Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (KUR’AN’A GÖRE NAMAZ NASIL KILINIR?)
" 58. ve aynı cinsten azap üstüne azap!” " ( Sâd - 58.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
KUR’AN’A GÖRE NAMAZ NASIL KILINIR? ( 3.11.2017 ) Paylaş

KUR’AN’A GÖRE NAMAZ NASIL KILINIR?

 

Kur’an’ı yeterli görmeyenler, Kur’an da namazın şekli tarif edilmemiştir diye hemen itiraz ederler. Şunu çok iyi bilmemiz gerekir ki! Namaz, ilk Nebi olan, Adem A.S. dan günümüze kadar bilinen bir ibadet şeklidir. Kur’an, binlerce yıl yapılagelen ve şekli bilinen bir ibadetin tarifini yapmaz. Ama ibadet ederken nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda bize bilgiler vermektedir.

KIYAM, RÜKÛ, SECDE hep yapıla gelmiştir; bilinir. Elbet sıraları da bilinir.

RÜKÛ edip secdeye varanlar (Bakara/125)

RÜKÛ ve secde edin! (Hac/77)

RÜKÛ ve secde ettiklerini görürsün. (Fetih/29)

Kaldı ki tarihte insan, Yüce Allah’ın önünde hep saygıyla, ayakta durmuş, eğilmiş ve secdeye kapanmıştır.

Namazın rekât sayısı Kur’an da yok diyenlerde vardır, Nisâ suresi 102. Ayete bir baksınlar namazın iki rekât olduğunu da orada göreceklerdir.

Öncelikle, Kur’an’a uygun bir namaz için gerekli şartları gözden geçirelim; Bu şartları zaten yerine getiriyoruz ama bunlar Kur’an da var mı ona bir bakalım.

1_Namaz kılmak için abdest almamız şarttır. Yani vücudun temiz olması gerekir. Bknz.(Maide/6 ve Nisâ/43)

2_Namaz kılınacak yerin temiz olması şarttır. (Bakara/125 ve Hac/26)

3_Namaz kılarken avret yerlerinin kapalı olması şarttır. Hatta ayette, toplu namaz kılınan mescitlere giderken Temiz ve güzel elbiseler giyilmesinden bahseder. (A’râf/26-31)

4_Namaz’ın belirli vakitlerde kılınması şarttır. (Nisâ/103) Kur’an’a göre namaz 5 vakittir. Bknz. (Rûm/17.18 ve Tâ-Hâ/130)

5­_Namaz kılarken kıbleye dönmek şarttır. (Bakara/144-149)

6_NİYET: Namazda olsun, diğer ibadetlerde olsun niyet önemlidir. Bu da insanın iradesiyle alâkalıdır. İnsan, iradesini iyi yönde de, kötü yönde de kullanabilir bu niyete bağlıdır. İbadet yalnızca Cenab-ı Allah’ın rızasını kazanmak için yapılır. İhlâslı yani samimi yapılan bir ibadetle, Riyakâr yani gösteriş için yapılan bir ibadeti Yüce Allah elbette bilir. “Şüphesiz Allah, göklerin ve yerin gaybını bilendir. Gerçek şu ki O elbette,

Kalplerde olanı da çok iyi bilir.” (Fâtır/38 – Lokman/23) Bu arada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim;

Halk dilinde sünnet namaz olarak da bilinen ve o niyetle kılınan namazlar doğru değildir. Farz namazların

dışında kılınan namazlar nafile olup, Allah rızası için kılınan namazlardır. Nebi de Allah rızası için namaz

kılmıştır. Bizim de yapmamız gereken budur. SÜNNET: Kural koymak hüküm koymak anlamlarına gelir. Kuralı yalnızca Yüce Allah koyar. Kur’an da; bu durum (SÜNNETULLAH=Allah’ın Sünneti) diye geçer.      

Namaza başlamadan önce yapmamız gerekenler kısaca bu şekildedir. Şimdi de namaza başladığımızda yapmamız gerekenler nedir ona bir bakalım.

1_TEKBİR etmek: Yani “Allah’û Ekber” diyerek, ayakta yani KIYAM da durarak namaza başlamak ve namazda  

yaptığımız her harekette Tekbir getirmek. (İsra/111 - Hac/37 - Müddessir/3)

2_Yüce Allah’ı övmek ve Kur’an okumak: Subhaneke, Fatiha ve bize kolay gelen ve anlamını bildiğimiz bir  

sure ya da ayeti okumak. (Hicr/87 - Ankebut/45 - Müzzemmil/20 - İsra/78)

3_Okuduklarımızı kendimizin duyabileceği bir ses tonu ile okumak, yüksek sesle ya da çok sessiz okumamak, 

orta bir yol tutmak. (İsra/110)

4_RÜKÛ ETMEK: Rükûya eğildiğimizde “Sûbhane Rabbiyel Azim” demek. (Bakara/125 – Vakıa/52.74.96 –

Hac/77 – Fetih/29)

5_SÜCÛD Yani iki secde; Secdeye vardığımızda da “Sûbhane Rabbiyel Âlâ” demek. (Alak/19 – Â’lâ/1)

6_Namazı huşu içinde kılmak; Çünkü Cenab’ı Allah ayetinde şöyle buyurmaktadır: Namazlarında  

Huşuya riayet eden mü'minler, hiç şüphesiz felâh bulmuşlardır. (Mü’minun/1-2)

7_İkinci rekâtta “TEŞEHHÜD” miktarı oturmak: Bu oturuş aynı zamanda dua etmenin de yeridir. Teşehhüd: yani şahitlik etmek demektir. Bunun en kısası “Lâ İlâhe İllâllah” demek ya da “kelime-i şehadet” getirmektir. İkinci Rekâtta oturduğumuzda Al-i İmran suresinin /18. ayetinin okunması da teşehhüdtür. Bu bir dayatma değildir, sadece Kur’an’a uygunluk açısından okunması tavsiyedir. Ayetin anlamı şu şekildedir;

Allah gerçekten kendisinden başka bir ilâh olmadığına şahitlik etti, melekler ve ilim sahipleri de O’ndan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler. AZİZ ve HÂKİM olan, O’ndan başka ilah yoktur. (Al-i İmran/18) Bu ayet okunduktan sonra Kur’an dan dua ayetleri okuyabiliriz. Rabbenâ âtinâ, Rabbenağfirli veya herhangi bir dua ayeti okuyabiliriz ya da içimizden geldiği gibi Türkçe olarak da, istediğimiz kadar dua edebiliriz. Namazdan çıkmadan öncede son olarak, Sâffât suresinin son üç ayeti okunabilir. Okunuşu şu şekildedir; Subhâne rabbike rabbi-l’izzeti ‘ammâ yasifûn(e) Ve selâmun ‘alâ-lmurselîn(e) Velhamdu li(A)llâhi rabbi-l’âlemîn(e)

Anlamı kısaca şöyledir; Kudret ve izzet sahibi Rabbin, insanların her türlü tasavvurunun üstünde bir yüceliğe sahiptir. Bütün Resûllerine selâm olsun! Ve âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. (Saffat 37/180.181.182)

Daha sonra selâm verip namazdan çıkabiliriz.

Burada yani ikinci rekâtta Ettehiyyatü, Allahümme salli, Allahümme barik okumayacak mıyız diyeceksiniz!

Hayır, tabi ki okumayacağız! Ettehiyyâtü okumanın sakıncalarını sizlere izah etmek istiyorum şimdi. Öncelikle şunu belirteyim çoğunlukla insanlar Ettehiyyatünün Kur’an dan bir sure olduğunu sanıyorlar bu kesinlikle yanlış bir bilgidir.  Ettehiyyâtü Kur’an da bir sure ya da ayet değildir. Ettehiyyâtü de, biz neler söylüyoruz ve neler yapıyoruz anlamına bir bakalım;

_Ettehiyyâtu lillâhi vessalevâtu vettayibât

"Dil ile, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah'a dır."

_Esselâmu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullahi ve berakâtuhu

"Ey Nebi! Allah'ın selâmı, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun."

_Esselâmu aleynâ ve alâ ibâdillâhis-Sâlihîn.

"Selam bizim üzerimize ve Allah'ın bütün iyi kulları üzerine olsun."

_Eşhedu en lâ ilâhe illallâh ve eşhedu enne Muhammeden abduhû ve Rasuluhü.

"Şahitlik ederim ki, Allah'tan başka ilah yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed, O'nun kulu ve elçisidir."

Ettehiyyâtünün anlamına baktığımızda pek bir problem yokmuş gibi görünüyor fakat (Esselâmu aleyke eyyuhen-Nebiyyu ve rahmetullahi ve berakâtuhu "Ey Nebi! Allah'ın selâmı, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun.") işte bu bölümde çok büyük bir hata yapıldığını görüyoruz. Arapça bilenlere sorabilirsiniz! Burada canlı ve karşınızda duran bir insana selam verme ifadesi kullanılmaktadır. Aynen bir arkadaşımızın yanına gittiğimizde verdiğimiz selâmın aynısıdır. Şimdi sizlere soruyorum. Bir düşünün bakalım!

_Cenab-ı Allah’a hûşû içerisinde ibadet ettiğimiz bir sırada sanki Nebi karşımızda duruyormuşçasına, sanki canlıymış gibi selam vermek sizce doğru mudur?

_Ayrıca Muhammed Nebimiz Yüce Allah için namaz kılarken kendi kendine selâm mı verdi acaba?

_Nebi ölmedi şu an karşımda duruyor ben de ona selâm veriyorum demek şirk olmaz mı?

_Yüce Allah’a ait ölümsüzlük özelliğini bir insana yani Nebiye vermiş olmaz mıyız?

_Hani ibadete lâyık olan yalnızca Cenab-ı Allahtı! Peki, Yüce Allah ile birlikte Nebiyi de bir ilâh haline getirmiş olmaz mıyız?

Bu soruların cevaplarını aklı olan herkes rahatça verebilecektir. Ve yapılan hatayı rahatça görebilecektir.

Gelelim Allahümme Salli ve Barik duaların okunmasındaki sakıncaya, bu arada, bu dualarda Kur’an dan bir sure ya da ayet değildir, bunu belirtmek isterim. Bu duaların anlamı kısaca şöyledir; İbrahim’e ve İbrahim’in ümmetine hayır bereket ve rahmet ettiğin gibi, Muhammed’e ve Muhammed’in ümmetine de hayır, bereket ve rahmet eyle diye dua edilmektedir. Burada da yine sanki sakıncalı bir durum yokmuş gibi gözüküyor ama bu dualar ister namaz içinde okunsun, ister namaz dışında okunsun, Kur’an dan şimdi size vereceğim şu ayetlere ters düşmekte ve aykırı gelmektedir. Yani Kur’an’a uygun bir dua şekli değildir.

Şimdi bu ayetlere bir bakalım;

_Şöyle deyin: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, onun torunlarına indirilene, Mûsa'ya ve İsa'ya verilene ve diğer nebilere verilene inandık. BUNLAR ARASINDAN HİÇ KİMSEYİ AYIRMAYIZ. Biz yalnız O'na/Allah'a teslim olanlarız." (Bakara 2/136)

_Resul, Rabbinden kendisine indirilene inanmıştır; müminler de. Hepsi; Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, resullerine inanmışlardır. ALLAH'IN RESULLERİNDEN HİÇBİRİNİ ÖTEKİNDEN AYIRMAYIZ. Şöyle demişlerdi: "Dinledik, boyun eğdik. Affet bizi, ey Rabbimiz. Dönüş yalnız sanadır." (Bakara 2/285)

_De ki: "Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına indirilmiş olana, Musa’ya, İsa'ya ve diğer nebilere Rablerinden verilmiş bulunana inandık. ONLARDAN HİÇBİRİNİ ÖTEKİNDEN AYIRMAYIZ. Biz O'na teslim olanlarız." (Al-i İmran 3/84)

_ALLAH'A VE O'NUN RESULLERİNE İMAN EDİP ONLARDAN BİRİNİ ÖTEKİLERDEN AYIRMAYANLARA GELİNCE, Allah böylelerinin ödüllerini yakında kendilerine verecektir. Allah, Gafûr'dur, Rahîm'dir. (Nisâ 4/152)

Bütün bu ayetlere rağmen sadece İbrahim as.ın ve Muhammed as. In anıldığı bu salâvat Kur’an’a uygun düşmemektedir. Yüce Allah’ın ayetlerine aykırı bir davranıştır. Allahü Teâlâ, AYIRMAYIN demesine rağmen ısrarla bildiğini okuyan ve bunda direten kimsenin Cenab-ı Allah yanındaki durumunu düşünmek bile istemiyorum.

Her zaman, her işin doğrusunu Yüce Rabbim bilir. Hata etmekten yine Yüce Rabbime sığınırım. Bilmeden yapılan hataları Rabbimiz şüphesiz affedecektir! Ama bildiğimiz konulardan da bizi sorumlu tutacaktır.

Yüce Allah, yaptığınız ve yapacağınız bütün ibadetleri kabul buyursun inşallah.

 

Hazırlayan: Mehmet ÇETİNKAYA

Bu yazı 111 sefer okunmuştur.