(Duhân - 53.Ayet)

TEBLİĞİN KURANLA YAPILMASININ SEBEBLERİ

TEBLİĞİN KURANLA YAPILMASININ SEBEBLERİ

 

İslamın tebliği neden sadece Kuranla yapılmalıdır. Başka kitaplarla yapılmamalıdır? 

1- Allah’ın helal kıldığını haram, haram kıldığını helal kabul edemeyiz. Böyle bir yetki Nebiye bile verilmemiştir.

 “ Ey Nebi! Eşlerini memnun etmek için, neden Allah’ın sana helal kıldığı bazı şeyleri haram kılıyorsun?”

(Tahrim 66/1) 

 “Buna göre, artık, kendi yalanınızı Allah’a isnat ederek öyle dilinize geldiği gibi yalan yanlış (Bu helaldir, şu haramdır) demeyin; çünkü haberiniz olsun, Allah’a yalan isnat edenler asla kurtuluşa eremezler.”

(Nahl 16/116) 

2- Kendi kişisel görüşünüzü insanlara dinin hükmü imiş gibi nakletmek.

 “Kendi uydurduğu yalanları Allah’a yakıştıranlardan veya O’nun mesajlarını yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir?”

(Enam 6/21) 

3- Allah’ın indirdiğini yeterli görmemek

 “Kendilerine okunmakta olan kitabı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Elbette iman eden bir toplum için bunda rahmet ve ibret vardır.”

(Ankebut 29/51) 

- Ölü eti, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilen, boğulmuş, vurulmuş, yüksek bir yerden düşmüş, boynuzlanmış yırtıcı hayvan tarafından yenmiş, -(henüz canlıyken yetişip) kestikleriniz hariç,- dikili taşlar üzerine boğazlanan (hayvanlar) ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar fısktır (günahla yoldan sapmadır.) Bugün inkâra sapanlar, sizin dininizden (dininizi yıkmaktan) umut kesmişlerdir. Öyleyse onlardan korkmayın, yalnız Benden korkun. Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip beğendim. Kim 'şiddetli bir açlıkta kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa' -günaha eğilim göstermeksizin- (bu haram saydıklarımızdan yetecek kadar yiyebilir.) Çünkü Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

(Maide 5/3) 

“Biz onların dediklerini çok iyi biliriz. Sen onların üzerlerinde bir zorlayıcı değilsin. Tehdidimden korkanlara Kur’an’la öğüt ver.”

(Kaf 50/45) 

“Eğer Peygamber bize atfen bazı sözler uydurmuş olsaydı. Elbette onu kıskıvrak yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık.”

(Hakka 69/ 44-46) 

Allah Teâlâ Rasulullah’a ve dolayısıyla gelecek olan bütün din adamlarına ve âlimlerine Kur’an’la öğüt vermelerini emretmektedir. 

4- Küçümsemek Din için Kur’an dışında bir kaynak aramak veya Kur’an dışı bir kaynaktan din adına fetva vermek Kur’an’ı küçümsemek anlamına gelir.

 “Şunu da söylemelisiniz: "Eğer bize Kitap indirilmiş olsaydı, onlardan daha doğru yürüyüşlü olurduk." Artık size Rabbinizden bir beyyine, bir kılavuz ve bir rahmet gelmiş bulunuyor. Allah'ın ayetlerini yalanlayıp onlardan yüz çevirenden daha zalim kim var? Ayetlerimize sırt dönenleri, yüz çevirmeleri yüzünden azabın en acıklısıyla cezalandıracağız.”

(Enam 6/157) 

Yüce Allah Müslüman din âlimlerini bu duruma düşmemeleri için bu ayetle uyarmaktadır. 

5- Neyin doğru neyin eğri olduğu konusunda bizim kendi görüşümüze uyan ayet getir  Diyenler:

 “Ayetlerimiz onlara açık seçik parçalar halinde okunduğu zaman, bize ulaşmayı ummayanlar şöyle dediler: "Bundan başka bir Kur'an getir yahut bunu değiştir." De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için söz konusu olamaz. Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum. Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkuya düşerim."

(Yunus 10/15) 

Kişisel görüşlerle din adına fetva verilmemelidir. Bunu resul de yapsa başkası da yapsa hesabı sorulur. Kaldı ki resuller de hesaba çekilecek. 

 “Elbette kendilerine resul gönderilen kimseleri de, gönderilen resulleri de sorguya çekeceğiz..”

( Araf 7/6) 

6. Tefrikaya (Ayrılık) sebep olması.         

İnsanlar, dinin temel esaslarına, kendi beşeri düşüncelerine vehimlerine ve felsefelerine göre; dinin hükümlerine, hurafeleri ve batıl inançları katmışlardır.

Önemsiz meseleleri önemli hale getirmişler ve dinin temel esaslarını gölgeleyip, önemsiz meseleler üzerinde ayrılığa düşmüşlerdir. Dinin ruhundan uzaklaşan bu insanlar sayısız din ve mezhep üretmişler, zamanla mezhepler dinin yerini almışlardır.

Hâlbuki Âlemlerin rabbi olan Allah bizden tefrikaya düşmememizi emretti. Bu gün islâm ülkeleri asırlardan beri fırkalara ayrılmış ve her bir fırka kendisinin hak olduğunu söylüyor. Herkes sadece Kuran etrafında toplanmış olsalar aralarına tefrika girmeyecek. 

“Hep birlikte Allah'ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O'nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.”

( Al –i İmran 3/103) 

“Dini ayakta tutun ve onda tefrikaya düşmeyin.”

( Şura 42/13) 

“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte bunlar için büyük bir azap vardır.”

(Ali-İmran 3/105) 

“Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (Olmayın. Bunlardan) her fırka, kendilerinde olan ile böbürlenmektedir.”

( Rum 30/32) 

“Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir.”

(Enam 6/159) 

Allah’ın ayetleri kevni ve kitabı olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkar. Allah’ın eşyaya koyduğu yasalara kevni ayetler deriz. O ayetleri tebliğ ederken de bu Allah’ın ayetleridir şeklinde tebliğ etmeliyiz. 

Diğer kaynağı da kurandır. Kuranın içindeki ayetlere inanmak imandır ve Kuranın içindekileri yapmak salih ameldir. Müslümanlar hep bir olalım ve Kuranın çevresinde halkalar oluşturalım. Kuranı kendimize mürşit edelim cennete gidelim. Selamette olun.

 

 

 

Yazıyı paylaş