Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (ALLAHIN NURUNDAN YARARLANANLAR)
" 5. Güneş ve ay [O\nun buyruğu doğrultusunda] kendileri için belirlenen yörüngelerde akarlar; " ( Rahmân - 5.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
ALLAHIN NURUNDAN YARARLANANLAR ( 18.5.2018 ) Paylaş

ALLAHIN NURUNDAN YARARLANANLAR

36-38. Allah'ın, yükseltilmesine, içerisinde Kendi isminin zikredilmesine izin verdiği evlerde, sabah-akşam [sürekli] Kendisini tesbih eden öyle er kişiler vardır ki, ticaret ve alış-veriş Allah'ı anmaktan, salâtı ikame etmekten ve zekât vermekten onları alıkoymaz. Onlar, Allah, kendilerine işledikleri amellerin en güzeli ile karşılık versin ve kendilerine lütfundan artırsın diye kalplerin ve gözlerin ters döndüğü bir günden korkarlar. Ve Allah, dilediği kişileri hesapsız rızıklandırır.

Nur 24/36-38
Bu ayetlerde, Allah'ın öngördüğü ilkeleri öğrenen ve öğretenler övülmüştür. Burada konu edilen kimseler, Allah'ın nurundan istifade eden kimselerdir. Bunlar:
• Ticaret ve alış-verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, salâtı ikame etmekten ve zekât vermekten alıkoyamadığı kimselerdir.
• Allah, işledikleri amellerin en güzeli ile karşılık versin ve kendilerine lütfundan artırsın diye kalplerin ve gözlerin ters döndüğü bir günden korkan kimselerdir.
• İşte bu bilince eren kimseler mescitlerde sürekli olarak Allah'ı tesbih ederler, O'nun kemal sıfatlarıyla muttasıf, noksan sıfatlardan münezzeh olduğunu öğretirler.
Bu ayette İslâm dininin özü olarak tevhit ve sâlihât ın işlenmesi, özellikle de salâtın ikamesi zikredilmiştir. Dinin özüne, Beyine Suresi’nde de işaret edilmişti:
Oysa ki onlara sadece, dini yalnız Allah için arındıran kişiler hâlinde sadece Allah'a kulluk etmeleri, salâtı ikame etmeleri, zekâtı vermeleri emredilmişti. Ve işte bu, doğru/eksiksiz/aşınmaz dindir. (Beyine 98/5)
Burada Salat’ın, “topluma destek olmak, toplumu aydınlatmak, toplumun sorunlarını sırtlamak, üstlenmek ve gidermek” olduğunu, bunun, “zihnî” ve “mali” olmak üzere iki yönü bulunduğunu hatırlatalım: Zihnî yönü ile salât,“eğitim ve öğretimle bireyleri, dolayısıyla da toplumu aydınlatmak, rüşte erdirmek; en sağlam yola iletmektir. Mali yönü ile salât ise, “iş imkânları ve güvence sistemleri ile ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, onları zor günlerinde sırtlamak, böylece de toplumun sıkıntılarını gidermektir. Salâtın ikamesi ise, “zihnî ve mali yönlerden yapılan yardım ve destekle sorunların giderilmesi ve bunun ikamesidir [sürdürülmesi/ayakta tutulmasıdır]. Zihnî yönü ile salâtın ikamesi, eğitim ve öğretim yapılması için okullar, halk evleri, halk eğitim merkezleri açmayı ve bunları ayakta tutmayı, mali yönü ile salâtın ikamesi ise, iş alanları açmayı, Emekli Sandığı, BAĞ-KUR, SSK gibi sosyal güvenlik sistemleri teşkil etmeyi, yoksul ve yetimleri destekleyerek –bekâr ve dulları evlendirmek de dâhil– sorunları sırtlamayı, dertlerine deva olmak için kurumlar oluşturmayı ve bunları yaşatarak ayakta tutmayı kapsar.
Burada övülen yiğitler, gerçek ilâhiyat/tevhit öğretmenleridir.
Yaklaşan gün hakkında da onları uyar. O zaman kalpler yutkunarak gırtlaklara dayanmıştır. Zalimler için ne sıcak biri vardır, ne de itaat edilecek bir şefaatçi...

(Mü’min 40/18)
Sakın zalimlerin yaptıklarından Allah'ın gâfil [duyarsız] olduğunu sanma! Ancak O, onları, başlarını dikerek koşacakları, gözlerin dışa fırlayacağı bir gün için erteliyor. Onların bakışları kendilerine dönmez ve onların gönülleri bomboştur.

(İbrahim 14/42-43)
Şüphesiz Allah, zerre kadar zulmetmez. Ve eğer iyilik ise onu kat kat artırır. Ve Kendi katından büyük bir ecir verir.

(Nisâ 4/40)
Kim iyilik getirirse, artık ona onun [getirdiğinin] on misli vardır. Kim de kötülük getirirse, artık o, sadece onun misliyle cezalandırılır ve onlar haksızlığa uğratılmazlar.

(Enam 6/160)
Kimdir o kişi ki Allah'a güzel bir ödünç versin de Allah da ona birçok katlarını katlayıversin. Allah darlık da verir, genişlik de verir. Ve yalnız O'na döndürüleceksiniz.

(Bakara 2/245)
Mallarını Allah yolunda harcayan kimselerin örneği, yedi başak bitiren ve her başağında yüz adet tane bulunan tane örneği gibidir. Allah dilediğine katlar. Ve Allah vâsi ‘dir, Âlim’dir.

(Bakara 2/261)
Burada yükseltilmesine, içinde Allah'ın zikredilmesine izin verilen evler mescitlerdir:
Ve şüphesiz ki mescitler kuşkusuz Allah içindir. O nedenle Allah ile birlikte herhangi kimseye yalvarmayın.

(Cinn 72/18) 

H.Yılmaz

37- Birtakım insanlar (Allah’ı tesbih ederler) ki, ne ticaret ne de alış veriş onları Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar.

38- Çünkü Allah, kendilerine işledikleri amellerin en güzeli ile ecir verecek, lütfundan fazlasını da bahşedecektir ve Allah, dilediğine hesapsız rızık verir.

37-38- Öyle insanlar ki ne bir ticaret, ne bir alış veriş onları Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekât vermekten alı koyamaz. Kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu bir günden korkarlar ki Allah, kendilerini amellerinin daha güzeli ile mükâfatlandırsın ve lütfundan onlara fazlasıyla versin. Bire ondan yediyiz gibi özellik ve adetlerle amel karşılığı vaad olunan ecir ve sevaptan başka, özelliği ve miktarı açıklanmayan ve nasıl ve ne kadar olduğu hatırlara bile gelmeyen ilâhî nimetleri de fazladan olarak lütuf ve cömertliğinden ikram ve ihsan eylesin ve Allah dilediğini hesapsız olarak rızıklandırır. İşte Allah'ın nuruna hidayet edip ulaştırdığı müminlerin hali böyledir.

H.Yazır

Burada, Allah'ın Mutlak Nur’unu algılama ve O'nun nimetlerinden faydalanma için gerekli olan nitelikler tanımlanmaktadır. Allah nimetlerini sebepsiz olarak bahşetmez, onları ancak hak edene bahşeder. Alıcının kendisini içten sevdiğini, karşısında huşu ile durduğunu, lütfunu isteyip gazabından çekindiğini, maddî kazançlar peşinde koşturmadığını ve dünyevî meşguliyetlerine rağmen, kalbini daima zikirle sıcak tuttuğunu gördüğü zaman nimetlerini yayar. Bunları hak eden kişi, alt düzeydeki manevi mertebelerle yetinmez.
Rabbinin kendisini götüreceği zirvelere ulaşmaya gayret eder. Bu fani dünyanın değersiz kazançlarına göz dikmez, bunun yerine gözü hep sonsuz ahiret hayatındadır. Bütün bu nitelikler, kişinin Allah'ın Nur’undan yararlanıp yararlanamayacağını belirleyen ölçülerdir. Sonra, Allah nimetlerini vermeye razı olduğu zaman, bunları hesapsız verir, eğer kişi bunları bütünüyle alamıyorsa, bu kabının dar oluşundandır.

Mevdudi

 

 

Bu yazı 73 sefer okunmuştur.