudur.)” Hasan Basri Çantay

“Allah Samed ’dir/tüm ihtiyaçların, niyetlerin, övgülerin, yakarışların yöneldiği tek kuvvettir! (Y.N.Ö) (İhlas 112/2)

 

 “Bu karşılık, Kur’an'da bir tek defa geçen ve yalnızca Allah için kullanılan Samed teriminin yaklaşık anlamını vermektedir. Bu terim, İlk Sebep ve Öncesiz-Sonrasız Mutlak Varlık kavramlarını, mevcut olan veya tahayyül edilebilen her şeyin esas kaynağı olan Allah'a döneceği ve bu nedenle hem yoktan var edilmesi hem de varlığını sürdürmesi açısından O'na bağımlı olduğu düşüncesi ile içiçe geçmiş şekilde kapsar.” M.Esed

 “الصّمد - samed” birçok anlamı olan bir sözcük olup bunların tek bir kelime ile çevrilebilmesi mümkün değildir. Rabbimiz bu sözcüğü özellikle seçmiştir. Bu anlamlar şöyle sıralanabilir:

1. Bütün ihtiyaçlar konusunda, kendisine yönelinen, başvurulan efendi, büyük.

2. İçinde boşluğu olmayan [içine hiçbir şey konamayan, hiçbir şeye muhtaç olmayan].

3. Bütün her şeyi bilen.

4. Halim.

5. Şan ve şerefi zirvede olan.

6. Her şeyi yaratan.

7. Arzu edilen işler hususunda kendisine yönelinen, yalvarılan, sıkıntılı anlarda kendisinden yardım istenilen.

8. Dilediğini yapan, istediği hükmü veren, verdiği hüküm hususunda kendisine hesap soracak ve hükmünü reddedecek hiç kimse bulunmayan.

9. Yegâne şerefli zat.

10. Gani [zengin].

11. Kulları üzerinde kahir, kendisinden yukarıda hiç kimse bulunmayan, aşağısındakilere saygı gösterme durumunda olmayan, bütün ihtiyaçlar kendisine arz edilen.

12. Yemeyen, içmeyen, doyuran ama doyurulmayan, yarattıkları yok olduktan sonra baki kalan.

13. Ebedî ve ezelî olan.

14. Ölmeyen, kendisine vâris olunmayan.

15. Uyumayan ve uyarılmayan.

16. Hiç kimsenin niteliği ile nitelenmeyen.

17. Ayıbı, eksiği, kusuru bulunmayan.

18. Başına belâ gelemeyen.

19. Niteliklerinde ve işlerinde en mükemmel olan.

20. Daima galip gelen, asla mağlûp olmayan.

21. Yaratıkların, keyfiyetine muttali olamayacağı [nasıl bir şey olduğunu bilemeyeceği],

22. Gözlerin idrak edemeyeceği.

23. Eksiklikleri ve fazlalıkları bulunmayan.

Bu ifadeleri matematikçilerin ifadesiyle özetlersek: Varlığı ile ilgili olarak hiçbir sayı sistemiyle [doğal sayılardan sanal sayılara kadar] işlem yapılamayan mükemmel, kâmil varlık.

Bu kadar zengin anlamı olan bu sözcüğün, Kur’ân’da Allah için kullanılmadan önce tarihte başka bir ilâh için kullanılmamış olması dikkate değer bir husustur. Bu durum, Nâs sûresinin tahlilinde diğer dinlerdeki “ilâh” kavramı hakkında verdiğimiz açıklama ile örtüşmektedir. Çünkü diğer dinlerdeki ilâhların o dinlere mensup olan insanların korkularının, ihtiyaçlarının bir ürünü olmaları ve “samed” sözcüğünün anlamı içine giren özellikleri taşımamaları, “samed” sözcüğünün Allah’tan önce isim veya sıfat olarak hiçbir ilâha verilememesini izah etmektedir. H.Yılmaz

 

İbn. Abbas’tan nakleder ki: Bütün mahlûkatın ihtiyaç ve isteklerinde kendisine dayandıkları zattır. Ali İbn. Ebu Talha, İbn Abbas’tan nakleder ki; o, bu ayete şöyle mana vermiştir. O, lütfunda mükemmel olan efendidir. Şerefi en üstün olan şereftir. Azameti en yüce olan Azim’dir. Hilmi en mükemmel olan Halim’dir Hikmeti kemale ermiş bulunan hâkimdir. Her türlü şeref ve yücelikte mükemmelin kendisidir. A’meş, Şekik kanalıyla Ebu Vail’den nakleder ki: Samed kelimesi; efendilikte son dereceye varmış olan efendi demektir. Hasan ve Kateda de; yarattıklarından sonra baki kalan, demektir, derler. Yine hasen der ki: Samed; hiç zeval bulmayan Hayy-kayyum demektir. İkrime ise kendisinden hiçbir şey çıkmayan ve bir şey yemeyen anlamına gelir der.

SAMED: Caferi Sadık’tan mağlup olmayan galip, Hüseyn b. Fudayl'den, "Dilediğine hükmeder, dilediğini yapar." yani hükmünü kontrol edecek, icraatını engelleyecek yok, diye rivayet edilmiştir. Yine İbnü Cerir Ebu Caferi Taberî der ki: Arab'ın anlayışında samed Yani "Kendisinden daha üstün kimse bulunmayan ve en önemli işlerde kendisine başvurulan seyyid" demektir.

Samed anlamının içinde "Muhakkak ki Allah âlemlerden müstağnidir." (Al-i İmran 3/97) buyurulan ğınay-ı nefsî (ihtiyaç duymayan nefis) var mı, yok mu?  Yoktur diyeceğiz. Nitekim "Hazineleri bizim yanımızda olmayan hiçbir şey yoktur." (Hicr 15/21) âyet i bunu açıklamıştır. Efendiliğinde, şeref ve haysiyetinde yahut beyliğinde son derece yükselmiş olan demektir yahut ihtiyaçlarda kendisine başvurulan kendisi kimseden bir şey beklemeyen demektir. Bununla beraber Hz. Ömer’in bu sözünde samed hiç tan olunmayacak olan kusursuz, ayıpsız ve eksiksiz anlamına olması da pek ziyade yakışır.

Herkesten müstağni, herkes kendisine muhtaç denirse Samed denilmiş olur (Alusi, a.g.e. XV, 2/350)

SAMED: Hz. Ömer’e Kavminin reisi anlamına samedülkavm denilmiştir. İhtiyaçların arz edildiği manasında söylenmiştir. H.Yazır

 

Allah Sonsuz ve Mutlaktır: (SAMED ’in ayetlerle açılımı)

Allah ile birlikte hiç bir tanrıyı çağırma. O'ndan başka tanrı yoktur. O'nun varlığı hariç her şey yok olmaya mahkûmdur. Yargı tümüyle O'nundur ve siz O'na döndürüleceksiniz. (Kasas 28/88)

Yeryüzünde bulunan herkes ölümlüdür. (Rahman 55/26)

Rabbinin varlığı kalıcıdır. (Rahman 55/27)

O ilktir, sondur. O en dıştakidir, en içtekidir.(açıkta da gizli de yalnız O’dur.) O her şeyi bilir.(Hadid 57/3)

"Allah Sonsuz ve Mutlaktır." (İhlas 112/2)

Ölümsüz ve Diri olana güven; O'nu överek yücelt. Kullarının günahlarını, O'nun bilmesi yeter.(Furkan 25/58)

Allah: O'ndan başka tanrı yoktur; Diridir, Gözetendir.(Al-i İmran 3/2)

Allah: O'ndan başka tanrı yoktur, Yaşayandır, Sonsuzdur. Kendisini ne dalgınlık ne de uyuklama tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. İzni olmadan kim O'nun katında aracılık edebilir? Onların geçmişini ve geleceğini bilir. Dilediği miktar dışında O'nun bilgisinden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Egemenliği gökleri ve yeri kapsamıştır. Onları korumak O'nu yormaz. O Yücedir, Büyüktür. (Bakara 2/255)

Tüm yüzler O Yaşayan, Ebedi Yönetici ‘ye çevrilmiştir. Zulüm yüklenenler kaybedecektir.(Ta-Ha 20/111)

O, Diridir; O'ndan başka tanrı yoktur. Dini sadece O'na ait kılarak O'nu çağırın. Evrenin Rabbi Allah'a övgüler olsun.(Mümin 40/65) B.Bayraklı

 

Her şeyin en doğrusunu Allah bilir. Samed kelimesini surenin içinden açıklarsak; şöyle olur. O ahad’dir (her yönüyle- Allah’a ait bütün özelliklerde), O doğmamıştır, doğurmamıştır, o na denk olacak hiçbir şey de yoktur, dersek SAMED demiş oluruz.

Yahudiler: "Uzeyr Allah'ın oğludur," dediler. Hıristiyanlar da, "Mesih Allah'ın oğludur," dediler. Bu, ağızlarından çıkan sözleridir. Önceden inkâr etmiş olanların sözlerini taklit ediyorlar. Allah onları mahkûm eder. Nasıl da çevriliyorlar? (Tevbe 9/30)

 “Dikkat edin, onlar kesinlikle iftira edip şöyle diyorlar. "Allah doğurdu." Onlar yalancıdırlar. (Saffat 37/151-152)

Allah'a cinleri ortak koştular. Hâlbuki onları O yaratmıştır. Bilmeden O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. O'nun şanı yücedir, onların nitelemelerinden çok üstündür. (Enam 6/100)

Gökleri ve yeri yoktan var edendir. Eşi olmadığı halde nasıl olur da çocuğu olur? Her şeyi O yaratmıştır ve O, her şeyi bilendir.(Enam 6/101)

Allah için bir çocuk edinmek söz konusu olamaz. O yücedir. Bir iş diledi mi, ona sadece "Ol," der, o da olur. (Meryem 19/35)

"Rabbimiz çok yücedir. O ne bir eş ne de bir çocuk edinmemiştir. " (Cin 72/3)

NİSA Suresi 171. Ayet

“Kitaplılar! Dininizde sınırı aşmayın. Allah hakkında yalnız gerçeği söyleyin. Meryem oğlu İsa Mesih, sadece Allah'ın elçisi ve Meryem'e gönderdiği kelimesi ve O'ndan gelen bir candır. Allah'a ve elçilerine inanın. "Üçtür," demeyin. Kendi yararınız için buna son verin. Biricik tanrı yalnız Allah'tır. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde ne varsa O'nundur. Vekil olarak Allah yeter. (Nisa 4/171)

Övgü, gökleri ve yeri yaratan, karanlığı ve ışığı var eden Allah'a yaraşır. Buna rağmen, inkârcılar Rablerini başkalarıyla denk tutuyor. (Enam 6/1)

Göklerin, yerin ve bunlar arasında bulunanların Rabbidir. O'na kulluk et ve O'na olan kulluğunda dirençli ol. O'na benzer birini biliyor musun? (Meryem 19/65)

O gökleri ve yeri yararak yaratandır. İçinizden sizin için eşler yarattı ve çiftlik hayvanlarını da çiftler halinde yarattı. Böylece sizi orada üretiyor. O'na benzer hiç bir şey yoktur. O, İşitendir, Görendir.(Şura 42/11)

Ve size, melekleri ve peygamberleri rabler edinmenizi de emretmez. Siz Müslüman olduktan sonra, size hiç inkârı emreder mi? (Al-i İmran 3/80)

Burada ayrıca şu hususa da değinelim. Bir kimse sadece Allah’tan istemesi gerekirken, bir başka şeyi O na denk tutarak ondan isterse onu ilah edinmiş olur. Yetiş ya Hamza! Veya yetiş Ya! Abdülkadir Geylani gibi. İşte o denk tutma o kimseyi müşrik eder.

ALLAH’I YETERİNCE TANIMADILAR

Allah'ın Sıfatları: Allah’u Teâlâ’nın sıfatları 14 tanedir. 6 tanesi Zati Sıfatları (Sıfat-ı zatiye), 8 tanesine de Subiti Sıfatları (Sıfat-ı sübûtiyye) denir. 
Her Müslümanın, Allah'ın bütün kemâl sıfatlarına sahip, noksan sıfatların hepsinden de uzak olduğuna inanması farzdır.

Zati Sıfatları (Sıfat-ı Zatiyyesi):
1- Vücut: Bu sıfat Allah Teâlâ'nın var olduğunu ifade eder, Allah Teâlâ vardır. Varlığı ezelîdir. Vâcib-ül vücûddür, yanî varlığı lazımdır.

2- Kıdem: Allah Teâlâ'nın varlığının başlangıcı olmamasıdır. Allah Teâlâ'nın varlığının evveli yoktur.

3- Beka: Allah Teâlâ'nın varlığının sonu olmaması, daima var bulunmasıdır. Allah Teâlâ'nın varlığının sonu yoktur. Hiç yok olmaz. 

4- Vahdaniyyet: Allah Teâlâ'nın bir olması demektir. Allah Teâlâ'nın zatında, sıfatlarında ve işlerinde ortağı, benzeri yoktur.

5- Muhalefet-ün lil-havadis: Allah Teâlâ'nın sonradan vücut bulan varlıklara benzememesi demektir. Allah Teâlâ, zatında ve sıfatlarında hiçbir mahlûkun zât ve sıfatlarına benzemez.

6- Kıyam bi-nefsihi: Allah Teâlâ'nın, başka bir varlığa ve hiçbir mekâna muhtaç olmadan zatı ile kaim olması demektir. Allah Teâlâ zatı ile kaimdir. Mekâna muhtaç değildir. Madde ve mekân yok iken O var idi. Zira her ihtiyaçtan münezzehtir.
Subûti Sıfatları (Sıfat-ı Sübutiyyesi):

1- Hayat: Allah Teâlâ'nın hayat sâhibi olması demektir. Allah Teâlâ diridir. Hayatı, mahlûkların hayatına benzemeyip, zatına layık ve mahsus olan hayat, ezelî ve ebedidir.

2- İlim: Allah Teâlâ'nın her şeyi bilmesi, ilminin her şeyi kuşatması demektir. Allah Teâlâ her şeyi bilir. Bilmesi mahlûkatın bilmesi gibi değildir.

3- Sem’: Allah Teâlâ'nın her şeyi işitmesidir. Allah Teâlâ işitir. Vasıtasız, cihet siz işitir. İşitmesi, kulların işitmesine benzemez.

4- Basar: Allah Teâlâ'nın her şeyi görmesidir. Allah Teâlâ görür. Aletsiz ve şartsız görür. Görmesi göz ile değildir.

5- İrâdet: Allah Teâlâ'nın dilemesi vardır. Dilediğini yaratır. Her şey Onun dilemesi ile var olur.

6- Kudret: Allah Teâlâ, her şeye gücü yeticidir. Hiçbir şey O'na güç gelmez.

7- Kelâm: Allah Teâlâ'nın harfe ve sese muhtaç olmadan konuşması demektir. Allah Teâlâ söyleyicidir. Söylemesi alet, harfler, sesler ve dil ile değildir.

8- Tekvin: Allah Teâlâ yaratıcıdır. Ondan başka yaratıcı yoktur. Her şeyi O yaratır.