Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (KISA KISA KURAN’İ ÖĞÜTLERİ)
" 34. Ve size kendisinden isteyebileceğiniz her türlü şeyden [bazısını] veren O'dur; (öyle ki) Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız sayamazsınız. [Yine de] insanoğlu zulmünde pek ısrarlı, nankörlüğünde pek inatçıdır! " ( İbrahim - 34.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
KISA KISA KURAN’İ ÖĞÜTLERİ ( 25.8.2017 ) Paylaş

KISA KISA KURAN’İ ÖĞÜTLERİ

 

İNSANLARDAN UZAKLAŞMAK

Medine de şehrin yoğun temposundan dünya işlerinden ve dünya kaygısından namazda konsantre olamayıştan kaçmak istiyordu Ebu Zerr. Bir mağaraya gitmek ve şehirden ve dünyanın tüm nimet yada debdebelerinden kaçmak istiyordu. Arkadaşı Salman Farisi ve AMMAR BİN Yasir de ona katılmak istiyordu. Bu durumu anlatmak için Muhammed nebiye gittiler. Şehrin dışında sürekli şehirden uzak yaşamak için ibadet ve zikirle meşgul olmak istediler. Muhammed nebi bu istek karşısında önce şaşırdı sonra çok sinirlendi. Nadir sinirlenen biriydi. Onun kızmasına bu sefer Ebu Zerr Salman Farisi ve Ammar şaşırmıştı.
-Asla gidemezsiniz. Kalıp şehirde mücadele edeceksiniz. 
Dedi Muhammed nebi.

Asla hiç bir sahabeyi dağa veya uzlete sürekli çekilerek aileden toplumdan hayattan uzaklaşmayı kabul etmedi. Geleneksel Hint ve İran uydurması şirk tasavvufu aşağıdaki telkini vermekte.
İslam mutluluk saadet; adı ne olursa olsun vaat etmiyor. Huzur vaat ediyor ve o huzur Sırat (Kuran) üzerinde şehirde dir. Tarik (Yol) üzerinde dağda çölde bayırda ve sürekli bir uzlette değil. 

BİR ŞEYİ ALLAH İÇİN YAPTIĞINIZI ÖĞRENMEK İSTİYORSANIZ O YAPTIĞINIZ HER NEYSE KURAN DA YERİ OLMALIDIR. AYNI ZAMANDA ALLAH EMRETTİĞİ İÇİN YAPILMALIDIR. BAŞKA HİÇKİMSENİN BEĞENİSİNİ KAZANMAK İÇİN YAPILMAMALIDIR.

AKSİ İSE YA NEFSİDİR VEYA BAŞKALARINI İLGİLENDİREN ŞEYDİR. 

ALLAH’IN DEVLETE VEYA DA KENDİSİNE BIRAKTIĞI SUÇLARA CEZA VERMEK KİŞİLERE DÜŞMEZ. 

ALLAH’IN VELİ KULLARI ALLAH’IN DOSTLARI DEĞİLDİR. 

Dolayısıyla Türkçede doğru anlamı dışında da kullanılan “dost” sözcüğünün gerçek anlamı tespit edilmeli ve bu konuda nasıl bir sapmaya yol açtığı açıkça gösterilmelidir.
Aslı “dust” ve çoğulu da “dostân” olan “dost” sözcüğünün anlamı “Birinin iyiliğini isteyen, onu içten seven, iyi görüşülen kimse, en yakın arkadaş, gönüldaş” demek olup dilimize Farsçadan girmiştir.

Allah’ın sıfatları hakkında az çok bilgisi olan herkesin kabul edeceği gibi, bu sözcüğün anlamı, herhangi bir kimsenin Allah’la dostluk ilişkisi içerisinde gösterilmesine engeldir. Bu nedenle, “bir kimsenin Allah’a dost olması” veya “Allah’ın bir kimseyi dost edinmesi”, dost sözcüğünün anlamı itibariyle yanlış ifadelerdir.

Diğer taraftan, anlam olarak birbirinden farklı olmaları sebebiyle, “dost” sözcüğü ile Arapçadaki “veliy” sözcüğünün aynı anlamda kullanılması da son derece büyük bir hatadır.

Yanlış anlamlı sözcük kullanma hatası Allah ile ilgili bir konuda yapıldığında, bunu “hata” sözcüğüyle açıklamak da mümkün değildir. İnsanların basit dünya işlerindeki iyi ilişkilerini, yakınlıklarını anlatmak için kullanılan “dost” sözcüğünün Allah ile O’nun her konuda astı olan insanlar arasındaki mecazî yakınlığı ifade etmek için kullanılması, bu fahiş hatayı yapanların maksatlı olabileceklerini düşündürmektedir.

Çünkü bu fahiş hata, yapanların ne Arapçadaki yetersizliklerinden, ne de Allah hakkındaki bilgisizliklerinden kaynaklanmaktadır. Bilakis bu kimseler, böyle bir hatayı yapmayacak kadar Arapçaya vâkıftırlar ve Allah’ı da gayet iyi tanıdıkları iddiasındadırlar.
Sonuç olarak, Allah’ın insanlara yakınlığı mecazidir ve bu yakınlık Allah’ın insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarması, onlara yol göstererek yardım etmesi ve onları koruması şeklinde tezahür etmektedir.

 

 

Bu yazı 183 sefer okunmuştur.