Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (ŞEYTANDAN ALLAHA SIĞINMAK)
" 11. İmana ermiş olanlara da Allah, Firavun\un karısını[n kıssasını] örnek getirmiştir, ki o: “Ey Rabbim!” diye yalvarmıştı, “Senin katında [olan] cennette benim için bir köşk inşa et, beni Firavun'dan ve yaptıklarından koru ve beni şu zalim halkın elinden kurtar!” " ( Tahrîm - 11.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
ŞEYTANDAN ALLAHA SIĞINMAK ( 20.10.2017 ) Paylaş

ŞEYTANDAN ALLAHA SIĞINMAK

98. Kur'ân okuduğun zaman, o kovulmuş şeytandan Al­lah 'a sığın.

99. Gerçek şu ki: İman edip de yalnız Rablerine tevek­kül edenler üzerinde şeytanın bir hâkimiyeti yoktur.

100. Onun hâkimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah 'a ortak koşanlaradır.

(Nahl 16/98-100)

Bu, sadece Arapça "Euzubillahimineşşeytanirracim" (Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım) kelimelerini tekrarlamak gerektiği anlamına gelmez. Kişi Kur'an okurken şeytanın vesveselerinden korunmak için elinden geleni yapmalı, bunu içten dilemeli ve kalbine anlamsız ve yanlış şüphelerin gelmesine izin vermemelidir. Kuran’da var olan her şeyi gerçek şekliyle görmeli ve anlamını Allah'ın dileği dışında bir anlama sokacak şekilde ondaki fikirleri kendi şahsî görüş ve fikirleriyle karıştırmamalıdır. Bundan başka kişi, şeytanın en büyük ve en gizli düzeninin, okuyucunun Kuran’dan hidayet almaması olduğunu da unutmamalıdır. Şeytan okuyucuyu saptırmak, onun Kuran’dan hidayet almasını engellemek ve onu yanlış düşünme yollarına sevk etmek için elinden geleni yapar. Bu nedenle okuyucu şeytana karşı korunmuş olmak ve şeytanın kendisini Kur'an hidayetinden alıkoymaması için Allah'tan yardım isteyip O'na sığınmalıdır. Çünkü bu kaynaktan hidayet alamayan, başka hiç bir yerden hidayet bulamayacaktır. Bunun da ötesinde bu kitapla dalâlete düşmek isteyen kimse o denli sapacaktır ki düştüğü kısır döngüden çıkamayacaktır.
Bu ayetin yer aldığı bölüm, Mekkeli müşriklerin Kur'an aleyhinde yönelttikleri sorulara verilen cevaplara giriş niteliğindedir. Onlara, Kur'an aleyhinde sorular yönelterek değil, ancak, şeytanın saptırmalarına karşı Allah'a sınığınarak Kuran’ı gerçek şekliyle görmeye çalışırlarsa O'nun nimetlerinden yararlanabilecekleri söylenmektedir. Aksi takdirde şeytan bir kimsenin Kuran’ı ve öğrettiklerini anlamasına izin vermez.

Mevdudi

Şeytandan Allah’a sığınmak:
* Şeytan tipler ve güçler tarafından dayatılan düşünce ve amelleri behemehâl Allah’ın gönderdiği Kur’an terazisinde tartmaktır.
* Şeytanın aklımıza, fikrimize zerk ettiği zehirleri Allah’ın Kuran’da bize ikram ettiği panzehirle tedavi etmektir.
* Doğruyu Allah’tan öğrenip şeytanın bizi saptırmasına engel olmaktır.
* Fırtınaya tutulan geminin hemen limana sığınması gibi, derhal Kur’an’a sarılıp problemleri Kur’an ile çözmektir. Bilinmelidir ki, anlamadan Kur’an okumakla bu problemler çözülemez.
Kovulmuş Şeytan’dan Allah’a sığınılması direktifi, salt sığınma sözünü söylemekle yerine getirilebilecek bir emir değildir. Zira ayette “Allah’a sığınırım de!” veya “Allah’a sığınmak istiyorum de!” değil, “Allah’a sığın!” denilmektedir.
O hâlde yapılacak iş, yukarıda da söylediğimiz gibi, insanın Allah’ın sözlerine teslim olarak hayatını sadece o sözlere göre düzenlemesidir. Sonuç olarak insan mutlaka aklını çalıştırmaya yönelmeli ve kalbe sürekli vesvese veren şeytanlardan korunmak için Allah’a, O’nun kitabına sığınmalıdır.
Şeytan-ı Racîm insana sadece vesvese verir. Ne kadar vesvese verirse versin, insan üzerinde herhangi bir zorlayıcı gücü yoktur.
Konuyla ilgili ayetlerden birkaçı şunlardır:

Biz senden önce hiçbir elçi ve hiçbir peygamber göndermedik ki o bir şey arzuladığı zaman, şeytan onun arzusuna bir şeyler atmış olmasın. Bunun üzerine Allah şeytanın attığı şeyleri giderir. Sonra da Allah, ayetlerini tahkim eder [güçlendirir]. Ve Allah Âlim’dir [her şeyi en iyi bilen], Hâkim’dir [yasalar koyan, güçlendirendir].

(Hacc/52)

Kendi kardeşleri onları sapıklığa sürüklediği ve bırakmadığı hâlde şüphesiz şu takva sahipleri, kendilerine şeytandan bir taif [vesvese, karanlık kuruntu, sırnaşma] iliştiği zaman, hatırlarlar/düşünürler. Sonra bir de bakarsın ki onlar görüp bilmişlerdir!

(Araf/201)

(İblis) “Öyle ise izzet ve şerefine yemin ederim ki, ben onların hepsini mutlaka azdıracağım; ancak içlerinden arıtılmış kulların müstesna…” dedi.

(Sad/82-83)

Ve iş bitince şeytan onlara, “Şüphesiz ki Allah size gerçek vaadi vaat etti, ben de size vaat ettim, hemen de caydım. Zaten benim size karşı zorlayıcı bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi çağırdım siz de bana icabet ettiniz. O nedenle beni kınamayın, nefsinizi [kendinizi] kınayın! Ben sizi kurtaramam, siz de benim kurtarıcım değilsiniz! Şüphesiz ben, önceden beni Allah’a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim” dedi. -Şüphesiz zalimler, kendileri için acı bir azap olanlardır!-

(İbrahim/22)

Ey insanlar! Yeryüzündeki helâl ve Tayyip [temiz, hoş, yararlı] şeylerden yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Şüphesiz o, sizin için apaçık bir düşmandır.
O, size yalnızca kötülüğü, aşırılığı [çirkin-hayâsızlığı] ve Allah üzerine bilmediğiniz şeyleri söylemenizi emreder.

(Ba­kara/168, 169)

Ey iman etmiş kişiler! Hepiniz toptan silme [İslâm’a, barışa, güvenliğe] girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Şüphesiz o, sizin için apaçık bir düşmandır.

(Bakara/208)

Ve Allah’a ve ahiret gününe iman etmedikleri halde mallarını, insanlara gösteriş yapmak için harcayan kimseleri. Ve şeytan kimin için karin [yaştaş, yakın arkadaş] olursa, o ne kötü bir karindir!

(Nisa/38)

İman etmiş kimseler Allah yolunda savaşırlar. Küfür etmiş kişiler de tâğut yolunda savaşırlar. O halde siz şeytanın velileri ile savaşın. Hiç kuşkusuz şeytanın tuzağı çok zayıftır.

(Nisa/76)

Şeytan onları istilâ etmişti de onlara Allah’ı anmayı terk ettirmişti. Onlar, şeytanın hizbidir [gurubudur]. İyi bilin ki şeytanın hizbi kesinlikle kaybedenlerdir.

(Mücadele/19)

Ve her kim Rahman’ın zikrinden körleşirse Biz ona bir şeytan musallat ederiz de artık o, onun için karindir [yaştaştır, yandaştır]; ve şüphesiz ki onlar [karinler], onları [körleşenleri] Yol’dan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.

(Zuhruf/36, 37)

Ve üzerine Allah’ın adı anılmayan şeylerden yemeyin. Ve şüphesiz o fısktır [tam bir yoldan çıkıştır]. Ve şüphesiz şeytanlar kendi velilerine sizinle mücadele etmeleri için vahyederler [gizlice telkinde bulunurlar]. Ve eğer onlara boyun eğerseniz şüphesiz siz müşrikler oldunuz demektir.

(En’am/121)

Ey Âdemoğulları! Şeytan, ana-babanızı, kendi çirkinliklerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi, sakın sizi de bir fitneye düşürmesin! Çünkü o ve kabilesi, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görürler. Biz, şeytanları, inanmayanlara veliyler [yol gösteren, yardım eden ve koruyan yakınlar] yaptık.

(Araf/27)

Bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapıklık hakk oldu; onlar, şeytanları, Allah'ın astlarından yakınlar edindiler ve kendilerinin de kesinlikle doğru yolda olduklarını sanıyorlar.

(Araf/30)

Yakınlık sahibine, yoksula ve yolda kalmışa da hakkını ver. Ve saçıp savurma. - Şüphesiz saçıp savuranlar, şeytanların kardeşleridir. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.-

(İsra/26, 27)

Bir zaman o, babasına: “Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin ibadet ediyorsun? Babacığım! Şüphesiz sana gelmeyen bir ilim bana geldi. O hâlde bana uy da, sana dosdoğru bir yolu göstereyim. Babacığım! Şeytana kulluk etme. Şüphesiz şeytan Rahman’a asi oldu. Babacığım! Şüphesiz ben, sana Rahman’dan bir azap dokunur da şeytan için bir veliy [yardımcı] olursun diye korkuyorum” demişti.

(Meryem/44)

H.Yılmaz

Şimdi şeytanı dost edinenlerin kimler olduğu sorusunu cevaplandı­rabiliriz.

i. Şeytana veya şeytanın adımlarına tabi olanlar ve haram yiyenler

"Ey insanlar! Yeryüzünde bulunanların helâl ve temiz olanlarından yeyin; şeytanın peşine düşmeyin, zira şeytan sizin açık bir düşmanınızdır" (Ba­kara 2/168). Demek ki helâl ve temiz rızıklardan yemeyenler şeytana tâbi olmaktadır.

ii. Barışa girmeyenler

"Ey iman edenler! Hep birden barışa girin. Sakın şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, apaçık düşmanınızdır" (Bakara 2/208). Demek ki barışa gir­meyenler, şeytana tâbi olup onu dost edinmiş olacaktır.

iii. İnanmayıp mallarını gösteriş için harcayanlar

"Allah'a ve âhiret' gününe inanmadıkları halde mallarını, insanlara gösteriş için sarf edenler de (ahirette azaba uğrayacaklardır). Şeytan bir kimseye arkadaş olursa, ne kötü arkadaştır o" (Nisa 4/38). İnkâr edip mallarını gösteriş için infak edenler, şeytanın arkadaşı olmaktadır. Şeytana arkadaş olan aynı zamanda onun dostu olmaktadır.

iv. Tâğûtun uğruna savaşanlar

"İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayan­lar ise tâğut yolunda savaşırlar. O halde şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz ki şeytanın kurduğu düzen zayıftır" (Nisa 4/76). Bâtıl düşünce­ler, felsefeler, sistemler ve şeytan tâğûtu teşkil etmektedir. Tâğûtun diğer tanımı, Allah'tan insanı uzaklaştıran her şeydir. Bunun uğruna savaşan­lar şeytanın dostu olmaktadır.

v. Allah'ı anmayı unutanlar

"Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki şeytanın yandaş­ları hep kayıptadırlar"

(Mücadele 58/19);

"Kim Rahman'ı anmaktan gafil olursa yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz" (Zuhruf 43/36).

vi. Müminlerle mücadele edenler

"Üzerine Allah'ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyin. Kuşkusuz bu, büyük günahtır. Gerçekten şeytanlar dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsa­nız, şüphesiz siz de Allah'a ortak koşanlar olursunuz" (En'âm 6/121).

vii. İnanmayanlar

"Şüphesiz ki biz, şeytanları inanma­yanların dostları kıldık" (A'râf 7/27).

viii. Sapıtanlar

"O, bir grubu doğru yola iletti, bir gruba da sapıklık müstahak ol­du. Çünkü onlar Allah'ı bırakıp şeytanları kendilerine dost edindiler. Böyle iken kendilerinin doğru yolda olduklarını sanıyorlar" (A'râf 7/30).

ix. İsraf edenler

"Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdırlar. Şeytan ise Rabb ‘ine karşı çok nan­kördür" (İsrâ 17/27).

Diğer taraftan şeytanın gücü, kendisini Allah'a ortak koşanlara yetmektedir. Şeytanı Allah'a ortak koşan var mıdır? Hz. İbrahim'in ba­basına söylediğinden bu tip insanların olduğunu anlıyoruz. "Babacığım şeytana tapınma" (Meryem 19/44). Günümüzde satanistlerin olması da buna delil teşkil etmektedir. Şeytanın elbette et­kinliği olacaktır.

Netice olarak diyebiliriz ki, iman edip Allah'a tevekkül edenin üzerinde şeytanın hiçbir yaptırımı olamayacaktır; ama şeytanı dost edinen ve onu Allah'a ortak koşanların üzerinde etkisi olacaktır. Demek ki iman ve tevekkül şeytandan uzaklaştırmakta, aynı zamanda da Allah'a yaklaştırarak O'nun korumasını temin etmektedir. Onun içindir ki Kur'ân oku­nurken Allah'a sığınmak anlamına gelen isti'âze çekilmesi zorunludur. Bu âyetler aynı zamanda din eğitiminin amaçlarını ve metodunu tayin etmektedir.

B.Bayraklı
Onun yalnızca kendisini izlemeye istekli olanlar üzerinde ve bir de ona tanrısal nitelikler yakıştıranlar üzerinde etkisi vardır.

Yahut: “onu efendi edinenler”. Bununla bağlantılı olarak karş, 14.22 ve ilgili 31. not.

Yani, zenginlik gibi, toplumsal nüfuz ve itibar gibi azdırıcı şeylere tapınırcasına bağlılık, düşkünlük göstererek ruhlarını Şeytan'ın ayartmalarına kaptıranlar.

M.Esed

Bu yazı 74 sefer okunmuştur.