Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (SURA ÜFLEMEK)
" 3. Onlardan önce kaç nesli [bu günahlarından dolayı] yok ettik! Ve artık kaçmalarının mümkün olmadığını anladıklarında [nasıl] yalvarıyorlardı [Bize]! " ( Sâd - 3.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
SURA ÜFLEMEK ( 6.10.2017 ) Paylaş

SURA ÜFLEMEK

Sur ve Sûr’un üflenmesi
“Sûr’un üflenmesi” ifadesi, tıpkı eski devirlerde kullanılan ve toplanmayı veya tehlikeyi haber vermek için genellikle büyükbaş hayvan boynuzundan yapılma bir borunun öttürülmesine benzer şekilde, bir borunun veya sirenin çalınacağını, bir hakemin oyunu başlatan veya bitiren düdüğünü, bir okulda dersin başlayıp bittiğini bildiren zili çağrıştırmaktadır.
Sûr’un birinci defa üflenişi ile bütün canlılar ölecek, ikinci defa üflenen Sur ile de ölmüşler canlandırılarak kabirlerinden kaldırılacak ve Yüce Divan’da toplanmaya sevk edilecektir.
Sûr’un üflenmesi konusu Kur’an’da birçok yerde geçmektedir:
Zümer; 68: Ve Sur’a üflenmiştir. Allah’ın dilediği hariç göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yıkılıvermiştir. Sonra ona başka bir daha üflenmiştir. Bir de bakarsın onlar kalkmışlar karşıda bakıyorlardır.
Kehf; 99: Ve Biz o gün (kıyamet günü) onları dalgalar hâlinde birbirlerine girer hâlde bırakıvermişizdir. Sur’a da üflenmiştir. Böylece onların hepsini bir araya toplayıvermişizdir.
Bu ayetlerden başka Müminun; 101, Hakkah; 13, En’âm; 73, Ta Ha; 102, Neml; 87–90, Nebe; 18 ayetleri de Sûr’un üflenişinden bahsetmektedir.
Bu ayette konu edilen üfleme, Sûr’un ikinci kez üflenişidir. Zira yukarıdaki Zümer suresinin 68. ayetinde bildirildiği gibi, Sûr’un birinci üflenişi ile 49. ayette ifade edilen “yok oluş”, ikinci üflenişi ile de 51. ayette bahsedilen “ayağa kalkış” gerçekleşecektir. Bu kalkış başka ayetlerde de anlatılmıştır:
Mearic; 43, 44: O gün onlar, kabirlerinden fırlaya fırlaya çıkarlar. Sanki dikili bir şeye koşuyorlar gibi
gözleri horluktan aşağı düşmüş ve kendileri zillete bürünmüş bir hâlde. İşte bu, onların tehdit edilegeldikleri gündür!
Kamer; 6–8: O hâlde onlardan geri dur (sırt çevir). O günde Çağırıcı’nın, nüküre (bilinmedik, inkâr edilen, yadırganan bir şeye) çağırdığı o günde gözleri düşkün düşkün, o davetçiye hızlıca koşarak kabirlerinden çıkarlar, sanki onlar darmadağın çekirgeler gibidirler. O kâfirler: “Bu, zor bir gündür.” derler.
Lokman; 28: Sizin yaratılmanız ve ölümden sonra diriltilmeniz ancak bir tek kişininki gibidir. Gerçekten Allah en iyi işiten, en iyi görendir.
52. ayette geçen “beasena” sözcüğü, Ubeyy mushafında “ehebbena” olarak yer almış olup bunun anlamı; “uyandırmak” demektir. Bu sebeple biz mealimize “uyandırdı” anlamını da koymuş bulunuyoruz.
Bu uyandırmadan sonra kâfirlerin 52. ayette “Bu, Rahman’ın vadettiği şeydir. Gönderilen elçiler de doğru söylemişler.” dedikleri gibi vadedilen günün geldiğini anlamalarını tasvir eden birçok ayet vardır:
Saffat; 20, 21: “Eyvah bizlere! İşte bu Din günüdür.” derler.
-İşte bu, sizin yalanlamakta olduğunuz Ayırma günüdür-
Rum; 55, 56: Ve kıyametin kopacağı gün günahkârlar bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı.
Kendilerine ilim ve iman verilenler de diyecekler ki: “Ant olsun ki, Allah’ın kitabında, dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu, ölümden sonra dirilme günüdür. Fakat siz bunu bilmiyordunuz.”
Naziat; 13, 14: İşte o, bir tek haykırıştır.
Bir de bakmışsın onlar meydandadır.
Nahl; 77: Ve göklerin ve yerin gaybı sadece Allah’a aittir. Saatin emri (kıyametin koparılması) de yalnızca göz açıp kapama gibidir veya o, daha yakındır. Şüphesiz Allah her şeye güç yetirendir.
İsra; 52: Sizi çağıracağı gün, onu överek O’nun çağrısına uyacaksınız ve zannedeceksiniz ki, (kabirlerinizde) pek az kaldınız.
Ta Ha; 102–104: Sur’a üfleneceği gün. Biz suçluları o gün, gözleri göğermiş olarak toplayacağız.
Aralarında fısıldaşıyorlar: “Siz dünyada sadece on kaldınız.”
Biz aralarında ne konuşacaklarını daha iyi biliriz. Yolu en üstün olan: “Ancak bir gün kaldınız.” diyecektir.
Bu ayetlerden anlaşıldığına göre ölüm ile baas arasında uzun bir zaman yoktur. “An” diyebileceğimiz kadar bir süre vardır. Dolayısıyla, hurafelerde yer aldığı gibi “kabir hayatı” diye bir hayat ve orada çekileceği uydurulan “kabir azabı” diye bir azap söz konusu değildir.
54. ayette herkesin mutlaka yaptıklarının karşılığını alacağı vurgulanmaktadır. Bu karşılık alma sırasında kimseye haksızlık yapılmayacağı, kötü karşılıkların mutlaka o kişilerin kendi yaptıklarının karşılığı olduğu Kur’an’da defalarca dile getirilmiştir:
Yunus; 45: O gün kimse haksızlığa uğramaz.
Şûra; 40: Ve bir kötülüğün cezası, onun gibi bir kötülüktür. Ama kim affeder ve düzeltirse onun ücreti Allah’a aittir. Şüphesiz ki O, zalimleri sevmez.
Enbiya; 47: Biz kıyamet günü için adalet terazileri koyarız; hiçbir kimse, hiçbir şeyce haksızlığa uğratılmaz. (O şey) Bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getiririz. Ve hesap görenler olarak Biz yeteriz.
Nisa; 40: Şüphesiz ki Allah, zerre kadar zulüm etmez. Ve eğer o iyilik ise onu kat kat artırır. Ve kendi katından büyük bir ecir verir.
Casiye; 22: Ve Allah, gökleri ve yeri gerçek ile yarattı. Ve de her kişiye, yaptığı karşılıklandırılmak için. Ve onlar zulmedilmezler.

H.Yılmaz

Sura üfürülünce, bir de bakarsın ki, onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler.

Sura iki kere üfürülecektir. Birincisi kıyamet koparken, ikincisi de tekrar dirilirken. Kıyametin kopuşu ile ahiretin kuruluşu çok kısa bir zaman dilimi içinde olacaktır. Daha önce bu değişimi İbrahim 48 de görmüştük. Çok süratle yerküre başka bir yer küreye, gökler de başka göklere dönüşecektir. İşte bu değişimin başında birinci Sura üfürme, ahiretin kuruluşunun başında da ikinci sura üfürme gerçekleşecektir. (Zümer 39/68)

Yorumunu yapmakta olduğumuz Yasin 51 ayette ikinci Sur gündeme getirilmektedir. Birinci Sur yok ederken, ikinci sur var etmekte ve tekrar hayat vermektedir.

İkinci sura üfürülünce insanlar bulundukları yerden kalkıp Rablerine doğru koşacaklardır. Neml 87 de “Hepsi boyunları bükük olarak O’na gelirler” ifadesi yer alırken Zümer 68 de “Bir bakarsın, onlar ayağa kalkmış bakıyorlar.” Yorumunu yapmakta olduğumuz Yasin 51 de de: “Bir de bakarsın ki onlar kabirlerinden kalkıp koşarak Rablerine giderler.” İfadeleri yer almaktadır. Bize göre bu ayetlerden Zümer 68 ilk anı, Yasin 51 ikinci merhaleyi, Neml 87 de üçüncü ve son merhaleyi anlatmakta ve bunlar ikinci Surdan sonra olmaktadır.

Es-Sur kelimesi, İsrafil meleğinin üfüreceği borazandır. Ancak İbn Abbas ve Katade es-sur kelimesini es-suvar şeklinde okuyup kelimeye “ruhun bedenlere üfürülmesi” manasını vermişlerdir. Hatta Ebu Hüreyre’den de böyle bir rivayetin olduğunu Kurtubi nakletmektedir.

İkinci Sur’ da ahiretin oluşumu başlayacağı gibi, özel anlamda insanların bedenlerine üfürülüp canlanmış olacakları da kast edilmiştir.

Cedes kelimesinin çoğulu olan el-ecdas “kabir, yani insanların bulundukları yer” anlamına gelmektedir. Zaten 52 ayette geçen merkad kelimesi, ecdasa mana vermektedir. Merkad, “yaratılan yer” demektir. Bize göre, insan ölür, bedeni çürür ama o bedende var olan varlığın formülü, başka bir ifade ile “kara kutu” çürümez. Bedene üfürülünce o varlık formülü tekrar bedene bürünüp tekrar yerinden kalkacaktır. İşte bu anlamda İbn. Abbas ve ondan bu görüşü alan Katede nin yorumları doğru olmaktadır. Böylece: “Onu tamamlayıp, içinde ruhumuzdan üfürdüğüm zaman” (Sad 38/72) buyuran ayetin bir tekrarı öldükten sonra diriltmede olacaktır. Kısaca insanın bu dünyaya gelişindeki yaratılışı ile öldükten sonra dirilişindeki ruh üfürme sistemi benzer olacaktır.

İnsanlar, mahşerde bulundukları yerden kalkıp bakakalacaklar, sonra Allah’a doğru koşacaklar, sonra da onun huzurunda boyunlarını bükeceklerdir.

“Sizin yaratılmanız ve diriltilmeniz, ancak tek bir kişinin yaratılması ve diriltilmesi gibidir.” (Lokman 31/28)

“Sanki etrafa yayılmış çekirge sürüsü gibi bakışları perişan bir halde ve davetçiye koşarak kabirlerden çıkarlar. O esnada kâfirler: Bu, çok çetin bir gündür. Derler.” (Kamer 54/7-8) 

B.Bayraklı

Sur’a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar.

وَنُفِخَ فِى الصُّورِ“Sura üfürülür.”  İkinci üfürüş:ثُمَّ نُفِخَ فٖيهِ اُخْرٰى فَاِذَاهُمْ قِيَامٌ يَنْظُرُونَ“Sonra ona bir daha üfürülür, bu kere de o yıkılanlar kalkmış, bakıyorlardır.”(Zümer, 39/68)

H.Yazır

Sur'a üç defa üflenecektir.

1) Nefhet'ul-Feza: Tüm dünya donup kalacaktır.

2) Nefhet'ul-Saika: Her şey helak olacaktır. Böylece hiçbir tümsek kalmayacak, yeryüzü dümdüz hale gelecek ve Samed olan Allah'dan başka her şey yok olacaktır.

3) Nefhet'ul-Kıyam ‘ur Rabb'ul Âlemin: Allah "Kalkın" diye mahlûkatına nida edecektir ve herkes ayağa kalkacaktır." Bu husus Kur'an'ın çeşitli yerlerinde teyit edilmiştir. Örneğin bkz. İbrahim an: 56-57, Taha an: 82-83 

Mevdudi 

NOT: Mevdudinin suru üçe çıkarması ayete dayalı değildir. Sadece iki tanesi ayetle teyit edilmiştir.

Zümer; 68: Ve Sur’a üflenmiştir. Allah’ın dilediği hariç göklerde kim var, yerde kim varsa çarpılıp yıkılıvermiştir. Sonra ona başka bir daha üflenmiştir. Bir de bakarsın onlar kalkmışlar karşıda bakıyorlardır.

 

Bu yazı 40 sefer okunmuştur.