Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (İBLİS VE İNSANOĞULLARI)
" 150. O halde, nereden gelirseniz gelin, [namazda] yüzünüzü Mescid-i Harâm\a çevirin ve nerede olursanız olun yüzünüzü ona çevirin ki, zulüm yapmaya şartlanmış olmadıkça insanların size karşı hiçbir bahaneleri kalmasın. Onlardan korkmayın, Ben'den korkun. [Bana itaat edin] ki size olan nimetimi tamamlayayım ve böylece siz de doğru yolu bulabilesiniz. " ( Bakara - 150.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
İBLİS VE İNSANOĞULLARI ( 12.10.2018 ) Paylaş

İBLİS VE İNSANOĞULLARI

وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلٰئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُوا اِلَّا اِبْلٖيسَ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِدٖينَ
"Andolsun ki sizi yarattık, sonra sizi biçimlendirdik, sonra da meleklere: "Âdem için secde edin" dedik. Onlar da secde ettiler. Ama İblis etmedi, secde edenlerden olmadı o.

(Araf 7/11) 

قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَ قَالَ اَنَا خَيْرٌ مِنْهُ خَلَقْتَنٖى مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ طٖينٍ

"Allah buyurdu: "Sana emrettiğimde secde etmeni engelleyen neydi?" İblis dedi: "Ben ondan hayırlıyım. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."

(Araf 7/12)

قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ اَنْ تَتَكَبَّرَ فٖيهَا فَاخْرُجْ اِنَّكَ مِنَ الصَّاغِرٖينَ

" Buyurdu: "O halde in oradan. Senin haddine mi orada büyüklük taslamak! Hadi çık! Sen alçaklardansın."

(Araf 7/13)

SÖZLÜK

Birçok meal ve tefsirde “ininiz” olarak çevrilen  اهبطوا [ihbitû=alçalın] ve اخرج [uhruc=çık]  

Allah: "Öyle ise, oradan in! Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın" dedi.

Cezanın verilme şekli şöyledir:

a) Konumunu kaybettirmek,

b) Oradan çıkartmak,

c) Aşağılanmışlardan olmak. 

قَالَ اَنْظِرْنٖى اِلٰى يَوْمِ يُبْعَثُونَ 

“ (İblis,) “Yeniden diriltilecekleri güne kadar bana süre ver” dedi.”

(Araf 7/14)

قَالَ اِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرٖينَ 

“ (Allah,) “Haydi sen süre verilmişlerdensin” dedi.”

(Araf 7/15)

قَالَ فَبِمَا اَغْوَيْتَنٖى لَاَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقٖيمَ 

“ İblis dedi ki: "Öyle ise beni azdırmana karşılık, yemin ederim ki, ben de onları saptırmak için senin doğ­ru yolunun üstüne oturacağım".

(Araf 7/16)

SÖZLÜKTE 

Eğvâhu ifadesi “yoldan çıkmasına, sapmasına sebep oldu [ya da izin verdi]” anlamına geldiği gibi, “umutsuzluğa sürükledi”, ya da “istediği, arzuladığı şeye ulaşmasını önledi” anlamına da geliyor.  

“Dosdoğru yol” olarak çevirdiğimiz  الصّراط المستقيم [sırât- ı müstakim] ifadesi, “cennete götüren yol” anlamına gelir. İblis, bu yol üzerine oturacak ve insanları bu yoldan saptırarak kendi yoluna sevk etmeye çalışacaktır.

KURANDA

وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَ فَسَجَدُوا اِلَّا اِبْلٖيسَ كَانَ مِنَ الْجِنِّ فَفَسَقَ عَنْ اَمْرِ رَبِّهٖ اَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّيَّتَهُ اَوْلِيَاءَ مِنْ دُونٖى وَهُمْ لَكُمْ عَدُوٌّ بِئْسَ لِلظَّالِمٖينَ بَدَلًا
“ Hani meleklere: "Adem için secde edin" demiştik; İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Bu durumda Beni bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (Bu,) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir.”

(Kehf 18/50)

Allah ile kul, kul ile kul arasındaki dengeli ilişkilerin tamamına doğru yol denmektedir.

Allah'a kulluk etmek doğru yoldur.

اِنَّ اللّٰهَ رَبّٖى وَرَبُّكُمْ فَاعْبُدُوهُ هٰذَا صِرَاطٌ مُسْتَقٖيمٌ

“ Allah benim de Rabbimdir, sizin de Rabbinizdir; o halde, O'na kulluk edin. İşte bu, dosdoğru bir yoldur.”

(Âl-i İmrân 3/51)

Doğru söz Allah'ın yoludur.

وَهُدُوا اِلَى الطَّيِّبِ مِنَ الْقَوْلِ وَهُدُوا اِلٰى صِرَاطِ الْحَمٖيدِ

"Çünkü onlara sözlerin en güzelini söylemek nasib edilmiş, bütün güzel övgülere lâyık olan Allah'ın yoluna hidâyet edilmişlerdir."

(Hac 22/24),

Haklar Allah'ın yolunu oluşturuyor, yani akıl, düşünce ve takvanın yolunu

6.151 - De ki onlara: "Hadi gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını yüzünüze karşı okuyayım: Hiçbir şeyi O'na ortak koşmayın. Ana-babaya çok iyi davranın. Yoksulluk endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin; biz sizi de onları da rızıklandırırız. Kötülüklerin görünenine de gizli kalanına da yaklaşmayın. Allah'ın saygın ve aziz kıldığı cana, bir hakkı savunmak dışında kıymayın. Allah size bunları önerdi ki, aklınızı işletebilesiniz."
6.152 - Yetimin malına, o erginlik çağına erişinceye kadar -o en güzel (şeklin) dışında- yaklaşmayın. Ölçüyü ve tartıyı doğru olarak yapın. Hiç bir nefse, gücünün kaldırabileceği dışında bir şey yüklemeyiz. Söylediğiniz zaman -yakınınız dahi olsa- adil olun. Allah'ın ahdine vefa gösterin. İşte bunlarla size tavsiye (emr) etti; umulur ki öğüt alıp düşünürsünüz.

6.153 - Bir de şu: "İşte benim dosdoğru yolum. Ona tâbi olun. Yoksa başka yollara uymayın ki sizi O'nun yolundan ayırmasın. İşte kötülüklerden sakınasınız diye Allah, size bunları emretti."

(En'âm 6/151-153) 

ثُمَّ لَاٰتِيَنَّهُمْ مِنْ بَيْنِ اَيْدٖيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ اَيْمَانِهِمْ وَعَنْ شَمَائِلِهِمْ وَلَا تَجِدُ اَكْثَرَهُمْ شَاكِرٖينَ

"Ve hem açıktan açığa, hem de akılların ermediği yol ve yöntemlerle, sağlarından sollarından sokulacağım onlara: Ve sen onlardan çoğunu nankör kimseler olarak bulacaksın."

(Araf 7/17)

SÖZLÜKTE

Âyette geçen  الاغواء [iğva] sözcüğü, “aşırı derecede sapıklık isteğinin kalbe yerleştirilmesi” demektir.

Burada şükretmenin iki anlama geldiğini söylemekte yarar vardır: Birisi nimetin kıymetini bilmek ve Allah'tan geldiğine inanmaktır. Şükretmemek de bunun tersidir. İkinci mânâsı inanmaktır. "Sen onların çoğunu şükredenlerden bulamayacaksın" denirken, "Onların çoğunu iman eder vaziyette bulamayacaksın" demek istenmektedir. Her yönden insana gelmesinin anlamı, insanın her an ve her şart altında şeytanın etkisine açık olduğunun ifadesidir. İblis'in manyetik alanının dışında kalmak çok zordur. 

KURANDA

قَالَ رَبِّ بِمَا اَغْوَيْتَنٖى لَاُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِى الْاَرْضِ وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَعٖينَ

“ (İblis): "Rabbim, dedi, beni azdırmandan ötürü andolsun ki, ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini azdıracağım.”

(Hıcr 15/39)
قَالَ رَبِّ بِمَا اَغْوَيْتَنٖى لَاُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِى الْاَرْضِ وَلَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَعٖينَ

“ İçlerinden riyaya sapmamış, samimi kulların müstesna.”
(Hıcr 15/40)

Ayrıntılarını İsra ve İbrahim surelerinde öğreneceğimiz gibi, İblis’in insanlar üzerinde herhangi bir şekilde yaptırım gücü yoktur:

اِنَّ عِبَادٖى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ وَكَفٰى بِرَبِّكَ وَكٖيلًا

Şüphesiz ki, Benim kullarım üzerinde senin için hiçbir güç yoktur. Vekil [dayanılacak kimse] olarak da Rabbin yeter.

(İsra 17/65)

وَقَالَ الشَّيْطَانُ لَمَّا قُضِىَ الْاَمْرُ اِنَّ اللّٰهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ الْحَقِّ وَوَعَدْتُكُمْ فَاَخْلَفْتُكُمْ وَمَا كَانَ لِىَ عَلَيْكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ اِلَّا اَنْ دَعَوْتُكُمْ فَاسْتَجَبْتُمْ لٖى فَلَا تَلُومُونٖى وَلُومُوا اَنْفُسَكُمْ مَا اَنَا بِمُصْرِخِكُمْ وَمَا اَنْتُمْ بِمُصْرِخِىَّ اِنّٖى كَفَرْتُ بِمَا اَشْرَكْتُمُونِ مِنْ قَبْلُ اِنَّ الظَّالِمٖينَ لَهُمْ عَذَابٌ اَلٖيمٌ

“Ve iş bitince şeytan onlara, “Şüphesiz ki Allah size gerçek vaadi vaat etti, ben de size vaat ettim, hemen de caydım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ancak ben sizi çağırdım, siz de icabet ettiniz. O nedenle beni kınamayın, kendi kendinizi kınayın! Ben sizi kurtaramam, siz de benim kurtarıcım değilsiniz! Ben, önceden beni Allah’a ortak koşmanızı da kabul etmemiştim” dedi. Kesinlikle zalimler için acı bir azap vardır! “

(İbrahim 14/22)

اِنَّ عِبَادٖى لَيْسَ لَكَ عَلَيْهِمْ سُلْطَانٌ اِلَّا مَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْغَاوٖينَ

“Sana uyan azgınlardan başka, kullarımın üzerinde kesinlikle hiçbir gücün yoktur.”

(Hicr 15/42)

اِنَّهُ لَيْسَ لَهُ سُلْطَانٌ عَلَى الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَلٰى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

“ Şu bir gerçek ki şeytanın elinde, iman edip yalnız Rablerine dayananlar aleyhine hiçbir sulta/hiçbir kanıt yoktur.”
(Nahl 16/99)

اِنَّمَا سُلْطَانُهُ عَلَى الَّذٖينَ يَتَوَلَّوْنَهُ وَالَّذٖينَ هُمْ بِهٖ مُشْرِكُونَ

“ Onun zorlayıcı gücü ancak onu veli edinenlerle, onunla O'na (Allah'a) ortak koşanlar üzerindedir.”
(Nahl 16/100)

قَالَ فَبِعِزَّتِكَ لَاُغْوِيَنَّهُمْ اَجْمَعٖينَ

“ Dedi: "Kudret ve şerefine yemin olsun ki, onların tümünü azdıracağım."

(Sad 38/82)
اِلَّا عِبَادَكَ مِنْهُمُ الْمُخْلَصٖينَ

“ İçlerinden sadece samimi, seçkin kullar dışta kalacaktır.”
(Sad 38/83)
İNSANLARI NE ŞEKİLDE ALDATIR

Tahrik ederek

“ Eğer sana şeytandan yana bir kışkırtma (vesvese veya iğva) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.”
(A'râf 7/200)

Vesvese vererek

114.4 - 'Sinsice, kalplere vesvese ve şüphe düşürüp duran' vesvesecinin şerrinden.

(Nas 114114/4),

Çağırarak

“ Onlara; "Allah'ın indirdiklerine uyun" denildiğinde, derler ki; "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Şayet şeytan, onları çılgınca yanan ateşin azabına çağırmışsa da mı (buna uyacaklar)?”

(Lokman 31/21)

“ Onlardan güç yetirdiklerini sesinle sarsıntıya uğrat, atlıların ve yayalarınla onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaatlerde bulun. Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.”

(İsra 17/64)

Emrederek

“ Şeytan sizi (hayırda harcamakla) muhtaç olacaksınız diye korkutur, sizi cimriliğe ve çirkin şeylere teşvik eder. Allah ise kendi katından bir af ve lütuf vaat buyurur. Allah'ın ihsanı geniştir, her şeyi hakkıyla bilir.”

(Bakara/268),

Unutturarak

اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَاَنْسٰیهُمْ ذِكْرَ اللّٰهِ اُولٰئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِ اَلَا اِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ

“ Şeytan onları kuşattı da Allah'ın zikrini/Kur'an'ını onlara unutturdu. İşte bunlar şeytanın hizbidir. Dikkat edin! Şeytanın hizbi hüsrana uğrayanların ta kendileridir.”

(Mücadele 58/19)

Kuranı unutursa Allah o kulu terk eder.

وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرٖينٌ

“ Kim Rahman'ın hikmetlerle dolu ders olarak gönderdiği Kur'ân'ı göz ardı ederse, Biz de ona bir şeytan sardırırız; artık o, ona arkadaş olur.”
وَاِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّبٖيلِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ

“ Gerçekten bunlar (bu şeytanlar), onları yoldan alıkoyarlar; onlar ise, kendilerinin gerçekten hidayette olduklarını sanırlar.”
(Zuhruf 43/37) 

Allah mümin kullara şöyle emrediyor.

اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُوًّا اِنَّمَا يَدْعُوا حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ اَصْحَابِ السَّعٖيرِ

“ Gerçek şu ki, şeytan sizin düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman edinin. O, kendi grubunu, ancak çılgınca yanan ateşin halkından olmağa çağırır.”
(Fatır 35/6)

قَالَ اخْرُجْ مِنْهَا مَذْؤُمًا مَدْحُورًا لَمَنْ تَبِعَكَ مِنْهُمْ لَاَمْلَپَنَّ جَهَنَّمَ مِنْكُمْ اَجْمَعٖينَ

“ Allah buyurdu: "Çık oradan, yenik düşmüş ve kovulmuş olarak. Onlardan sana uyan olursa yemin olsun ki, cehennemi tamamen sizden dolduracağım."

(Araf 7/18) 

İNSANOĞLUNUN İMTİHANA TABİ TUTULURKEN KARŞILAŞACAĞI ZORLUKLARDAN BİRİSİ DE İBLİS VE AVENESİDİR. DÜŞMANIMIZI BİLİRSEK ORADAN GELECEK HER TÜRLÜ TEHLİKYE KARŞI TEDBİR ALABİLİRİZ. ALLAH YARDIMCIMIZ OLSUN…

 

 

 

Bu yazı 87 sefer okunmuştur.