Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (AMELLERİN KAYDEDİLMESİ)
" 25. ki, Rabbinin izniyle her mevsim meyvesini verip durur. Allah insanlara [işte böyle] misaller veriyor ki, [değişmeyen gerçeği] düşünüp kendilerine ders çıkarsınlar. " ( İbrahim - 25.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
AMELLERİN KAYDEDİLMESİ ( 1.6.2018 ) Paylaş

AMELLERİN KAYDEDİLMESİ

 

Ölüleri diriltecek olan biziz. Yapıp ettiklerini ve eserlerini de yazmaktayız[*]. Yaptığımız her kayıt, açık bir defterdedir. S.V.

(Yasin 36/12

Nebimiz şöyle demiştir:

 “İnsan şu üç eserden birini bırakmadan ölürse defteri kapanır: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve ona dua eden salih evlât ”

(Müslim, Vasiyet,14; Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 14)

Süleymaniye Vakfı

Gerçekten biz ölüleri diriltiriz, onların önceden (dünyada) yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazar (karşılığını veririz.) Biz her şeyi levh-i mahfuzda (İlm-i ilahide) sayıp tesbit etmişizdir.

Müslümanlar, özellikle önder ve zengin olanlar bu ayet-i kerimeyi dikkate alsınlar da arkalarında güzel eserler bıraksınlar. Bir kimsenin öldükten sonra arkasında güzel eserler bırakması onun her amelinden efdaldir. Faydası umumi olan her şeyin fazileti de üstündür ve en mükemmeldir.

İnsanlar, Ramazan ayı veya Muharrem ayı geldi mi, Kuran’ı alıp hakka davet eden esas mürşitleri bırakıp, yalan ve hurafelerle dolu “Mersiye hân” adı ile bilinen kimselerin başına toplanıp onun sözlerini vahiy gibi kabul ediyorlar. Onu dinlerken kendilerini sanki Firdevs-i âlâ’da hissediyorlar. Temiz Ehl-i Beyt-i, özellikle “Hamse-i al-i âba’ya” karşı (tarihte yapılmış) hürmetsizliği kendilerine sermaye bilerek şom ağızlarını açıp fasık nameleri ile bağırarak insanları ağlatıyorlar. Hem de bu şekilde ağlayan insanların gözlerinden çıkan bir katre gözyaşına en âlâ cenneti satıyor ve onları böyle kandırıyorlar. “Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür!” (Bakara 2/102) ayetini unutup kendilerini bizzat ikinci derecede peygamber görüyorlar. Bunlara İslam âlimi demek yerine, İslam dininin eşkıyaları dense daha doğru olur. Yine bunlar hakkında “Böylece zulmeden toplumun kökü kesildi. Âlemlerin Rabbi Allah’a hamd olsun” (Enam 6/45) ayetini okumak doğru olur. Ne kötü zamana kaldık, doğru diyenler kovuluyor, yalan söyleyenler izzet-i ikram görüyorlar…

Acaba bu Müslümanların aklı mı yok, Müslümanlar ile sair milletlerin arasında akılca bir farklılık mı vardır ki, cehaleti ilme tercih ediyorlar! Yoksa neden, yeryüzünün çoğunu yönetimleri altına almışken, şimdi dağılmış başıboş koyun sürüsü haline gelmişlerdir. Allah cc. Cehaletleri yüzünden onları cezalandırmıştır. Her biri öyle bir kılığa girmiş ki, yüzeyden yılan derisi gibi çok yumuşak, fakat içleri zehir ile doludur…

Zenginlere gelince, kutsi bir hadiste: “Zenginler yeryüzünde Allah’ın vekilidirler buyuruluyor. Eğer vekil müvekkilinin izni olmadan ayrılırsa, vekillikten azl edilmiş sayılır. Zenginlere düşen şey, vatan evlâdının ilerlemesi uğrunda mallarını sarf edip, onları cehaletten kurtarmaktır. Özellikle yetimlerin elinden tutup onları kemale eriştirmek, üniversiteler, okullar yapmak, bunların giderleri için vakıflar kurmak ve vakfiyeler tayin etmektir.. Yoksa altın ve mal yığmanın sahibine günahtan başka hiçbir faydası yoktur. Elinde Kuran okuyup dalini altın dolu sandığa yaslayanların, Kuran’ın onlara lânet ettiğinden hiç haberleri yoktur. Kuran okumak farz değildir, bilakis Kuranın içindeki hükümlerle amel etmek farzdır. Allah cc. Buyuruyor ki: “Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, (Resulüm!) işte onlara elem verici bir azabı müjdele!” (Tevbe 9/34) malı olan kimseler bundan ibret alsınlar

Prof Dr. Ahmet Bedir 

Bundan, insanların amellerinin üç şekilde kaydedildiği anlaşılıyor.

Birincisi, insanın iyi ve kötü tüm amelleri Allah'ın indinde kayıtlıdır.

İkincisi insanın amelleri anında tespit edilmektedir. Sonra bunlar kıyamet günü ortaya çıkacaktır. Yani, insan tüm sözlerini, niyetlerini, arzularını zihninde yazılı bulacak ve yine tüm davranışları bir film şeridi gibi gözünün önünden geçecektir.

Üçüncüsü ise insanın ölümden sonra geride bırakacağı iyi ya da kötü tesirlerdir. Bu tesirler nereye ve ne zamana kadar devam ederse, o kimsenin hesabına işlenecektir. Sözgelimi, kişinin çocuğunu iyi veya kötü şekilde terbiye etmiş olması dolayısıyla o çocuğun topluma olan etkileri, yani insanın ektiği tohumun karşılığı olan sevap veya günah, onun hesabına işlenecektir.

(Mevdudi)

Şüphesiz ki ölüleri ancak Biz diriltiriz Biz. Onların önceden yapıp gönderdiklerini ve eserlerini de yazarız. Zaten Biz her şeyi bir “imam-ı mübin “de sayıp tespit etmişizdir.

Bu ayette üç nokta üzerinde durulmuştur.
1)Ölülerin diriltilmesi ve bunu sadece Allah’ın yapması: Burada Rabbimiz, üç kez “Biz” ifadesi kullanarak, te’kit edatı getirerek ve cümleyi isim cümlesi olarak kurarak olağanüstü bir vurgu yapmıştır. Yapılan bu vurgular, ölülerin diriltilmesi olayının büyüklüğünü, ciddîliğini ve bu işin sadece Allah’ın gücü ile mümkün olabileceğini göstermektedir.
“Ölülerin diriltilmesi” eyleminden mecazen; “ölü mesabesinde olan kâfirlerin imana getirilerek canlandırılması”, yani “cahillerin bilgilendirilmek suretiyle canlandırılması” şeklinde ikinci bir anlam çıkarmak da mümkündür.
2)İnsanların yaptığı her şeyin yazılması: Ayetin ikinci cümlesinde, insanın yaşamı boyunca yaptığı iyi ve kötü işleri ile bu işlerin o kimsenin ölümünden sonra kalan iyi ve kötü izlerinin kayıtlara geçirildiği bildirilmektedir. Bu demektir ki; insan öldükten sonra amel defteri kapanmayacak, dünyada yaptığı işlerin izlerinden de sorumlu tutulacaktır:
İnfitar; 5: Kişi neyi önünden gönderdiğini ve neyi geri bıraktığını bilmiştir.
Kıyamet; 13: O gün, o insan, önden yolladığı şeyler ve geriye bıraktığı şeyler ile haberlenir.
Haşr; 18: Ey inanmış olan kişiler! Allah’a takvalı davranın; her kişi yarına ne hazırladığına bir baksın. Ve Allah’a takvalı davranın. Şüphesiz Allah, işlediklerinizden haberdardır.
Nisa; 85: Kim güzel bir şefaatle (hayır ve iyiliklere aracı, vasıta olmakla) şefaat ederse, bundan kendisine bir sevap (hisse) vardır. Kim de kötü bir şefaatle (kötülüğe delil olmak ve yardım etmekle veya kötülük çığırını açmakla) şefaatte bulunursa, ondan kendisine bir günah payı vardır. Allah her şeye kadirdir.
Kehf; 49: Ve Kitap (amel defteri) konulmuştur. Suçluların ondan korktuğunu göreceksin. Ve “Eyvah bize! Bu nasıl kitapmış ki, büyük küçük hiçbir şey bırakmadan hepsini saymış” derler. Ve onlar, yaptıklarını hazır bulurlar. Ve senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
Enbiya; 94: Öyleyse kim inanmış olarak sâlihâtı işlerse onun emeği için nankörlük edilmeyecektir. Biz hiç şüphesiz onu yazanlarız da.
3)Her şeyin bir “apaçık bir önder ”de sayılıp dökülmesi: Ayetteki üçüncü cümleden genellikle “amel defteri” anlaşılmaktadır. Çünkü yukarıda Kehf suresinin 49. ayetinde görüldüğü gibi, her şey yazılı olarak bir “kitap ”ta (amel defterinde) bulunacaktır.
İsra; 71: O gün Biz bütün insanları önderleriyle çağıracağız. Ki o gün, kimin kitabı sağ eline verilirse, işte onlar kitaplarını okuyacaklar ve en küçük bir haksızlığa uğratılmayacaklar.
Zümer; 69: Ve yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanmış, kitap konulmuş, peygamberler ve tanıklar getirilmiş ve aralarında hak ile karar verilmiştir. Ve onlar zulüm olunmazlar (onlara haksızlık edilmez).
Kamer; 52, 53: Ve onların işledikleri her şey, yazıtlardadır (kayıtlardadır, kitaplardadır).
Küçüğün, büyüğün, hepsi satır satır yazılmıştır.
Biz ise, cümledeki “imam-ı mübin (apaçık bir önder)” ifadesinin “Kur’an-ı mübin” olarak anlaşılmasını tercih ediyoruz. Çünkü Rabbimiz, insanlar için gerekli yol haritasını; iyiyi, kötüyü, güzeli, çirkini, hakkı, batılı, imanı, küfrü, cennete veya cehenneme götüren sebepleri, hepsini, ama hepsini apaçık olarak Kur’an’da sayıp dökmüştür. Dolayısıyla bize göre buradaki “imam-ı mübin” ifadesi ile kastedilen, vahyedilen kılavuzda her şeyin var olduğu gerçeğidir

H.Yılmaz

Gerçekten biz ölüleri diriltiriz, onların önceden yapıp gönderdiklerini ve bıraktıkları eserlerini yazarız. Zaten biz her şeyi açık bir kütükte, bir “imam-ı mübin ”de (ana kitapta, yani Levh-i mahfuzda) sayıp tespit etmişizdir.

اِنَّا نَحْنُGerçekten biz biziz. Bilinmektedir ki, Allah Teâlâ'nın “biz” buyurması büyüklük ve yücelik içindir. Yani büyüklük şanımız olan biz, güç ve kuvveti bilinen Allah’ız yahut biz başka değil, yalnız bizنُحْىِ الْمَوْتٰىölüleri diriltirizوَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا  ve önceden gönderdikleri şeyleri; hayatlarında yaptıkları iyi ve kötü bütün amelleriوَاٰثَارَهُمْ  ve eserlerini, yani geriye bıraktıkları faydalı veya zararlı eserlerini, gerek okuttukları ilimler, yazdıkları kitaplar, yaptıkları vakıflar, medreseler, mescitler, mektepler, yollar, çeşmeler, köprüler, hastaneler, çeşitli imaretler gibi hayır ve hasenat kuruluşlarını ve gerek zulüm ve düşmanlık kanunlarını tesis, günah veisyan örnekleri tertip eden fesat ocakları gibi uğursuz şer ve kötülüklerini ve hatta bütün izlerini ve gölgelerini yazarız, adlarına, hesaplarına geçiririz. Sahih bir hadiste rivayet edilmiştir ki:اِذَا مَاتَ اْلاِنْسَانُ انْقَطَعَ عَمَلُهُ اِلاَّ مِنْ ثَلاَثٍ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ وَعِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهٖ وَوَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ “İnsan öldüğü zaman şu üçten başka bütün ameli kesilir: Sadaka-i cariye (devam eden sadaka), kendisinden faydalanılan ilim, ona dua eden salih evlat.” (Müslim, Vasiyet, 14; Ebu Davud, Vasayâ, 14; Tirmizi, Ahkâm, 36; Nesaî, Vasa­yâ, 8; Ahmed b. Hanbel, II, 316, 350, 372.) Demek ki, bu hadis-i şerif kalacak hayırlı eserlerin kısımlarını açıklamıştır. Âyet bunların zıddı olan kötü eserlerin de yazılacağını açıklıyor.وَكُلَّ شَيْءٍ اَحْصَيْنَاهُ فٖى اِمَامٍ مُبٖينٍ  Ve zaten her şeyi önce açık bir kütükte, bir ana kitapta,  yani Levh-i mahfuz'da sayıp yazmışızdır. Yani her şey, oluşundan önce Allah'ın ilminde belli olup Levh-i mahfuz'da bütün sayısıyla zabt edilmiş olmakla beraber, olduktan sonra da bütün izleri ve gölgeleriyle yazılır ve insanlar bu şekilde yaptıklarından sorumlu tutulur. Böyle korkut ve müjdele.

H.Yazır

Şüphesiz ölüleri ancak biz diriltiriz. Onların yaptıkları her işi, bıraktıkları her eseri yazarız. Biz, her şeyi apaçık bir kitapta kaydederiz.

İnsanların yaptıkları iş ve bıraktıkları eser ölümlerinden önce kaydedildiğine göre, burada öldükten sonra dirilme neden önce kaydedildi? Bize göre bunun ayete katacağı farklı bir anlamı olmalıdır. Sorumuza Kurtibinin, Dahhâk ve el- Hasen’den naklettiği yorum ya da mana cevap olabilir: “Onları cehaletten sonra iman ile diriltiriz.”

(Kurtubi, age, XIV, 385)

Böylece bu âlimler ölüme “cehalet”, dirilmeye de “iman” manası vermişlerdir. Onların bu manası Fatır 22 ye uygun düşmekte ve kabul edilmeye layık bir yorumsal mana olmaktadır. Çünkü Fatır 22 de Yüce Allah, kâfirleri yaşayan ölü, iman edenleri de diri olarak kabul etmektedir. Kâfirin iman etmesi, Yüce Allah’ın ona imanı kabul ettirmesi ölü iken diriltmesi demektir.

Bize göre ayette geçen ölü ile diri kavramları başka bir olguya işaret edebilir. Ölü henüz yaratılmamış insanı veya varlığı ifade etmektedir diyebiliriz. Diriltmek de onu dünya hayatına getirmek ve yaratmaktır. Böylece ayet öldükten sonra dirilmeyi değil, bu dünyadaki yaratılmayı ifade etmektedir. Her iki manayı burada zikredebiliriz: “Şüphesiz ölüleri (olmayanları) var ederiz. Onların yapmakta oldukları her işi ve bırakmakta oldukları her eseri yazarız. Biz her şeyi apaçık bir kitapta kaydediyoruz.”

Yüce Allah başka ayetlerde bu konuyu farklı biçimlerde açıklamaktadır.

“Ey iman edenler! Allah’a saygı gösterin ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın. Allah’a saygı duyun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”

(Haşr 59/18)

Ayette geçen ğad “yarın” kelimesi, kıyameti ifade etmektedir.

“Kıyamet günü, insana önceden yolladığı ameller ile geri bıraktığı ne varsa bildirilir.”

(Kıyamet 75/13)

“İnsanoğlu yapıp gönderdiklerini ve yapmayıp geride bıraktıklarını bir bir anlar.”

(İnfitar 82/5)

“Kim zerre miktarı hayır yaparsa onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlerse onu görür.”

(Zilzâl 99/7-8)

“Biz, her şeyi apaçık bi imamda kaydederiz.” 

Ayette “kitap” geçmediği halde “imam” kelimesi geçmektedir. Kitaba “imam” denmesinin sebebi, imam, “delil teşkil eden ve kendisine uyulan” demektir. Bütün ilahi değerlendirmeler, ceza ve ödül kararları o kitaba itibar ederek verileceği için söz konusu kelime, bu isim adı altında anılmaktadır.

Netice olarak diyebiliriz ki, Hz. Peygamberin uyarısından etkilenip doğru yola gelenlerle, kibredip o uyarıya sırtını dönenlerin tüm inançları, niyetleri, amelleri ve dünyaya bıraktıkları eserler kayıt altına alınıp yazılıyor ve mahşerde de önlerine konacaktır. Bizi bu yargı şu ayete götürmektedir:

“Kitap ortaya koymuştur: Suçluların, onda yazılı olanlardan korkmuş olduklarını görürsün. ‘Vay halimize!’ derler, ‘bu nasıl kitapmış!’ Küçük-büyük hiçbir şey bırakmaksızın hepsini sayıp dökmüş. Böylece yaptıklarını karşılarında bulmuşlardır. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.”

(Kehf 18/49) 

B.Bayraklı

Bu yazı 140 sefer okunmuştur.