Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (KUR’AN IŞIĞINDA CİN VE CİN ÇARPMASI)
" 14. Bu [sizin için, ey Allah\ın düşmanları]! Haydi, öyleyse tadın onu; ve [bilin ki] hakkı inkar edenleri ateşli bir azap beklemektedir! " ( Enfâl - 14.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
KUR’AN IŞIĞINDA CİN VE CİN ÇARPMASI ( 22.4.2017 ) Paylaş

KUR'AN IŞIĞINDA CİN VE CİN ÇARPMASI

Öncelikle Kur’an da cin kelimesinin zikredilmesinden dolayı cin çarpmasından önce cin nedir onu bilmemiz lazım. Bu yaratılışların Kur’an da isimlerine bir Sure var. Cin suresi,72. Sure.. Cinle ilgili ana bilgiler bu surenin için de ancak detayları başka surelerde de mevcut. İlk önce CİN suresinin 1. Ayetine bir bakalım Ayette neler var satır aralarında hangi detaylar var.

De ki: "Bana gerçekten şu vahyolundu: Cinlerden bir grup dinleyip de şöyle demişler: -Doğrusu biz, (büyük) hayranlık uyandıran acayip bir Kur'an dinledik"

Ayette de görüldüğü gibi ‘’DİNLEDİLER – DEDİLER ve Şaşırma tepkisi olarak da ACAYİP’’ kelimeleri kullanılmış. Yani Bu yaratılışların dinleyebildiklerini, konuşa bildiklerini, şaşırıp tepki verebildiklerini akıllarıyla iyiyi kötüden ayırıp karar verebildiklerini görüyoruz, verdikleri kararı da  2. Ayette görüyoruz.

 "O (Kur'an), 'gerçeğe ve doğruya' yöneltip iletiyor. Bu yüzden ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız."

Önceden de söylediğimiz gibi bu ayetlerin detayları başka surelerdeki ayetlerde de olabilir. Bu sebeple AHKAF suresinin 29.ve 30. Ayetlerine bakmamız gerekiyor. İlk önce 29. Ayete bakalım….

Hani Kur’an’ı dinlemek üzere cinlerden bir grubu sana yöneltmiştik. Onlar, onun huzuruna gelince birbirlerine, “Susun!” dediler. Kur’an’ın okunması bitince de uyarıcı olarak kavimlerine döndüler.

Ayette görüldüğü gibi cinlerin kendilerinden gelmediğini ALLAH Subhane ve Teâlâ tarafından yönlendirildiğini görüyoruz. Bir başka detayı da 30. Ayette görüyoruz. Şimdi 30. Ayete bakalım.

Onlar: “Ey kavmimiz! Muhakkak ki biz, Hz. Musa’dan sonra indirilen, onların elindekini tasdik eden Hakk’a ulaştıran ve Tarîki Mustakîm’e hidayet eden bir kitap dinledik.” dediler.

Bu gelen cinlerin ehli kitap olduklarını görüyoruz. Yani bunlar Allah ı bilen bir takım cinlerdi. Bu ayette bir diğer detay ise TARİKİN MÜSTAKİM kelimesidir. Bu onların ilk defa kuran dinlediklerini göstermektedir. TARİK kelimesi ilk defa yürünen yol demektir, SIRAT VE SEBİL Kelimelerinden ayrı anlamlıdır. Tekrar cin suresine dönelim ve 8.-9. 10. Ayetlerde cinlerin bir başka özellikleri var ona bakalım…

8. "Doğrusu biz göğü yokladık; fakat onu güçlü koruyucular ve şihablarla kaplı (doldurulmuş) bulduk."

9. "Oysa gerçekte biz, dinlemek için onun oturma yerlerinde otururduk. Ama şimdi kim dinleyecek olsa, (hemen) kendisini izleyen bir şihab bulur."

10."Doğrusu, bilmiyoruz, yeryüzündeki şuurlulara şer mi istendi, yoksa Rableri onlar için doğru ve güzel olanı mı istemiştir."

Ayetlerde de görüldüğü gibi KURAN-I KERİMİN in inişinden önce  ALLAH’ın s.t. izni ile Cinlerin ve şeytanların  gökten birtakım  haberleri getirmelerine izin verilmiş, ancak kuran-ı kerimin inişinden  sonra bu izin bitmiştir. Cin suresindeki bu Ayetlerle bağlantılı olarak Hicr Suresi 16-17-18 ayetlere ve Saffat Suresi 6-7-8-9-10. Ayetlere bakalım. 

Hicr  16. 17. 18.

Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.

Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.

Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.

Saffat 6. 7. 8. 9. 10.

6. Biz o yakın göğü bir süsle, yıldızlarla süsleyip donattık.

7. Ve her türlü inatçı-âsi şeytandan koruduk.

8. Onlar ne kadar çırpınsalar da o yüce konseyi dinleyemezler. Ve her taraftan atışa tutulurlar;

9. Kovulurlar. Ve onlar için, yakalarını bırakmayan bir azap vardır.

10. Yüce konseyden bir söz çalıp çarpan olabilirse de onun peşine hemen delici, alevli bir yıldız takılır.

Ayetlerde de görüldüğü gibi Kur’an-ı Kerimden sonra izinleri bitmiştir.

Tekrar CİN suresine dönelim ve 11.-14. Ayetlere bakalım.

11. "Gerçek şu ki, bizden Salih olanlar vardır ve bunun dışında (ya da aşağısında) olanlar da. Biz türlü türlü yolların fırkaları olmuşuz."

14."Ve elbette bizden Müslüman olanlar da var, zulmedenler de. İşte (Allah'a) teslim olanlar, artık onlar 'gerçeği ve doğruyu' araştırıp bulanlardır."

Bu ayetlerde de on kelimeyle kendi inançlarını anlatmaktadırlar. Tıpkı insanlar gibi.

ŞİMDİ MECNUN; Cin çarpmış, cinlenmiş Türkçede hepsi aynı anlamdadır, kelimesini ele alarak konuyu biraz daha detaylandıralım.

Konunun püf noktası  ise NUH A.s. dan beri bu kelimenin sapkınlar  tarafından kötü niyetle kullanılmasıdır ki bunu da  cin suresinin 6. Ayeti ifşa etmektedir. Cin 6.  ayete bakalım…

Cin 6. "Bir de şu gerçek var: İnsanlardan bazı erkekler, cinlerden bazı erkeklere sığınırlardı. Öyle ki, onların azgınlıklarını arttırırlardı."

Şimdi bu ayetin satır aralarındaki detayları okumaya çalışalım.

1. olarak erkekler kelimesi kullanması cinlerinde cinsiyetlerinin olduğu nun delilidir.

2.olarak insanların cinlerin peşinde olduğunu, insanların cinlere sığındığını görmekteyiz, cinlerin insana sığındığını değil ayet açık net.

3. olarak o sığınan insanların kalitesini görmekteyiz.(AZGINLIKLARINI ARTIRIYORLAR DI) derken Bu sığınan insanların önceden zaten AZGIN olduklarını cinlere sığınarak azgınlıklarının daha da arttığını görüyoruz.

KUR’AN ın indirilmesi ve gök kapısının kapanması ile azgın olan bu yaratılışların şuan ki işi yeryüzün de casusluk yapmaktır. AZGIN olan insan veya cin fark etmez duydukları bir söze yalanlar ilave ederek insanları kandırıp dolandırırlar. Yalanlar kattıklarını nereden çıkarıyoruz Azgın birisinden yalan dan dan başka bir şey beklenmez.

Bu konuyla ilgili ENAM 128. AYET bu azgın insan ve cinlerin birbirlerinden nasıl faydalanıp eğlendiklerini Bize net olarak açıklamaktadır.

ENAM 128.

Onların tümünü toplayacağı gün: "Ey cin topluluğu insanlardan çoğunu (ayartıp kendinize kullar) edindiniz" (diyecek). İnsanlardan onların dostları derler ki: "Rabbimiz, kimimiz kimimizden yararlandı ve bizim için tespit ettiğin süreye ulaştık." (Allah) Diyecek ki: "Allah'ın dilediği dışta olmak üzere, ateş sizin içinde süresiz kalacağınız konaklama yerinizdir." Şüphesiz Rabbin, hüküm ve hikmet sahibi olandır, bilendir.

Dolayısı ile bugünkü casusluk aletleri (gizli kameralar, gizli ses kayıt cihazları ) bu azgın insan ve cinlerden daha doğru bilgi akışı sağlarlar.

ALLAH s.t. bizi açık ve net bir şekilde Şeytana karşı uyarmaktadır. Bunu da FATIR 6. Ayette görmekteyiz.

FATIR 6.

Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır.

Ayette de görüldüğü gibi bize düşman olanın şeytan olduğu bildirilirken kuran da, cin sizin düşmanınızdır diye bir ayet asla yoktur. Peki, bu iddiayı kim ortaya çıkardı cevabı FATIR 6. AYET in içinde…

İnsanın ve cinin düşmanı ŞEYTAN… ŞEYTAN derken ŞEYTAN hem insandan hem cinden olur. Bunu da ENAM 112. Ayette görmekteyiz.

ENAM 112.

 Böylece her peygambere, insan ve cin şeytanlarından bir düşman kıldık. Onlardan bazısı bazısını aldatmak için yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi bunu yapmazlardı. Öyleyse onları yalan olarak düzmekte olduklarıyla baş başa bırak.

Ayette de görüldüğü gibi cin şeytanları insan şeytanlarına fısıldayarak cin çarmış sözünü ortaya atmış ve cin şeytanlarını temize çıkarmışlardır.

KUR’AN-I KERİMDE Cin’in değil şeytanın bazı insanları çarptığı bize bildirilmektedir. Bunu da bize BAKARA 275. Ve Meryem 83. Ayetler göstermektedir.

BAKARA 275.

Faiz (riba) yiyenler, ancak şeytan çarpmış olanın kalkışı gibi, çarpılmış olmaktan başka (bir tarzda) kalkmazlar. Bu, onların: "Alım-satım da ancak faiz gibidir" demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faize) bir son verirse, artık geçmişi kendisine, işi de Allah'a aittir. Kim (faize) geri dönerse, artık onlar ateşin halkıdır, orada sürekli kalacaklardır.

MERYEM 83.

Görmedin mi, biz gerçekten şeytanları, kâfirlerin üzerine gönderdik, onları tahrik edip kışkırtıyorlar.

MERYEM 83. Ayette  (kâfirîne teuzzuhum ezzâ)  kelimesi  (kâfirleri vesvesesiyle içlerinde korku depremi yaşatır)  demektir.

Ayrıca bu konunun püf noktası ALİ İMRAN 175. Ayettir.

ALİ İMRAN 175.

İşte size şeytan; O yalnız kendi dostlarını korkutur. Eğer inananlarsanız onlardan korkmayın, benden korkun.

Ayette de görüldüğü gibi Şeytan sadece kendi dostlarını korkutur.

Sonuçta Falcı, Muskacı, Büyücü ancak kendi inananlarını korkutur.

İLK CİN ÇARPMIŞ sözünü kullanan kavim NUH A.S. mın kavmidir.

KAMER 9. Ayete bakalım

Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir MECNUN” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.

Ayette MECNUN kelimesi geçmektedir. MECNUN kelimesi CİN kelimesinden çekilmiştir. Bunu açıklayan Ayette MUMİNUN 25. Ayettir.

O ancak, cinlenmiş bir adam, bir müddet onu gözetleyin.

Ayetteki (RACULUN BİHİ CİNNETUN ) Cinlenmiş bir adam NUH A.S. ın kavmi kâfir bir toplumdu ve bu kelimeyi kullandılar.

ZARİYAT 38.-39. Baktığımız da

Mûsâ kıssasında da ibret vardır. Hani biz onu açık bir delil ile Firavuna göndermiştik

Fakat o, etrafındakilerle yüz çevirdi ve: “O bir sihirbaz veya MECNUN dur.” dedi.

Bu kez firavunun Musa a.s. karşı bu kelimeyi kullandığını görüyoruz.

KALEM 2. Bakalım

Sen, Rabbinin nimetiyle bir mecnun değilsin.

Bu ayette ise MECNUN kelimesi RASULLLAH a.s. Müşrikler ve kâfirler tarafından kullanılmış ALLAH s.t. da ona yakıştırılan bu sıfatı reddetmektedir.

Sonuçta MECNUN yani cinlenmiş kelimesini sadece kâfirler müminlere özellikle de peygamberlere karşı kullanmışlardır.

Azgın ve sapkın insanların bir diğer yalanı da (BİZ RAHMANİ –ULVİ- MELEKLERLE ) iş yaparız demeleridir. Bu söylediklerini de KURAN-ı KERİM SEBE SURESİNİN 40-41. AYET lerinde yalanlamaktadır.

40.O gün, onların hepsini bir arada toplayacak (haşredecek), sonra meleklere diyecek ki: "Size tapanlar bunlar mıydı?"

41. (Melekler) Derler ki: "Sen yücesin, bizim velimiz sensin, onlar değil. Hayır, onlar cinlere tapıyordu ve çoğu onlara iman etmişlerdi."

İşte bu ayetler bizi tekrar CİN 6. Ayete döndürüyor.

Bu İşlerle uğraşanların bir diğer iddiası da CİNLER GAYBI BİLİR ve bize oradan haber verirler demeleridir.

Bu iddiayı ise KUR’AN-I KERİM SEBE 14. Ayette MÜTHİŞ Bir şekilde anlatmaktadır.

Sebe 14.

Böylece onun (Süleymanın) ölümüne karar verdiğimiz zaman, ölümünü, onlara, asasını yemekte olan bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi. Artık o, yere yıkılıp düşünce, açıkça ortaya çıktı ki, şayet cinler gaybı bilmiş olsalardı böylesine aşağılanıcı bir azap içinde kalıp yaşamazlardı.

Ayet te görüldüğü gibi SÜLEYMAN a.s. ın vefatı cinlerin gözlerinin önünde olduğu halde bilmiyorlarsa gaybı nasıl bilecekler.

Hazırlayan; Ömer KULAÇ

Bu yazı 1082 sefer okunmuştur.