Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (ALLAH İLE ALDATMA)
" 80. Sihirbazlar gelince Musa onlara: “Haydi atın atmak [istediğinizi]!” dedi. " ( Yûnus - 80.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
ALLAH İLE ALDATMA ( 3.8.2018 ) Paylaş

ALLAH İLE ALDATMA

 

Kur’an, “Allah ile aldatılmayın!” ihtarında bulunmasına rağmen Türk halkı, dinine olan derin saygısı yüzünden sürekli Allah ile aldatılıyor.

Allah ile aldatmanın rantından, en büyük terör örgütleri bile yararlanıyor. Pkk’nın başı, yandaşlarına şu talimatı veriyor: ”Peygamberler şehri Urfa’ya ilahiyat akademisi kurun!”

Allah ile aldatmak dini; çıkar, koltuk, baskı, egemenlik aracı yapan bir sanayi koludur. İşin esası bakımından, ne dini vardır ne de imanı. Onun dini-imanı, Tanrısı, ibadeti hep çıkarı ve hesabıdır.

Allah ile aldatanlar, dokunulmaz, eleştirilemez bir “tahakküm teolojisi” oluşturmuşlardır. Türkiye’de,

bu teolojiyi egemen kılmak istiyorlar ve bunda büyük ölçüde başarılı olmuşlardır.

Bu bir Haçlı-İngiliz siyasetidir. Atatürk bu şeytani siyaseti, taa 1920’de Müslüman dünyaya tanıtıyor; İngilizlerin siyasetinin ‘İslam’ı İslam’la yok etme siyaseti’ olduğunu ilan ediyor. (Merak edenler bu linkten gazete yazısını okuyabilir.)

http://ahmetdursun374.blogcu.com/ingilizlerin-islam-siyaseti-mustafa-kemal/11515029

Allah ile aldatma zulmünün en ağırları kadın ve kadın hakları konusunda işlenmektedir. Türkiye’de bugün kadın, özellikle örtünme meselesinin istismarı aracılığıyla, Allah ile aldatan zümrelerin temel sömürü aracı olarak öne çıkarılmaktadır.

Müslüman halklar ve özellikle Türk halkı, aşırı duygusal; Özellikle, çok sevdiği dini, söz konusu olduğunda.

Türk halkı neden, asırlardır sürekli bir biçimde aldatılıyor?

Yanıtın, Kur’an’da olduğuna inanıyorum Kur’an, “Allah ile Aldatılmayın!’ ihtarında bulunuyor. Neden? Çünkü Allah ile aldatılanların en büyük sorunu, aldatıldıklarının farkında olmamalarıdır. Çünkü derinden inandıkları ve içtenlikle teslim oldukları bir değer kendilerinin aleyhinde kullanılıyor Bunu fark etmeleri kolay değildir.

Türk halkı dinine olan derin saygısı, İslam’a duyduğu teslimiyet yüzünden çoğu kez savunma, eleştiri güçlerini kullanmıyor. Daha önemlisi, Allah ile aldatanlara karşı aklını kullanmıyor.

Allah ile aldatılmanın yıkımına dikkat çeken Kur’an, bu tuzağa düşülmemesi ve bu belânın aşılması için gerekli olan iki hayatî donanıma daha dikkat çekmiştir:

1. Aklın işletilmesi,

2. Takvanın yani dindarlığın İnsanlar arasında üstünlük ölçüsü olmaktan çıkarılması.

Bu iki destek buyruk göz ardı edildiğinde “Allah ile aldatılmayın” emrinin sonuç vermesi imkânsız olmaktadır. Akıl işleyecek, dindarlık İnsanlar arası bir değer ölçüsü olmaktan çıkarılacaktır ki kitleler Allah ile aldatma tezgâhlarının maskesini düşürebilsin, arka planını göre bilsin. Maske; düşürülüp arka plan görülmediği surece Allah ile aldatılmak kaçınılmazdır.

Allah ile aldatma zulmünün anılması için sadece temel çare değil, tek çare aklı işletmektir. Kur’an, “Allah, aklını İşletmeyenler üzerine pislik İndirir” (Yûnus, 100) diyerek Allah ile aldatılma duygusallığının aşılması için, işletilen aklın kaçınılmaz olduğunu insanlığın vicdanına iletmiştir.

Türk halkı bunları kullanmıyor. Halkın büyük bir kısmı İslam’ın böyle bir talebi olduğunu bilmiyor. Çünkü bu emirler Kur’an da, Türk halkı ise asırlardır Kuran’dan uzak tutulmuş, onu okuyup anlamaktan yoksun bırakılmış. Türk halkının Kur’an’dan tek istediği ve beklediği, o kitabın Arap harfleriyle telaffuzunu başarıp ‘sevap’ kazanmak olmaktadır Türk halkı. Allah İle aldatma tezgâhlarının ustalıkla İşlettikleri bu ‘sevap’ oyunuyla avunurken yaşadığı dinin Kur’anla ilgisi büyük ölçüde yok edilmiş, dinde Kur’an’ın yerini, Arap Emevi saltanat İdeolojisinin kutsallaştırılmış sloganlarıyla İslam dışı örflerin uydurmaları almıştır. Bu durumda Kur’anın söyledikleri,

Türk halkının hayatına din olarak nasıl girsin?

Türk halkı, tıpkı birçok Müslüman halk gibi, Ortadoğu despotizmlerinin hesabına uygun olarak kutsallaştırılmış buyrukları din biliyor, onları yaşıyor.

Bu durumu çok iyi bilen aldatma sektörleri, sürekli dini, imanı kullanarak yaklaşıyor Türk halkına ve onu daha ilk anda elsiz dilsiz hale getirerek islediği şekilde ve istediği oranda aldatıp sömürüyor.

Türk halkının en büyük zaafı, dinini, uyanma ve sorgulama aracı olarak değil de uyuma ve susma aracı olarak kullanmasıdır. Sadece Türk halkının değil, bütün Müslümanların en büyük zaaflarından biri, belki de birincisi işte budur. En büyük zaaflarından biri bu olmasaydı, Kuran “Allah ile aldatılmayın!” ihtarına gerek görür müydü?

Bugün insanlık ve o arada bizim İnsanımız, Allah ile aldatılmanın en zorlu devresini yaşıyor. Küresel ve organize aldatma sektörlerinin faaliyette olduğu bir süreçtir bu. ‘Dinsiz zulümlere tepki’ adı altında din adına zulmetme sürecidir bu. Kutsal patentli bu zulüm, materyalist darbelerle yara bere içinde kalmış kitlelerin yaraları üstüne Allah’ diyerek tekme vurmaktadır.

Bizzat Kur’an’ın, Allah İle aldatmak’ diye andığı bir büyük zulüm karşısındayız. Bu zulmün küresel düzeyde en dikkat çekici göstergesi, süper zulümlerin imparatorluğu olan süper güç ABD’nin dünyayı talan aracı olarak kullandığı Dolar’ın üstündeki o bilinen sözdür:

“in God we trust!” yani ‘Allah’a güvenip dayanırız biz!”

Evet, süper bir devletin parasının üstündeki bu söz, bazılarınca dindarlığın, Tanrı’ya saygının bir göstergesi gibi tanıtılır. Kur’an açısından baktığımızda gerçek bunun tam tersidir. Kur’an, dindarlığın belge ve ifadelerinin insanlar arasında bir değer ölçüsü olmasını yasaklamakta, dindarlığın (takvanın) sadece Tanrı ile insan arasında bir değer ölçüsü olması gerekliğini bildirmektedir. Takvanın kimde olduğunu da sadece ve sadece Allah bilir.

O halde, en masum niyetlerle de olsa, dindarlığın bir ‘İnsanlar arası değer belirleyici’ olarak öne çıkarılması, Kur’an’a göre bir insanlık suçudur; dine imana hakarettir. Allah ile aldatmanın en şerir şeklidir.

Süper sömürgeci güç, bu şerri dünyanın gözünün içine baka baka yaymaktadır. ABD parasının üstündeki sözün, Kur’anî ve İslami vicdanla değerlendirilmesi şöyle yapılabilir: ABD, parasının üstündeki bu İfadeyle demek İstemektedir ki. Ben İnsanları, dünyayı, sömürdüklerimi iki şeyle aldatırım. Para ve Tanrı…

İşte bizim anlatmak istediğimiz de bu ikisidir. Allah ile aldatanların gerçek Tanrısı paradır, maldır, dünyalıktır.

Allah ile aldatma zihniyetinin paranın üstüne konan bir sloganla ifadesi bu bakımdan çok anlamlıdır.

O halde, önce, nasıl bir zulüm karşısında olduğumuzu bilelim. Bunu bilmeden, yakamıza yapışan dehşeti tanıyamayız. O dehşet i tanımadıkça yeterince ürperip kendimize gelemeyiz. Ve böyle olunca da çare aramak ihtiyacı duymayız...

Şimdi, Türkiye'yi sarsmış ve basının gündeminde haftalarca kalmış olayları bir kez daha ürpererek okuyup Allah ile aldatmanın yaratabileceği büyük dehşetin nerelere uzanabileceğini yakından görelim:

"Gaziantep'in Kilis ilçesinde bir baba, bir yaşındaki kızını, düşünde gördüğü şeyh efendinin tekkesine götürüp gelin gibi süsledikten sonra taşa üç kez sürdüğü bıçağıyla kurbanlık koyun gibi kesmiştir. Baba, yakalandıktan sonra şöyle demiştir. "Şeyhim, en sevdiğim varlığımı Allah'a kurban etmemi istedi, ben de verdim." (Milliyet, 7 Haziran 1988) 

l3 Ekim 1990 tarihli Güneş gazetesinden:

"Otuz yaşındaki bir yurttaş Şanlıurfa'da bir mağarada, üç yaşındaki oğlunun başını bıçakla kesti ve yakalandıktan sonra şunları söyledi: "Devam ettiğim tekkenin şeyhi bana 'çocuklarını çok sevenlerde Allah sevgisi azalır. Bu sebeple üç çocuğundan birini kurban etmen gerekir' dedi. Bunun üzerine çocuklarımın en küçüğü olan Abdullah'ı evden alarak kendisine dondurma alıp söz konusu mağaraya getirdim. Gözlerini bağlayarak bıçakla boğazını kestim. Olay gecesi şeyhin, oğlumu geri getirmesini bekledim. Çocuk geri gelmeyince ertesi gün tekkeye gidip şeyhin yüzüne tükürdüm,

Peki, ne oluyoruz? Kim ne yapıyor da din, insan hayatına bir zulüm ve kan aracı olarak giriyor? Kim ne yapıyor da bu böyle oluyor? Bu zehirli kahırdan kurtuluşun yolu nedir? Bu, 'olmak yahut olmamak' sorusunun, bu ölüm-kalım sorusunun cevabını kalıcı ve kurtarıcı biçimde veren tek kaynak var, o da Kur’andır.

“Ey insanlar! Allah'ın verdiği söz bütünüyle gerçektir; dünya hayatı sizi aldatmasın. Sakın o çok aldatan şeytan da SİZİ ALLAH İLE ALDATMASIN” Fâtır / 5

 

Bu kitap, Müslüman Türk halkına Allah ile nasıl aldatıldığını, Kur’an verilerine dayanarak anlatmak isteyen Kur’an mümini bir Türk aydınının mütevazı bir hizmeti olarak kabul edilmelidir. Amacına varırsa yazarı mutlu olur.

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk

İstanbul, 2008

Bu yazı 78 sefer okunmuştur.