Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (KALPLERİ MÜHÜRLÜ OLANLARIN DURUMU,)
" 18. [şu] söylenen her sözü [dikkatle] dinleyen ve onların en güzeline uyan [kullarım]a: [çünkü] Allah'ın hidayetine mazhar olanlar onlardır ve onlar [gerçek] akıl-iz‘ân sahipleridir! " ( Zümer - 18.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
KALPLERİ MÜHÜRLÜ OLANLARIN DURUMU, ( 5.5.2017 ) Paylaş

KALPLERİ MÜHÜRLÜ OLANLARIN DURUMU,

Önce konu ile ilgili ayetler için tefsirlere bakalım. Daha sonra da durumu bir gözden geçirelim.

خَتَمَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ وَعَلٰى سَمْعِهِمْ وَعَلٰى اَبْصَارِهِمْ غِشَاوَةٌ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظٖيمٌ

Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Ve büyük azab onlaradır.
(Bakara 2/7)

Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir ve gözleri üzerinde de bir perde vardır; dehşet verici bir azap beklemektedir onları.

Bâtıl inançlara inatla sarılan ve hakikatin sesini dinlemeyi reddeden kişinin zamanla hakikati kavrama yeteneğini kaybedeceği ve “böylece, sonunda kalbinin mühürlenmiş olacağı” (Râğıb) şeklindeki ilahî kanuna bir atıf. Bütün tabiat kanunları Allah tarafından vaz‘ edildiğinden -ki bunlara bir bütün olarak sünnetullah (“Allah'ın kanunu”) adı verilir- bu “mühürleme” Allah'a izafe edilmektedir; oysa bu, insanın hür tercihinin sonucudur, bir “önceden takdir edilme” değildir. Aynı şekilde, bu dünyadaki hayatları sırasında hakikate karşı bilerek kör ve sağır kalmış olanlar için öteki dünyada hazırlanmış olan azap da, onların hür tercihlerinin tabii bir sonucudur; tıpkı öteki dünyadaki mutluluğun, insanın dürüst ve erdemlice davranarak iç aydınlığı ve huzuru elde etmeye yönelmesinin bir sonucu olması gibi... Kur’an'da Allah'ın “mükâfat” ına ve “ceza” sına yapılan atıflar bu şekilde anlaşılmalıdır.

M.Esed

Kalplerden maksat düşünme, sem den maksat da işitme duygusudur. Ayette düşünme ve görme duyuları çoğul getirilmiş iken, işitme duygusu tekil getirilmiştir. Çünkü sem (işitmek) mastardır. Mastarlar çoğul yapılmaz. Bundan dolayı sem çoğul yapılmamıştır.

(M. Abduh)

Akılları gözleri ve kulakları kapalı olan insanlar için acı bir azabın bulunduğu vurgulanıyor. Azab: acı veren ve hayatın tadını gideren şeydir. Yemeyi içmeyi uyumayı bırakan kimseye “azap” denir. Acaba bu azap hem dünyada hem ahirette mi olacaktır? Bakara 2/114, Maide 5/33 ve 41.

Ayetlerde inkârcılar için hem dünyada hem de ahirette azap bulunduğu anlatılır. Taha suresinin 20/124. Ayetinde “Kim beni anmaktan yüz çevirirse onun için dar bir geçim vardır. Kıyamet günü de onu kör olarak (yüce divana) getiririz” buyurulmaktadır. Bundan anlaşılıyor ki İslam hidayetinden yüz çevirenler dünyada darlık, sıkıntı, huzursuzluk içine düşerler; zengin olsalarda gönüllerinde huzur olmaz.

S.Ateş

Bu, onların Hakk'ı reddetme nedeninin, kendi hataları olmadığı ve sadece Allah'ın dilemesi ile olduğu anlamına gelmez. Onlar kabul etmezler; çünkü Allah onların kalplerini mühürlemiştir. Onlar Hakk'ı dinlemezler; çünkü Allah onların gözlerini perdelemiştir.

Fakat onların kalplerinin ve kulaklarının mühürlenmesi, Hakk'ı kabul edememelerinin nedeni değil, bilâkis reddetmekte inat etmelerinin bir sonucudur. Kur'an basit bir tabiat kanunundan söz eder:

Eğer bir kimse bir şey hakkında aleyhte önyargı sahibi olur ve sürekli bu önyargısını beslerse, o şeyde ne iyi bir yan görebilir, ne iyi bir şey işitebilir, ne de tarafsızca değerlendirmek için ona kalbini açabilir. Bu bir tabiat kanunu, aynı zamanda Allah'ın kanunu olduğu için kalpleri, kulakları mühürlemek ve gözleri perdelemek özellikleri O'na atfedilmiştir.

Mevdudi

Ayette yer alan kalplerden kasıt, “akıllar” demektir. Yine ayette geçen “Sem/işitme-kulak” manasındaki bu kelimeden murat ise, her ne kadar kelime tekil bir kelime ise de kulaklar demektir. Kelimenin müfret tekil olarak gelmesi ise, esasen bu kelimenin masdar olması sebebiyledir. Mastar olan kelimelerin özelliği ise, bu kelimelerin çoğul yapılmamalarıdır.

İşte burada mastar hali dikkate alınmıştır. “Ebsâr” kelimesine gelince bu, kendisiyle şekillerin ve renklerin, dış dünyanı algılandığı gözler demektir.

Özetle, akıllar olsun ve gözler olsun, her ikisi de idrak ettikleri ve algıladıkları birçok şeyler üzerinde tasarruf edebilirler. İşte bu nedenle adeta çoğalmış olurlar ve bu nedenle de “akıl” ve “Basar” kelimeleri çoğul olarak getirilmiştir.

Oysa “Sem” kelimesi sadece bir tek şeyi idrak edip kavradığından dolayı burada müfret yani tekil olarak getirilmiştir.

Kalplere, kulaklara ve gözlere mühür vurulması meselesi ortadadır, açıktır Çünkü inkârcılar kendilerine verilmiş olan bu değerlerin hiçbirinden yararlanmadılar.

Dahası sırt çevirdikleri şey hakkında neden ötürü sırt çevirdiklerine ilişkin olmak üzere bu durumu anlamaya da çaba göstermediler. Kendi duyu organlarıyla kavramaları gereken şeyleri de kavramaya, idrak etmeye çaba göstermediler.

Ayette geçen “kalplerin ve kulakların üzerine mühür vurulmuştur, gözlerine de perde çekilmiştir” ifadesindeki incelik şudur: Bilindiği gibi mühür, kapalı ve örtülü olan şeye vurulur. Nitekim kulağın duyma özelliği bakımından konumu da böyledir. Aklın da idrak ve kavrama yeri böyledir.

Ayette geçen azap bu dünyada mı yoksa ahirette midir? Bu konuda bir başka ayette yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlar için dünyada rezillik vardır ve ahirette onlara mahsus büyük bir azap vardır.

Maide 5/41;

Menâr  (M. Abduh)

Konuyu yasin suresinden bir ayetle bitirelim

اِنَّمَا تُنْذِرُ مَنِ اتَّبَعَ الذِّكْرَ وَخَشِىَ الرَّحْمٰنَ بِالْغَيْبِ فَبَشِّرْهُ بِمَغْفِرَةٍ وَاَجْرٍ كَرٖيمٍ

Sen ancak o zikire/Kur'an'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarırsın. Böylesini, bir bağışlanma ve seçkin bir ödülle müjdele!

(Yasin 36/11)

Onlar Kuran'ı duymak istemezler, ayetleri görmek istemezler ve anlamak istemezler. Onlar dönmezler.

Kurana itibar etmeyenlere söylenecek söz bulamazsın. Allah Kurandan ve imandan ayırmasın.



Bu yazı 332 sefer okunmuştur.