(Hûd - 90.Ayet)

ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜLENLER

ALLAH YOLUNDA ÖLDÜRÜLENLER 

Maalesef islâm ülkelerinde sürekli olarak gündeme getirilen ve kendilerinden şefaat beklenenler arasında şehitler de var sayılmıştır. Burada bu kelimeyi özellikle kullandım.

İnsanlar Allah yolunda öldürenler için bu terimi kullanmaktadırlar. Şehitlik konusu işlendiği için burada tekrar anlatarak mevzuyu uzatmak istemiyorum. İlgili bölüme bakılabilir.

Şimdi konuya esas kabul edilen ayete dönelim: 

 “Allah yolunda öldürülenler için "ölüler" demeyin. Tam aksine, onlar dirilerdir ama siz farkında olmazsınız.”

(Bakara 2/154)

Ayetin başında Allah yolunda öldürülmekten bahsediyor. Bu kısmını önce bir kenara koyalım.

Sonra diğer ayetlere geçerek, konuyu Kuran’a açıklatalım. 

 “Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi, şerle de, hayırla da deneyerek imtihan ediyoruz ve siz bize döndürüleceksiniz.”

(Enbiya 21/35)

Burada her can taşıyan mutlaka ölür diyor. 

 “Her can, ölümü tadacaktır; sonra bize döndürüleceksiniz.”

(Ankebut 29/57)

Bu ayette de her can ölümü tadar denmektedir. 

 “Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir.”

(Zümer 39/30)

Nebiler ölecek ama diğerleri canlı kalacak! Biraz düşündürücü bir durum ortaya çıkıyor. Hâlbuki Nisa 4/69 da cennetteki makamlar sıralanırken nebiler birinci sırada bahsedilmektedir.

Şimdi tekrar Bakara 2/154 dönelim orada diridirler ama siz anlamazsınız denmektedir.

Şimdi bu konuda araştırma yapan sadettin Merdin hocamızın yazısına bir göz atalım 

“ŞEHİTLER ÖLÜR

S. Merdin'in bir yazısına bakalım

Şehitler Ölmez mi? Şu an Diri midirler?

18 Mayıs 2014, 18: 40

---- Baştan şunu peşinen söyleyelim; Hiç bir ayet Kuran'ın anlam bütünlüğünden koparılıp, ona aykırı bir şekilde anlaşılamaz! Çünkü her bir ayetin diğer ayetlerle kopmaz bir anlam örgüsü vardır! Yine hiç bir ayet Sünnetullah dairesinin dışına çıkarılamaz!  Ve yine hiç bir ayet aklın temel prensiplerine aykırı olarak okunamaz! ---  Şehitlerin ölmezliğine, 

“Siz Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.” 

[Bakara 2/154] ayetini delil getirirler ve derler ki; eğer onların diri olması ahirette olsaydı o takdirde bunu herkes bilirdi. ‘Siz bilemezsiniz’ denmezdi. ‘Siz bilemezsiniz deniliyorsa şehitler berzah âleminde diridirler demektir’. 

     --- Oysa bu ayeti [Al-i İmran 3/168-9] ayetleri tefsir etmektedir. Münafıklar, Uhud’ta şehit düşen Müslümanlara ‘şayet bizi dinlemiş olsalardı öldürülmüş olmayacaklardı’ [Al-i İmran, 3/168] şeklindeki sözlerine Allah; “Allah yolunda öldürülenleri ölü sanmayın! Aksine onlar diridirler…” şeklinde cevap vermiştir. ‘Bu Allah yolunda dinleri için ölen şehitler, dinleri ile dirilenlerdir, gerçek diriliği elde etmiş kimselerdir” şeklinde bir cevaptır. ‘Esas ölüler sizsiniz, Ey münafıklar!’ demektir. Yine onlara ölü denilmemesinin istenmesi, onlara iltifat ve saygıdan dolayıdır. Müslümanları cihada teşviktir. Şehitlerin ölümü ile bir başkasının ölümü arasında herhangi bir mahiyet farkı yoktur.

--- Ayette Allah şehitleri “öldürülenler” diye niteleyerek şehitlerin öldüğünü bizzat kendisi haber vermekte, ne var ki, bizim onlara “ölü” dememizi istememektedir.   

   --- Ayetin asıl maksadı; müminleri müjdelemek, kalplerine sekinet indirmek, yatıştırmak, Allah’ın dini uğrunda sabır ve sebat göstermelerini sağlamaktır. Çünkü şehitlere ölüler demek, Allah yolunda kendini feda edenlerin cesaretini kırar.

  --- Yine [Bakara 2/154] deki,  ‘Siz bilemezsiniz’ ifadesini bazı müfessirler; ‘Bu dünya hayatındaki halinizle ahiret ahvalini anlayamazsınız’ şeklinde anlamışlardır. Yine bazı müfessirler ‘diridirler’ kelimesini ‘dirilecekler’ şeklinde anlamışlardır. Gerçekten de Kur’an gerçekleşmesi kesinlik arz eden geleceğe ait olayları bazen geçmiş, bazen de şimdiki zaman sıygasıyla anlatır. Ayette geçen ‘Onlar Rableri katında rızıklanmaktadırlar’ ifadesi, ‘onlar ahirette rızıklanacaklardır’ anlamındadır. “Inda rabbihim/ rableri katında” demek; rablerinin yanında mekânsal beraberlik değil, O’nun katında mertebesi, şanı yüksek olmak anlamındadır.

[Bakara 2/154] teki “onlar diridirler” ayetini, [Al-i İmran 3/169] ayeti tefsir eder. Onlar Rableri katında diridirler”, bu dünyada değil! Onlar bu dünyada değil, ahirette diriltileceklerdir. İsfehani, iyi kimselerin cennette yaşayacağı, kötü kimselerin cehennemde ceza göreceği Kur’ânî gerçeğini esas alarak, şehitlerin yaşayacağı ve rızıklandırılacağı yerin cennet olduğunu söyler. Allah katında olmak, mekânsal birlikteliğe değil, cennette oluşa işaret eder. Cennete giriş ise kıyametten sonra gerçekleşecektir.

Şehitlerin ve diğer insanların ölümleri arasında mahiyet bakımında bir fark yoktur. Onlar dinleri, milletleri için kendilerini feda ettiklerinden ölümleriyle ölümsüzlüğü kazanmışlardır. Yoksa gerçek anlamda mezarlarında yaşıyorlar anlamına asla gelmez. Şehitlerin cesetlerinin çürümediği hakkında anlatılanlar tam bir şehir efsanesidir. Kur’an; şehitler, nebiler de dâhil olmak üzere ölen tüm insanlar için ‘ölüler’ ifadesini kullanır. 

“(Şehitler) Allah’ın lütfundan kendilerine verdiği nimetlerin sevincini yaşayarak rızıklandırılmaktadırlar. Henüz şehit olmamış kimselere de hiçbir korku ve hüznün olmadığını müjdelemekten haz alırlar...” 

[Al-i İmran 3/170] 

Eşarî; bu ancak dünyada olur, çünkü ‘diriler henüz onlara katılmadılar, ölmediler ve öldürülmediler’ demektedir. 

*** Allah katında rızıklandırılmalarını; cennete girme müjdesi ile can verdikleri ve kıyamet günü bu müjdenin sevinci ile uyanacakları şeklinde de anlamamız da mümkündür. Şu ayet buna işarettir. 

”Şüphesiz Rabbimiz Allah’tır deyip de, sonra dosdoğru olanlar var ya, onların üzerine melekler sürekli inerler ve şöyle derler; ‘korkmayın, mahzun olmayın, size vaat olunan cennet ile sevinin’...” 

[Fussilet 41/30]

Özetle ayet; şehitlerin ölümsüz ebedi hayatta, ebediyete kadar diri kalacaklarını ve Rablerinin hususi ikramına nail olacaklarını haber vermektedir.

Ya da; şehadet şerbetini içenler, öldüklerinin farkında değillerdir. Ölüm acısını tatmamışlardır. O iç huzuru ile kıyamet sabahı tekrar dirildiklerinde kendilerinin hep hayatta kaldıklarını hissedeceklerdir. Allah’u a’lem! 

*** Şehitlerin cesetleri de diğer cesetler gibi çürür, toprağa karışır! Kur’an; şehitler için peygamberler de dâhil olmak üzere tüm insanlar için ‘ölümlüler’ ifadesini kullanır. [Enbiya 21/34, Cuma 62/29, Ankebut 29/57] ayetleri peygamberlerin öldüğünü ve onlara ölüler denilebileceğini belirtir.

Yine Allah şehitlere şu ayette “ölü” ifadesini kullanmaktadır; “Allah yolunda ölmeniz ve öldürülmeniz Allah’ın rahmeti ve bağışlamasına uğramanız demektir…” [Al-i İmran 3/157] Şehitlerin diğer müminlerin ölmüşlerinden farkı da bu “Allah’ın bağışlaması ve rahmetinin” onlara daha fazla ihsan edilmesidir. 

*** Ayetler birbirleriyle çarpıştırılamaz. Allah; ‘tüm insanlar için ölümlüdür’ ifadesini kullanmaktadır. Bunun hiçbir istisnası yoktur. Nebimizin ölmediğine inanmak, Kur’âna inanmamak demektir. 

*** Mekkeli müşrikler de Nebinin ölümlü bir insan olmasını kabullenememişlerdi. “Ne yani, Allah şimdi ölümlü bir insanı elçi mi gönderdi?” [İsra 17/94] derlerdi. Günümüzde de bazı zavallılar, onun ölümlü olmasını bir türlü kabullenememekte. “Ey Muhammed! Şüphesiz ki Sen de öleceksin, onlar da ölecek.” [Zümer/30] Birçok ayet onun ölümlü olduğunu haber vermesine rağmen bu hakikate sırt çevirirler. 

*** Gel gör ki; Kur’an’a icmalen inandığını söyleyip de, amalar ile ayetleri teker, teker inkâr edenler, öyle pek kolay pes etmezler. Bu seferde ‘şehitlere ölüler demeyiniz’ ayetine dayanarak, ‘Şehitler ölmezken, nebiler ölür mü hiç Nebiler şehitlerden çok çok üstün iken, onların ölmesi haktan reva mıdır? 

Derler. Nebilerin cesedini toprağın yemesini Allah’ın toprağa haram kıldığını söylerler. Bir defa Nebilerin ölmediğini kabul ettirdikten sonra gerisini getirmeleri çok zor olmaz. Tüm veliler de sağdır, diridir, hayatlarında iken nasıl tasarrufta bulunuyor idiyseler, şimdi de tasarrufa aynen devam eder derler. Ölen hayvandır, Hak âşıkları ölmez derler. Hatta evliyanın ruhlarının ölünce kınından çıkmış kılıç gibi daha aktif olduğunu söylerler. 

Allah, ‘her bir insan ölümü tadacaktır’ der. Lakin bu seferde, ayeti ‘nefsi ölecek, ruhu ölmeyecek’ diye çevirirler. Yani bunlara göre, Kur’an esas değil, kendi nazariyeleri esastır. Kur’an, nazariyelerinin üstünde pilav üstü nohut mesabesindedir. Onlar Kur’an’a uymazlar, onu kendilerine uydururlar. Kısaca; kitaba uymazlar, kitabına uydururlar. Zavallı Müslümanlar da ‘Uydum İmama/ kitaba demezler. Uydum cemaate/çoğunluğa der. Bir tarafta mahcur/terk edilmiş bir Kur’an, diğer tarafta sürüsüne bereket, şöhreti yedi cihana yayılmış koca, koca evliyalar! Gariban ne yapsın? Kime inansın?”

S. Merdin 

Şimdi Yasin 36/27 ayete bir göz atalım. Fussilet 41/30 ayetiyle birlikte ele alalım. 

 “Şüphesiz: "Bizim Rabbimiz Allah'tır" deyip sonra dosdoğru bir istikamet tutturanlar (yok mu); onların üzerine melekler iner (ve der ki:) "Korkmayın ve hüzne kapılmayın, size vaat olunan cennetle sevinin."

(Fussilet 41/30) 

Onların ölüm anındaki güzelliği anlatılıyor. 

 “Rabbimin beni(m geçmişteki günahlarımı) bağışladığını ve beni saygın kişiler arasına dâhil ettiğini!"

(Yasin 36/27)

Allah yolunda öldürülenler bu durumun geride kalanların bilmesini istemeleri nedeniyle bu ayette belirtilmiştir.

Kuranda bu konuda verilen müjde dolu ayetlerle devam edelim: 

 “Nitekim Rableri onlara (dualarını kabul ederek) cevap verdi: "Şüphesiz Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden bir işte bulunanın işini boşa çıkarmam. Sizin kiminiz kiminizdendir. İşte, hicret edenlerin, yurtlarından sürülüp çıkarılanların ve yolumda işkence görenlerin, çarpışıp öldürülenlerin, mutlaka kötülüklerini örteceğim ve onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacağım. (Bu,) Allah katından bir karşılık (sevap)tır. (O) Allah, karşılığın (sevabın) en güzeli O'nun katındadır."

(Al-i İmran 3/195) 

 “Selam size, sabrettiğiniz için! Ne güzeldir şu sonsuzluk yurdu!

Derler.”

(Râd 13/24) 

Bu cennete giriş ne zaman olacak bunu kurana soralım. 

 “Allah yolunda hicret edip öldürülen veya ölenlere gelince muhakkak Allah, onları güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Şüphesiz Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”

(Hac 22/58) 

 “İşte hesap günü size vaat edilen budur.”

(Sad 38/53)

ŞİMDİDE (AL-İ İMRAN 3/169-170) AYETLERİNE GELELİM 

“Allah yolunda öldürülenleri sakın 'ölüler' saymayın. Hayır, onlar, Rableri katında diridirler, rızıklanmaktadırlar.”

(Al-i İmran 3/169) 

 “Allah'ın kendi fazlından onlara verdikleriyle sevinç içindedirler. Onlara arkalarından henüz ulaşmayanlara müjdelemeyi isterler ki onlara hiç bir korku yoktur, mahzun da olacak değillerdir.”

(Al-i İmran 3/170)

Allah yolunda öldürülenler için geçen rızık kelimesi ayette görüldüğü gibi mahşerde verilecek olan tükenmeyen nimetlerdir.

“Her nefis ölümü tadacaktır, sonra bize döndürüleceksiniz, iman edip salih amel işleyenleri mutlaka cennetin yüksek yerlerine yerleştireceğiz.” 

(Ankebut 29/57)

Allah herkese cennete gireceği amelleri kazanarak vefat ettirmek nasip etsin.

KURAN NEDİYOR

 

 

 

Yazıyı paylaş