(Enfâl - 20.Ayet)

TEVBE – EVBE – İNABE- İSTİĞFAR

TEVBE – EVBE – İNABE- İSTİĞFAR

Tevbe/tövbe, evbe, İnâbe ve istiğfarın farkları nedir? Hangisi hangi durumda yapılır?

Tevbe/Tövbe kelimesinin sözlük anlamı, dönmektir. Terim anlamı ise, dine göre, çirkin görülen kötü durumdan vazgeçip, dinin övdüğü bir duruma dönmektir. Allah'a yönelmektir.

Tövbenin üç şartı vardır: 

Birincisi: Şimdiye kadar yaptığı kötülüklerden dolayı ciddi pişmanlık duymaktır.

"Pişmanlık tövbedir."

(Ahmet b. Hanbel, I/376, 423)

Hadisi şerifi, tövbenin önemine işaret etmektedir.

İkincisi:  Kişinin içinde bulunduğu zamanını iyice değerlendirmesi, yani, kötü hallerinden sıyrılıp, güzel şeylerle donanmasıdır.

Üçüncü olarak, tövbe edenin bundan böyle eski kötülüklere dönmeyeceğine dair azm-u cezm etmesi/kesin karar vermesi.

(Kuşeyrî, Risale, s.91-94)

"Allah tövbe edenleri ve temizlenenleri sever."

(Bakara, 2/222)

Mealindeki ayette, samimi tövbe edenler için büyük bir müjde vardır.

Evbe kelimesinin sözlük anlamı: iradeye bağlı olarak bir yerden bir yere dönmektir. Terim olarak evbe de tevbe gibi, günahlarından vazgeçip, Allah'a itaat etme yoluna girmektir.

"Eğer iyi kimseler olursanız, şüphesiz Allah evbe/tövbe edenleri bağışlayacaktır." 

(İsra, 17/25)

Mealindeki ayetten de bu mana anlaşılmaktadır.

İnâbe kelimesinin sözlük anlamı; tekrar, tekrar -defalarca- dönmek, bir şeye dönüş yapmaktır. Terim olarak anlamı: Samimi bir şekilde Allah'a teslim olmak, ona yönelmek ve tövbe etmektir.

(Isfahanî, "NVB" maddesi).

"Allah, kendisine İnâbe eden/samimi olarak kendisine yönelen kimseleri doğru yola iletir." 

(Râd, 13/27)

Mealindeki ayetten de bu kelimenin, samimi olarak Allah'a yönelmek, ona dönmek manasında olduğunu anlamak mümkündür. 

İstiğfar kelimesinin sözlük anlamı: bağışlanmayı dilemektir. Terim anlamı ise: yaptığı kötülüklerden pişman olup, Allah'tan bağışlamasını dilemektir.

"Rabbini hamd ile tesbih et ve ondan bağışlanmanı iste. Şüphesi o tövbeleri çok kabul edendir." 

(Nasr, 110/3) 

Mealindeki ayette görüldüğü gibi, istiğfar ile tövbe arasında yakın bir ilişki vardır. Onun için ikisi birlikte seslendirilmiştir.

Bazı âlimlere göre; tövbe üç kısımdır

Başlangıcı tövbe, ortası İnâbe, sonu ise evbe ’dir." 

(Kuşeyrî, s.94).

Bazılarına göre, Cehennem korkusuyla yapılan tövbenin adı, tövbedir. Cennet arzusuyla yapılan tövbenin adı, inabedir. Ne cennet sevdası ve ne de cehennem korkusu olmaksızın, yapılan tövbenin adı, evbedir.

(bk. a.g.e).

Bazılarına göre tövbe, sade müminlerin vasfıdır.

"Ey Müminler! Hepiniz top yekûn Allah'a tövbe edin."

(Nur, 24/31)

Mealindeki ayette bunu görmekteyiz.

İnâbe ise, Allah'a yakın olanların, evliyanın vasfıdır. Şu ayette bunu görmekteyiz.

"Cennet de takva sahiplerine yaklaştırılır. O, zaten uzak değildir. (Onlara denir ki:) “İşte size vaat edilen cennet budur. Allah’a yönelen ve Onun emirlerini koruyan herkes için... Görmediği halde, Rahman’dan korkan ve İnâbe etmiş/Allah’a yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir." 

(Kaf, 50/31-33). 

Evbe ise, peygamberlerin vasfıdır. Nitekim Kur'an'da bu vasıf, Eyüp (as) için kullanılmıştır:

"O ne güzel bir kuldur. Gerçekten her zaman "evbe den"/ Allah'a yönelen, yakarıp yalvaran bir kimseydi." 

(Sad, 38/44). 

TEVBE 

Tevbe kulun kusurunu Hakka götürmesi, günahlarını itirafla, pişmanlığını beyan edip, Allah’a sığınmasıdır. Tevbe, rücu manasına gelir. Yani müminin, kötü huylardan İslam’ın ruhuna zıt davranışlardan sıyrılmasına, samimiyetle güzel huylara rücu etmesine tevbe denilmiştir.

Ehl-i sünnet âlimleri tövbenin şartlarını sekiz olarak kabul etmiştir.

1-Geçmiş günahlardan dolayı pişmanlık duymak.

2-Hal-i hazırdaki günahı terk etmek

3-Gelecekte bir daha yapmamaya azmetmek.

4-İnsanların haklarını korumak.

5-İnsanlara yapılan haksızlığı önlemek.

6-Geçmiş farzları kaza etmek.

7-Nefisle mücadeleye devam ederek haram olan şeylerden kaçınmak, yiyecek ve giyecek vs. helal yoldan temin etmek

8-Kalbi Tul-i emelden, haset ve hileden temizlemek.

“Hepiniz Allah’a tevbe edin ey Müslümanlar! Ta ki korktuğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız.”

(Nur 24/31) 

“Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah’a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Nebisi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların önlerinden ve sağlarından (amellerinin ) nurları aydınlanıp gider de, ( Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü sen her şeye kadirsin.) derler.”

(Tahrim 66/ 8) 

Nasuh tövbesi (Ayette geçen: Hatasını kabul etmesi, günahından dolayı üzülmesi ve artık bir daha yapmamaya karar vermesi olarak bilinir.)

“Ey kavmim! Rabbinizden bağış dileyin; sonra da ona tevbe edin ki, üzerinize yağmuru bol bol göndersin ve kuvvetinize kuvvet katsın, Günah işleyerek (Allah’tan) yüz çevirmeyin.”

(Hud 11/52) 

Serry Sakatı; Tövbeyi, “Günahı unutmandır” diye tarif eder. Mümin daima Allah’ı zikirde bulunduğu için, kalplerinde masivayı (Allah’tan başka her şey) barındırmazlar, günah da bir masivadır.

İnsanların bulundukları derecelere göre Tövbeyi üç kısma ayırmak mümkündür. 

1-Avamın tövbesi, günahlardan tevbe etmek.

2-Havasın tövbesi, gaflet içinde geçen zamandan tevbe

3-El-hassu’l-havassın tövbesi, hasenatı bir an terkten dolayı yapılan tevbe

Resulullah sa. Buyurdu ki: “Günahından tevbe eden, hiç günah işlememiş kimse gibidir.”

Ali ra. Rasulullah’tan rivayet ediyor: Birisi Rasulullah’a geldi ve halini anlattı araların da şu konuşma geçti:

- Ben bir günah işledim

- Allah’a tevbe et, bir daha da o günahı işleme

- Tevbe ettim; ama yine döndüm.

- Tekrar Allah’a tevbe et; bir daha o günahı işleme

- Ne zamana kadar?

- Ta şeytan sana vesvese verip günah işletmekten aciz kalıncaya kadar.

“Bir kimse, bir kötülük yapar veya nefsine zulmederse sonra da Allah’tan bağış talebinde bulunursa Allah’ı bağışlayıcı ve merhametli bulur.”

(Nisa 4/110) 

“Ancak, tevbe ve iman eden, yararlı iş yapanlar hariç; Allah bunların kötülüklerini iyiliğe çevirir…”

(Furkan 25/70) 

Yani demiştir ki: Allah o kulu değiştirir. Kötü işlerden alır, iyi davranışlara çeker. Bu işte başarı ihsan eder ki, yararlı iş yapabilsin. Yani, daha önce yaptığı kötü işlerin yerine demektir.

Allah’a ortak koşmak ve Allah’ı inkâr etmekten daha büyük bir günah yoktur.

“Kâfir olup duranlara söyle: Kendilerini küfürden alıkorsa geçmiş günahları bağışlanır…”

(Enfâl 8/38) 

Sözlükte “Pişmanlık, dönme, nedamet” anlamına gelen tevbe, İslami bir kavram olarak, kulun işlediği kötülük ve günahlara pişman olup, onları terk ederek Allah’a yönelmesi, emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmak suretiyle Allah’a sığınarak bağışlanmasını dilemesi demektir.

Tevbe, kula nispet edilince, arızi olan günah halini bırakıp asli olan salah haline dönmek; Allah’a nispet edilince de tali olan gazap bakışından, asli olan rahmet bakışına dönmek anlamına gelir. Günahlardan dolayı tevbe etmek farzdır. Kuran’da tevbe ve türevleri seksen altı defa geçmektedir. Tevbe ilk insanla birlikte başlar.

Bu tövbenin Nasuh tövbesi olması istenmiştir.

(Tahrim 66/8)

Nasuh tövbesi: Samimi, ciddi ve günaha bir daha dönmemek üzere yapılan tövbedir. Resulullah her konuda olduğu gibi tevbe konusunda da ümmetine örneklik etmiş, hem de müminleri tevbe etmeye davet etmiştir.

(Buhari, Deavat 4; Müslim, Tevbe, 1, 78)

- Küfürden imana dönmek kâfirlerin

- Kötülüklerden iyiliklere dönmek fasıkların

- Kötü huylardan iyi ahlaka dönmek ebrarın (iyilerin)

- Masivadan Hakk’a dönmek nebi ve velilerin tövbesidir.

Tövbenin bir kısım şartları vardır. 

- Günaha pişmanlık duymak

- Günahı derhal terk etmek

- Bir daha eski hale dönmemeye azmetmek.

Tevbenin rükünleri ise

- Farzların yerine getirilmesi

- Borçların ödenmesi

- Helal lokma yenilmesidir.

Tevbe edene taib, tövbekâr denir. İnsanı yeniden hayata bağlayan, ona ümit ve yaşama isteği veren, onu Allah’a yönelip inanç ve imanını kuvvetlendiren, doğru ve dürüst davranmasını sağlayan, herkesin hakkını gözeten ve kendi hakkına razı olan bir kişi haline gelmesine vesile olan tövbenin insan hayatındaki rolü büyüktür.

“…Ey nefislerini boşuna harcayan kullarım; Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah, bütün günahları bağışlar. Çünkü o, günahları bağışlayandır. Merhamet sahibidir.”

(Zümer 39/53) 

Resulullah sa. “Bir kimse, can boğaza gelmeden önce tevbe ederse, Allah onun tövbesini kabul buyurur.”

Resulullah sa. Buyurdu: “Allah Teâlâ der ki: Nedir bu âdemoğlunun hali? Günah işler, benden bağışlanma talebinde bulunur; onu bağışlarım. Durmaz; döner, yine günah işler. Yine bağış talebinde bulunur; tekrar bağışlarım. Onun bu hali nedir? Ne o ümitsizliğe düşer ne ben bağışlamaktan bıkarım. Meleklerim, sizi şahit tutuyorum. Ben o kulumu bağışladım.”

“Allah’ın rahmetinden ancak kâfirler ümitlerini keserler.”

(Yusuf 12/87) 

“O, kullarının tövbesini kabul eden, kötülükleri bağışlayan ve yaptıklarınızı bilendir.”    

(Şura 42/87) 

Resulullah sa. Buyurdu ki: “Allah’a yemin olsun ki, ben, günde yüz defa Allah’a tevbe ederim.”

“Kim bir kötülük yapar yahut nefsine zulmeder de sonra Allah’tan mağfiret dilerse Allah’ı çok bağışlayıcı ve esirgeyici bulacaktır.”

(Nisa 4/110) 

“O, kimseler ki, kötülük işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman Allah’ı anar, günahlarına bağış talebinde bulunurlar. Allah’tan başka günahları bağışlayan kim vardır?”

(Al-i İmran 3/135) 

“Bir de onlar yaptıkları kötülüklerde bile bile ısrar etmezler. Bunlara mükâfatları; Rablerinden mağfirettir. Altlarından ırmaklar akan cennettir. Orada ebedi kalırlar. Faydalı işler yapanların mükâfatı ne kadar güzeldir.”

(Al-i İmran 3/136) 

“O EVVABİN’İ çok çok bağışlayandır.”

(İsra 17/25) 

EVVABİN, günah işleyip peşinden tevbe edendir. Günah işleyip yine tevbe edendir. Günah işleyip tekrar tevbe edendir. Hasan Basri’ye soruldu bu tevbe işi, ne zamana kadar sürer?

Şöyle buyurdu. Ne zamana kadar süreceğini bilmem; ancak mümin kulun huyları arasında tevbe olduğunu bilirim. 

Âlimler derler ki: İrfan sahibinin altı özelliği vardır.

1-Allah’ı andığı zaman iftihar eder

2-Nefsini andığı zaman hakir görür

3-Allah’ın ayetlerine baktığı zaman ibret alır.

4-Bir musibete, bir şehvete dalacağı zaman hemen kendini çeker.

5-Allah’ın affını düşündüğü zaman sevinir.

6-Günahlarını hatırlayınca da istiğfar eder.

“Ey insanlar! NASUH tövbesi ile Allah’a tevbe ediniz…”

(Tahrim 66/8) 

İbn. Abbas şöyle tefsir etti: Kalpten pişmanlık duymaktır. Dille Allah’tan bağış talebinde bulunmaktır. İçinden de aynı hataya tekrar düşmemeyi istemektir.

 

Günah iki türlüdür 

- Allah ile kullar arasında günah

- Kulların kendi arasında ki günahlar

Bir kul Allah’a tevbe ederse o kul daha oradan ayrılmadan onun günahını bağışlar. Kullar arasındaki günahların tövbesi ise onların gönüllerini almadıkça tövbenin hiçbir faydası olmaz.

Ölçülü hareket her şeyde güzeldir; ancak şu üç şey müstesna: 

1-Namaz vakti gelince hemen kılınmalı

2-Ölünün defin işinde acele edilmeli

3-İşlenen günahtan hemen sonra tevbe yapılmalı (farkına varılır varılmaz.)

İnsanın tevbe ettiği şu dört şeyle bilinir: 

1-Dilini boş sözden, gıybetten, yalandan alması ile

2-Hiç kimseye kalbinde kıskançlık ve düşmanlık beslememesi ile

3-Kötü arkadaşlardan ayrılmakla

4-Ölüme hazırlık yapması ile

Allah Teâlâ tevbesini kabul ettiği kuluna dört ikramda bulunur. 

1-Allah Teâlâ onun günahlarını bağışlar. Hiç günah işlememiş gibi yapar.

2-Allah Teâlâ onu sever

3-Şeytanı ona musallat etmez.

4-Dünyadan ayrılmadan önce Allah Teâlâ onu korktuklarından emin kılar.

“Onlara melekler gelir: Korkmayınız; üzülmeyiniz. Vaat olunduğunuz cennetle sevininiz, derler.”

(Fussilet 41/30) 

Resulullah sa. Buyurdu ki: “Bir kimse, bir mümini, işlediği bir suçtan dolayı ayıplarsa aynı suçtan dolayı ayıplanmadan dünyayı terk etmez.”

İbn. Abbas şöyle anlatır:

Mümin bir kul, günahından tevbe edince tövbesi kabul olunur. Hafaza meleklerine ona yazdıkları kötü işleri unutturulur. Hata işleyen duygularına da hataları unutturulur. Böylece Kıyamet gününe gelir; aleyhine şahitlik eden bulunmaz.

İbn. Abbas şu ayeti okudu:

“İnsan, önündeki Kıyameti yalanlamak istiyor.”

(Kıyamet 75/5) 

Ve şöyle tefsir etti: Günah işlemeye devam eder. Tövbeyi de erteler. Sonra tevbe ederim, der durur; ölümü gelince bulunduğu kötülük üzerine gider.

İbn. Abbas daha sonra şu hadisi nakletti:

“Müsavvifler helak oldu.” Yani sonra tevbe ederim, diyen kimseler…

“Muhakkak Allah kullarından tövbeyi kabul eder. Günahlarından da geçer.”

(Tevbe 9/104) 

Allah Teâlâ’nın kullara merhametine bak ki; günah işledikleri halde onlara mümin adını verdi:

“…Ey iman edenler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki; kurtuluşa eresiniz.”

(Nur 24/31) buyurdu. Tevbe sonunda da onları sevdiğini şöyle anlattı:

“…Allah tevbe edenleri ve temizliğe itina gösterenleri sever.”

(Bakara 2/222)

 “Allah (ağır yükleri) sizden hafifletmek ister: (Çünkü) insan zayıf olarak yaratılmıştır.”

(Nisa 4/28)

İnsan zayıf olarak yaratılmıştır. Hata yapabilir. Bu hatalarda ısrar yapılmaz. Hemen dönülür. Örnekleri nebilerden verelim.

 “Balık sahibi (Yunus'u da); hani o, kızmış vaziyette gitmişti ki; bundan dolayı kendisini sıkıntıya düşürmeyeceğimizi sanmıştı. (Balığın karnındaki) Karanlıklar içinde: "Senden başka ilah yoktur, sen yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum" diye çağrıda bulunmuştu.”

(Enbiya 21/87)

Âdem ve eşi şu şekilde dua ettiler. 

 “Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız."

(Araf 7/23)

Tövbe etmeyen bir kimse kendisini eksiksiz görür. Allah tövbe etmeyen kuluna değer vermez. Allah nebilerini bile tövbeye davet etmektedir.

Günahlarından tövbe etmeyeni Allah niçin bağışlasın ki. Her gün namazlarımızda şu ayeti tekrara ederiz. Ne güzel bir ayet.

“Rabbimiz, hesabın yapılacağı gün, beni, anne babamı ve mü'minleri bağışla!”

(İbrahim 14/41)
Başka söze ne hacet var.

Kurannediyor.org

 

Yazıyı paylaş