Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (KURAN MEALLERİ SAVAŞI)
" 198. [Bununla beraber], Rabbinizden [hac esnasında] bir lütuf elde etmek için çalışırsanız günah işlemiş olmazsınız. Arafat'tan kalabalıklar halinde dalga dalga indiğinizde kutsal mahalde Allah'ı anın; ve O'nu, yolunuzu gerçekten kaybetmişken size doğru yolu gösteren bir ilah olarak anın; " ( Bakara - 198.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
KURAN MEALLERİ SAVAŞI ( 2.7.2013 ) Paylaş

KURAN MEALLERİ SAVAŞI

Bu savaş nedenleri çok daha fazla bir şekilde ele alınabilirse de on başlık halinde izah etmeye çalışalım.

1. Hristiyanların Hz. İsa gökyüzüne çekildi ve tekrar gelecek düşüncesinin meallere zorlama ile sokulmaya çalışılması

Al-i İmran 54-55 Nisa 158-159  Maide 117 bunun içinde gizli papazlar İslam âlimi gibi topluma sokulmuş ve geçmişte bu şekilde bir düşünce oluşturulmuş. Kıyamet alametleri diye uydurulan hadislerle takviye edilmiş. Ölmeyen ve yaşayan bir İsa hayali

2. Kutsal insanlar düşüncesi

Gavs, Kutup, Torlak ve Evliya hikâyeleri onların Allah ile günahkâr kullar arasında kullanılabilecek hatırlı kimseler olduğu düşüncesinin Kurana tasdik ettirmeye çalışmalarıdır. Bunun içinde tevessül ve vesile kelimelerini kullanmışlardır. Allah'a yaklaşmak için vesile arayın Maide 35 ayetini kendilerine dayanak olarak kabul etmişlerdir. Aslında bu da Hristiyanlar da Kutsal Meryem’den ve Oğul İsa dan beklenen ne ise onun bir kopyası olarak dine sokulmaya çalışılmıştır. Kilise de ki papaz da onlarla vatandaş arasında bir aracı rolü üstlenmişlerdir. İşte bu veli kul hikâyesini ayakta tutmak için Kuran’ı kendilerine göre çekiştirmişlerdir. Hâlbuki Allah’a yaklaşmak için vesile Kuran’da iyi amellerle olacağı bildirilmektedir. Bir örnek verecek olursak; “Sakın onu dinleme de (Rabbine) secde et ve yaklaş.” (Alak 19) ayeti gibi. Ayrıca Muttaki kulların özelliklerini anlatan ayetler. Mümin kulların özelliklerini anlatan ayetler, salih amelleri anlatan ayetlerle Kuran baştan sona dolu iken, insanları birilerine kul yapabilmek için bu ayet çarpıtılmıştır.

3.  Gökyüzüne yolculuk ve çekilme

Hristiyanlarda Hz. İsa ve Yahudiler de Hz. Üzeyir’in gökyüzüne çekilmesi inancı nasıl bir iman ise, (Tevbe 30)  sonradan gelenler de Hz. İsa’ya ve Hz. Üzeyir’e özenerek veya kasten Kendi Nebimiz içinde uydurma hadislerle Allah’a mekân isnat ederek Miraç iftirasını Kuran a tasdik ettirmek istemişlerdir. Bunun içinde İsra 1 Necim 1-18 ayetleri ve Kadr suresi bu olayda kullanılmıştır. Hâlbuki bütün Nebilere ayetler bu dünyada verilmiştir. Kuran’da biz onlara şöyle vahyettik şeklinde defalarca tekrarlanmasına rağmen, bu ayetler görmezlikten gelinerek ısrarla Kuran’ın bu ayetleri çarpıtılmıştır.

4. Allah görülemez, görülür veya mahşerde görülecek düşüncesi ile

Allah’ın aracısız olarak Nebileri ile görüşmesi meselesi de bu meallerde kullanılmıştır. Bunun içinde Necm suresinde Cebrail idi veya Allah tarafından bizatihi seslenilmiştir denilerek ihtilaf çıkartılmıştır. Hâlbuki Kuran vahyin ne şekilde verildiğini bildirmektedir. Şura suresinin 51. ayetinde zikredilen şekliyle üç ana grupta toplamak mümkündür. Bu

Ayette şöyle buyurulmaktadır:“Allah’ın bir insanla konuşması ancak ya vahiyle, ya perde arkasından ya da bir Elçi gönderip dilediklerini, izniyle vahyetmesi suretlerinde olur. Şüphesiz O, yüce ve Hakîmdir” (Şura 51)

5. Hz. Nebiye vahyedilen Alak’ ın ilk 5 ayet inin indirildiği yer de maalesef tartışma konusu olmuştur.

Bu Sidre tûl münteha mı yoksa mağaramı meselesi gündeme getirilmiştir. Hz. Nebinin mağaraya sürekli gidip uzlete çekilmesi siretlere kimin tarafından konulduğu bilinmemektedir. Ayrıca bu hikâye ile Nebi aşağılanmakta ve bir Budist rahibi gibi tek başına toplumdan kopuk ve mağara adamı görüntüsü verilmiştir. Hâlbuki o Darül Nedve de sözü dinlenen bir toplum insanı idi. Emin ve güvenilir bir kimsedir. Ayrıca Hılful Fudul cemiyetinin kurucularındandır.

6. Yine ayetlerde Nebinin ilk Müslümanlardan olduğu bildirildiği halde ve Kendisinde bir delilik ve cinlenme olmadığı bildirildiği halde;

Hz. Hatice’nin onu sakinleştirdiği anlatılmakta ve o kadar ileri gidilmektedir ki Nebi kendisi hakkında tereddütlü olduğu halde bir kör papaz ki nerden hikâyeye dâhil edildiği belli değil. O papaz bile nebiden önce iman ediyor. Sonra Hz. Muhammed ikna oluyor ve Peygamber olduğuna kanaat getiriyor. Böyle bir nebi görüntüsü de maalesef din adamları tarafından sürekli anlatılarak insanlara yanlış bilgiler verilmektedir. Hâlbuki Allah Peygamberimiz için korkmadığını ve gördükleri hakkında tereddüdü olmadığı bildirilmektedir. “Onun gördüğünü kalbi yalanlamadı.” (Necm 11) "Onun ortağı yoktur. Bana böyle emrolundu ve ben Müslümanların ilkiyim." (Enam 6/163)

7. Kuran’da Kabir hayatı ile ilgili bir ayet olmamasına rağmen, üçüncü bir hayat tarzı ortaya konularak (dünya+kabir+mahşer) üçlüsü oluşturulmuş ve ayetler çarpıtılarak uydurulmuş hadisler eşliğinde konu kabul ettirilmeye çalışılmıştır.

(Mü’minun 99-100- Rahman 20  Nuh 25) ayette geçen Berzah kelimesi engel manasından çıkartılarak ona ayrı bir mana verilerek yeni bir hayat ortamı çıkartılmıştır. Orada (Hesap var+ Azap var+ Mükâfat var) yani mahşerde ne varsa orada var. Kuran da bir hesaptan bahsederken (Fatiha suresi Din gününün sahibi derken) onlar Kuran’ı zorlayarak iki hesap yaptılar. Kuran da Hesap Allah tarafından sorululacak derken onlar bu hesabı uydurdukları hadislerle meleklere sordurdular. Burada eksik olan Amel defteri verilmiyor, Şahitler dinlenmiyor, Allah da devre dışı bırakılmış ve bu yetki tamamen meleklere verilmiştir. Hadislerde dikkat çeken bir unsurda bu azabın Hristiyan ve Yahudilere uygulandığı ile ilgili bir tek hadis yok. Hatta kâfirler için bile yok. Bu üzerine idrar sıçratan Müslümana uygun görülmüş bir azap şekli.

8. Kuran tefsirlerinin ekserisi Tevrat ve İncil ele alınarak yorumlanmıştır.

Dolayısı ile burada da Kuran devre dışı bırakılarak açıklamalar Kuran dan alınmamıştır. Hâlbuki Kuran kendi kendisini açıkladığını söylerken buna itibar edilmemiştir. Her şey apaçık Kuranda anlatılmıştır diyen Yüce Allah bile devre dışı bırakılmıştır. ALİ İMRAN 97 –YUNUS 15  – MERYEM 73 – HAC 16 – HAC 72 – NUR 1 – ANKEBUT 49 – SEBE 43 – CASİYE 25 – AHKAF 7 – HADİD 9 – MÜCADELE 5 – TALAK 11 

KURAN-I KERİM açıklanan değil açıklayan bir kitaptır.

9. Bu meal savaşlarının bir sebebi de Hristiyan ve Yahudiler de olan mahşerde torpilli olma inancı,

Maalesef bu dine de sokularak Şefaat müessesi kurulmuş ve bu düşünceyi destekleyecek şekilde ayetlere kendilerince anlam verilmeye çalışılmıştır. Herkesin kendi hesabını kendisinin vereceği ve kimsenin günahının bir başkasına çektirilmeyeceği vurgulanırken olay saptırılmış ve dünyada birtakım kutsal insanlara biat ederek mahşerde kurtulacaklarını sanmaktadırlar. Bu düşünceye uygun düşsün diye bazı ayetler gene maksadını dışında kullanılmıştır. Hâlbuki Allah Teâlâ şöyle buyurur : “Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz.” (Bakara 48)

10. Kuran meallerinin bir başka savaş alanı da Kuran’ı tamamen devre dışı bırakarak kendi elleriyle yazdıkları kitapların içerisine bazı ayetleri çarpıtarak koymak suretiyle Allah’tan aldıkları ilhamla bu kitapların yazdırıldıkları düşüncesi topluma kabul ettirilmek istenmesidir.

Kuran bu durumu nasıl anlatır bir göz atalım “Artık o kimselerin vay haline ki, kendi elleriyle kitap yazarlar da sonra biraz para almak için (Bu Allah katındandır.) derler. Artık vay o elleriyle yazdıkları yüzünden onlara, vay o kazandıkları vebal yüzünden onlara!” (Bakara 79) Çarpıtılmış mealleri bile okutmak istemeyen bir çalışma da mevcuttur. Onlar insanlara şöyle söylerler. Siz Kuran’ı anlayamazsınız. Yanlış mana verirseniz kâfir olursunuz. Onun için sizler biz size ne anlatıyor isek ona bakın derler. Hâlbuki Allah Anlayasınız diye biz ayetlerimiz böyle açıklıyoruz demesine rağmen bu ayetleri görmezlikten gelerek ve Allah’ a iftira ederek böyle bir çalışma içerisine girerler. Bunlara tabi olanlar ise mahşerde çok zor durumda kalacakları Kuranda bildirilmektedir. “Eyvah diyecek, keşke falancayı veli edinmeseydim- Çünkü Kuran bana gelmişken beni ondan saptırdı. Saptırıcı insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır. “ (Furkan 28-29)

Allah Teala Nebisine Kuran da şöyle sesleniyor

“Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kuran ile uyar. Onlar için rablerinden başka bir veli, ne de bir aracı vardır; belki sakınırlar.” (Enam 6/51)

KURAN'IN SINIRLARINI ÇİZDİĞİ DİN

1. Dinin başlangıç ile bitiş çizgisini Kur'an belirler. Maide 3 Din tamamlanmıştır, buna ilaveler yapılabilir derse şirke girmiş olur.
2. Dinin sınırlarını ve ilkelerini Allah tespit eder. Nebiler-ine bile bu yetki verilmemiştir. Onların görevi tebliğdir. Maide 67
3. Nebiler dine bir ilave yapamaz. Hakka 43-46

BAŞKALARININ YAZDIKLARINI DİN GİBİ GÖRENLERE KURAN TERS GELİR. ALLAH YALNIZ BAŞINA ANILINCA DA YÜREKLERİ DARALIR VE BOĞULUYOR GİBİ OLURLAR.
"De ki: Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü O'nundur. Sonra hep ona döndürülüp O'na götürüleceksiniz." Zümer 44

"Böyle iken, Allah bir olarak anıldığı zaman ahirete inanmayanların yürekleri burkulur da, ondan başkaları anıldığı zaman derhal yüzleri güler." Zümer 45

En’am suresinin 131. ayetinde, "Halkı habersiz olan ülkeleri Rabbin haksızlıkla helak edici değildir"

Tevbe suresi 6 ayette de kuran okunmasını bildiriyor. İslâm'ı anlat, onunla konuş demiyor da, Kuran’ı dinletmesini emrediyor. O, müşriğin bire bir Kura ân ile karşı karşıya kalmasını emir buyurmaktadır. Bu metot, din âlimi ve görevlilerinin metodu olmalıdır. İnsanlara Kur’an’ı aktarmalılar fakat kendi görüşlerini araya karıştırmamalıdırlar. Önemli olan Kur’an’ı insanlara dinletebilmek, onlara ulaştırabilmektir. Gerisi kişilerin kendi seçeneklerine ve karar vermelerine kalmıştır.

Sözün özü şudur ki Allah'ın Mü'min kulları, kendilerine gönderilmiş kitabı doğru bir şekilde yorumsuz okusunlar. Kafalarına takılan soruları yine Kuran'a sorsunlar. Çünkü doğru cevap Kuran'ın içindedir. Allah Teala Bizi başka kitaplardan değil Kendi kitabımızdan (Kuran dan) hesaba çekecektir. ALLAH ADINA DÜŞÜNÜP YORUM YAPAN BU KİMSELER ASLINDA KENDİLERİDİR. BU DURUM YARATANI BAĞLAMAZ. Allah'a emanet olun

Bu yazı 4498 sefer okunmuştur.