Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (DÜĞÜMLER)
" 165. Ama hâlâ Allah\a rakip gördükleri varlıklara inanmayı tercih eden ve onları [yalnızca] Allah'a özgü [olması gereken] bir sevgi ile seven insanlar var: halbuki imana ermiş olanlar, Allah'ı başka her şeyden daha çok severler. Zulüm yapmaya şartlanmış olanlar, [Kıyamet Günü] azaba uğratıldıkları zaman görecekleri gibi, bütün kudretin yalnızca Allah'a ait olduğunu ve Allah'ın cezalandırmada ne çetin olduğunu da keşke görselerdi! " ( Bakara - 165.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
DÜĞÜMLER ( 9.11.2018 ) Paylaş

DÜĞÜMLER

Düğümlere üfürenlerin şerrinden;

(Felak 113/4) 

En-neffaset kelimesi, “düğüm, yönetim, antlaşma, akar, bol ağaçlı yer, arazi, aç hayvanlar, bağ, kesin niyet, kin ve öfke” gibi anlamlara gelmektedir. (Bakara 235) te bu kelime “nikâh bağı” anlamındadır. Öyle anlaşılıyor ki, söz konusu kelime illede “büyü için üflenen düğümler” anlamıyla sınırlı değildir. Bu kelimeyi “Cebrail, Ruhul kudus ruhuma üfledi” hadisinin desteğiyle, kalbe yapılan “müdahaleler” anlamına da alabiliriz. Yani maksat, düğümlere yapılan üfürükler değil, insana beynine veya bilincine yapılan yazılı sözlü, görünen görünmeyen, hissedilen hissedilmeyen, bilinen bilinmeyen, insana veya şeytan kaynaklı her türlü olumsuz ve kötü müdahaleler olarak Kabul edilebilir.

(Enam 112 ve Nas 5) ayetlerinin desteğiyle, bu düğümler nefsin kör düğümleri, onlara üfleyenler de duygu ve düşünce dünyasındaki düğümleri ve sorunları çözme iddiasıyla insanları aldatan umut tacirleri ve sahtekârlardır; ya da insanın şahsiyet ve onurunu, söz ve sebatını dağıtma çabasıdır. Buna, karşıt cinslerin birbirlerinin duygularını, cinselliği kullanarak kirletmeleri de dâhildir. Sözün özü, bu insanın duygularını karıştırma girişiminin her türünü kapsar. Duygu kirlenmesi bunun sonucudur.

M.İslamoğlu

Düğümlere üfleyenlerin şerrinden 

Ayetteki en-neffaset kelimesi “tükürükle birlikte üfürmek” el-ukad kelimesi ise “düğümler” demektir.

En-neffaset kelimesi “üfürme işlemi yaparak erkekleri yoldan çıkaran kadınlar” anlamına da gelmektedir. Teğabün 64/14 ve Yusuf 12/28 ayetlerin desteğiyle bu görüşü ileri sürmekte, Razi de bunu desteklemektedir.

El- ukad kelimesi, “düğüm, yönetim, antlaşma, akar, bol ağaçlı yer, arazi, aç hayvanlar, bağ, kesin niyet, kin ve öfke” gibi anlamlara gelmektedir. Bakara 2/235 te bu kelime “(nikâh) bağı” anlamındadır. Öyle anlaşılıyor ki, söz konusu kelime ille de “büyü için üflenen düğümler” anlamıyla sınırlı değildir. Üflemek kalbe yapılan “müdahaleler” anlamına da alabiliriz. Yani maksat, düğümlere yapılan üfürükler değil, insan beynine veya bilincine yapılan yazılı sözlü, görünen görünmeyen, hissedilen hissedilmeyen, bilinen bilinmeyen, insan veya şeytan kaynaklı her türlü olumsuz ve kötü müdahaleler olarak Kabul edilebilir.

Enam 6/112 ve Nas 114/5. Ayetlerinin desteğiyle, bu düğümler nefsin kör düğümleri, onlara üfleyenler de duygu ve düşünce dünyasındaki düğümleri ve sorunları çözme iddiasıyla insanları aldatan umut tacirleri ve sahtekârlardır; ya da insanın şahsiyet ve onurunu, söz ve sebatını dağıtma çabasıdır. Buna, karşıt cinslerin birbirlerinin duygularını, cinselliği kullanarak kirletmeleri de dâhildir. Sözün özü, bu, insanın duygularını karıştırma girişiminin her türünü kapsar. Duygu kirlenmesi bunun sonucudur.  

M. Okuyan

“Düğümlere nefes edenlerin (büyücülerin) şerrinden,”

“Ukde”  ip demektir, “ukad” da ipler demektir. “Nefese” de üfürmek, üflemek demektir. Neffase de onun çoğuludur. Öyleyse iplere, düğümlere üfürenlerin, üfleyenlerin şerrinden de Felâkın Rabbine sığınırım de. Ayetin, anlayabildiğimiz kadarıyla birkaç manası var:

1. Âlimlerimiz buradaki ipler üzerine üfüren, düğümler üzerine üfleyenlerden kastın sihirbazlar olduğunu söylemişler. Çünkü sihir unsurları ipler ve bu iplere atılan düğümlerdir. Sihirbazlar iplere düğüm atarak üfürürler. Evet, tüm üfürükçülerin tüm sihirbazların şerlerinden kendisine sığınmamızı istiyor Rabbimiz. Nitekim Buhari’nin rivayet ettiği hadislerinde Resulullah efendimiz kendisine sihir yapıldığı zaman Cebrail’in kendisine gelerek bu sureyi okumasını tavsiye ettiğini anlatmaktadır. Biz de onların şerlerinden Rabbimize sığındığımız zaman onların bize yapabilecekleri hiçbir şey yoktur. Bakara sûresinde, Cin sûresinde cinlerin Allah’a sığınan kişiye yapabilecekleri hiçbir şeyin olmadığı anlatılır.

2. Gönüllerdeki düğümlü azimler, tutkular, mefkûreler, hedefler, kuruntular ki, onların şerlerinden de Allah’a sığınacağız.

3. Buradaki “Neffaset”  kelimesi müennes bir kelime olduğu için kadınların cinsel cazibelerinin, hile ve tuzaklarının yüreklere işleyen füsunkâr tesiri olduğu söylenmiştir. Öyleyse şu piyasada erkeklerin kalplerine şehvetler üfürerek onları etkileri altına almaya çalışan, insanları baştan çıkarabilmek için şeytanın oltasına solucan olmuş kadınların şerlerinden de Allah’a sığınacağız. Tıpkı sihir gibi onların da erkeklerin azim ve iradelerini etkileme güçlerinin olduğunu, binaenaleyh onların şerlerinden de kendisine sığınmamızı istiyor Rabbimiz.

4. Nefese kelimesinin çoğulu nüfus ve cemaatlerdir. Öyleyse insanlara kendi görüşlerini, kendi gruplarını, kendi ideolojilerini üfleyen, onları Allah’ın kitabı ve Resul’ünün sünnetinden uzaklaştırarak kendi gruplarına, kendi kitaplarına, kendi anlayışlarına çekmeye çalışan, onların iradelerine düğümler vuran, şunları şunları okumayacaksınız, şunları şunları dinlemeyeceksiniz diyerek onların düşüncelerine ipotekler koymaya çalışan cemaatlerin şerrinden de Allah’a sığınmamız emrediliyor.

5. Veya insanlara küfür ve şirk inançlarını üfürüp onları Allah’a kulluktan koparmaya, kendilerine kul-köle edinmeye çalışan, küfrü ve şirki empoze etmeye, körpe dimağlara pislik üfürerek onları etkilemeye çalışan materyalist eğitim sistemlerinden de hem kendimizi, hem de çocuklarımızı koruyarak Allah’a sığınmamız emredilmektedir.

6. Veya insanlara Allah’ın diniyle uzaktan ve yakından hiçbir ilgisi olmayan resmî bir din empoze etmeye çalışan zalim sistemlerin şerlerinden de Allah’a sığınmamız emredilmektedir.

Meselâ şu anda insanlara küfür ve şirkten başka hiçbir şey empoze etmeyen şeytan vahiylerinin, televizyon programlarının yaptığı bundan başka bir şey değildir. İnsanları Allah’a kulluktan uzaklaştıran, insanlara âhiret unutturan, insanları dinlerinin temel kaynakları Kitap ve Sünnetten uzaklaştıran şeylerin tümünden uzaklaşacağız ve Allah’a sığınacağız. Başka?

A. Küçük

Düğümlere üfürenlerin şerrinden

Râzînin dediğine bakılırsa neffasattan kasıt “nefs” lerdir. Bu da cemaatler, topluluklar anlamına gelmektedir.  Râzînin bu görüşünü şöyle ispat edebiliriz: “Dediler ki: Onu ve kardeşini eğle ve şehirlere toplayıcı görevliler gönder. Ne kadar bilgisi derin sihirbaz varsa sana getirsinler. Böylece sihirbazlar belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildiler.” (Şuara 26/36-38)

Demek ki sihirbazlar bir araya gelip bir cemaat halinde büyü yaparlarsa daha kuvvetli olacağına inanırlardı ve yorumunu yapmakta olduğumuz Felak 4 te de onun için “düğümlere üfürenler” çoğul kalıbında ifade edilmiştir.

Sihirbazların okuyup üflemesi, çağımızda yanlış bilgileri, hurafeleri insanlara öğretmek şeklinde bürünmüştür. Beyinleri, gönülleri düğümlenmiş sürülerle insanlar vardır. Onlar yanlış fikrîlerle büyülenmiş, sihirlenmiş sarhoş halde ıztırap çekmektedirler ve durmadan kendilerini büyüleyenlere ve beyinlerine düğüm vuranlara doğru koşmakta, onlara tutku ile bağlanmakta, onları kutsamaktadırlar. Bu şekilde çalışanlar da razinin dediği gibi cemaat, yani grup halinde çalışmaktadırlar. O grupların içine girenlerin beynine düğüm atılıyor, büyüleniyor ve özgürce düşünmeleri ellerinden alınıyor.

Narkoz yemiş insanın kesilen organının acısını duymaması gibi, bütün değerleri doğranıyor, ama manevi acıyı duymuyor. Daha sonra o grupların mensupları halka, gençliğe düğüm vurmaya çalışıyor ve onları narkozluyorlar.

Yanlış bilgi, yanlış felsefe ve hurafelerin sihrinden kendi irademizle kurtulmamız için Yüce Allah’ın yardımına ihtiyacımız vardır.

B.Bayraklı

Kamusta:

1- Ukde, düğüm ve düğüm yeri.

2- Beldeler üzerine velâyet. Nitekim Nihâye’ de der ki: Ömer hadisinde: "Şehirler üzerine velâyet sahipleri helâk oldu." demektir. Emirler için sancak bağlanmasından alınmıştır.

3- Valiler için akt edilen anlaşma ki, Übey hadisinde "Kâbe'nin Rabb ‘ine yemin ederim ki düğüm ehli helâk oldu." bu mânâdandır, yani akt edilen anlaşma demektir.

4- Sahibinin mülk olarak inandığı akar.

5- Ağacı çok ve girift yer.

6- Develer için otları yeterli otlak.

7- Bir kimsenin yeterli derecede geçimi kendisine bağlı bulunan şey.

8- Bolluk arazi.

9- Ağaç yemeye mecbur kalmış hayvanlar.

10- Herhangi bir şeyin kesin vücubu, lüzumu ki, nikâh bağı ve alış veriş sözleşmesi bundandır. Kalpteki inanca, şiddetli ilişiğe, azim ve kesin niyete, rey ve görüşe ukde denilmesi de buna dâhildir. Nitekim Nihaye'de dua hadisinde "Senin için kalplerimizde nedamet ukdesi vardır." Nedamete azim akdi, demektir ki gerçek tevbedir. Yine bir hadiste "Ve elbette deveme emrederim göç eder, sonra Medine'ye gelinceye kadar onun için bir düğüm çözmem." ona gelinceye kadar azmimi bozmam demektir. Bir hadiste de "Bir adam alış veriş ediyordu, ukdesinde zayıflık vardı." yani fikrinde ve kendi iyiliklerine bakışında demektir.

11- Kin ve öfkeye de, çoğul sigasıyla, ukad denir. "Düğümleri çözüldü", öfkesi sükûn buldu demektir.

12- Ukde, kamışa da söylenir ve bazı yerlerin de özel ismidir. Hepsi düğüm mânâsıyla ilgili olan nice manalar ki, çoğunu ve hepsini belki bu âyette düşünmek mümkün olabilir. Râğıb da Müfredat ‘da akdin önce ipin bağlanması ve binanın bağlanması gibi katı cisimlerde kullanıldığını, sonra da ticaret akdi, ahid ve diğerleri gibi mânâ cinsinden olan şeylere işaret edildiğini söyledikten sonra der ki: Ukde, Akd olunanın ismidir, nikâhtan, yeminden ve diğerlerinden, "Bekleme süresi dolmadan nikâh bağını bağlamaya kalkmayın." (Bakara, 2/235) ve dil tutulduğunda denir. "Dilinde ukde var." demek, tutukluk, pelteklik var demektir. Ukad de "ukde “nin çoğuludur ve bu büyücü kadının bağladığıdır ki, aslı azimettendir. Onun için ona ukde denildiği gibi azimet de denilir. Bundandır ki: Büyücüye muakkid (akt eden) denilir. Ve onun denilir, telkîh (aşılanması)i tutunca kuyruğunu kısan deve; kuyruğu kıvrık teke veya köpektir. Köpeklerin çatışmasına da teâkud denilir.

Demek ki büyücü erkek ve kadının üflediği, akdettiği ukdeler, düğümlediği düğümler bu mânâlarla ilgili bir azim ve azimet düğümüdür ki, asıl uçları onların nefislerinde düğümlenmiş olup onunla diğerleri üzerinde iradelerini şeytanlıkla yürütmek isterler, bir akitteki el sıkma kabilinden, görünüşteki ip düğümü de onun bir görünümüdür.

Burada dikkati çeken noktalardan birisi de "neffâsât" ın müennes çoğul olarak getirilmiş olmasıdır.

Şu halde özet: "Ukad" (düğümler), hissî, manevî, hakikat, mecaz birçok mânâlara ihtimali olmakla beraber, esas mânâsı "düğüm" demek olduğu için ip düğümünde zahirdir. Fakat maksadın normal bir ip veya iplik düğümünü bağlamak veya çözmek için üflemek veya tükürmekten ibaret olmadığı da açıktır. Çünkü her iplik düğümünde şer mülâhaza edilemeyeceği de aşikârdır. Bundan dolayı maksat, tabirin hakikati üzere düğüme üflemekten ibaret değil, sihir (büyü)den kinayedir. Bu şekilde sihirbaz (büyücü) kimseler mânâsına örf olmuş bulunduğundan mânâ genelde büyücü erkek ve kadınların şerrinden sığınmadır. Sihir fiili de iplik düğümüne hasredilmiş değildir. Onun için bunu sihrin herhangi bir şeyi, yönünden döndürme ve değiştirme mânâsıyla anlamak uygun olur ki, bu da zikredilen manaların hepsini içine alır.

H.Yazır 

Bu yazı 66 sefer okunmuştur.