Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (ALLAHIN BİRLEŞTİRİLMESİNİ EMRETTİĞİ ŞEYLERİN KESİLMESİ)
" 86. “Ve babamı bağışla; çünkü, o gerçekten yolunu şaşıranlar arasında. " ( Şu’arâ - 86.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
ALLAHIN BİRLEŞTİRİLMESİNİ EMRETTİĞİ ŞEYLERİN KESİLMESİ ( 10.11.2017 ) Paylaş

 

 

ALLAHIN BİRLEŞTİRİLMESİNİ EMRETTİĞİ ŞEYLERİN KESİLMESİ
Onlar ki, (fıtratlarına) yerleştikten sonra Allah'a karşı taahhütlerini bozarlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi koparıp ayırır ve yeryüzünü fesada verirler: İşte bunlardır hüsrana uğrayanlar. 

(Bakara 2/27)

“Allah'a karşı taahhüt” (ki geleneksel olarak “Allah'ın ahdi” diye çevrilir), burada, açıkça, insanın kendisine yaratılıştan verilen aklî ve maddî nimetleri Allah'ın istediği şekilde kullanması yolundaki ahlaki sorumluluğuna işaret eder. Bu sorumluluğun “üstlenilme ”si, akıl melekesinden kaynaklanır ki bu meleke, doğru kullanıldığında, insanı kendi davranışları ile ilgili olarak Allah'ın iradesini tedricen kavramaya yöneltir. “Allah'a karşı taahhüt ”ün bu şekildeki yorumunu, incelenmekte olan bölümden ne önce ve ne de sonraki ayetlerde herhangi bir özel “ahit”e değinilmemiş olması gerçeği de teyit etmektedir. Bu bağlamda herhangi bir açıklayıcı referansın kasıtlı olarak ihmal edilmiş olması, “Allah'a karşı taahhüt” ifadesinin, bu beşerî durumun temelindeki bir şeyi ifade ettiğini ve bu nedenle, hem bilinçli tecrübe yoluyla hem de içgüdüsel olarak algılanabileceğini gösterir: yani, Allah ile yaratılıştan kurulan ve O'nu “insana şahdamarından daha yakın” (50: 16) yapan bir ilişki. Daha sonra “Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şey”e yapılan atfın bir açıklaması için bkz. sure 13, not 43.

M.Esed

Bir yöneticinin vatandaşları için ortaya koyduğu emir ve talimatlara Arapçada "ahd" (sözleşme) denir. Çünkü bunlar, vatandaşlar için uyulması zorunlu kurallardır. Bu ayette de, kelime bu anlamda kullanılmıştır. Allah'ın ahdi, insanlara sadece kendisine ibadet etmeleri, kendisine boyun eğmeleri ve kendisine itaat etmeleri için verdiği emirdir. Ahdin kabul edilmesi ise, tüm insanlığın Âdem’in (as.) yaratılışı sırasında verdiği, Allah'a itaat sözüdür. (Daha ayrıntılı açıklama için bkz. A'raf: 172).
Bu kısa ayet anlam bakımından öylesine geniştir ki, iki insan arasındaki ilişkiden, uluslararası ilişkileri kadar tüm ahlâkî durumları ihtiva eder. Bu ayete göre Allah'ın insanlara korunmasını emrettiği ilişkileri kesmek, kargaşa ve düzensizliğe neden olur. Çünkü sadece bu ilişkiler, insanları Allah'a ve birbirlerine bağlayabilir.
"İlişkileri kesmek" aynı zamanda "onları kötüye kullanmak" anlamına da gelir. Çünkü bu bağlar doğru bir şekilde gözetilmediği sürece aynı sonuçlar ortaya çıkar. Bu nedenle Kur'an sadece bu bağların koparılmasını değil, dünyada karışıklık, kargaşa ve düzensizliğe neden olduğu için sistimal edilmesini de yasaklar.
Bu ayette "fasık “ın tam tarifi verilmektedir. Fasık, insanla Allah arasında veya insanla diğer insanlar arasındaki ilişkileri bozup kesen ve yeryüzünde karışıklık çıkaran kimsedir.

Mevdudi

Allah’ın birleştirilmesini istediği şeyi kesmek de sürekli olarak yapılmasını buyurduğu şeyleri bırakmak demektir. Allah’ın, bitiştirilmesini istediği şey hakkında başlıca iki görüş vardır.

Birine göre bu rahim (kan) akrabalığıdır. Allah akrabanın ziyaret edilip akrabalık bağlarının koparılmamasını emretmiştir. Fâsıklar, akrabalık bağlarını koparırlar.

Diğerine görede bu tabir, sadece akrabalıkla ilgili değildir. Allah’ın bitiştirilmesini istediği şey, akrabalık da dâhil olmak üzere dinde yapılması emredilen her şeydir. Namaz kılmak, zekât vermek, Allah’ı zikretmek, iyilik etmek gibi tüm dini emirler. Fâsıklar, Allah’ın emrettiklerini sürekli yapmaz, sürekli yapılmasını istediği kulluğu yerine getirmezler. İşte onların sonucu, hüsrandır, ziyandır, başarısızlıktır. Onlar, umduklarına eremezler

S.Ateş

27. Onlar ki, kesin söz verdikten sonra sözlerinden dönerler. Allahın birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler. Ve yeryüzünde fitne ve fesat çıkarırlar. İşte onlar gerçekten zarara uğrayanlarıdır.

Yüce Allah; delalette olanları “fasık” olmakla vasıflandırmış, “verilmiş sözü bozma, birleştirilmesi gerekeni kesip ayırma ve yeryüzünde fesat çıkarma” niteliklerinin onların bu fasıklık hallerinin çeşitli olguları olduğunu beyan etmiştir. Yüce Allah böylece üzerlerine hüsran damgası vurmuş ve onları hüsranın dar geçidinde sıkıştırmıştır.

“Yüce Allahın birleştirilmesini emrettiği şeyleri keserler.” Ayeti kerimesine gelecek olursak, bu ayette de tıpkı “ahdi bozmak” konusunda olduğu gibi bir icmali ifade ile karşı karşıyayız. Bu ayeti kerime manası itibari ile te’kid ve pekiştirme anlamına değildir. Önceki ayeti tamamlamak üzere gelmiş, bağımsız niteleme ve vasıftır. Bu ayette geçen “Allahın birleştirilmesini emrettiği” ifadesinde yer alan “emir” iki çeşittir.

Birincisi tekvini emirdir ki bundan maksat mahlûkatın tabi olduğu nizam ve sağlam kurallar ve kanunlardır. Yüce Allah “tekvin”e (yoktan var etmeye), “emir” ismini vermekte ve bu emri “kun” ifadesiyle dile getirmektedir.

Emrin ikincisi ise, teşri emirdir ki bu da Allah Tealanın peygamberlerine vahyettiği ve insanlara almalarını emrettiği emirdir.

O’nun ahdini bozan kimseler Allah Tealanın gayesine birleştirilmesini emrettiği şeyleri kesen kimselerdir. Allah Teâlâ’ya ve peygamberlik müessesine iman açısından meseleye yaklaşacak olursak; bu durumda inkârcılar tekvin ve fıtri nizamın gereği olarak yüce Allahın emrettiği şeyi kesiyorlar demektir. Ahkâm açısından bu sorunu ele alacak olursak; o zaman da Yüce Allahın kitaplarında teşrii ve teklifi hususlara dair emrini kesiyorlar demektir. Silahı rahim bu iki kısmın her ikisine de dâhildir.

Özellikle bu fesatçılar Allahın yoluna dikilip, insanları O’nun yolundan alıkoyduklarında ve bu yolu eğip bükmek istediklerinde fesatları daha bir yaygın ve zararları daha kapsamlı olmaktadır.

Allah Teâlâ rahatlığı çalışmanın dışında başka bir yere koymamıştır. Dünya saadeti ve mutluluğu ancak vücudun, aklın sağlıklı olmasında ve dinin göstermiş olduğu ruh terbiyesindedir. Her kim bu saydıklarımızı kaybederse hem dünyayı ve hemde ahireti elden kaçırmış ve hüsrana uğramış demektir. “İşte bu apaçık ziyanın ta kendisidir.” Hac22/11

Menâr (M.Abduh)

DİĞER BİR ŞEKLİ İLE KESEREK AYIRIRLAR

1. Allah ile kulun arasını

2. Kuranla müminin arasını

3. Ayetle ayetin arasını

4. Resulle ümmetin arasını

5. İmanla amelin arasını

 

Bu yazı 36 sefer okunmuştur.