Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (ŞEFAAT ETME YETKİSİ KİMLERE VERİLMİŞTİR?)
" 54. [İşte böyle bir cennette, kutsananlar] atlastan dokunmuş halılara uzanarak [hayat sürecekler]; ve bu iki bahçenin meyvesi kolayca erişebilecekleri yerde bulunacak. " ( Rahmân - 54.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
ŞEFAAT ETME YETKİSİ KİMLERE VERİLMİŞTİR? ( 19.10.2018 ) Paylaş

ŞEFAAT ETME YETKİSİ KİMLERE VERİLMİŞTİR?

 

“Şefaat” kelime anlamı; Yardım etmek, desteklemek, aracı olmak ve dua gibi anlamlara gelmektedir.

Şefaat konusunu, Kur’an ölçüsünde incelediğimizde karşımıza iki türlü şefaat çıkmaktadır.

Birincisi, Dünyada olan şefaat, ikincisi de Mahşerde olan şefaattir.

Dünyada olan şefaatle ilgili Yüce Rabbimiz, ayetlerde şöyle buyurmaktadır;

_Kim güzel bir şefaatte bulunursa o şefaatten nasibi vardır. Ve kim de kötü bir şefaatte bulunursa, ona vebâli vardır. Ve Allah gözetip karşılığını verendir. Nisâ/85 

Dünyada iken kötü şefaatte bulunanlar /kötü işlere aracı olanlar, insanları ayetlerden uzaklaştırıp, doğru yoldan saptıranlar, mahşerde de suçlarını itiraf edip, pişmanlıklarını dile getiriyor ve birbirlerine lanet ediyorlar. Şimdi bakalım bu ayetlere;

_ Üzerlerine hüküm hak olanlar şöyle diyecekler: "Rabbimiz, azdırdıklarımız işte şunlar! Kendimiz azdığımız gibi onları da azdırdık. Onlardan uzak olduğumuzu sana arz ediyoruz. Zaten onlar sadece bize kulluk/ibadet etmiyorlardı ki!.. Kasas/63

_Allah buyuracak ki: “Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe giriniz!” Her ümmet girdikçe, yoldaşına lânet edecektir. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca, sonrakiler öncelikler için, “Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!” diyecekler. Allah da, “Zaten herkes için bir kat daha fazla azap vardır, fakat siz bilmezsiniz” diyecektir. A’râf/38 

_O gün yüzleri, ateş içinde renkten renge girerken, ne olurdu derler, Allah'a itaat etseydik ve Resûllere itaat etseydik.

_Ve Rabbimiz derler, gerçekten de ulularımıza ve büyüklerimize itaat ettik de onlar, saptırdı yolumuzu.

_Rabbimiz, onlara iki kat azap ver ve onlara, pek büyük bir lanetle lanet et. Ahzâb/66.67.68

Dünyadaki şefaat konusuna ilave olarak şunları da örnek olarak verebiliriz.

İbrahim a.s. kendisine gelen meleklerden Lût kavminin helâk edilmemesi için şefaatçi olduğunu fakat bu isteğinin kabul olmadığını ayetler bize bildirmektedir. (Hûd/74)

Ayrıca Nuh a.s. çok istemesine rağmen oğlunu gemiye bindirememiş ve şefaatçi olamamıştır. (Hûd/42)

MAHŞERDEKİ ŞEFAAT KONUSUNA BAKACAK OLURSAK, BU KONU, EN ÇOK TARTIŞILAN KONULARDAN BİRİSİDİR.

Çünkü insanlara anlatılanların Kur’an’la ve gerçekle alakası yoktur! Anlatılanlar arasında Nebilerin mahşerde şefaatçi olacağı, hatta daha ileriye gidilip şeyhlerin, evliyaların, Allah’ın sevgili kullarının şefaat edeceğine dair yalan yanlış tartışmalar yaşanmaktadır. Hâlbuki Yüce Rabbimiz NebisineZümer suresi 19. Ayette “Hakkında azap kesinleşmiş olanı, ateştekini, sen mi kurtaracaksın?” buyurmaktadır.

Ama şefaat ile ilgili ayetleri incelediğimizde birilerinin şefaat edeceğinden bahsedilmekte ve birilerinin şefaatçi olacağı bildirilmektedir. Peki, bu şefaatçi olacak olanlar kimlerdir? Kimlere şefaat etme yetkisi verilmiştir? Bu konuyla ilgili Ayetlere bir bakalım!

_O'nun berisinden yakardıkları, şefaate sahip olamaz! HAKKA TANIK OLANLAR MÜSTESNA. Onlar, ilimden nasiplenmekteler. Zuhruf/86

Bu ayette HAKKA TANIK OLANLAR ne anlama geliyor, kimdir bu tanık olanlar?

_Şu da var ki, Allah sana indirdiğini, kendi ilmiyle indirdiğine tanıklık eder. MELEKLER DE TANIKLIK EDİYORLAR. Zaten tanık olarak Allah yeter. Nisa/166

_O gün şefaat yarar sağlamaz. ANCAK RAHMAN'IN İZİN VERDİĞİ VE SÖZÜNDEN HOŞNUT OLDUĞU KİMSE MÜSTESNA.. Tâ-Hâ/109

_"Rahman çocuk edindi" dediler. Hâşâ, bundan arınmıştır O! ONLAR, LÜTUFLANDIRILMIŞ KULLARDIR. Enbiyâ/26

_ ONLAR O'NUN SÖZÜNÜN ÖNÜNE GEÇMEZLER; ONLAR YALNIZ O'NUN EMRİYLE İŞ YAPARLAR. Enbiyâ/27

_O, onların önlerindekini de arkalarındakini de bilir. Onlar, O'nun hoşnutluk verdiklerinden başkasına da ŞEFAAT ETMEZLER. VE ONLAR O'NUN KORKUSUNDAN TİTRERLER. Enbiyâ/28

_GÖKLERDE NİCE MELEK VAR Kİ, ALLAH, KENDİLERİNE İZİN VERMEDİKÇE ALLAH'IN İSTEĞİ VE RIZASI DIŞINDA KİMSEYE ŞEFAAT EDEMEZLER. Necm/26

Bu ayetlerden, ŞEFAAT EDECEK OLANLARIN MELEKLER OLDUĞU çok net bir şekilde anlaşılmaktadır. Fakat melekler bile (Enbiya/28)de görüldüğü üzere, sadece Yüce Allah’ın hoşnut olduğu kullarına şefaat edebilmekte, hatta bazen de; _Göklerde nice melek var ki, Allah, kendilerine izin vermedikçe Allah'ın isteği ve rızası dışında kimseye ŞEFAAT edemezler.. (Necm/26) diye buyurulmaktadır.

Bir başka ayetlerde de;

_Arş'ı taşıyanlar ve onun çevresinde bulunanlar, Rablerini överek tesbih ederler. O'na inanırlar ve mü'minler için mağfiret dilerler: "Rabbimiz, Sen rahmet ve bilgi bakımından her şeyi kapladın. Tevbe edip senin yoluna uyanları bağışla, onları cehennem azabından koru!" Mü’min/7

_ Ey Rabbimiz! Onları ve atalarından, zevcelerinden, nesillerinden salih olanları, kendilerine va'd ettiğin Adn cennet'lerine koy. Şüphesiz sen Azîz'sin, Hakîm'sin. Mü’min/8

_ Onları kötülüklerden koru, kimi kötülüklerden korursan, o gün de ona merhamet etmiş olursun. İşte en büyük kurtuluş budur. Mü’min/9

Bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi Melekler, müminler için dua etmekte ve onların cennette, aileleriyle hep birlikte olmaları için aracı ve şefaatçi olmaktadırlar.

Ama bunun kararını verecek olan, gerçek otorite, gerçek hâkim, en güzel şekilde izzet ve şerefle ağırlayan, son derece adil, işlerin bütün inceliklerini bilen, çok ikram edici, keremi, mağfireti ve lütfu bol olan, şanı çok büyük ve çok yüksek olan Yüce Rabbimizdir.

_Zaten bütün işlerin sonu Allah'a varır. Lokman/22

_De ki: "Şefaat, tümden ve sadece Allah'ındır. Göklerin ve yerin mülkü/yönetimi O'nundur. Sonunda O'na döndürüleceksiniz." Zümer/44

 

Mehmet ÇETİNKAYA

Bu yazı 94 sefer okunmuştur.