Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (İFTİRA ETMEK )
" 8. Siz ey imana ermiş olanlar! Gönülden tevbe ederek Allah\a yönelin: umulur ki Rabbiniz kötü fiilerinizi yok eder ve Allah'ın Peygamberi ile o'nun inancını paylaşanları utandırmayacağı o Gün, sizi içinden ırmaklar akan bahçelere koyar: onlar, önlerinden ve sağ taraflarından hızla ışık yayarlar ve “Ey Rabbimiz!” diye yalvarırlar, “Bu ışığımızı ebediyyen parlat ve günahlarımızı bağışla: çünkü Sen her şeye kâdirsin!” " ( Tahrîm - 8.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
İFTİRA ETMEK ( 28.02.2013 ) Paylaş

İFTİRA ETMEK

NİSA 112. Kim bir hata yapar ve günah işler de' sonra onu suçsuz bir kimsenin üstüne atarsa, büyük bir iftira ve iğrenç bir günah yüklenmiş olur.

110. ayette sû "kötülük" ve "kendine zulmetme"; 111. ayette ism "günah"; 112. ayette de hata ve günah kavramları ele alınmaktaydı.

110. ayette kötülüğü işleyene ve kendine zulmedene bir af kapısı açılmakta;111. ayette günahın işleyene ait olduğu bildirilmekte, 112. ayette de günahı başkasına atmanın nasıl bir davranış olduğunun değerlendirilmesi yapılmaktadır.

Hata veya günahı işleyip, suçsuz birine atanın, bir iftira ile iğrenç bir günah yüklendiğine işaret edilmektedir. Bu işi yapan insan ikili bir günah işlemektedir. Birincisi hata ve günah işlemesi, ikincisi de bu yaptığını suçsuz birine atmasıdır. Bunda da iftira ve iğrenç bir günah yüklenmiş olmaktadır.

110. ayetteki "kötülük “ten başka ele alınan günahların kişinin kendisine ait olduğu beyan edilmişti. Kendisine zulmetmek ve işlediği günahın kendisine ait olması gibi. Ama 112. ayette, kişi işlediği günahı başkasına atarak toplumsal hayatı kirletmekte ve onun kirini başkalarına bulaştırmaktadır. Böylece 112. ayette Allah, günahın toplumsal boyutunu ele almakta ve onun nasıl katlandığına dikkat çekmektedir. İşlenen kötülükler oldukları yerde durmuyorlar; onlar biyolojik bir mikrop gibi sosyal mikrop haline gelmektedirler.

Kimi kötülükler topluma ve ferdin kendi yapısına zarar verirler ama bulaşıcı değillerdir.

Bazı günah ve hataların mikropları bulaşıcıdır. Toplumda, yani sosyal hayatta geometrik olarak çoğalır, toplumun manevî direncini, yani bağışıklık sistemini kırarlar ve zamanla yok ederler. Allah 112. ayette buna iftira ve iğrenç günah adını vermektedir.

Muhammed Esed ‘in tercümesini doğru bularak ayetin sonundaki Mübin kelimesine "iğrenç" manasını vermeyi yeğledik. Çünkü apaçık olan günah, açıkta duran günah anlamına geldiğine göre, açıkta duran pislik de kokar ve iğrenç bir hal alır. Buradaki "apaçıklık", iğrençliği, rahatsız ediciliği ve bulaşıcılığı ifade etmektedir.

İşlediği hatayı veya günahı başkasına atan insan hem kendi şahsiyetini, erdemini çürütmekte, hem de toplumun asaletini yozlaştırmaktadır. Demek ki Nur suresinin 11. ayetinde geçen ifk kavramıyla Nisa suresinin 112. ayetinde geçen bühtan kavramları iftira anlamına gelmelerine rağmen aralarında derin bir fark vardır.

İfk denen iftira genelde başkasına işlemediği bir suçu işlemiş gibi göstermek iken, bühtan kendi işlediğini başkasına atmaktır. Sonuçta ikisi de iftiradır ama bühtan daha kötü bir iftira durumunun adı olmaktadır. İkisinin müşterek tarafı "atma" fiilidir. Gerek Nisa süresinin 112. ayetinde gerekse Nur suresinin 4. ayetinde bu fiil geçmektedir. İfk de olmayan bir fiili, bühtanda ise olan bir fiili başkasının üstüne atmak vardır. Meselâ birini öldürüp de suçu başkasına atmak bühtandır ifk değildir. Fakat işlemediği bir zina fiilini başkası için o işlemiştir demek ifktir, bühtan değildir. Ama bazı ayetlerde bühtan ifk anlamında da kullanılmıştır (Nisa 4/156).

Açıklanan son üç ayetten şu neticeye varabiliriz: Allah insan ruhunu karartan, erdemini alıp götüren, şahsiyetini çürüten ve toplum hayatını kirleten ve asaletini yaralayan eylemleri açıklayarak ahlâk dersi vermektedir.

112. ayette geçen hatîeh kelimesi "kasıtsız olarak yapılan küçük günah"; ism ise "kasıtlı, bile bile yapılan günah “tır. Bu tür günahları insanlardan saklamak mümkün ama Allah'tan saklamak mümkün değildir. Son üç ayeti 108. ayete bağlamak gerekiyor. Sosyal kontrol her yere özellikle insanın iç dünyasına ulaşamaz, ama Allah hem görüneni hem de insanın iç dünyasını bilir. İnsanlardan kaçırılan planlar ve niyetler, Allah'tan gizlenemez. B.Bayraklı

112- Kim bir hata veya bir günah işler de sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, muhakkak iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olur.

112-O halde her kim bir hata veya günah kazanır da sonra bu kazandığını hiç ilgisi olmayan temiz bir kimseye atarsa, muhakkak ki bir iftira ve açık bir günah yüklenmiş olur. "Hatie" (hata) ile "ism" in ayırımında üç şekil vardır: Birincisi, "hatie", küçük günah; "ism", büyük günahtır. İkincisi, "hatie", yapanda kalan küçük günah; "ism" ise zulüm ve öldürme gibi başkasına tecavüz eden geçici günahtır. Üçüncüsü, "hatie", gerek isteyerek olsun, gerek bilmeden olsun, yapılması layık olmayan; "ism" ise, isteyerek meydana gelendir. Demek ki, başkasına iftira edilen günah, gerek büyük, gerek küçük olsun, her iki takdirde iftiranın kendisi pek büyük bir günahtır. İftiranın mahiyeti birdir. Başkasına, yapmadığı bir kötülüğü iftira etmek, aslında ağır ve büyük bir günah olduğu gibi, kendi günahını başkasına yüklemek, o günaha bu ağır ve büyük günahı ilave etmektir. Bundan dolayı bütün bunlardan kaçınmak ve şayet böyle bir şey olmuşsa, derhal tevbe ve istiğfar edip helalleşmek lazım gelir.

Bu hatırlatmalardan sonra, böyle nefislerine hainlik edip geceleri fitne kurmakla meşgul hainlerden bir kısmının Allah'ın Resul’ünü bile gaflete düşürmek ve sapıtmak istediklerini haber vermek ve buna karşılık Rasûlullah’ın Allah Teâlâ'nın lütfuyla masum olduğunu ilân ve yüksek mevkiini açıklamakla şükür ve mücahede ye sevk etmek için geçmiş azarlamanın sırf nimet olduğunu gösteren özel bir lütuf ve iltifat ile buyuruluyor ki: H.Yazır

Bu yazı 1188 sefer okunmuştur.