Sayfanın başına git
Önceki Sayfa
Ana Sayfa
Paylaş
Kur'an Ne Diyor? (ALLAH NİÇİN İNSANLARDAN KULLUK İSTİYOR?)
" 91. [Fakat soydaşları o\na:] “Ey Şuayb! Söylediklerinden pek bir şey anlamıyoruz” dediler, “ayrıca aramızda ne kadar zayıf olduğunun da açıkça farkındayız; eğer ailen olmasaydı seni mutlaka öldüresiye taşlardık! Öyle ya, bizim üstümüzde bir gücün, bir nüfûzun yok ki!” " ( Hûd - 91.Ayet) ( Ayeti incele )
 
 
 
ALLAH NİÇİN İNSANLARDAN KULLUK İSTİYOR? ( 23.11.2018 ) Paylaş

ALLAH NİÇİN İNSANLARDAN KULLUK İSTİYOR?

 

Selam Arkadaşlar;

İmam Hatip Ortaokulunda görev yaptığını belirten bir takipçim, bir hocanın kendisine “Allah niçin egoisttir diye bir soru sorulsa buna nasıl cevap verirsiniz?” diye bir soru yönelttiğini belirterek bu konuda benim düşüncelerimi sordu.

Bu sorunun bir Müslüman için ne kadar “iç gıcıklayıcı” bir soru olduğunun farkındayım. Bununla birlikte şöyle bir Kur’an’a baktığımızda Allah hakkında ağıza alınmayacak başka ifade ve üslupların, müşrikler ya da ehl-i kitap tarafından söz konusu edildiği bize anlatılmaktadır. Bunlar arasında “Allah cimridir”, “Allah çocuk edindi”, “Allah yoruldu” gibi ifadeler hemen ilk anda aklımıza gelenlerden. Kur’an, bu “iç gıcıklayıcı” ifadeleri aktarmakta bir beis görmemiş. Aktarmış ama tek tek bunların saçmalığını delilleriyle ortaya koymuş. Şu halde bizim de “Allah egoisttir” ifadesi için benzer bir denemede bulunmamıza bir mâni yok. Zira bu tip sorulara bizler de her an muhatap olabiliriz.

Öncelikle şuradan başlayalım: Bir kimseyi “Allah’ın egoist olduğu” düşüncesine sevk eden muhtemel sebepler neler olabilir? İslam açısından düşünüldüğünde bunun muhtemel sebepleri arasında şunlar zikredilebilir:

a) Rabbimizin Kur’an’da “ulûhiyet merkezli (teosentrik) bir dil” kullanması. Gerçekten de Kur’an’ı okuyan kimse daha ilk âyetinden başlamak üzere her bir yerde Allah’ın övülmesi, yüceltilmesi, O’na tövbe istiğfar edilmesi ile karşılaşır. Dahası gerek kâinatta gerekse insanlar arasında yaşanan olaylarda hep ilahî takdir başrolde zikredilir.

b) Allah’ın insanları ve cinleri kendisine kulluk etmeleri için yaratmış olması, İbadet edenleri cennetle, etmeyenleri cehennemle cezalandırması.

c) Allah'ın en çok kendisinin sevilmesini istemesi.

Peki bu iki husus, Allah’ın “egoist” olarak nitelenmesini haklı kılabilecek gerekçeler midir? Şimdi konuyu küçük başlıklarla ele alalım:

1. EGOİST NE DEMEK?

Bu soruya cevap verebilmek için önce “egoist” kelimesinin anlam çerçevesini netleştirmek gerekir. Egoist en yalın ifadesiyle “bencil” ve “kendi çıkarını düşünen kimse” olarak nitelenir. Peki “bencil” ne demektir? Sözlüklerde bencil “yalnızca veya öncelikle kendi çıkarını düşünen kimse” olarak tanımlanır. Sonuç itibarıyla “egoist” kelimesinin çağrıştırdığı ana tema “çıkar”dır. Sırf kendi çıkarını düşünmeyen veya öncelemeyen kimseye egoist denilmez. İkinci olarak bir egoistlikten söz edebilmek için benzer şartlara sahip birden fazla kişinin varlığını tasavvur etmek icap eder. Yani aynı durumda olan iki veya daha fazla kişi arasında bir egoizmden ve çıkar çatışmasından söz edilebilir.

Şimdi “Allah niçin egoisttir?” diye soru soran kişinin “Allah’ın yalnızca / öncelikle kendi çıkarını düşündüğü” ve "Allah ile diğer varlıkların eş seviyeli / aynı düzlemde varlıklar olduğu" fikrinden hareket ettiği anlaşılmaktadır. İşte bu iki nokta yanılgının temelini teşkil etmektedir.

2. ALLAH İÇİN "ÇIKAR" SÖZ KONUSU MUDUR?

Allah’ın her türlü ihtiyaçtan uzak bulunuşu, aynı zamanda O’nun her türlü çıkar düşüncesinden de uzak bulunduğunu gösterir. Zira “çıkar / menfaat / maslahat” ancak ve ancak “kazanma ve kaybetme” endişesi olan bir kimse hakkında söz konusu olabilir. Aç kalma endişesi olan kimsenin hazırda yemek bulundurması onun çıkarınadır. Soğuk havada dışarı çıkan kişinin üstünü sıkı giymesi onun çıkarınadır. Savaşa giden kimsenin yanında silah götürmesi onun çıkarınadır. Ama, hiçbir kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan, zarar / ziyan ve kayba uğrama endişesi taşımayan bir varlığın herhangi bir şeyi kendi çıkarı için yapacağını düşünmek, tanrıyı insana benzeten antropomorfist [insan biçimci tanrı] yaklaşımından başka bir şey değildir.

Allah’ın zâtî sıfatları arasında yer alan “kıyam bi nefsihî”, O’nun ne var olma ne de varlığını sürdürme konusunda herhangi bir varlığa ihtiyacının olmadığını, kendi varlığını kendisinin devam ettirdiğini gösterir. Yine O’nun “muhalefetün li’l-havâdis” diye isimlendirilen sıfatı, kendisi gibi ezelî olmayıp sonradan var olan varlıklardan farklı olduğunu ifade eder. Bu iki özellik, Allah’ın zâtî / zorunlu / O’ndan ayrı düşünülemeyecek iki özelliğidir. Şimdi bu iki özelliğe sahip bir varlığın “egoist” olarak nitelenmesi, bu iki özelliğin mahiyeti ile taban tabana zıttır.

3. ALLAH, DİĞER VARLIKLARLA EŞ SEVİYEDE MİDİR?

Egoist olmak, bir kimsenin kendisi ile aynı durumda olan varlıklara karşı kendi çıkarını öncelemesi anlamına gelir. Halbuki Allah, eşi, benzeri, zıddı olmayan bir varlıktır. O, Sameddir. Yani hiçbir şeye muhtaç değildir, her şey O’na muhtaçtır. Hal böyle iken ezelî ve ebedî, sonsuz ilim ve kudret sahibi bir varlığın sınırlı, ölümlü, fani, âciz, zayıf varlıklara karşı egoist bir tavır takınmasını düşünmek, bu varlığın ya insanları kendi seviyesinde gördüğünü ya da kendisini insanlar seviyesinde gördüğünü gösterir. Oysa her iki düşünce de “hiçbir şey O’na denk değildir” âyetine taban tabana zıddır.

4. ALLAH'IN EMİR VE YASAKLARI KİMİN ÇIKARINA HİZMET EDİYOR?

Şimdi şu soruyu soralım: Allah’ın Kur’an’da yer alan emir ve yasakları kimin çıkarına hizmet ediyor?

İslam âlimlerinin tümü şu konuda söz birliği etmiştir: Dinde yer alan emir ve yasakların temel amacı, insanların yararını [maslahatını] gerçekleştirmek ve onlardan zararı [mefsedeti] gidermektir. Şu halde din, tanrının çıkarını korumak için değil insanın hem bu dünyada hem de âhirette huzur ve mutluluğunu sağlamak içindir. Dahası, İslam âlimleri dini tanımlarken “akıl sahibi varlıkları, kendi hür iradeleriyle dünya ve âhirette huzur ve mutluluğa sevk eden ilahî hükümler bütünüdür” şeklinde tanımlarlar. Öyleyse dinde yer alan farzların da adam öldürme, içki içme, zina, hırsızlık, gıybet vb. haramların da çıkarı / maslahatı tamamen kullara dönüktür.

Rabbimiz, kendisinin sonsuz zenginlik sahibi olduğunu, hiçbir şeye muhtaç olmadığını şu sözleriyle belirtmiştir:

“Ey insanlar! Allah'a muhtaç olan sizsiniz. Zengin ve övülmeye lâyık olan ancak O'dur. Allah dilerse sizi yok eder ve yerinize yeni bir halk getirir. Bu da Allah'a güç bir şey değildir.” (Fâtır, 15-15)

5. ALLAH NİÇİN İNSANLARDAN KULLUK İSTİYOR?

Peki Rabbimiz bizden niçin namaz, oruç, zekât, hac gibi ibadetleri istiyor? Bunda kendisinin çıkarı mı var? Elbette hayır! Bunda, ibadet eden varlıkların çıkarı söz konusu. Bunu iki açıdan ele alabiliriz.

a) Kur’an’da bu ibadetlerin de aslında maslahat ve menfaatinin yine kullara dönük olduğu ayrı ayrı anlatılmıştır. Kişi bu ibadetleri yapmadığında azgınlaşmaya, taşkınlık etmeye, kendisini diğer insanlardan üstün görmeye, tekebbüre başlar. Oysa bu ibadetleri hakkıyla yapan birisi kendisinin kul olduğunu, diğer insanlar üzerinde bir hâkimiyetinin bulunmadığını, kâinatın bir Rabbi bulunduğunu kabul ve itiraf ederek nefsinin kötü arzularına, şeytanın vesveselerine kanmaz. Yani ibadetin menfaat ve maslahatı yine kula dönük olur.

b) İnsanların ve cinlerin kulluk etmek için yaratılmış olması Allah'ın bununla -hâşâ- egoist duygularını tatmin için değildir. Zira insanlar ve cinler yaratılmadan önce melekler vardı ve onlar zaten Allah'a kulluk ediyorlardı.

Kaldı ki Allah Kur'an'da defalarca "Allah'ın âlemlere [onların kulluk ve ibadetine] hiçbir ihtiyacı yoktur" şeklinde vurgulamaktadır.

Şu halde insanların ve cinlerin Allah'a kulluk için yaratılmış olması, bu kullukla -hâşâ- Allah'ın noksanını tamamlamak, onun egoizmini tatmin etmek için değil kendilerini gerçekleştirebilmek içindir. Çünkü bu kulluk olmaksızın kendi varlıklarını gerçekleştirebilmeleri mümkün değildir. Bir bitki için su ne ise insan ve cinler için kulluk odur. Bitki su ile kendisini gerçekleştirir. İnsan ve cinler de kulluk ederek kendi varlıklarını gerçekleştirirler. Kulluktan uzaklaşan insan ve cinler, kendi fıtratlarına yabancılaşmış olurlar.

c) Nebimizin belirttiğine göre Allah'ın kuluna olan rahmet ve merhameti, bir annenin çocuğuna olan merhametinden daha fazladır. Bir anne çocuğuna karşı egoistlik yapabilir mi? Hem sonra Allah kulunun Rabbidir rakibi değil ki!

6. ALLAH, NİÇİN EN ÇOK KENDİSİNİN SEVİLMESİNİ İSTİYOR?

Allah (c.c.), sadece kendisinin sevilmesini istememiş ama "en çok" kendisinin sevilmesini istemiş, başka sevgilerin, kendi sevgisi önüne geçirilmesine müsaade etmemiştir. Bu, bencillikten kaynaklanan bir istek / talep değildir. Zira, başka bir varlığa ait sevginin Allah'ın sevgisinin önüne geçirilmesi kulun bütün yaşantısını ifsad edecek, kulu, sevdiği âciz varlığa karşı kul-köle yapacaktır. Oysa kul, Allah'tan başka bir varlığa kul-köle olduğunda kendi değerini yitirecek, kendisine tanınmış üstün makamdan düşecektir. Bu sebeple Yüce Allah Kur'an'da şöyle buyurur:

"De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Resûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fâsıklar topluluğunu hidayete erdirmez." (Tevbe, 24)

Allah sevgisine alternatif olmamak, Allah'ın rızasına uygun olmak kaydıyla kulları sevmek Allah'ın bir emri, bir âyetidir. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurur:

"Biz insana, ana-babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Çünkü anası onu nice sıkıntılara katlanarak taşımıştır. Sütten ayrılması da iki yıl içinde olur. (İşte bunun için) önce bana, sonra da ana-babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş ancak banadır." (Lokman, 14)

"Kaynaşmanız için size kendi (cinsi)nizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O'nun (varlığının) delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır." (Rum, 21)

 

(Soner Duman /16.Mayıs.2017/Salı)

Alıntı Adresi: http://kuranuniversitesi.blogspot.com/

Bu yazı 49 sefer okunmuştur.