Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (YOLSUZLUK (Muttaffifin 83/1-3))
" 25. Ama onlar [yalnızca şunu] soruyorlar: “Bu vaad ne zaman gerçekleşecek? [Buna cevap verin, ey inananlar,] eğer doğru sözlü insanlar iseniz!” " ( Mülk - 25.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
YOLSUZLUK (Muttaffifin 83/1-3) ( 11.8.2017 ) Paylaş

YOLSUZLUK  (Muttaffifin 83/1-3)

1 .Eksik ölçüp tartanların vay haline,

2. Onlar, (öteki) insanlardan haklarını eksiksiz isterler;

3. Onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise eksiltirler.

(Muttaffifin 83/1-3)

Kur'an-ı Kerim'in birçok yerinde, alışverişte hile yapmak şiddetli bir şekilde kınanmıştır.

"Ölçü ve tartıyı tam adaletle yapın. Biz kişiye gücünün yettiğinden fazlasını teklif etmeyiz."

(En'am-152),

"Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam yapın, doğru terazi ile tartın. Bu daha iyidir ve sonu da daha güzeldir."

(İsrâ-35) ve

"Tartıda taşkınlık edip dengeyi bozmayın. Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın."

(Rahman-8-9).  

Şuayb’ı (as) kavmine işte bu sebepten dolayı azap inmiştir. Çünkü o kavim, Şuayb'ın (as) kendilerine ısrarla yaptığı ikazlara rağmen, bu kötülükten vazgeçmemişti.

Mevdudi

Bu pasaj (1-3. ayetler), elbette yalnız ticarî muamelelere işaret etmeyip, her kişinin maddî mal-varlığı ile ilgili haklarını ve sorumluluklarını kapsayan hem pratik hem de ahlaki her türlü sosyal ilişki türüne temas etmektedir

M.Esed

3.Onlara vermek için ölçüp tarttıklarında ise eksiltirler.

Mutaffif denilen kişilerin asıl yaptığı yolsuzluk, açık bir şekilde bu ayette dile getirilmektedir. Hem tartıda, hem de ölçüde eksiklik ve hilekârlık yaptıkları ifade edilmektedir. Bu işe kelimenin tam anlamıyla “yolsuzluk” denir. Günümüzde yaşanan alışverişlere bakıldığında, yanlış tartan tartıların kullanılması, sahte malların pazarlanması, iyi malın üste defolu olanın ise alta konup gizlenmesi, meseleyi reklamdan ibaret görüp göz boyayıcı birtakım faaliyetlerin veya aldatmacaların yapılması gibi davranışlar, hep bu yolsuzluk kavramının kapsamında değerlendirilmelidir.

Surenin bu iki ayetini söz konusu işi yapanların aynı insanlar veya farklı kişiler olarak kabul ederek şu şekillerde yorumlayabiliriz.

1.Aynı insanlar olarak.

Surede sözü edilen davranışları aynı insanın iki ayrı tutumu olarak gördüğümüzde, söz konusu kişilerin “çifte standart uygulayarak yolsuzluk yaptığını” söyleyebiliriz. Yani kendileri bir malı alırken olabildiğine hassas davranır, belki bu arada hile de yaparlar, ancak başkalarına mal satarken aynı hassasiyeti göstermedikleri gibi, bir de eksik vererek hırsızlık yaparlar.

Bu iki ayeti birlikte düşündüğümüzde, ilk ayet belki de “takas işinde bir aldatmacanın saklandığını” ifade eder. Yani alırken tam alır ve karşısındakine sahte bir güven telkin eder, ama satarken adamın canına okur. Bu da kınanmayı gerektiren bir yolsuzluk ve bozukluktur.

Bir kişi birinden ödünç mal alırken kılı kırk yararcasına dikkatli davranır, tam ölçer biçer, öyle alır; aynı kişi borcunu geri verirken tam değil, eksik verir. Ayetteki zamirlerin verdiği anlam en çok bu tercihi öne çıkarmaktadır. Günümüzde özellikle enflasyonlu ortamda alınan borçlar geri ödenirken, değeri değilde miktarı öne çıkartan yaklaşımda benzer bir aldatmacadır. Borç olarak para veya mal alındığında, geri öderken de gerçek değeri ne ise o değerden verilmelidir. Bakara 2/279 da da ifade edildiği gibi, haksızlık etmek de yok, haksızlığa uğramak da. Aksi takdirde bu davranış kınanması gereken değişik bir yolsuzluktur.

2. Farklı insanlar olarak

Bu iki ayette sözü edilenler farklı insanlar da olabilir. Yani bir malı alırken haksızlık yapan ile satarken de haksızlık yapan kişiler farklı olabilir. Mesajın doğru anlaşılması için mutlak surette iki yanlışın birlikte yapılması gerekmez. Alırken hileli, zorla, tehditle kandırarak veya göz boyayarak almak bir haksızlıktır. Bunun yolsuzluk diye isimlendirilmesi için ille de satışının da yapılması gerekmez. Sadece alırken de sadece satarken de söz konusu aldatmayı yapmak yolsuzluktur.

KÂİNAT- ÖLÇÜ İLİŞKİSİ

Ölçüyle ilgili diğer bir ayet grubu kâinat düzeniyle ilgilidir. “Allah göğü yükseltmiştir. Teraziyi/ölçüyü koymuştur. Sakın terazide haksızlık etmeyin/ölçüyü bozmayın. Ölçüyü adaletle tutun ve eksik tartmayın” Rahman55/7-9

Yüce Allah önemine binaen ölçüyle ilgili olarak, uzay cisimlerine koyduğu dengeyi de el-mizan kelimesiyle ifade etmekte ve insanlardan bunun bozulmamasını özellikle istemektedir. Aslında söylenmek istenen husus, makro alemdeki düzenin sarsılmasının insan ilişkilerindeki dengeye bağlı olduğu gerçeğidir. Rum30/41 de vurgulanan husus budur.

İnsanlar kendi aralarında hak- hukuk tecavüzü yaparlarsa, dar anlamda fertlerin, geniş anlamda toplumun dengesi bozulur. Dengesiz toplumlar insanlığı zulümle perişan ederler ve sonunda ilahi müdahale gelir, herkesi kuşatan bir azapla helak edilirler. Böylece, varlıklar âlemindeki dengenin önemi bir kez daha ortaya konulmuş olmaktadır.

PEYGAMBERDEN EVRENSEL UYARI

Yüce Allah Muttaffifin suresinin bu ayetlerini indirdiğinde Hz. Peygamber de Medinelilere bu ayetleri okuyup şu yorumu yapmıştır.

“Beş şey, beş şeyle beraberdir. ‘Ya Resulullah o beş şey nedir?’ diye sorulunca, Nebi as. Şu cevabı vermiştir:”

“Bir toplum verdiği sözde durmazsa Allah onlara düşmanlarını musallat eder. Allahın indirdiğinden başkası ile hükmederse aralarında yoksulluk artıp yayılır. İçlerinde çirkinlik ve fuhuş çıkarsa ölümler çoğalır. Tartıyı eksik yaparlarsa bitkiden yoksun bırakılırlar ve kıtlık ile cezalandırılırlar. Zekâtı vermezlerse onlardan yağmur tutulup eksiltilir."

İşte bu ölümsüz ve evrensel bakış açısıyla Hz. Peygamber, toplum için hayati öneme sahip olmak üzere sosyal ilişkilerde, hukukta, cinsel ahlakta, ekonomide ve yardımlaşmada dengenin önemi üzerinde durmakta, bu alanlardaki ölçünün bozulmasının toplumları çürüteceği uyarısını yapmaktadır.

YOLSUZLUĞUN KAPSAMI

Konuyla ilgili bu detayı verdikten sonra, şimdi de meseleye güncel olarak bakmak ve mesajı toparlamak istiyoruz. “Aslında konuyu sadece alışveriş gibi ticari bir işin sınırları içine sıkıştırmamak gerekiyor. Çünkü ölçü dendiğinde hayatın her alanı devreye girmektedir.

İnsan varlığını ve varlığını devam ettirecek olan tüm gerekli nimetleri Allahtan tam alır, yani Allah ona bu nimetleri tam verir; ama insan, görevlerini tam olarak yerine getirmez, onlarda hile yapar. İşte bu da aynı kavramın kapsamına girmektedir. Siyasette bir ölçü vardır: Kendinden önceki yöneticilerden bütçeyi tam alıp, kendinden sonrakilere eksik bırakmak da bu kavramın kapsamına alınabilir.

Kendinden önceki neslin yöneticilerinden tam bir kültür mirası alıp, o mirası azaltarak bir sonraki neslin yöneticilerine teslim etmek de bu kavramın kapsamına girmektedir.

Ülkesini dünya siyaset arenasında tam bir prestij ile devralıp o prestiji azaltanlar da bu kavramla açıklanmalıdır. Çünkü siyasi alanda milletine irtifa kaybını yaşatanlara da “Vay haline!” demek gerekiyor. Kendinden önceki nesilden ahlaki değerleri tam alan, ama o ahlaki yapıyı bozup noksanlaştırarak bir sonraki nesle teslim edenlere de kınanarak “Vay haline!” denmelidir.

Bir önceki nesilden tam bir dini anlayış, bilinç ve eğitim alıp da bir sonraki nesle manevi dejenere ile teslim etmek, yine bu kavramın kapsamında ele alınmalıdır. Bir milletin dini hayatına saldırarak onu güçsüz düşürmenin gayreti içinde olanlar, alışverişte hile yapanlardan daha hilebaz değil midirler?

Vatan topraklarını bir önceki nesilden tam alıp, onu eksilterek, başkalarına peşkeş çekerek bir sonraki nesle teslim edenler hırsız değil midirler? Onlara da “yazıklar olsun!” denmemeli midir?

Yüce Allah bize çocuklarımızı yaratılıştan tam olarak emanet ediyor; ancak eğitimlerini eksik veya yanlış yaparak bu değerli emanetleri Yüce Allah noksan, yani eksik teslim ediyoruz. Bir bakıma bu da eğitim açısından tatfif, yani eğitimdeki kısmalar ve eksiklikler olmaktadır.

Demek ki, burada hayatın maddi ve manevi alanında ölçüyü kaybetmenin vebaline dikkat çekilmektedir. Ülkesinin siyasetine, ahlakına, ekonomisine, dini hayatına irtifa kaybettirenler, bu kavramın kapsamına girmektedir, diyebiliriz. Ülkenin bu alanlarında eksiklik yapanlar, ülkenin mutluluğundan, potansiyelinden ve geleceğinden çalmışlar demektir.

Bu gibi son derece önemli ve ufuk açıcı tespitlerle birlikte düşünüldüğünde, Yüce Allah’ın yolsuzluk ve emanete hıyanet gibi konularda ne kadar hassas davranılmasını istediği açıkça ortaya konulmaktadır.

M.Okuyan

 

Bu yazı 181 sefer okunmuştur.