(Müddessir - 31.Ayet)

KUL VE İLAH

KUL VE İLAH

En çok sevgi kime yapılır? Cevab olarak bunun Allah’a ait olması pek tabiidir.

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَتَّخِذُ مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَنْدَادًا يُحِبُّونَهُمْ كَحُبِّ اللّٰهِ وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا اَشَدُّ حُبًّا لِلّٰهِ وَلَوْ يَرَى الَّذٖينَ ظَلَمُوا اِذْ يَرَوْنَ الْعَذَابَ اَنَّ الْقُوَّةَ لِلّٰهِ جَمٖيعًا وَاَنَّ اللّٰهَ شَدٖيدُ الْعَذَابِ
2.165 - Öyle insanlar vardır ki, Allah'tan başkasını Allah'a denk tutar, tıpkı Allah'ı severcesine onları severler. Müminlerin Allah'a olan sevgileri ise her şeyden daha ileri ve daha kuvvetlidir.  Böyle yaparak kendilerine zulmedenler, azabı gördükleri zaman anlayacakları gibi, bütün kuvvet ve kudretin yalnız Allah'a ait olup, Allah'ın azabının pek şiddetli olduğunu, keşke şimdiden bilselerdi!

(Bakara 2/165)

Sevgi insanın gözünü kör eder. Kimse sevdiğine bir kusur yakıştıramaz. Kimse sevdiğinin bir dediğini elindeki imkânlar çerçevesinde iki etmez.

Bu sevgi iki çeşittir. Bir muhabbet beslemek şeklinde olan sevgidir. Arkadaşıdır, eşidir, çocuklarıdır. Bu sevgi türü diğer canlılarda vardır.

Bu sevgi bir maksada yönelik olarak yapılıyorsa, onun adı meveddeddir.

ذٰلِكَ الَّذٖى يُبَشِّرُ اللّٰهُ عِبَادَهُ الَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ قُلْ لَا اَسْپَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِى الْقُرْبٰى وَمَنْ يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَزِدْ لَهُ فٖيهَا حُسْنًا اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ شَكُورٌ
42.23 - Allah onu iman edip doğru ve yararlı işler yapan kullarına bir müjde olarak vermektedir. De ki (ey Muhammed): "Bu (mesaj) karşılığında sizden yol arkadaşlarınızı sevmenizden başka bir şey beklemiyorum". Kim güzel bir iş yap(ma erdemine ulaşır)sa ona daha büyük güzellikler bağışlarız ve gerçek şu ki Allah, çok bağışlayıcıdır, şükrün karşılığını verendir.
(Şura 42/23)

Bir tercüme şeklide Süleyman Ateş tarafından aşağıda şekilde yapılmıştır.

42.23 - Allâh'ın, inanan ve iyi işler yapan kullarını müjdelediği (büyük lutuf). De ki: "Ben buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Ancak (Allah'a) yaklaşmayı arzu ediyorum." Kim bir iyilik yaparsa onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allâh bağışlayan, (iyiliğe) karşılık verendir.

Diğer tercümelerden sadece bir örnek verip geçiştireceğim. Hepsini tek tek yazıp teferruata boğmak istemem. Bu çeviri de Yaşar Nuri Öztürk’e aittir.

42.23 - Allah'ın, iman edip hayra ve barışa yönelik iyi işler yapanlara müjdelediği, işte budur. De ki: "Ben, buna karşılık sizden, yakın akrabamı/Ehlibeytimi sevmeniz dışında bir ücret istemiyorum." Kim bir iyilik/güzellik üretirse onun için, o ürettiğine bir güzellik daha ekleriz. Çünkü Allah Gafûr'dur, çok affeder; Şekûr'dur, iyiliğe karşılık verir/teşekkür eder.

Dinden menfaat sağlamak İslam’a aykırıdır. Hiçbir nebi dini tebliğ etmenin karşılığında bir menfaat elde etmemiştir. Nebi ve Resullerin tamamı bunun karşılığının kendilerine mahşerde kat kat fazlasıyla verileceğini biliyorlardı. Ayrıca bunu tebliğ ediyorlardı da… Bundan dolayı ücretle namaz kıldırılamayacağı konusunda bütün Kuran âlimleri ve mezheb imamları ittifak halinde Kuran’ın bu ayetlerine dayanarak olamayacağını bildirmişlerdir.

 اَمْ تَسْپَلُهُمْ اَجْرًا فَهُمْ مِنْ مَغْرَمٍ مُثْقَلُونَ

68.46 - Sen, onlardan bir ücret mi istiyorsun ki, onlar, haksız bir borçtan dolayı ağır bir yük altında kalmışlar?
(Kalem 68/46)

23.72 - Yoksa sen onlardan haraç mı istiyorsun? İşte Rabbinin haracı (dünya ve ahiret armağanı) daha hayırlıdır. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
(Müminun 23/72)

12.104 - Hâlbuki sen bu tebliğ karşılığında onlardan herhangi bir ücret de istemiyorsun. Kur'ân, sadece bütün insanlar için bir derstir, evrensel bir mesajdır.
(Yusuf 12/104)

36.20 - Derken... Şehrin öte başından, koşarak bir adam geldi ve onlara dedi ki: "Ne olur ey kavmim! Gelin siz bu resullere uyun!"
36.21 - Sizden bir ücret istemeyen, sizden hiç menfaat beklemeyen, dosdoğru yolda yürüyen bu kimselere uyun!

(Yasin 36/20-21)
Konumuz olan Allah’tan daha çok sevmek insanı bazen ilah seçmeye zorlar. Allah bir konuda bir hüküm bildirmiştir. Sevdiğimiz bir kimse; bu annemiz olabilir, babamız olabilir, kardeşimiz, eşimiz, çocuklarımız olabilir. Herhangi bir siyasi partinin veya cemaatin tarikatın lideri olabilir. Bu iki sevgi o konu üzerinde karşı karşıya geldiğinde, sevdiğinin isteğini yerine getirmen gerekir. Bu durumda yapılacak bir hareket tarzı var. Allah’ın hatırı mı sevdiğinin hatırımı dikkate alınacak. İşte Allah sever gibi sevmezsek Allah’ın ayetlerine uyarız ve Allah’ı ilah etmiş oluruz. Aksi durumda paralel ilahlar oluşur. Sevdiklerimizi gönülleyeceğiz derken ebedi hayatımızı mahvederiz.

Aşağıdaki ayetler ne kadar dikkat çekicidir.

80.33 - Ve böylece, (yeniden dirilmenin) o kulakları sağır eden çağrısı duyulduğunda,
(34-36) İşte o gün kişi kardeşinden, annesinden ve babasından, eşinden ve evlatlarından bile kaçar.
80.37 - O gün onlardan her birinin başından aşkın derdi ve tasası vardır.
(Abese 80/33-37)

Şimdi kul ve ilah ne anlama gelmektedir. Bunu ayetler eşliğinde öğrenmeye çalışalım.

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ 

51.56 - Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.
(Zariyat 51/56)

Bu ayete bakanlar, şöyle düşünebilir. Allah insanları kendi egosunu tatmin etmek için yaratmış…Bu sözü rahatlıkla konuşabilecek, deistler, ateistler, kafirler ve diğer din mensupları bulunabilir.

İnsan kimin güdümü altında ise veya neyin güdümü altında ise ona kul olur. Onun dediklerini yerine getirir. Bu durum Kurani tabirle o kulluk ettiğini ilah etme manasına gelir. Bu düşünce dinle ilgili konular için geçerlidir. Yoksa savaşta, komutanın, işyerinde işle ilgili olarak patronun veya rızkımız kazanırken çalışmak, emek vermekle mükellef olduğumuz yerlerde işle ve hizmetle sınırlı bir itaatten bahsetmiyoruz.

Şimdi Kuran ayetlerinden bazı örnekler verelim.

فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنْهَا مَنْ لَا يُؤْمِنُ بِهَا وَاتَّبَعَ هَوٰیهُ فَتَرْدٰى 

20.16 - Buna inanmayanlar, nefsinin arzu ve ihtiraslarının peşine düşenler, sakın seni ona inanmaktan vazgeçirmesin, sonra sen de helâk olursun!

(Taha 20/16)

وَكَذٰلِكَ اَنْزَلْنَاهُ حُكْمًا عَرَبِیًّا وَلَئِنِ اتَّبَعْتَ اَهْوَاءَهُمْ بَعْدَ مَا جَاءَكَ مِنَ الْعِلْمِ مَا لَكَ مِنَ اللّٰهِ مِنْ وَلِىٍّ وَلَا وَاقٍ
13.37 - Böylece biz Kur'ân'ı Arapça bir hüküm ve hikmet olarak indirdik. Şayet, sana gelen bunca ilimden sonra o muhaliflerin keyiflerine uyacak olursan, Allah'ın cezasından seni koruyacak ne bir dost, ne bir hâmi bulamazsın.

(Rad 13/37) 

وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُوا اَهْوَاءَهُمْ وَكُلُّ اَمْرٍ مُسْتَقِرٌّ
54.3 - Çünkü onlar kendi arzu ve heveslerine uyarak bunu yalanlamaya şartlanmışlardır. Ama her şeyin doğruluğu sonunda ortaya çıkacaktır.

(Kamer 54/3)

Bu durumda insanlar arzularını Kuran’a göre ilah etmektedir. İlah kavramı Allahla karşı karşıya getirdiğin her şey için geçerlidir. Helal haram demeden para için yapamayacağı şeyleri olanlar. Parayı ilah eder, makam ve mevki alabilmek her şeyi göze almış kimseler makamı ilah eder, itibar, şeref, kazanmak için itibarı Allah’ın yanında aramayanlar da aynı yanlışı yapmış olurlar.

Menfaat dünyevi veya manevi olsun ilah haline dönüşebilir.

Aşağıdaki ayetler buna güzel bir örnektir.

36.74 - Ama (tam tersine,) onlar, kendilerine yardım edecekleri (ümidiyle) Allah'tan başka ilahlar edindiler, (oysa bilmezler ki)

36.75 - Onların (o ilahların) kendilerine yardım etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri onlar için hazır bulundurulmuş askerlerdir.
(Yasin 36/74-75)

Şimdi Allah neden kendisinden başkasına kul olmamamızı istememektedir. Daha iyi görülür. Yukarda verdiğimiz örnekler bize insanın özgür olmadığını, arzusunun kulu, partisinin kulu, şeyhinin kulu, paranın kulu, makam ve mevkiin kulu gibi sayısını artırabileceğimiz birçok ilahlı insana dönüşür. Bağımsızlığını yitirir.

Allah’a kul olan rahattır, hürdür. Bütün istekleri ve beklentileri Allah’tan olan bir kimse tevhit inancına sahip kimsedir. Aşağıdaki ayet ne güzel açıklamaktadır bu durumu.

بَلِ اللّٰهُ مَوْلٰیكُمْ وَهُوَ خَيْرُ النَّاصِرٖينَ

3.150 - Hayır, sizin Mevla’nız Allah'tır. O, yardım edenlerin en hayırlısıdır.

(Al-i İmran 3/150)

İman etmek yaratan Rabbe güvenmektir. Ne kadar güvenirsek, imanımız o kadar kuvvetlidir. Aksi ise insanı yine ikileme götürür. Makamına güvenmek, parana güvenmek, şeyhinin şefaatine güvenmek gibi… Ama bağışlayan ve merhamet eden Allah’a güvenmemek… Düşünmesi bile bir faciadır.

Konumuzu iki ayetle bitireceğim.

1.5 - (Ya Rabbi) Ancak sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz!
1.6 - Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet.
(Fatiha 1/5-6)

Allah sadece kendisine kul olan ve ona tevekkül eden kullarından kılsın.

Kuran ne diyor.org






 

 

 

 

 

Yazıyı paylaş