(A’râf - 88.Ayet)

ALLAHI ZİKRETMEK

 ALLAHI ZİKRETMEK  

Kuran da geçen zikir kelimesi tarikat ve cemaatlerin ellerinde boncuklar veya sayımatiklerle belirli sayılarda bazı kelimeleri tekrarlamak mıdır? Bu konuyu Kuran ayetleri eşleğinde görelim. 

"Ey İman Edenler! Allah'ı Çok Çok Zikredin." 

(Ahzab: 33/41)

Bu ayette Allah’ın çok çok zikredilmesi emredilmektedir

 Sana Kitap'tan vahyedileni oku ve namazı dosdoğru kıl. Gerçekten namaz, çirkin utanmazlıklar (fahşa)dan ve kötülüklerden alıkoyar. Allah'ı zikretmek ise muhakkak en büyük (ibadet) tir. Allah, yaptıklarınızı bilir.

(Ankebut: 29/45) 

Bu ayette Kuran okumamız, namazı kılmamız, çirkin ve kötü şeylerden uzak durmamız emredilmektedir. Ayetin bitiminde ise en büyük ibadetin Allah’ı zikretmek olduğundan bahsedilmiştir 

Rabb ‘inizden bir lütuf ve bereket istemenizde hiç bir sakınca yoktur. Arafat'tan ayrılıp akın ettiğinizde Meş'ar-i Harâm’da Allah'ı zikredin. O'nu, O'nun size gösterdiği gibi anın. Siz bundan önce gerçekten sapıklardan idiniz.

(Bakara: 2/198)

Hacda Meş’ar-i haramda Allah’ın zikredilmesinden bahsedilmiştir. Onun size gösterdiği şekilde zikredin denilmiştir.

Konumuz zikir nedir nasıl olmalıdır, Allah bize zikri ne şekilde öğretmiştir. Bunu bulmaya çalışacağız. 

"Zikrullah Elbette En Büyük (İbadet)tir." 

"O Size Nasıl Hidayet Ettiyse, Siz de O'nu Öylece Zikredin." 

Şimdide zikir ile ilgili bazı özlü sözlere bakalım. 

"İnsan Bir Şeyi Severse Daima Onu Anar." 

(Camiu’s-Sağir’de)

"Kulum Beni Zikredip Dudaklarını Benim İçin Kıpırdattığı Müddetçe Ben Kulumla Beraberim." 

(İbn-i Mâce)

"Kıyamet Gününde Allah Katında En Faziletli Kul, Dünyada İken Allah-u Teâlâ'yı Çok Zikretmiş Olandır." 

(Camiu’s-Sağir’de) 

ZİKRULLAH 

Mânâ ve Önemi:

Zikrin mânâsı, Allah-u Teâlâ'nın yüceliğini medh-ü senâ etmek maksadı ile dilden ve gönülden gelen güzel kelimelerle anmak demektir.

İçinde mutlaka Allah’ın olduğu ve onu hatırlayarak Allah’ın dediği gibi yapılan her iş zikirdir. Namaz, oruç, infak, zekât… Gibi

Hatırlamak, hatırlatmak, anmak, zihinde tutmak, sözünü etme, söyleme, anma ve anlatma manalarına gelir. 

Şimdi Kuran ayetleri eşliğinde konuya açıklık getirmeye çalışalım 

20.14 - Gerçekten Ben, Ben Allah'ım, Ben'den başka ilah yoktur; şu halde Bana ibadet et ve beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl.

(Taha: 20/14) 

"Benim zikrim için namaz kıl!" 

Âyet-i Kerime’si ile dinin direği ve temeli, ibadetlerin rehberi olan namazı emretmiş olduğu gibi: Zikir Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan her şey demektir.

Günde belirli vakitlerde emredilen namazla, en az Allah’ı zikretmek beş defa emredilmiştir. 

Zikrullah: Arap dilinde anmak, hatırlamak, hatırlatmak, hatırlatıcı, hatırdan çıkarmamak, unutmamak, düşünmek, öğüt almak, ibret almak, uyarıcı, öğüt gibi anlamlar karşılığı kullanılmaktadır.

Şimdi şu ayete dikkat edelim

3.191 - Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateşin azabından koru."
(Al-i İmran 3/191)

Her vaziyette Allah’ın zikredilmesi gerektiği bildirilmektedir. Bu zikrin tefekkür şeklinde olması bildirilmektedir. Allah’ın yaratması hakkında düşünülmesiyle Allah’ın hatırlanması dile getirilmektedir. Böyle bir zikir öğülmektedir. 

Allah-u Teâlâ iman edip amel-i sâlih işleyenleri ve çok çok zikredenleri ayırmaktadır: 

26.227 - Ancak iman edip, güzel ve makbul işler yapanlar, Allah'ı çok zikredip ananlar ve zulme maruz kaldıktan sonra haklarını savunanlar müstesna. Zalimler de nasıl bir inkılab ile devrileceklerini, yakında öğrenirler.

(Şuara 26/227) 

"Ancak iman edip amel-i sâlih işleyenler ve Allah'ı çok çok zikredenler müstesnadır." 

Zikrullah ve Şükür:

Zikrullah, hidayete ermenin bir şükran ifadesidir: 

Rabbinizden bir fazl istemenizde sizce sakınca yoktur. Arafat'tan hep birlikte indiğinizde Allah'ı Meş'ar-ı Harâm’da anın. O, sizi nasıl doğru yola yöneltip ilettiyse, siz de O'nu anın. Gerçek şu ki, siz bundan evvel sapmışlardandınız.

(Bakara: 2/198) 

"O size nasıl hidayet ettiyse, siz de O'nu öylece zikredin. Bundan önce siz sapıklardan idiniz." 

Cahillerden idiniz, Allah-u Teâlâ'yı nasıl zikredeceğinizi bilmiyordunuz. Şimdi ise hidayete ermiş bulunuyorsunuz. Hidayet ve iman nimetine karşılık O'na şükrediniz. 

Allah-u Teâlâ'nın Kulunu Anması:

Zikrullah taatlerin efdalidir. Çünkü zikrin sevabı Allah-u Teâlâ'nın kulunu zikretmesidir.

Âyet-i Kerime’sinde: 

"Siz beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim." buyuruyor.

(Bakara: 2/152) 

Bu Âyet-i Kerime’ye birçok manalar verilmiştir.

Şöyle ki;

Bana itaat ederek siz beni zikrediniz, ben de sizi rahmetimle mağfiretimle zikredeyim.

Siz beni dua ile zikrediniz, ben de isteklerinizi size vererek sizi zikredeyim.

Siz beni övgü ile zikrediniz, ben de sizi övgü ile nimetlerle zikredeyim.

Siz beni ihlâs ile zikrediniz, ben de sizi halâsla, kurtuluşla zikredeyim.

Siz beni dünyada zikrediniz, ben de sizi ahirette zikredeyim.

Siz beni refahınız rahatınız zamanında zikrediniz, ben de sizi belâ ve musibete uğradığınız zaman zikredeyim.

Siz beni ibadetle zikrediniz, ben de sizi yardımımla, inayetimle zikredeyim. 

Siz beni yolumda cihatla zikrediniz, ben de sizi hidayetimle zikredeyim.

Siz benim ulûhiyetimi kabul ederek zikrediniz, ben de sizi kulluğa kabul ile zikredeyim. 

Her ibadetin belli bir şartı olduğu halde, Zikrullah için hiçbir şart yoktur. Ayakta, oturarak, yatarak bile zikretmek câizdir. Abdestli olmak efdal olduğu halde, abdestsiz olarak da yapılabilir. 

Bir Âyet-i Kerime’de şöyle buyurulmaktadır: 

"Takvaya erenler, şeytan tarafından bir vesveseye uğrayınca Allah'ı zikrederler. Bir de bakarsın ki onlar gerçeği görüp bilmişlerdir bile." 

(Araf: 7/201) 

Kendi hatalarının nerede olduğunu ve şeytanın hilesinin nereden geldiğini görürler ve hemen yanlıştan sakınırlar. Böylece Allah-u Teâlâ tarafından kendisine ihsan edilen basiretleri daha da artmış olur. 

Allah’ı zikretmek, Kuranla olur. Kuran bize yaradanımız hakkında bilgiler verir. Rabbimizin bize yapmamız veya yapmamamız gereken her şeyi bildirmiştir. Kuran’a göre hayatımızı programlar ona göre yaşarsak Allah’ı zikretmiş oluruz. Kuranın bir ismi de zikirdir. 

"Kim Rahman olan Allah'ın zikrinden göz yumarsa, biz ona şeytanı musallat ederiz. Artık o onun ayrılmaz bir arkadaşıdır." 

(Zuhruf: 43/36) 

Dünyada da ahirette de onunla birlikte olur. Dünyada onu masiyete iter, kıyamet gününde onunla birlikte cehenneme girer. 

Burada zikir Kuran’dır. Hayat tarzını Kuran’a göre seçmezse, Kuran ahlakından uzaklaşırsa demektir. 

Musa Aleyhisselâm Zikrullah Emri:

Musa Aleyhisselâm Firavun'a Hak ve hakikati tebliğ etmek için Allah'u Teâlâ'dan emir aldığı zaman, kardeşi Harun Aleyhisselâm’ı kendisine yardımcı vermesini niyaz etmişti.

Daha sonra Musa Aleyhissilâm’ın şöyle söylediği Âyet-i Kerime’de beyan buyurulmaktadır: 

"Ki seni daha çok tesbih edelim ve seni daha çok zikredelim." 

(Taha: 20/33-34) 

Allah-u Teâlâ duasını kabul ederek şöyle buyurdu: 

"Sen ve kardeşin ayetlerimle gidin, beni zikrimde gevşek davranmayın." 

(Taha: 20/42) 

Çünkü Allah-u Teâlâ'nın celâl ve azametini zikreden kimse her şeyi hafif görür, O'ndan başka hiçbir şeyden korkmaz. 

Zekeriya Aleyhisselâm'a Zikrullah Emri:

Yahya Aleyhissilâm’ın doğumu ile ilgili olarak Zekeriya Aleyhissilâm’ın istemiş olduğu işaret kendisine verilmiş, insanlarla konuşmaya muktedir olamamıştı.

Bu halde iken Allah-u Teâlâ zikrullahla meşgul olmasını, şükrünü ve tesbihini çoğaltmasını emrederek şöyle buyurdu: 

(Zekeriya) "Rabbim, bana bir alamet (ayet) ver." dedi. "Sana alamet, işaretleşme dışında, insanlarla üç gün konuşmamandır. Rabbini çokça zikret ve akşam sabah O'nu tesbih et." dedi.
(Al-i İmran: 3/41) 

"Rabb ‘ini çok zikret, sabah akşam O'nu tesbih et!" 

Üç gün zarfında, işaretle olanın dışında hiç kimse ile görüşüp konuşmadan; devamlı zikrullahla, tesbih, tehlil ve ibadetle meşgul oldu. Her şeyden alâkasını keserek, huzur-u kalp ile Allah-u Teâlâ'ya yöneldi.  

Allah-u Teâlâ Âyet-i Kerime’sinde: 

"Andolsun ki Resulullah sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı arzu edenler ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir numunedir." buyuruyor.

(Ahzâb:33/ 21) 

Allah-u Teâlâ'yı çok çok zikreden müminler, böyle bir zikr-i kesirle (çok zikir) Resulullah Aleyhisselâm'a uymuş ve onu kendilerine numune edinmiş olurlar. 

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyururlar:

"En hayırlı amel, dünyadan ayrılırken dilinin Allah'ın zikriyle meşgul olmasıdır." 

(Câmiu’s-sağir’in: 4025) 

"-Yâ Resulullah İslâmî hükümler çoğaldı. Bana sımsıkı sarılacağım bir şey haber ver!"

"Dilin, Allah-u Teâlâ'nın zikriyle devamlı ıslak bulunsun." 

(Tirmizi) 

Gâfiller arasında Allah'ı zikreden, şiddetli soğuktan yaprakları dökülmüş ağaçlar arasında yemyeşil duran ağaç gibidir. 

Gâfiller arasında Allah'ı zikreden kişiye Allah cennetteki yerini ölürken gösterir. 

Gâfiller arasında Allah'ı zikreden kimsenin, bütün insanlar ve hayvanlar adedince günahlarını Allah affeder." 

(Câmiu’s-sağir’in: 4311)

 Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyurmuşlardır:

"Kim bir yere oturur ve orada Allah'ı zikretmez (hiç zikretmeden kalkar) ise, Allah'tan ona bir noksanlık vardır. 

Kim bir yere yatar, orada Allah'ı zikretmezse, ona Allah'tan bir noksanlık vardır. 

Kim bir müddet yürür ve bu esnada Allah'ı zikretmezse, Allah'tan ona bir noksanlık vardır." 

(Ebu Davud: 4856 - 5059) 

Ebu Ümame -radiyallahu anh-den rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyurmuşlardır:

"Kim yatağına temiz (abdestli) olarak girer ve uyku bastırıncaya kadar Allah'ı zikrederse gecenin herhangi bir saatinde uyanıp da Allah'tan dünya veya ahiret hayırlarından bir şey isterse Allah-u Teâlâ istediğini mutlaka ona verir." 

(Tirmizi: 3525) 

"Rabb ‘ini zikredenlerle etmeyenlerin misali, diri ve ölü gibidir." 

(Buhari) 

Zikrullah ile manevi gıdasını alan ruhlar dirilir, alamayan ruhlar ölür. 

Zikrullah, ruhun hayatı için, balığın suya duyduğu ihtiyaç gibidir. 

"İçerisinde Allah zikredilen ev ile zikredilmeyen evin misali, diri ile ölü gibidir." 

(Buhari) 

İhlâsla zikrullaha devam edenler bütün bu faziletlere erdikleri gibi, zikrullah yapılan mahaller de bu faziletten nasiplerini almaktadırlar.

Ümmü Hani -radiyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde şöyle buyurmuşlardır: 

"'Lâ ilâhe illâllah' kelimesini hiçbir amel faziletçe geçemez ve bu kelime hiçbir günah bırakmaz." 

(İbn-i Mâce: 3797) 

"Zikrin efdali Lâ ilâhe illâllah, duanın efdali ise elhamdülillah ‘tır." 

(İbn-i Mâce) 

"Lâ ilâhe illâllah" Kelime-i ülyâ ‘dır, İslâm'ın mihveridir, diğer rükünlerin üzerine oturduğu kaidedir. 

"Çok zikreden kimseyi Cenâb-ı Allah sever." 

(Camiu’s-Sağir’de) 

Sadakanın kendisi en iyi zikirlerdendir. Namazla birlikte ayetlerde hiç ayrılmaz.

Sadakaya riya karışırsa sevabını giderebilir. Zikrullah ise riyadan uzaktır, hiç kimse bilmez.  

ZİKRULLAH'TAN KAÇANLAR VE KARŞI ÇIKANLAR 

Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma. Kalbini bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi 'istek ve tutkularına (hevasına)' uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.

(Kehf: 18/28) 

"Kalbini zikrimizden gâfil kıldığımız, heva ve hevesine uymuş, haddi aşmış kimselere boyun eğme."

Onlar iradelerini iyiye, doğruya ve güzele sarf etmedikleri için, Allah-u Teâlâ kalplerini zikrullahtan gâfil kılmış, şeytanın vesveselerine terk etmiştir. 

Bizim zikrimizden/Kur'an'ımızdan yüz çeviren ve iğreti dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden, sen de yüz çevir.
(Necm: 53/29)

"Bizim zikrimize iltifat etmeyen ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir." 

Ümmet-i Muhammed'e bu bir emirdir. Zikrullahtan kaçınan kimselerden kaçınmak lâzımdır. Onlar ezelî istidatlarını kaybetmişlerdir.

Kuran’a itibar etmeyen ve kendilerine başka kitaplar veya yaşam tarzı seçenlerden yüz çevir. Onları hayat arkadaşı edinme.  

Zikrullahla hayat bulanlar Kur'an-ı Kerim’de övülürken, diğer taraftan zikrullahı sevmeyenler ve karşı çıkanlar Âyet-i kerimelerde kınanmakta ve zemmedilmektedir: 

Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır. Oysa O'ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar.

(Zümer: 39/45) 

Şeytan onları kuşattı da Allah'ın zikrini/Kur'an'ını onlara unutturdu. İşte bunlar şeytanın hizbidir. Dikkat edin! Şeytanın hizbi hüsrana uğrayanların ta kendileridir.

(Mücadele: 58/19) 

"Şeytan onlara galebe çaldı ve zikrullahı onlara unutturdu. İşte onlar şeytandan yana olanlardır."  

Şeytan onların kalplerini öyle bir istilâ etmiştir ki, onlara zikrullahı unutturmuştur. İşte şeytan, hâkimiyeti altına aldığı kimselere böyle yapar. 

Allah, kimin göğsünü İslam'a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir, (öyle) değil mi? Fakat Allah'ın zikrinden (yana) kalpleri katılaşmış olanların vay haline. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.

(Zümer: 39/22) 

"Kalpleri Allah'ı zikretmeye kaskatı olan kimselere ise yazıklar olsun! Onlar apaçık dalâlet içindedirler." 

İşte o kalpleri katılaşmış kimseler, açık bir şekilde Hak’tan uzaktırlar. Kalpleri yumuşamaz, korkmazlar, anlamazlar, farkına varmazlar. 

Ki onları, onun içinde imtihan edelim. Kim Rabbinin zikrinden/Kur'an'dan yüz çevirirse Rabbi onu, gittikçe yükselen bir azaba sokar.

(Cin: 72/17) 

"Kim Rabb ‘inin zikrinden yüz çevirirse, Rabbî onu gittikçe artan bir azaba uğratır." 

Öyle bir azapla muazzep olunurlar ki, o azapla hiçbir zaman rahat görmezler. Şiddetli azapları artar durur.

"Kalbini zikrimizden gâfil kıldığımız, heva ve hevesine uymuş, haddi aşmış kimselere boyun eğme." 

(Kehf: 18/28) 

Onlar iradelerini iyiye, doğruya ve güzele sarf etmedikleri için, Allah-u Teâlâ kalplerini zikrullahtan gâfil kılmış, şeytanın vesveselerine terk etmiştir. 

"Bizim zikrimize iltifat etmeyen ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimseden yüz çevir." 

(Necm: 53/29) 

Allah-u Teâlâ'nın zikrinden yüz çeviren, Rabbî ile râbıtasını koparan kimseler hakkında Allah-u Teâlâ Âyet-i kerime’ sinde şöyle buyurmaktadır: 

Kim benim zikrimden/Kur’an’ımdan yüz çevirirse onun için zor, sıkıcı bir hayat şekli/dar bir geçim vardır; kıyamet günü de onu kör olarak haşr ederiz.

(Taha: 20/124) 

"Kim benim zikrimden yüz çevirirse, onun hakkı da dar bir geçimdir." 

Bu gibi kimseler her ne kadar bolluk içinde olsa da, müreffeh bir hayat yaşıyor görünse de, onun hayatı sıkıntılarla, şüphelerle ve darlıklarla doludur. Onun iç huzuru ve gönül ferahı yoktur. Kararsızlıklar ve dengesizlikler içinde bocalar durur.

Allah-u Teâlâ münafıklar hakkında ise Âyet-i kerime’ sinde: 

Münafık erkekler ve münafık kadınlar, bazısı bazısındandır; kötülüğü emrederler, iyilikten alıkoyarlar, ellerini sımsıkı tutarlar. Onlar Allah'ı unuttular; O da onları unuttu. Şüphesiz, münafıklar fıska sapanlardır.

(Tevbe: 9/67) 

Onlar Allah'ı unuttu, Allah da onları unuttu." 

Âyet-i Kerime’si ile münafıklar Allah'ın zikrinden gâfil oldukları için, onları lütuf ve ihsanlarından mahrum bıraktığını beyan buyurmaktadır. 

"Allah'ı unuttuklarından dolayı Allah'ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın, onlar fasıkların ta kendileridir." 

(Haşr: 59/19) 

Âyet-i Kerime’si mucibince (gereği gibi), zikir ve fikirden gâfil olan müminleri fâsık (Doğru yoldan sapmak) kelimesi ile vasıflandırıyor.

Müminler bunlara benzememelidirler. 

Zikretmek, Kuranı birlikte okuyup onu birlikte öğrenmeye çalışan meclisler. Bu meclislerde olanların Kalplerine sekinet iner, Allah onları furkanı verir (Doğruyla yanlışı ayırt etme), Kalbini îslama açar, nur indirir (ilim ve kavrama yetisi), şeytanın şerrinden korur, hem dünyada ve hem de ahirette yardımcısı olur. 

Şu ayet ne kadar manidardır.

7.204 - Öyle ise, Kur’an okunduğunda hemen ona kulak verin, susup dinleyin ki merhamete nail olasınız.

(Araf 7/204)

 “Böyleleri, inanan ve gönülleri Allah'ın zikriyle/Kur'an'ıyla tatmin bulan kişilerdir. Gözünüzü açın! Gönüller yalnız Allah'ın zikriyle/Kur'an'la tatmin bulur.”

(Râd: 13/28)

"Onlar o kimselerdir ki iman etmişlerdir ve kalpleri zikrullahla mutmain olmuş, sükûn bulmuştur."  

İtminan, yerleşip sabitleşme demektir. Hiçbir şek ve şüphe bulunmayacak şekilde Allah-u Teâlâ'ya yakinen inanma şekline ermektir. Her türlü korku ve hüzünden sarsılmayacak şekilde emniyet elde etmektir.

Bu kalp huzuru ancak ve ancak zikrullahla husule gelir..

Gönüller O'nun dışında hiçbir şeyde karar kılamaz, hiçbiri ruhun hasretini gideremez, heyecanını itminan noktasına ulaştıramaz. 

"Ey mutmain olan nefis! Sen O'ndan razı, O senden razı olarak dön Rabb ‘ine! Gir sâlih kullarımın içine, gir cennetime!" 
(Fecr: 41/27-30) 

Zikir Allah’ın kitabını anlayarak okumaktır. Kuran’ı okumak Allah ile sohbettir ve onu hatırlamaktır.

Kuran’ı tebliğ etmek zikirdir. O tebliğe kulak verenler ve onu tasdik edenlerde zikir yapmış olurlar.

Allah’ın kitabında yapmamızı emrettiği her şeyi Allah’ı hatırlayarak o emre uymak zikirdir.

Allah’ın azametini, kudretini düşünmek, onun verdiği nimetleri hatırlamak ve Allah’a bolca hamd etmek zikirdir.

Allah cümlemizi kendisini zikreden kullarından kılsın inşallah

KURAN NE DİYOR?

 

Yazıyı paylaş