(En’âm - 116.Ayet)

KURAN’DAKİ ORUÇ

KURAN’DAKİ ORUÇ

Kuran-ı Kerim’de Bakara Suresi’nin 183, 184, 185 ve 187’inci ayetlerinde oruçla ilgili tüm bilgiler verilmiştir. Bu dört ayeti inceleyen kişi Ramazan orucuyla ilgili bilmesi gereken her noktayı öğrenir. Bu ayetler şöyledir: Yaratan Rabbin Adıyla

183- Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizin de üzerinize yazıldı. Umulur ki sakınırsınız.

184- Sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta veya yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. O’na dayananlar. Fidye olarak bir yoksulu doyurmalıdırlar. Kim gönülden bir hayır yaparsa, bu kendisi için daha hayırlıdır. Oruç tutmanız, bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.

185- Ramazan ayı ki; insanları doğru yola ileten, apaçık ve ayırt edici olan Kur’an, onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya tanık olursa, onda oruç tutsun. Hasta ya da yolculukta olanlar, tutamadıkları gün sayısınca diğer günlerde tutarlar. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bu, sayıyı tamamlamanız, sizi doğru yola ilettiğinden dolayı Allah’ı yüceltmeniz içindir. Umulur ki şükredersiniz.

187- Oruç gecesi kadınlara yaklaşmanız helal kılınmıştır. Onlar sizin giysiniz, siz de onların giysilerisiniz. Allah sizin benliklerinize yazık etmekte olduğunuzu bilmiş, tövbelerinizi kabul edip, sizi bağışlamıştır. Artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için yazdığı şeyi arayın. Fecrin ak çizgisi, beyaz çizgisinden, Sizce ayırt edilinceye kadar yiyin için, sonra da orucu geceye kadar tamamlayın…

2-Bakara Suresi 183, 184, 185, 187 Arka arkaya gelen bu dört ayete baktığımızda Ramazan orucu hakkındaki tüm bilgileri öğrenmiş oluruz. Bu ayetlerin ışığında anlatılmak istenen nedir bir de kısaca onlara bakalım:

1- Oruç Kuran’ın emrettiği, üzerimize yazılmış olan farz bir ibadettir.

(2-Bakara Suresi 183).

2- Ramazan ayı Kuran’ın indirildiği aydır ve oruç, bu ayın günlerinde tutulur.

(2-Bakara Suresi 185).

Ramazan, Ay takviminin bir ayıdır. Ay’ın hareketlerine göre belirlenir. Ay’ın görünmesiyle başlayan bu ayın başlangıcını, astronomik hesaplarla aylar, hatta seneler önce bilebiliriz. Günümüzde bu ayın başlangıcını, takvimlerle çok önceden ve çok rahat bir biçimde bildiğimiz için Ay’ı gözetlememize gerek kalmamıştır.

Günümüzde Ay ve Güneş tutulması gibi çok daha kritik gök olayları bile senelerce önceden, hem de nerelerden en iyi gözlemlenebileceğiyle beraber bilinmektedir. Bazıları “Biz takvimlere itibar etmeyiz, Ay’ı gözetleriz, gökyüzünde Ay’ı gördüğümüz zaman Ramazan ayı başlar” demektedirler. Üstelik Ay’ı ilk görene ödüller de vaat edilince, beklenenden bir gün önce Ay’ı gördüğünü iddia edenler çıkmış ve Müslümanların kimi, Ramazan ayına bir gün önceden başlamışlardır. Son zamanlarda bu hatanın düzeltildiğini ve astronomiye dayalı hesabın geç de olsa bazılarınca da kabullenildiğini görmek sevindiricidir.

3- Hastalık ya da yolculuk sebebiyle oruç tutamayanlar, tutamadıkları günlerin sayısı kadar başka günlerde oruç tutarlar.

(2-Bakara Suresi 184).

Buna karşılık orucunu kasten bozanın arka arkaya 61 gün oruç tutması gerektiği, uydurma hadislerin ve mezheplerin bir izahıdır; Kuran’da böyle bir izah geçmez.

Kuran’da, hacla ilgili bazı eksikliklerde orucun fidye olarak tutulması

(2-Bakara Suresi 196),

Yanlışlıkla ölüme sebebiyet verip köle affetme cezasını yerine getiremeyenlerin iki ay kesintisiz oruç tutması

(4-Nisa Suresi 92),

Yemin bozanların kefaret olarak oruç tutması

(5-Maide Suresi 89),

Hacda avlanma yasağını çiğneyenlerin kefaret olarak oruç tutması

(5-Maide Suresi 95),

Hanımlarını, cahiliye adetlerinde olduğu gibi anası, kız kardeşi gibi yakın akrabası ilan edip zıhar yapması, cezası olan köle azadını yerine getiremeyenlerin, kesintisiz iki ay oruç tutması (Mücadele/4) geçer.

Görüldüğü gibi Kuran, bazı suçların cezasında orucun; bu dünyadaki suçun bir karşılığı olarak tutulmasını söyler. Tüm bu detayları veren Yüce Allah, orucun kasten bozulmasının iki ay kesintisiz oruç tutma gibi bir cezası olsaydı, bunu da açıklamaz mıydı?

Madem açıklamamıştır, böyle bir ceza da yoktur. Yukarıdaki suçları incelersek, bu suçların oluşma ihtimali binde birden bile az bir ihtimaldir. İnsan hayatında olma ihtimali bu kadar az olan şeyleri bile açıklayan Yüce Allah’ın, kişilerin kasten oruç bozması gibi… Olma ihtimali çok daha yüksek olan bir olayın böyle bir cezası olsa, bunu açıklamamış olması hiç mümkün müdür?

4- Orucu zorluğuna rağmen sabredip tutanlar bir yoksulu doyuracak kadar fidye verirler

(2-Bakara Suresi 184).

Bu fidye bir kez verilir ve oruca gücü yeten herkes verir. Dolayısıyla tutulamayan günler adedince fidye vermek diye bir şey yoktur. Bazı mezhepçiler ayetin yanlış anlaşılmasından dolayı hastalığı sürekli olanlara ve yaşlılıktan dolayı oruç tutamayan Müslümanlara fidye verdirmişlerdir.

Bu şekildeki uygulamalar, Yüce Allah’ın “Allah sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez” ayetiyle çelişmektedir.

Bu durum ayrıca Bakara suresi 286 ayette müminlerin güç yetiremeyeceği şeylerden sorumlu tutulmayacağı bildirilmektedir. Her oruca bir fidye diyenler bu ayetle de çelişkiye düşerler.

Yoksulu doyurmak isteyenlerin, yoksulu neyle, ne kadar, kaç öğün doyuracakları hususları belirlenirken; aynı ayetteki “Kim gönülden bir hayır yaparsa, bu kendisi için daha hayırlıdır” ifadesinin, göz önünde bulundurulmasında fayda vardır. Yani bu konuda da Müslümanlar imkânı ölçüsünde az ya da çok fidyesini vermelidir.

5- Orucun başlangıç vakti tan yerinin ağarmasıyla başlar. Bu vakitte (tan yerinde) yani fecrin ak çizgisi beyaz çizgiden insanlar tarafından ayırt edildiği yani gözle görülebildiği andır. Çünkü Yüce Rabbimiz ayetinde “SİZCE” ifadesini kullanmaktadır. Bu aynı zamanda sabah namazının da başlangıç zamanıdır. Orucun süresi geceye dek devam eder. Kuran’da bir günün, gece ve gündüz diye iki kısım olduğunu görüyoruz. Orucun bitiş zamanı gecenin başı yani gündüzün sonudur (2-Bakara Suresi 187).

6- Oruç gecesi kadınlara yaklaşabileceğimiz söylenir

(2-Bakara Suresi 187).

“Yaklaşma” kelimesi mecazi anlatımlı bir kelimedir. Kadın erkek cinselliği için aynı şekilde Türkçe ’de de “beraber olma” gibi deyimler kullanılmakta, bu deyimle “cinsel ilişki” kastedilmektedir. Yine Bakara Suresi 187. ayette, orucun başlangıç vaktine kadar yiyebileceğimiz ve içebileceğimiz söylenir.

Fakat oruçluyken; 1- yeme, 2- içme, 3- cinsel ilişkiye girme, hususları, yapılması yasaklanan şeylerdir. Orucun bitiş vakti olan gecenin başlangıcından itibaren bunlar serbest bırakılmıştır. Kan vermenin, kusmanın, küfretmenin, kavga etmenin orucu bozduğu şeklindeki izahlar uydurmadır. Orucu oluşturan unsurlar bellidir. Yemek, içmek ve cinsel ilişki dışında hiçbir şey orucu bozmaz. Görüldüğü gibi Kuran’ın anlattığı Ramazan ayında tutulması emredilen oruç, bu dört ayette açıklanmıştır. Oruç adına ne anlaşılacaksa bu dört ayetten anlaşılmalıdır. Cenab-ı Allah, geçmişte tuttuğumuz ve bundan sonra tutacağımız oruçlarımızı kabul etsin inşallah…

Oruç sabır işidir. Orucumuzu öfke nöbetleri ile ailemize, çevremize ve beraberimizde bulunanlara tutturmayalım kendimiz tutalım.

Allah daha nice bunun gibi güzel Ramazan aylarına ulaştırmak nasip etsin

Allah’a emanet olun…

Mehmet Çetinkaya

Araştırmacı Yazar

Yazıyı paylaş