Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (YARIŞACAKSANIZ BUNUN İÇİN YARIŞIN…)
" 74. Ve onlar ki, “Ey Rabbimiz!” diye niyaz ederler, “Bize göz nûru olacak eşler ve çocuklar bahşet; bizi Sana karşı sorumluluk bilinci taşıyan kimseler için örnek ve öncü yap!” " ( Furkân - 74.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
YARIŞACAKSANIZ BUNUN İÇİN YARIŞIN… ( 5.10.2018 ) Paylaş

YARIŞACAKSANIZ BUNUN İÇİN YARIŞIN…

 

Selam Arkadaşlar

Çevremizdeki insanlara bir bakın, bilhassa gençlere, iyi bir okul, güzel bir iş, dolgun bir maaş ve iyi bir kariyer elde etmek için müthiş bir rekabet, hızlı bir yarış içindeler. Peki bu yarış geçici Dünya için mi yoksa, Cenab-ı Rabbimizin bizlere vadettiği kalıcı ve sonsuz bir yaşam olan Ahiret için mi?

Cenab-ı Hakkın, insanlar bir şeyler için yarışıyorsa bunun için yarışsınlar dediği O'nun nazarında en büyük kazanım;

**"Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur. (Maide -119)

 

**Allah, onlara içinde ebedî kalacakları ve zemininden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kazanç budur.  (Tevbe-89)

**Onlar, bitiminde misk kokusu olan, mühürlenmiş saf bir içecekten içerler.

YARIŞANLAR, BUNUN İÇİN YARIŞSINLAR.  (Mutaffifin-26) 

Cenab-ı Allah'ın razıyım dediği ve kazanılacaksa böyle bir şey kazanılsın dediği ödül;

Ne üniversite sınavını kazanmaya benzer, ne iyi bir iş bulmaya, ne iyi bir eş bulmaya, ne de iyi bir maaş almaya benzer. 

Halbuki, Cenab-ı Allah tarafından garanti edilerek kişinin üzerine tapulanacak olan ödül en büyük kazanımdır. Çünkü diğer kazanımların hepsi aynı yere doğru akıp, nihayetinde eşitlenerek sıfıra varıyor.

Yani şöyle bir cami çıkışında yahut kahve çıkışında, yaşlılara baktığınız zaman son derece farklı mesleklerden farklı biçimlerde hayatlarını geçirmiş insanlar aynı seviyede eşitlenmişler…

En zenginin de akıbeti öyle, çaresiz bir şekilde oturup kalmak diğerleri de öyle… Çünkü varlığını yaşayacağı bir beden kalmamış artık etrafında insanlar kalmamış gücü iktidarı çevresi kalmamış bakıyorsunuz valisi de gelmiş aynı akıbette, aynı sonda, aynı yalnızlıkta neticeleniyor. Hele hele toprakla hemzemin olunca iş bitiyor. Dolayısıyla hayat içerisinde grafik tepeden bir yol izlemiş ne fark eder. Zeminden veya orta ayar bir yol izlemiş ne fark eder. Sonuçta dünyadaki kazanımların eşitliği nihayetinde sıfıra varıyor… Buna nasıl bir kazanım denirse artık… Elde hiçbir şeyin kalmadığı kazançlar diyarı dünya olsa gerek. Her ele geçirdiğinizi her elinize geçeni bir noktadan sonra kaybetmeye mahkûmsunuz. O sizi terk etmese bile bir zaman sonra siz onu terk etmeye mahkûmsunuz. Dolayısıyla elde kalacak hakikaten kişinin üzerine tapulanacak onun elinde tutacağı zayi olmayacağı, baki kalacağı garanti edilecek büyük otorite tarafından işte bu en büyük kazanım bu olsa gerek… Kulları bekleyen (elfavzül aziym) yani muazzam kazanım…

Cenab-ı hakkın önümüze koyduğu o büyük ödül, işte bunun peşinde koşmalı…

Akleden insanlar bunu değerlendirmeli bunu kazanmak için mallarından mı infak ederler, Azze ve cellenin kulluğundamı yarışıyorlar, ibadetlerine mi düşkünlük gösterip hassasiyetle Yüce Rabbe güzelce kullukta mı bulunuyorlar, bunun hepsi bunun gereklerinden…

Dolayısıyla da kazanım bu, kazanç bu…

Cenab-ı Allah aklını çalıştıran insanlar, benim verdiğim ödül için yarışmalıdır diyor.

Bu düşünceyi daha küçük yaştan itibaren, çocuklarımıza işlemeliyiz. Hayat yolculuklarının sadece 20'li yaşlarda girecekleri işe, kazanacakları maaşa, kariyere bağlı olmadığını onlara anlatmalıyız.  Böyle yapmayıp örneklerimizi sadece kariyer planından seçerek "bak işte kendini kurtardı"  "hayatını kazandı" gibi deyimler Yüce Yaratıcının Kur'an'da öğrettiği yaşam serüveniyle hiç örtüşmüyor. .

Buna odaklanıp her şeyin bunlardan ibaret olduğunu sandığımız zaman, esas kazancı gözden kaçırıyoruz. Bu alt yapıyı çocuklarımıza sağlamadığımız takdirde bir bakıyorsun, çocuk 40'lı yaşlarına gelmiş diniyle alakalı ciddi bir araştırmanın içerisine girmemiş, hayatı kısa süreli bir sınav olarak görmeyip Yaratıcısına sevip bağlanacağı süreçleri işletmekten uzak bir yaşam sürüyor.

Bizim dilimizden de gençler hep bunu duyuyorlar, işte ne iyi bir okul bitirmiş, ne güzel bir iş sahibi olmuş, iyi bir yerde işe girmiş diyoruz. Kendisi de hayatın bundan ibaret olduğunu sanıyor, her şeyin bittiğini düşünüyor ama bir bakıyorsunuz, hayatın bundan ibaret olmadığını görüyorlar.  İşte o zaman, gerçekten de her şey bitiyor, zaten insanın kendisi de bitiyor. Ya psikolojik bunalıma giriyor, ya da çevresinde hiç kimse kalmıyor.

Daha baştan itibaren çıtayı sonsuza dayamak Dünyada ki her şeyin bittiğini tükendiğini ama esas kazanımın, Cenab-ı Allah katında olacağını başta kendi zihin dünyamıza yerleştirmek ve böyle bir toplum oluşturmak zorundayız.

Cenab-ı Allah’ın: Sizde olan ne varsa bitmekte tükenmekte fakat Allah'ın katında olan ise kalıcıdır.

( Nahl/96) dediği gibi insanda bu kalıcı nimetlere heveslenmeli ve kalıcı yurt için çalışmalıdır. Kişinin ajandasında, en büyük kazanım olarak eğer Rabbinden öğrendiği bu kazanım ilk sırada yer etmiyor, bunun için uzun vadeli planlar yapmıyor, hayatını bu anlamda planlamıyor ve bunun için yaşamıyorsa bu,

hedefini ıskalamış, varlığını, sermayesini, gereksiz yerlerde harcayan bir varlığa dönüşecektir. Ve bu uzun zaman mesaisini ve sermayesini heder edince ondan sonra da kendi tükenip gidecektir.

Hâlbuki Cenab-ı Allah insanları bu ödülü kazanmaları için adeta kışkırtmakta ve özendirmektedir. Rekabet edecekseniz bunun için rekabet edin, yarışacaksanız bunun için yarışın diye bizi teşvik etmektedir. Allah azze ve celle Müminleri, onlar hak hususunda birbirlerine tavsiyede bulunan kimseler olarak tarif ediyor.

Asra andolsun ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Bundan ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır. (Asr Suresi) buyuruyor.

Çünkü Mümin hedefi ıskaladığında, bir yerde bir hata yaptığında, birbirlerini uyarırlar hedefi hatırlatırlar. Muhasebe gününü hatırlatırlar. Çünkü Müminler bu muhasebe gününde Yüce Allahtan bir karne alacaklar. “Ona bir kitap çıkarırız satır satır amellerini bulur karşısında… Neyi var bu kitabın hiçbir şeyi eksik bırakmamış ne küçük ne büyük hepsini içine almış toparlamış… Kitabını sağ tarafından alıp güzel bir karneye kavuşanın heyecanla halkının arasına karışıp sevinçle işte benim kitabım alın okuyun, kitap görsün gözünüz diye bir karne sevinci yaşamaktadır. Etrafındakiler sorduğunda da nasıl oldu bu iş, böyle bir kitaba nasıl kavuştun dediklerinde de, “Ben böyle bir hesapla karşılaşacağımın zannındaydım” Diyor.

Böyle bir güne doğru hızla ilerlediğimizi, her gün karnemize bir şeyler eklediğimizi düşünerek hareket etmez ve bunu ortaklaşa yaşamaz isek, o zaman telafisi mümkün olmayan, dönüşü olmayan yanlış hedeflere sapmak, kötü bir sona varmak kaçınılmaz olacaktır.

Yüce Rabbimiz bizleri de (elfavzül aziym) yani muazzam kazanç diye buyurduğu ve bizim de anlamamızı sağladığı için Rabbimize Hamd etmemizin gerektiği... O’nun rızasının kazanıldığı, o muazzam Cennetine dâhil olmayı, kötü bir sözün dahi olmadığı o güzel ve sonsuz güne kavuşmayı Yüce Rabbim bizlere nasip etsin inşallah…

 

Prof. Halis Aydemir

Video olarak dinlemek isteyenler, buradan konuşmanın tamamını dinleyebilirler

https://www.youtube.com/watch?v=k882FBO4VI8

Bu yazı 134 sefer okunmuştur.