Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (KABİR AZABI)
" 34. (Madem ki) İyilik ile kötülük bir değil, sen [kötülüğü] daha güzel olan ile sav; bak, o zaman seninle arasında düşmanlık olan kimse, [eski bir] dostun, gerçek bir arkadaşınmış gibi davranır! " ( Fussilet - 34.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
KABİR AZABI ( 4.8.2017 ) Paylaş

KABİR AZABI

 

Öldükten sonra insana ne olacağı konusu üzerinde çokça düşünülen ve maalesef Kur’an’i olmayan tasvirler ve açıklamalardan dolayı aslında bir yandan düşünürken bir yandan da korkulan bir konudur. Korkularımız camilerde din görevlilerinin, okullarda din öğretmenlerinin ve sözde âlim-ulema diye bilinen kişilerin anlattıkları, münker-nekir adlı sorgu meleklerinin kabirdeyken yanımıza gelmeleri ile başlar. Ve sonra Kuran’da hiçbir yerde geçmeyen, tamamen uydurma hadislere dayanan türlü işkencelerle dolu kabir azabıyla devam eder.

‘’ Gözleri 'zillet ve dehşetten düşmüş olarak', sanki 'yayılan' çekirgeler gibi kabirlerinden çıkarlar.’’ (Kamer suresi 7. Ayet)

‘’ Sur'a üfürülmüştür; böylece onlar kabirlerinden (diriltilip) Rablerine doğru (dalgalar halinde) süzülüp giderler.’’ (Yasin Suresi 51. Ayet)

Kuran’da daha birçok ayette kabirlerden bahsedilmekte ve bunların hiçbirinde kabir azabı gibi bir ifade yer almamaktadır. Yukarıdaki ayetlerde insanların kabirlerden nasıl kalkacağı bile belirtilirken, eğer kabir azabı olsaydı Allah bunu öğüt, hatırlatıcı ve rehber olarak gönderdiği yüce kitabında belirtmez miydi? Kur’an ayetlerinden bir hüküm çıkarmak için örneğin kabir azabı konusunda şu şekilde net ve açık ifadelerin yer alması gerekir. “onlar kabirlerinde azap görürler” “kabirlerde azap vardır” vs. Ancak 10’dan fazla ayette kabirler ile ilgili ifadeler kullanılmasına rağmen kabirle ilgili bir azaptan bahsedilmemektedir.

‘’ Diri olanlarla ölüler de bir değildir. Gerçekten Allah, dilediğine işittirir; sen ise kabirlerde olanlara işittirecek değilsin.’’ (Fatır Suresi 22. Ayet)

Ayrıca Allah Fatır Suresi 22. ayetinde kabirdekilere işittiremezsin dediği halde “Ölü mezarda oturur. Kendisini defnedip dağılanların ayak şamatasını bile duyar.” şeklindeki uydurma bir hadise inanmak ve Allah’ın dediğine tamamen zıt bir söylemi Muhammed Nebimize atfetmek gibi bir yanlışa ancak Kuran’dan uzaklaşmakla düşülebilir.

Zamanın izafiliği geçtiğimiz yüzyıllarda fark edilmiş bir gerçekliktir. Bunu bilmeyen kişiler öldükten sonra ruhların nerede beklediğini anlayamamış ve kötülerin kabirde azap gördüğü iyilerin ise mükâfatlandırıldığı inancını uydurmuşlardır. Oysaki kıyamet kopmadan din günü yani hesap günü gerçekleşmeyeceği için hesaba çekilmeden insanların azap ya da mükâfat görmeleri mümkün değildir.

‘’ İşte o zaman, “Vah bize, kim bizi bulunduğumuz yerden kaldırdı? Rahman’ın vaat ettiği buymuş. Resûller doğru söylemiş” derler.’’(Yasin Suresi 52. Ayet)

Şeklinde buyurulmakta ve kabirdeyken ruhların hiçbir şeyden habersiz bir uyku halinde oldukları ifade edilmektedir.

Ayrıca bazı kişiler Kabir azabının olduğunda ısrarcı olup Allah’ın bunu belirtmediği hatta hatta unuttuğuna dair söylemlerde bulunmaktadır ki; ‘’ Biz ancak Rabbinin emriyle ineriz. Önümüzde, arkamızda ve bunlar arasında ne varsa O'nundur. Senin Rabbin asla unutkan değildir’’ (Meryem Suresi 64. Ayet) ayetiyle ne kadar ters ve aptalca bir kanıda bulunmaktadırlar.

Sonuç olarak; Dünya bir imtihan yeridir ve mutlaka burada kazandıklarımızdan dolayı hesaba çekileceğiz. Hatta Allah kitabında hesap görülecek yer olarak ahiretten bahsederken, bir kısım cezalandırmaların dünyada olacağından bahseder. Fakat ne kabirdeki yedi başlı yılandan, ne sorgu-sualden ne de kabre has bir azaptan bahseder. Bu da birçok konu gibi uydurma hadislerle din diye dayatılan hurafelerdendir. Aslında Kur’an’a bakıldığında çok net anlaşılabilecek benzeri birçok mesele gibi, insanların zihinleri gereksiz bilgi ve korkularla doldurulmuş ve ne yazık ki birçoklarının dinden uzaklaşmasına sebep olmuştur.

Hazırlayan: İsmail Aktürk

Bu yazı 208 sefer okunmuştur.