Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (KISACA SORGULAMA MESELESİ (KASAS 28/74-75))
" 11. [Fakat] işte bütün insanlar, ne kadar [sıkı şekilde] bir araya gelmiş olsalar da [hakikati kabule yanaşmazlarsa] yenilmeye mahkum olurlar. " ( Sâd - 11.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
KISACA SORGULAMA MESELESİ (KASAS 28/74-75) ( 16.6.2017 ) Paylaş

KISACA SORGULAMA MESELESİ (KASAS 28/74-75)

74 - Ve o gün O [Allah], onlara seslenip der ki: “Yanlış olarak inandığınız Benim ortaklar hani, nerede?”
75 – Ve Biz her ümmetten bir şahit çekip çıkardık da “Haydi, kesin delilinizi getirin!” dedik. Artık bildiler ki, hakikat Allah’a aittir ve uydura geldikleri şeyler kendilerinden ayrılıp kaybolmuştur.
Bu ayetlerde yeni bir mahşer sahnesi canlandırılarak yine 62-66. ayetlerdeki konuya dönülmektedir. Artık mahkeme başlamıştır. O gün kimsenin yalan söyleyebilecek, mazeret ileri sürebilecek imkânı yoktur. Çünkü tüm uydurma şeyler yok olup gitmiş, ortada sadece Allah’a ait hakikat kalmıştır.
75. ayette geçen “bir şahit” ifadesiyle, toplumu uyaran peygamber kastedilmiştir.

Çünkü peygamberler hesap anında tanık olarak bulundurulacaklardır:
“elçiler, vakitlendirildikleri zaman,
bunlar hangi gün için ertelendiler ise!
Ayırt etme günü için…

(Mürselat/11-13)
“Her ümmetten bir tanık getirdiğimiz ve seni de işte onların üzerine bir tanık olarak getirdiğimiz zaman bak nasıl?”  

(Nisa/41)
“Ve Biz o gün, her ümmet içinde, kendilerinden kendi aleyhlerine bir şahit göndereceğiz. Seni de onların üzerine şahit getireceğiz. Biz bu kitabı da, her şeyi açıklayan ve Müslümanlara bir kılavuz, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.”

(Nahl/89)
Ve yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanmış, kitap konulmuş, peygamberler ve tanıklar getirilmiş ve aralarında hakk ile karar verilmiştir. Ve onlar zulüm olunmazlar [onlara haksızlık edilmez].

(Zümer/69)
75. ayetteki “Haydi, kesin delilinizi getirin!” ifadesiyle suçlulara sanki şöyle denmektedir: “Mazur olduğunuzu göstermek için ikna edici bir delil getirin! Ya ısrar edip durduğunuz şirkin, elçiliği ve ahireti inkârın doğru bir inanç olduğunu ve bu inancı aklî delillerle benimsediğinizi ispatlayın yahut eğer bunu yapamıyorsanız, hiç değilse bu hataya karşı sizi uyarmak için Allah`ın hiçbir düzenlemede bulunmadığını, size doğru yolu göstermediğini ispat edin!”  

H.Yılmaz

Şürekâ ortaklar demektir. Peki, insanlar Allah’a nasıl ortaklar koşarlar? Bir kaç şeklini biliyoruz bunun.

1: Allah’ı olduğu gibi kabul eder adam, ama hayata karışmaz bir Allah olduğu için hayatlarına karıştırmazlar O Allah’ı. Demokratik, laik insanların şirkidir bu. İnanırlar Allah’a, iman ettiklerini söylerler ama diğer işlerde, dünya işlerinde de başkalarına danışırlar. Veya Allah zül Celali bilirler, anlarlar, kabul ederler de, Ondan gelecek mesajın işe yaramayacağı kanaatiyle hayatlarını Ona sormazlar, başkalarına sorarlar. Yâni ben bilirim ya Rabbi senin ne diyeceğini! Onun için kusura bakma! Derler sanki.

2: Bir başka şekil de Allah Zül Celali öyle tanırlar ki O yüce bir varlıktır. Ona ulaşılmaz, mümkün değil Ona doğrudan yaklaşılmaz. Yaygın tabiriyle söylersek araya trafo koymadan, araya aracı koymadan yakar bu iş. O cereyana ben dayanamam fikrinden dolayı insanlar birilerinin bu cereyanı kendilerine aktarmasından yanalar. Müslümanları kastediyorum. Çünkü vur abalıya hesabı önüne gelen birilerine vurmaya çalışır. Bizi söylüyorum. Yâni efendim bu kitabı, bu dini hoca anlasın, hacı anlasın, birileri hazırlansın, birileri bu işi öğrensin ve bize aktarsın.

Veya işte efendim tarihte zaten öğrenilmişmiş, onlar güzel anlamışmış zaten, ben bunu ancak onlar sayesinde anlarım diyerek sanki Allah’ın bana söyleyeceğini tek kendi başına söyletmek yerine birileriyle söyletmeye çalışanlar da bu anlam da ortak koşuyorlardı da.

Bir insanda şirk alâmetinin olması ayrı şey, o insanın kendinin müşrik olması ayrı şeydir.

Yâni bizlerde de şirk alâmeti olabilir, ama biz müşrik olmayabiliriz. Fark ettiğimiz zaman hemen vazgeçmek şartıyla, fark etmek zorunda olduğumuzu anlamak şartıyla bu şirk alâmetleri bizi küfre götürmeyecektir, ama biz hayatımızdan razı olmuşsak, fark edince de rahatsız olmayacak bir durumdaysak veya fark etmeye de

Çabalamıyorsak o zaman Allah’a sığınalım bu durumdan. Ebu Zer için Rasûlullah sen de bundan bakiye kalmış demişti hani. Hâşâ bizim iman umdemiz yüz ise, bunun bir tanesi cahiliye, geriye kalan doksan dokuzu imansa yine müşriktir adam. Ama Ebu Zerre Peygamberin sözü sen müşriksin şeklinde değildi. Bak bu özellik sende kalmış, hemen onu temizle demek anlamına gelecektir.

Öyleyse bizler Allah hangi konulara karışır? Hangi konularda bizi serbest bırakır? Bunu bildikten sonra kesinlikle şirkten ancak o zaman kurtulabilecekmişiz. Böylece yaptığımız işleri yaparken, yapmadığımız işleri de yapmazken Rabbimiz hep Allah olmak kaydı şartıyla o zaman müslüman olacağız. Ama Allah korusun yaptıklarımızın, yapmadıklarımızın bazılarını Allah için, bazılarını da başkaları için yaparsak eğer, bunu da inanarak gönül rızası içinde yapıyorsak o zaman şirkten alâmet, işaret bulunur üzerimizde Allah korusun diyoruz.

A.Küçük 

Yüce Allah:

"Kıyamet gününde Allah onlarla konuşmaz."

(el-Bakara, 2/174)

Buyruğunda açıklandığı gibi, kâfirlerle konuşmayacaktır. Ancak yüce Allah, onları azarlayacak ve yaptıklarını başlarına kakacak kim­selere (böyle demelerini) emredecek ve hesap verme konumunda onlara kar­şı delilini ortaya koyacaktır.

Bu azarın yüce Allah tarafından yapılacağı ihtimali de vardır. Yüce Allah'ın:

"Allah onlarla konuşmayacaktır" buyruğu: 'Yıkılın içerisine Bana da söz söylemeyin"

(el-Mü’minun, 23/108)

Diye kendilerine söyleneceği vakit tecel­li edecektir. Yüce Allah'ın burada: "Ortaklarım" diye buyurması, onların bu ortaklara kendi mallarından belli bir pay ayırmış olmalarından dolayıdır.

Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

"Her ümmetten birer şahit getirip bunlara karşı da seni şahit göstereceğimiz zaman hal­leri nice olur?"

(en-Nisa, 4/41)

Her ümmetin şahidi de ona karşı şahitlik ede­cek resulüdür. (Ayetteki lafzıyla): Şehit (şahit) hazır bulunan demektir. Ya­ni Biz, onlara gönderilmiş olan resullerini de huzura getirmiş olacağız.

Kuduri

74-75. “O gün Allah onlara şöyle seslenir: Ortağım olduklarını iddia ettikleriniz nerededir? Her ümmetten bir tanık çıkarır ve “Kesin deliliniz ortaya koyun” deriz. O zaman gerçeğin Allah’a ait olduğunu, uydurduklarının kendilerini bırakıp kaçtığını anlarlar.”

Bu surenin 62 ayetinde geçen soru burada gündeme gelmektedir. Bu dünyada taptıkları sahte tanrıların, şeytani güçlerin, insanların, azizlerin ve şahitlerin nerede olduğu kıyamette onlara sorulacaktır.

Yüce Allah’ın bu soru doğal olarak cevapsız kalacaktır. Çünkü yorumunu yapmakta olduğumuz Kasas 75 ayete göre her ümmetin içinden bir şahit çıkarılacaktır.

Her ümmet için çıkarılacak şahit= tanıklar kimler olacaktır?

Âlimler, bu tanıkların “peygamberler” olduğu üzerinde hemen hemen ittifak etmişler; ama Razi bu görüşü benimsemekle beraber olmadığı çağlarda yaşayan milletlerin şahidinin kim olacağı sorusunu sormaktan uzak kalmaz. Nisa 41 e gidersek orada “şahit” ve “şahidin şahidi” kavramlarını buluruz. Bu ayet dikkate alınmadan Kasas 75 i anlamak zor olmayacaktır. “her ümmetten bir tanık, seni de onlara tanık getirdiğimiz zaman halleri nice olur?”

“Unutma o günü ki, onları hep birden toplayacağız; sonra da, Allah’a ortak koşanlara: Nerede boş yere davasını güttüğünüz ortaklarınız? Diyeceğiz.”

(Enam 6/22)

“Gör ki: Kendi aleyhlerine nasıl yalan söylediler ve tanrı diye uydurdukları şeyler kendilerinden nasıl kaybolup gittiler.”

(Enam 6/24)

“Doğrusu Rabbimizin elçileri gerçeği getirmişler. Şimdi bizim şefaatçilerimiz var mı ki bize şefaat etsinler veya dünyaya geri döndürülmemiz mümkün mü ki, yapmış olduğumuz amellerden başkasını yapalım? Onlar cidden kendilerine yazık ettiler ve uydurdukları sahte tanrılar kendilerinden kaybolup gitti.”

(Araf 7/53)

“Orada herkes, geçmişte yaptıklarını karşısında bulur. Artık onlar gerçek sahipleri olan Allah’a döndürülmüşlerdir. Uydurmakta oldukları sahte tanrılar onları terk edip kaybolmuştur.”

(Yunus 10/30)

Yüce Allah, bizlere diyor ki: Ahirette seni Allah’ın huzurundan bırakıp gidecek, sana asla yardımı olmayacak şeyleri tanrı edinme.”

B.Bayraklı

Bu yazı 212 sefer okunmuştur.